Cüruf — Çağdaş Can

Cüruf
Çağdaş CanCinius
Cüruf
Çağdaş CanAteş söndüğünde külün ne hissettiğini kimse sormaz Demir bir sabah uyandığında kendini modern dünyanın içinde bir imalat hatası olarak bulur Derisinin altında kan değil pas dolaşmakta kemikleri kireçlenmiş birer donatı demiri gibi gıcırdamaktadır Onun için suçluluk bedeni içten içe çürüten mukavemetini kıran kimyasal bir sızıntıdır İstanbul un steril plazalarından kaçıp Galata nın rutubetli karanlıklarına inen Demir insan olmanın getirdiği o yumuşak esnek ve acı veren zayıflıktan kurtulmanın yollarını arar Bu tekinsiz yolculukta karşısına çıkanlar ise modern zamanın grotesk teknisyenleridir İnsanları birer hurda gibi ölçüp biçen Tasnifçi hafızaları asitle yakan Silici geçmişin pişmanlıklarını yakıt olarak kullanan Ateşçi çürümüş ruhları vernikleyip sergileyen Restoratör ve vicdanı sahte maskelerle örten Kurgucu Herkes ona iyileşmeyi saklanmayı ya da cilalanıp yeniden sergilenmeyi vaat ederken Demir in aradığı şey başkadır O hissetmenin yükünden kurtulup maddenin o soğuk sessiz ve sarsılmaz huzuruna kavuşmak istemektedir Çünkü bir bina vicdan azabı çekmez Bir kolon ağlamaz Ve betonarme bir blok asla pişmanlık duymaz Çağdaş Can Cüruf ile okuru biyolojik olandan inorganik olana doğru sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor Bu roman bir adamın delirmesinin değil etten ve kemikten vazgeçip kendi hayatının tortusuyla yüzleşerek statik bir zafere yürümesinin hikâyesi Tanıtım Bülteninden

Cinius Yayınları
Ateş söndüğünde külün ne hissettiğini kimse sormaz Demir bir sabah uyandığında kendini modern dünyanın içinde bir imalat hatası olarak bulur Derisinin altında kan değil pas dolaşmakta kemikleri kireçlenmiş birer donatı demiri gibi gıcırdamaktadır Onun için suçluluk bedeni içten içe çürüten mukavemetini kıran kimyasal bir sızıntıdır İstanbul un steril plazalarından kaçıp Galata nın rutubetli karanlıklarına inen Demir insan olmanın getirdiği o yumuşak esnek ve acı veren zayıflıktan kurtulmanın yollarını arar Bu tekinsiz yolculukta karşısına çıkanlar ise modern zamanın grotesk teknisyenleridir İnsanları birer hurda gibi ölçüp biçen Tasnifçi hafızaları asitle yakan Silici geçmişin pişmanlıklarını yakıt olarak kullanan Ateşçi çürümüş ruhları vernikleyip sergileyen Restoratör ve vicdanı sahte maskelerle örten Kurgucu Herkes ona iyileşmeyi saklanmayı ya da cilalanıp yeniden sergilenmeyi vaat ederken Demir in aradığı şey başkadır O hissetmenin yükünden kurtulup maddenin o soğuk sessiz ve sarsılmaz huzuruna kavuşmak istemektedir Çünkü bir bina vicdan azabı çekmez Bir kolon ağlamaz Ve betonarme bir blok asla pişmanlık duymaz Çağdaş Can Cüruf ile okuru biyolojik olandan inorganik olana doğru sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor Bu roman bir adamın delirmesinin değil etten ve kemikten vazgeçip kendi hayatının tortusuyla yüzleşerek statik bir zafere yürümesinin hikâyesi

