Cumaya 5 Kala — Mehmed Alagaş

Cumaya 5 Kala
Mehmed Alagaşİnsan Dergisi Yayınları
Cumaya 5 Kala
Mehmed AlagaşCamiye varınca tüccar Arif beyin hediye ettiği saatine baktı Cum aya beş vardı Şimdiye kadar birçok kez cuma namazına gelirken kelime i tevhidi anlatmayı düşünmüş fakat cumaya beş kala bu düşündüklerinden vazgeçmişti Vakit yine cumaya beş vardı ve ne konuşacağını yine pek bilmiyordu Kelime i tevhidi hapiste olan müslümanları tüccar Arif beyi yeni misafir odası takımını avizelerini halılarını karısını kalbura basmayı ve televizyondaki filmi tekrar düşündü Karar vermişti Daha erkendi Kelime i tevhidin anlatılması için zaman ve zemin müsait değildi Bu düşünce sanki içini rahatlatmıştı Zaman ve zemin müsait olsa elbette elbette anlatırdı Hiç kimseden korkmadan kürsüye çıkar tevhid ve şirkin ne olduğunu açık açık herkese anlatırdı Çünkü biliyordu biliyordu bütün bu gerçekleri Sahi ya o bu gerçekleri camilerde değil kitaplarda öğrenmişti O halde bu meseleleri bilmek isteyenler de kitablardan öğrenebilirdi Bu meseleler böyle bir zamanda camilerde anlatılamazdı ki Hatta geçenlerde müftü efendi kendisine vaazda ne anlatacağını sormuş o da şakadan şaka olsun diye Vallahi şaka olsun diye Kim Allah ın indirdiğiyle hükmetmezse onlar kafirlerin ta kendileridir mealindeki Maide suresi 44 ayet i kerimeyi cemaate açıklayacağını söylemişti Aman Ya Rabbi Sen misin bunu diyen Müftü öyle kızmış öyle bağırmıştı ki o zamandan bu yana değil bu ayet i kerimeyi Maide suresinden hiçbir ayet i kerimeyi okumaya cesaret edememişti Müftü olacaktı sözde şaka söylediğini nedense anlamamıştı Oysa bu gibi ayet i kerimelerin açıkça anlatılmayacağını geçim sorumluluğu taşıyan her din görevlisi bilirdi Zaman ve zemin müsait olsa tabi ki bu durum değişebilirdi Fakat şimdi müsait değildi Bu gibi gerçekler cemaat içinde fitne çıkarırdı Cumaya beş kala yine fikrini değiştirmiş ve bu gibi tehlikeli konuları şimdilik anlatmayayım düşüncesiyle camiye girmişti Caminin bahçesinden geçerken bahçedeki yeni yeni tomurcuklanan ağaçlar dikkatini çekti Evet ağaçlardan ve ağaç dikmenin faziletinden bahsedebilirdi Konuşma konusunu bulduğu için sevindi Sık sık anlattığı bu konu için hazırlanmasına da gerek yoktu Büyük bir huzurla camiye girdi Cemaatten birisinin hürmetle tuttuğu cübbesini giyerek kürsüye oturdu Bu kürsü oldum olası çok hoşuna gidiyordu Cemaate göz gezdirdi ve kendisinden emin bir sesle konuşmaya başladı Müezzin vakit ezanını okurken cemaat birbirini dürtüklüyor uyuyanlar birer birer uyandırılıyordu

İnsan Dergisi Yayınları
Camiye varınca tüccar Arif beyin hediye ettiği saatine baktı Cum aya beş vardı Şimdiye kadar birçok kez cuma namazına gelirken kelime i tevhidi anlatmayı düşünmüş fakat cumaya beş kala bu düşündüklerinden vazgeçmişti Vakit yine cumaya beş vardı ve ne konuşacağını yine pek bilmiyordu Kelime i tevhidi hapiste olan müslümanları tüccar Arif beyi yeni misafir odası takımını avizelerini halılarını karısını kalbura basmayı ve televizyondaki filmi tekrar düşündü Karar vermişti Daha erkendi Kelime i tevhidin anlatılması için zaman ve zemin müsait değildi Bu düşünce sanki içini