Çöp Ekonomisi ya da Atık Dedikleri — İsmail Kılınç

Çöp Ekonomisi ya da Atık Dedikleri
İsmail KılınçEpos Yayınları
Çöp Ekonomisi ya da Atık Dedikleri
İsmail KılınçÇöp bugünkü dünyamızda yeni ve dev bir ekonomik sektör oluşturmuştur İçerdiği ekonomik değer nedeniyle büyük kârlılıklar yaratan çöp artık atık olarak adlandırılmaktadır Atık ve geri dönüşüm kavramları günlük hayatımızın vazgeçilmez kavramları arasına dâhil olmuştur img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

EPOS YAYINLARI
çev. Vural Yıldırım
Avrupa edebiyatının klâsikleşmiş büyük yazarlarının verdiği eserlerin büyüklüğü iktisadî ve toplumsal süreçleri her yönüyle görmeleri ve mevcut şartlarda daha embriyon halindeki insan tiplerini peygamberce Marx yaratmalarından gelir İnsan ile toplumsal çevresinin karşılıklı etkisinin yarattığı insan karakterini insanı bir sınıfsal bireye dönüştüren çizgilerin formasyonunu insanların nasıl zayıfladığını birbirleriyle nasıl kesiştiklerini anlatırlar Ama Varoluşçuluğun yalıtıcılığına kapılan modern yazarlar bu süreçleri genellikle süreçten saymazlar Süreçleri çevre ırk ve başka etkenler aracılığıyla yazgıya indirgerler İnsan ilişkileri nesneleşir şeyleşirler her şey kendi içine bakan insana yani ben e dönüşür insanların toplumsal ilişkilerini kristalleştiren fetişlere dönüşürler ben kapitalist dünyanın burjuva insanının gözünde kendi ekonomik düzeninin yasallığı gibi aşılmaz bir şeydir Oysa büyük yazarlarda olup biten iktisadî ve toplumsal çatışmanın ortasında dramatize edilen insan tipinin çelişkiden çelişkiye ilerlerken karşılaştığı rastlantılardır Rastlantıların anlatılışı hüküm süren gerçek koşulların derin biçimde algılanmasına dayanır Büyük ozanlar gerçek hayatın aynanın nasıl ortaya çıktığını gösterir Ama kendi kendimi seçerek evreni yaratıyorum düsturu aracılığıyla soyut bir özgürlüğün peşindeki anlamı arayan modern yazarların uygulamaları algılama kavramını bütünüyle çarpıtmıştır İnsanlarda algılamanın edilgenlik anlamına geldiği yaşama ve onun sorunlarına karşı açık tutum almayı dışladığı algılama gücünün etkin olmanın ve uygulamanın karşıtı olduğu doğrultusunda sahte ve köhne bir anlayış yaşamaktadır Modern yazarlar toplumsal sır dan ayna ardındaki sır çok açık bir biçimde söz etmektedir Modern yazarlar yalnızca kendi yasalarını sürdürmektedirler Algılama kavrama onlar için içe bakış anlamına gelmektedir içsel yaşantıları ben yaşantısını izlemektedirler Dikkatlerini dış dünyaya değil yaşamın kendisine değil kendilerinin dış dünyaya nasıl tepki gösterdiklerine yöneltmektedirler ve algısal biçimde davranarak tümüyle kendi göbek çukurlarını gözlemlemeye girişmektedirler