Cinius Yayınları
Ateş söndüğünde külün ne hissettiğini kimse sormaz Demir bir sabah uyandığında kendini modern dünyanın içinde bir imalat hatası olarak bulur Derisinin altında kan değil pas dolaşmakta kemikleri kireçlenmiş birer donatı demiri gibi gıcırdamaktadır Onun için suçluluk bedeni içten içe çürüten mukavemetini kıran kimyasal bir sızıntıdır İstanbul un steril plazalarından kaçıp Galata nın rutubetli karanlıklarına inen Demir insan olmanın getirdiği o yumuşak esnek ve acı veren zayıflıktan kurtulmanın yollarını arar Bu tekinsiz yolculukta karşısına çıkanlar ise modern zamanın grotesk teknisyenleridir İnsanları birer hurda gibi ölçüp biçen Tasnifçi hafızaları asitle yakan Silici geçmişin pişmanlıklarını yakıt olarak kullanan Ateşçi çürümüş ruhları vernikleyip sergileyen Restoratör ve vicdanı sahte maskelerle örten Kurgucu Herkes ona iyileşmeyi saklanmayı ya da cilalanıp yeniden sergilenmeyi vaat ederken Demir in aradığı şey başkadır O hissetmenin yükünden kurtulup maddenin o soğuk sessiz ve sarsılmaz huzuruna kavuşmak istemektedir Çünkü bir bina vicdan azabı çekmez Bir kolon ağlamaz Ve betonarme bir blok asla pişmanlık duymaz Çağdaş Can Cüruf ile okuru biyolojik olandan inorganik olana doğru sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor Bu roman bir adamın delirmesinin değil etten ve kemikten vazgeçip kendi hayatının tortusuyla yüzleşerek statik bir zafere yürümesinin hikâyesi

Cinius Yayınları
Ateş söndüğünde külün ne hissettiğini kimse sormaz Demir bir sabah uyandığında kendini modern dünyanın içinde bir imalat hatası olarak bulur Derisinin altında kan değil pas dolaşmakta kemikleri kireçlenmiş birer donatı demiri gibi gıcırdamaktadır Onun için suçluluk bedeni içten içe çürüten mukavemetini kıran kimyasal bir sızıntıdır İstanbul un steril plazalarından kaçıp Galata nın rutubetli karanlıklarına inen Demir insan olmanın getirdiği o yumuşak esnek ve acı veren zayıflıktan kurtulmanın yollarını arar Bu tekinsiz yolculukta karşısına çıkanlar ise modern zamanın grotesk teknisyenleridir İnsanları birer hurda gibi ölçüp biçen Tasnifçi hafızaları asitle yakan Silici geçmişin pişmanlıklarını yakıt olarak kullanan Ateşçi çürümüş ruhları vernikleyip sergileyen Restoratör ve vicdanı sahte maskelerle örten Kurgucu Herkes ona iyileşmeyi saklanmayı ya da cilalanıp yeniden sergilenmeyi vaat ederken Demir in aradığı şey başkadır O hissetmenin yükünden kurtulup maddenin o soğuk sessiz ve sarsılmaz huzuruna kavuşmak istemektedir Çünkü bir bina vicdan azabı çekmez Bir kolon ağlamaz Ve betonarme bir blok asla pişmanlık duymaz Çağdaş Can Cüruf ile okuru biyolojik olandan inorganik olana doğru sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor Bu roman bir adamın delirmesinin değil etten ve kemikten vazgeçip kendi hayatının tortusuyla yüzleşerek statik bir zafere yürümesinin hikâyesi Liste Fiyatı 230 00 Yayın Tarihi 10 03 2026 ISBN 9786258670509 Dil TÜRKÇE Sayfa Sayısı 113 Cilt Tipi Karton Kapak Kağıt Cinsi 2 Hm Kağıt Boyut 13 x 19 5 cm