rahatlatmıştı Zaman ve zemin müsait olsa elbette elbette anlatırdı Hiç kimseden korkmadan kürsüye çıkar tevhid ve şirkin ne olduğunu açık açık herkese anlatırdı Çünkü biliyordu biliyordu bütün bu gerçekleri Sahi ya o bu gerçekleri camilerde değil kitaplarda öğrenmişti O halde bu meseleleri bilmek isteyenler de kitablardan öğrenebilirdi Bu meseleler böyle bir zamanda camilerde anlatılamazdı ki Hatta geçenlerde müftü efendi kendisine vaazda ne anlatacağını sormuş o da şakadan şaka olsun diye Vallahi şaka olsun diye Kim Allah ın indirdiğiyle hükmetmezse onlar kafirlerin ta kendileridir mealindeki Maide suresi 44 ayet i kerimeyi cemaate açıklayacağını söylemişti Aman Ya Rabbi Sen misin bunu diyen Müftü öyle kızmış öyle bağırmıştı ki o zamandan bu yana değil bu ayet i kerimeyi Maide suresinden hiçbir ayet i kerimeyi okumaya cesaret edememişti Müftü olacaktı sözde şaka söylediğini nedense anlamamıştı Oysa bu gibi ayet i kerimelerin açıkça anlatılmayacağını geçim sorumluluğu taşıyan her din görevlisi bilirdi Zaman ve zemin müsait olsa tabi ki bu durum değişebilirdi Fakat şimdi müsait değildi Bu gibi gerçekler cemaat içinde fitne çıkarırdı Cumaya beş kala yine fikrini değiştirmiş ve bu gibi tehlikeli konuları şimdilik anlatmayayım düşüncesiyle camiye girmişti Caminin bahçesinden geçerken bahçedeki yeni yeni tomurcuklanan ağaçlar dikkatini çekti Evet ağaçlardan ve ağaç dikmenin faziletinden bahsedebilirdi Konuşma konusunu bulduğu için sevindi Sık sık anlattığı bu konu için hazırlanmasına da gerek yoktu Büyük bir huzurla camiye girdi Cemaatten birisinin hürmetle tuttuğu cübbesini giyerek kürsüye oturdu Bu kürsü oldum olası çok hoşuna gidiyordu Cemaate göz gezdirdi ve kendisinden emin bir sesle konuşmaya başladı Müezzin vakit ezanını okurken cemaat birbirini dürtüklüyor uyuyanlar birer birer uyandırılıyordu

İnsan Dergisi Yayınları
Camiye varınca tüccar Arif beyin hediye ettiği saatine baktı Cum aya beş vardı Şimdiye kadar birçok kez cuma namazına gelirken kelime i tevhidi anlatmayı düşünmüş fakat cumaya beş kala bu düşündüklerinden vazgeçmişti Vakit yine cumaya beş vardı ve ne konuşacağını yine pek bilmiyordu Kelime i tevhidi hapiste olan müslümanları tüccar Arif beyi yeni misafir odası takımını avizelerini halılarını karısını kalbura basmayı ve televizyondaki filmi tekrar düşündü Karar vermişti Daha erkendi Kelime i tevhidin anlatılması için zaman ve zemin müsait değildi Bu düşünce sanki içini rahatlatmıştı Zaman ve zemin müsait olsa elbette elbette anlatırdı Hiç kimseden korkmadan kürsüye çıkar tevhid ve şirkin ne olduğunu açık açık herkese anlatırdı Çünkü biliyordu biliyordu bütün bu gerçekleri Sahi ya o bu gerçekleri camilerde değil kitaplarda öğrenmişti O halde bu meseleleri bilmek isteyenler de kitablardan öğrenebilirdi Bu meseleler böyle bir zamanda camilerde anlatılamazdı ki Hatta geçenlerde müftü efendi kendisine vaazda ne anlatacağını sormuş o da şakadan şaka olsun diye Vallahi şaka olsun diye Kim Allah ın indirdiğiyle hükmetmezse onlar kafirlerin ta kendileridir mealindeki Maide suresi 44 ayet i kerimeyi cemaate açıklayacağını söylemişti Aman Ya Rabbi Sen