MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Çıplak Ayaklıydı Gece Bir Ses Böler Geceyi — Ahmet Ümit

Çıplak Ayaklıydı Gece Bir Ses Böler Geceyi
87,69
Türk EdebiyatıEdebiyatRoman Yerli

Çıplak Ayaklıydı Gece Bir Ses Böler Geceyi

Ahmet Ümit

Everest Yayınları

2016-08-10376 sf.
Ciltsiz10,5 X 171. Hamur
Everest YayınlarıEn ucuz

Çıplak Ayaklıydı Gece Bir Ses Böler Geceyi

Ahmet Ümit

Bir Ses Böler Geceyi Dolunayın ışığında bir köy mezarlığı Mezarlığın duvarına çarpan bir cip Gecenin karanlığında uçuşan düşler Issız köyün ortasında kocaman bir cem evi Konuğunu yitirmiş bir mezar Cem töreninde arınmayı bekleyen bir ölü Bu olanların sessiz tanığı bir araştırma görevlisi Yıkılan idealleriyle sürüp giden yaşamı arasında sıkışıp kalmış bir adam Alevi inancına farklı bir bakış Mistik bir gerilim romanı Gözüne kestirdiği dal parçasını çekerken çalılığın arkasında bir karartı fark etti Feneri oraya doğru tuttu Yanılmamıştı az ilerde yeşil renkli bir mezar taşı mahzun bir edayla onu süzüyordu Bu defa korkmadı hatta içinde Bu mezar neden mezarlığın dışında diye merak bile uyandı Bir iki adım daha yaklaştı Ama bu mezar bozulmuştu iki yanında toprak birikintileri yığılıydı Yeni bir ürperti dalgası sardı bedenini Mezarın içini görmemesine karşın upuzun yatan ölünün yer yer etleri dökülmüş yüzü geldi gözlerinin önüne Öte yandan aklı hâlâ mantıklı bir açıklamanın peşindeydi Belki de bu mezar henüz ölmemiş biri için kazılmıştı Neden olmasın insanların ölmeden önce de mezarlarını hazırladıklarını biliyordu iyi de kazmakla hazırlamak arasında büyük fark vardı Belki yeri alınır hazırlıklar yapılırdı ama ölmeden mezar kazdırılır mıydı Belki de bu mezarı aç kalmış vahşi bir hayvan açmıştı Eğer öyleyse mezardaki ölüyü paramparça etmiş demekti Doğrusu böyle bir görüntüyle karşılaşmak istemezdi Yine de merakı ağır bastı cesaretini toplayıp el fenerini mezarın içine doğrulttu Mezar gerçekten de boştu Çıplak Ayaklıydı Gece Ülkenin en kararlı en özverili en iyimser çocukları Sert acımasız zalim günler Zor günlere inat gülümsemelerini korumaya çalışan gençler Kahramanlıklar ihanetler acılar ve aşklarla dolu romantik bir yaşam Demokrasi ateşini diktatörlüğün en karardık döneminde yakmaya çalışanların serüveni 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler Büyük bir çatışma çıkmıştı kentte Biz insanlar çiçekler karıncalar kuşlar balıklar ve yıldızlar öldürülmesin diye sokaklara renk renk yazılar yazıyor duvarlara afişler asıyorduk Hepimiz gençtik yaşlı olanlarımız da vardı aramızda ama hepimiz gençtik Onlar insanları çiçekleri karıncaları kuşları balıkları ve yıldızları öldürmek için çıkmışlardı sokağa Hepsi yaşlıydı genç olanları da vardı aralarında ama hepsi yaşlıydı Ve hepsi silahlıydı Çeşit çeşit sustalılardan otomatik tabancalara kadar bir iyice kuşanmışlardı silahlarını Bir köşe başında bekliyorlardı bizi Bekledikleri yerde karşılaştık Belki daha elverişli bir köşe başı ve daha uygun bir zaman bulunabilirdi ama bu karşılaşma kaçınılmazdı Çatışma uzun sürdü Karanlık bir dönemin bitişinden karanlık bir dönemin başlangıcına kadar Yenilmiştik Yenileceğimiz belli değildi ama çok da şaşırmadık Şimdi kaçıyorduk işte Yakalanmamak için yeniden dövüşebilmek için kaçıyorduk Belki de bastığımız bu ham toprak İstanbul un karanlık suskun sokaklarıydı Bırakıp geride karımızı çocuğumuzu basılacak evimizi terk ediyorduk