misin bunu diyen Müftü öyle kızmış öyle bağırmıştı ki o zamandan bu yana değil bu ayet i kerimeyi Maide suresinden hiçbir ayet i kerimeyi okumaya cesaret edememişti Müftü olacaktı sözde şaka söylediğini nedense anlamamıştı Oysa bu gibi ayet i kerimelerin açıkça anlatılmayacağını geçim sorumluluğu taşıyan her din görevlisi bilirdi Zaman ve zemin müsait olsa tabi ki bu durum değişebilirdi Fakat şimdi müsait değildi Bu gibi gerçekler cemaat içinde fitne çıkarırdı Cumaya beş kala yine fikrini değiştirmiş ve bu gibi tehlikeli konuları şimdilik anlatmayayım düşüncesiyle camiye girmişti Caminin bahçesinden geçerken bahçedeki yeni yeni tomurcuklanan ağaçlar dikkatini çekti Evet ağaçlardan ve ağaç dikmenin faziletinden bahsedebilirdi Konuşma konusunu bulduğu için sevindi Sık sık anlattığı bu konu için hazırlanmasına da gerek yoktu Büyük bir huzurla camiye girdi Cemaatten birisinin hürmetle tuttuğu cübbesini giyerek kürsüye oturdu Bu kürsü oldum olası çok hoşuna gidiyordu Cemaate göz gezdirdi ve kendisinden emin bir sesle konuşmaya başladı Müezzin vakit ezanını okurken cemaat birbirini dürtüklüyor uyuyanlar birer birer uyandırılıyordu Sayfa Sayısı 96 Baskı Yılı 1993 Dili Türkçe Yayınevi İnsan Dergisi Yayınları

İnsan Dergisi Yayınları
Devletin resmi görevlisi olan vaiz camiye gitmek üzere yavaş yavaş yola koyuldu Diyanet teşkilatından bu haftaki vaaz konusu gönderilmediği için Allah a şükretti Çünkü geçen hafta cuma vaazıyla ilgili olarak gönderilen tebilğe göre Laikliğin dinsizlik olmadığı anlatılacaktı Fakat bunun nasıl anlatılacağı daha doğrusu bu işin nasıl becerileceği hiç belirtilmemişti Oysa bu dinin peygamberi aynı zamanda devlet başkanıydı Bu dinin asli kaynağı olan Kur an ı Kerim de devlet yönetimiyle ilgili birçok hükümler vardı Böyle bir durumda peygamberi ve Kur an ı Kerim i devletten nasıl ayıracak ve cemaatin gözüne baka baka Allah c c bir devletin hangi hükümlerle idare edildiğine hiç karışmaz ifadesini nasıl söylecekti Vaazdan önceki iki üç gün hep bunu düşündü Bu konuda Baba nın ve bazı politikacıların söylediklerini tekrarlamaktan başka çare yoktu Bu meseleyi en güzel onlar kıvırıyor en saçma yorumu en büyük bir ciddiyetle onlar söylüyorlardı Nitekim geçen haftaki cuma hutbesine bu düşüncelerle çıkmış Allah affetsin laikliğin dinsizlik olmadığını adeta bir politikacı gibi anlatmıştı Fakat Benim işçim benim köylüm diyen Baba nın uslubundan etkilenerek vaazında Benim müslümanım benim kullarım demesi cemaatteki birkaç kişinin nedense sinirlenmesine yol açmıştı

İnsan Dergisi Yayınları
Camiye varınca tüccar Arif beyin hediye ettiği saatine baktı Cum aya beş vardı Şimdiye kadar birçok kez cuma namazına gelirken kelime i tevhidi anlatmayı düşünmüş fakat cumaya beş kala bu düşündüklerinden vazgeçmişti Vakit yine cumaya beş vardı ve ne konuşacağını yine pek bilmiyordu Kelime i tevhidi hapiste olan müslümanları tüccar Arif beyi yeni misafir odası takımını avizelerini halılarını karısını kalbura basmayı ve televizyondaki filmi tekrar düşündü Karar vermişti Daha erkendi Kelime i tevhidin anlatılması için zaman ve zemin müsait değildi Bu düşünce sanki içini rahatlatmıştı Zaman ve zemin müsait olsa elbette elbette anlatırdı Hiç kimseden korkmadan kürsüye çıkar tevhid ve şirkin ne olduğunu açık açık herkese anlatırdı Çünkü biliyordu biliyordu bütün bu gerçekleri Sahi ya o bu gerçekleri camilerde değil kitaplarda öğrenmişti O halde bu meseleleri bilmek isteyenler de kitablardan öğrenebilirdi Bu meseleler böyle bir zamanda camilerde anlatılamazdı ki Hatta geçenlerde müftü efendi kendisine vaazda ne anlatacağını sormuş o da şakadan şaka olsun diye Vallahi şaka olsun diye Kim Allah ın indirdiğiyle hükmetmezse onlar kafirlerin ta kendileridir mealindeki Maide suresi 44 ayet i kerimeyi cemaate açıklayacağını söylemişti Aman Ya Rabbi Sen misin bunu diyen Müftü öyle kızmış öyle bağırmıştı ki o zamandan bu yana değil bu ayet i kerimeyi Maide suresinden hiçbir ayet i kerimeyi okumaya cesaret edememişti Müftü olacaktı sözde şaka söylediğini nedense anlamamıştı Oysa bu gibi ayet i kerimelerin açıkça anlatılmayacağını geçim sorumluluğu taşıyan her din görevlisi bilirdi Zaman ve zemin müsait olsa tabi ki bu durum değişebilirdi Fakat şimdi müsait değildi Bu gibi gerçekler cemaat içinde fitne çıkarırdı Cumaya beş kala yine fikrini değiştirmiş ve bu gibi tehlikeli konuları şimdilik anlatmayayım düşüncesiyle camiye girmişti Caminin bahçesinden geçerken bahçedeki yeni yeni tomurcuklanan ağaçlar dikkatini çekti Evet ağaçlardan ve ağaç dikmenin faziletinden bahsedebilirdi Konuşma konusunu bulduğu için sevindi Sık sık anlattığı bu konu için hazırlanmasına da gerek yoktu Büyük bir huzurla camiye girdi Cemaatten birisinin hürmetle tuttuğu cübbesini giyerek kürsüye oturdu Bu kürsü oldum olası çok hoşuna gidiyordu Cemaate göz gezdirdi ve kendisinden emin bir sesle konuşmaya başladı Müezzin vakit ezanını okurken cemaat birbirini dürtüklüyor uyuyanlar birer birer uyandırılıyordu

İnsan Dergisi Yayınları
Devletin resmi görevlisi olan vaiz camiye gitmek üzere yavaş yavaş yola koyuldu Diyanet teşkilatından bu haftaki vaaz konusu gönderilmediği için Allah a şükretti Çünkü geçen hafta cuma vaazıyla ilgili olarak gönderilen tebilğe göre Laikliğin dinsizlik olmadığı anlatılacaktı Fakat bunun nasıl anlatılacağı daha doğrusu bu işin nasıl becerileceği hiç belirtilmemişti Oysa bu dinin peygamberi aynı zamanda devlet başkanıydı Bu dinin asli kaynağı olan Kur an ı Kerim de devlet yönetimiyle ilgili birçok hükümler vardı Böyle bir durumda peygamberi ve Kur an ı Kerim i devletten nasıl ayıracak ve cemaatin gözüne baka baka Allah c c bir devletin hangi hükümlerle idare edildiğine hiç karışmaz ifadesini nasıl söylecekti Vaazdan önceki iki üç gün hep bunu düşündü Bu konuda Baba nın ve bazı politikacıların söylediklerini tekrarlamaktan başka çare yoktu Bu meseleyi en güzel onlar kıvırıyor en saçma yorumu en büyük bir ciddiyetle onlar söylüyorlardı Nitekim geçen haftaki cuma hutbesine bu düşüncelerle çıkmış Allah affetsin laikliğin dinsizlik olmadığını adeta bir politikacı gibi anlatmıştı Fakat Benim işçim benim köylüm diyen Baba nın uslubundan etkilenerek vaazında Benim müslümanım benim kullarım demesi cemaatteki birkaç kişinin nedense sinirlenmesine yol açmıştı