Kita Kitap
134,90

Everest Yayınları

201411. baskı369 sf.
Ciltsiz2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Bir Ses Böler Geceyi Dolunayın ışığında bir köy mezarlığı Mezarlığın duvarına çarpan bir cip Gecenin karanlığında uçuşan düşler Issız köyün ortasında kocaman bir cem evi Konuğunu yitirmiş bir mezar Cem töreninde arınmayı bekleyen bir ölü Bu olanların sessiz tanığı bir araştırma görevlisi Yıkılan idealleriyle sürüp giden yaşamı arasında sıkışıp kalmış bir adam Alevi inancına farklı bir bakış Mistik bir gerilim romanı Gözüne kestirdiği dal parçasını çekerken çalılığın arkasında bir karartı fark etti Feneri oraya doğru tuttu Yanılmamıştı az ilerde yeşil renkli bir mezar taşı mahzun bir edayla onu süzüyordu Bu defa korkmadı hatta içinde Bu mezar neden mezarlığın dışında diye merak bile uyandı Bir iki adım daha yaklaştı Ama bu mezar bozulmuştu iki yanında toprak birikintileri yığılıydı Yeni bir ürperti dalgası sardı bedenini Mezarın içini görmemesine karşın upuzun yatan ölünün yer yer etleri dökülmüş yüzü geldi gözlerinin önüne Öte yandan aklı hâlâ mantıklı bir açıklamanın peşindeydi Belki de bu mezar henüz ölmemiş biri için kazılmıştı Neden olmasın insanların ölmeden önce de mezarlarını hazırladıklarını biliyordu iyi de kazmakla hazırlamak arasında büyük fark vardı Belki yeri alınır hazırlıklar yapılırdı ama ölmeden mezar kazdırılır mıydı Belki de bu mezarı aç kalmış vahşi bir hayvan açmıştı Eğer öyleyse mezardaki ölüyü paramparça etmiş demekti Doğrusu böyle bir görüntüyle karşılaşmak istemezdi Yine de merakı ağır bastı cesaretini toplayıp el fenerini mezarın içine doğrulttu Mezar gerçekten de boştu Çıplak Ayaklıydı Gece Ülkenin en kararlı en özverili en iyimser çocukları Sert acımasız zalim günler Zor günlere inat gülümsemelerini korumaya çalışan gençler Kahramanlıklar ihanetler acılar ve aşklarla dolu romantik bir yaşam Demokrasi ateşini diktatörlüğün en karardık döneminde yakmaya çalışanların serüveni 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler Büyük bir çatışma çıkmıştı kentte Biz insanlar çiçekler karıncalar kuşlar balıklar ve yıldızlar öldürülmesin diye sokaklara renk renk yazılar yazıyor duvarlara afişler asıyorduk Hepimiz gençtik yaşlı olanlarımız da vardı aramızda ama hepimiz gençtik Onlar insanları çiçekleri karıncaları kuşları balıkları ve yıldızları öldürmek için çıkmışlardı sokağa Hepsi yaşlıydı genç olanları da vardı aralarında ama hepsi yaşlıydı Ve hepsi silahlıydı Çeşit çeşit sustalılardan otomatik tabancalara kadar bir iyice kuşanmışlardı silahlarını Bir köşe başında bekliyorlardı bizi Bekledikleri yerde karşılaştık Belki daha elverişli bir köşe başı ve daha uygun bir zaman bulunabilirdi ama bu karşılaşma kaçınılmazdı Çatışma uzun sürdü Karanlık bir dönemin bitişinden karanlık bir dönemin başlangıcına kadar Yenilmiştik Yenileceğimiz belli değildi ama çok da şaşırmadık Şimdi kaçıyorduk işte Yakalanmamak için yeniden dövüşebilmek için kaçıyorduk Belki de bastığımız bu ham toprak İstanbul un karanlık suskun sokaklarıydı Bırakıp geride karımızı çocuğumuzu basılacak evimizi terk ediyorduk img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Alfa Kitap
134,90

Everest Yayınları

2016376 sf.
Ciltsiz10,5 X 171. Hamur
Alfa Kitap

Bir Ses Böler Geceyi Dolunayın ışığında bir köy mezarlığı Mezarlığın duvarına çarpan bir cip Gecenin karanlığında uçuşan düşler Issız köyün ortasında kocaman bir cem evi Konuğunu yitirmiş bir mezar Cem töreninde arınmayı bekleyen bir ölü Bu olanların sessiz tanığı bir araştırma görevlisi Yıkılan idealleriyle sürüp giden yaşamı arasında sıkışıp kalmış bir adam Alevi inancına farklı bir bakış Mistik bir gerilim romanı Gözüne kestirdiği dal parçasını çekerken çalılığın arkasında bir karartı fark etti Feneri oraya doğru tuttu Yanılmamıştı az ilerde yeşil renkli bir mezar taşı mahzun bir edayla onu süzüyordu Bu defa korkmadı hatta içinde 39 Bu mezar neden mezarlığın dışında 39 diye merak bile uyandı Bir iki adım daha yaklaştı Ama bu mezar bozulmuştu iki yanında toprak birikintileri yığılıydı Yeni bir ürperti dalgası sardı bedenini Mezarın içini görmemesine karşın upuzun yatan ölünün yer yer etleri dökülmüş yüzü geldi gözlerinin önüne Öte yandan aklı hâlâ mantıklı bir açıklamanın peşindeydi Belki de bu mezar henüz ölmemiş biri için kazılmıştı Neden olmasın insanların ölmeden önce de mezarlarını hazırladıklarını biliyordu iyi de kazmakla hazırlamak arasında büyük fark vardı Belki yeri alınır hazırlıklar yapılırdı ama ölmeden mezar kazdırılır mıydı Belki de bu mezarı aç kalmış vahşi bir hayvan açmıştı Eğer öyleyse mezardaki ölüyü paramparça etmiş demekti Doğrusu böyle bir görüntüyle karşılaşmak istemezdi Yine de merakı ağır bastı cesaretini toplayıp el fenerini mezarın içine doğrulttu Mezar gerçekten de boştu Çıplak Ayaklıydı Gece Ülkenin en kararlı en özverili en iyimser çocukları Sert acımasız zalim günler Zor günlere inat gülümsemelerini korumaya çalışan gençler Kahramanlıklar ihanetler acılar ve aşklarla dolu romantik bir yaşam Demokrasi ateşini diktatörlüğün en karardık döneminde yakmaya çalışanların serüveni 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler Büyük bir çatışma çıkmıştı kentte Biz insanlar çiçekler karıncalar kuşlar balıklar ve yıldızlar öldürülmesin diye sokaklara renk renk yazılar yazıyor duvarlara afişler asıyorduk Hepimiz gençtik yaşlı olanlarımız da vardı aramızda ama hepimiz gençtik Onlar insanları çiçekleri karıncaları kuşları balıkları ve yıldızları öldürmek için çıkmışlardı sokağa Hepsi yaşlıydı genç olanları da vardı aralarında ama hepsi yaşlıydı Ve hepsi silahlıydı Çeşit çeşit sustalılardan otomatik tabancalara kadar bir iyice kuşanmışlardı silahlarını Bir köşe başında bekliyorlardı bizi Bekledikleri yerde karşılaştık Belki daha elverişli bir köşe başı ve daha uygun bir zaman bulunabilirdi ama bu karşılaşma kaçınılmazdı Çatışma uzun sürdü Karanlık bir dönemin bitişinden karanlık bir dönemin başlangıcına kadar Yenilmiştik Yenileceğimiz belli değildi ama çok da şaşırmadık Şimdi kaçıyorduk işte Yakalanmamak için yeniden dövüşebilmek için kaçıyorduk Belki de bastığımız bu ham toprak İstanbul 39 un karanlık suskun sokaklarıydı Bırakıp geride karımızı çocuğumuzu basılacak evimizi terk ediyorduk

İdefix
949,90
20171. baskı
Cep Boy2. Hamur
İdefix

Bir Ses Böler Geceyi

Kitap Yurdu

EVEREST YAYINLARI

08.08.2016376 sf.
Karton Kapak10.5 x 17 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Dolunayın ışığında bir köy mezarlığı Mezarlığın duvarına çarpan bir cip Gecenin karanlığında uçuşan düşler Issız köyün ortasında kocaman bir cem evi Konuğunu yitirmiş bir mezar Cem töreninde arınmayı bekleyen bir ölü Bu olanların sessiz tanığı bir araştırma görevlisi Yıkılan idealleriyle sürüp giden yaşamı arasında sıkışıp kalmış bir adam Alevi inancına farklı bir bakış Mistik bir gerilim romanı Gözüne kestirdiği dal parçasını çekerken çalılığın arkasında bir karartı fark etti Feneri oraya doğru tuttu Yanılmamıştı az ilerde yeşil renkli bir mezar taşı mahzun bir edayla onu süzüyordu Bu defa korkmadı hatta içinde Bu mezar neden mezarlığın dışında diye merak bile uyandı Bir iki adım daha yaklaştı Ama bu mezar bozulmuştu iki yanında toprak birikintileri yığılıydı Yeni bir ürperti dalgası sardı bedenini Mezarın içini görmemesine karşın upuzun yatan ölünün yer yer etleri dökülmüş yüzü geldi gözlerinin önüne Öte yandan aklı hâlâ mantıklı bir açıklamanın peşindeydi Belki de bu mezar henüz ölmemiş biri için kazılmıştı Neden olmasın insanların ölmeden önce de mezarlarını hazırladıklarını biliyordu iyi de kazmakla hazırlamak arasında büyük fark vardı Belki yeri alınır hazırlıklar yapılırdı ama ölmeden mezar kazdırılır mıydı Belki de bu mezarı aç kalmış vahşi bir hayvan açmıştı Eğer öyleyse mezardaki ölüyü paramparça etmiş demekti Doğrusu böyle bir görüntüyle karşılaşmak istemezdi Yine de merakı ağır bastı cesaretini toplayıp el fenerini mezarın içine doğrulttu Mezar gerçekten de boştu Ülkenin en kararlı en özverili en iyimser çocukları Sert acımasız zalim günler Zor günlere inat gülümsemelerini korumaya çalışan gençler Kahramanlıklar ihanetler acılar ve aşklarla dolu romantik bir yaşam Demokrasi ateşini diktatörlüğün en karardık döneminde yakmaya çalışanların serüveni 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler Büyük bir çatışma çıkmıştı kentte Biz insanlar çiçekler karıncalar kuşlar balıklar ve yıldızlar öldürülmesin diye sokaklara renk renk yazılar yazıyor duvarlara afişler asıyorduk Hepimiz gençtik yaşlı olanlarımız da vardı aramızda ama hepimiz gençtik Onlar insanları çiçekleri karıncaları kuşları balıkları ve yıldızları öldürmek için çıkmışlardı sokağa Hepsi yaşlıydı genç olanları da vardı aralarında ama hepsi yaşlıydı Ve hepsi silahlıydı Çeşit çeşit sustalılardan otomatik tabancalara kadar bir iyice kuşanmışlardı silahlarını Bir köşe başında bekliyorlardı bizi Bekledikleri yerde karşılaştık Belki daha elverişli bir köşe başı ve daha uygun bir zaman bulunabilirdi ama bu karşılaşma kaçınılmazdı Çatışma uzun sürdü Karanlık bir dönemin bitişinden karanlık bir dönemin başlangıcına kadar Yenilmiştik Yenileceğimiz belli değildi ama çok da şaşırmadık Şimdi kaçıyorduk işte Yakalanmamak için yeniden dövüşebilmek için kaçıyorduk Belki de bastığımız bu ham toprak İstanbul un karanlık suskun sokaklarıydı Bırakıp geride karımızı çocuğumuzu basılacak evimizi terk ediyorduk