Cinius Yayınları
Ateş söndüğünde külün ne hissettiğini kimse sormaz Demir bir sabah uyandığında kendini modern dünyanın içinde bir imalat hatası olarak bulur Derisinin altında kan değil pas dolaşmakta kemikleri kireçlenmiş birer donatı demiri gibi gıcırdamaktadır Onun için suçluluk bedeni içten içe çürüten mukavemetini kıran kimyasal bir sızıntıdır İstanbul un steril plazalarından kaçıp Galata nın rutubetli karanlıklarına inen Demir insan olmanın getirdiği o yumuşak esnek ve acı veren zayıflıktan kurtulmanın yollarını arar Bu tekinsiz yolculukta karşısına çıkanlar ise modern zamanın grotesk teknisyenleridir İnsanları birer hurda gibi ölçüp biçen Tasnifçi hafızaları asitle yakan Silici geçmişin pişmanlıklarını yakıt olarak kullanan Ateşçi çürümüş ruhları vernikleyip sergileyen Restoratör ve vicdanı sahte maskelerle örten Kurgucu Herkes ona iyileşmeyi saklanmayı ya da cilalanıp yeniden sergilenmeyi vaat ederken Demir in aradığı şey başkadır O hissetmenin yükünden kurtulup maddenin o soğuk sessiz ve sarsılmaz huzuruna kavuşmak istemektedir Çünkü bir bina vicdan azabı çekmez Bir kolon ağlamaz Ve betonarme bir blok asla pişmanlık duymaz Çağdaş Can Cüruf ile okuru biyolojik olandan inorganik olana doğru sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor Bu roman bir adamın delirmesinin değil etten ve kemikten vazgeçip kendi hayatının tortusuyla yüzleşerek statik bir zafere yürümesinin hikâyesi

CİNİUS YAYINLARI
Ateş söndüğünde külün ne hissettiğini kimse sormaz Demir bir sabah uyandığında kendini modern dünyanın içinde bir imalat hatası olarak bulur Derisinin altında kan değil pas dolaşmakta kemikleri kireçlenmiş birer donatı demiri gibi gıcırdamaktadır Onun için suçluluk bedeni içten içe çürüten mukavemetini kıran kimyasal bir sızıntıdır İstanbul un steril plazalarından kaçıp Galata nın rutubetli karanlıklarına inen Demir insan olmanın getirdiği o yumuşak esnek ve acı veren zayıflıktan kurtulmanın yollarını arar Bu tekinsiz yolculukta karşısına çıkanlar ise modern zamanın grotesk teknisyenleridir İnsanları birer hurda gibi ölçüp biçen Tasnifçi hafızaları asitle yakan Silici geçmişin pişmanlıklarını yakıt olarak kullanan Ateşçi çürümüş ruhları vernikleyip sergileyen Restoratör ve vicdanı sahte maskelerle örten Kurgucu Herkes ona iyileşmeyi saklanmayı ya da cilalanıp yeniden sergilenmeyi vaat ederken Demir in aradığı şey başkadır O hissetmenin yükünden kurtulup maddenin o soğuk sessiz ve sarsılmaz huzuruna kavuşmak istemektedir Çünkü bir bina vicdan azabı çekmez Bir kolon ağlamaz Ve betonarme bir blok asla pişmanlık duymaz Çağdaş Can Cüruf ile okuru biyolojik olandan inorganik olana doğru sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor Bu roman bir adamın delirmesinin değil etten ve kemikten vazgeçip kendi hayatının tortusuyla yüzleşerek statik bir zafere yürümesinin hikâyesi

Cinius Yayınları
Ateş söndüğünde külün ne hissettiğini kimse sormaz Demir bir sabah uyandığında kendini modern dünyanın içinde bir imalat hatası olarak bulur Derisinin altında kan değil pas dolaşmakta kemikleri kireçlenmiş birer donatı demiri gibi gıcırdamaktadır Onun için suçluluk bedeni içten içe çürüten mukavemetini kıran kimyasal bir sızıntıdır İstanbul un steril plazalarından kaçıp Galata nın rutubetli karanlıklarına inen Demir insan olmanın getirdiği o yumuşak esnek ve acı veren zayıflıktan kurtulmanın yollarını arar Bu tekinsiz yolculukta karşısına çıkanlar ise modern zamanın grotesk teknisyenleridir İnsanları birer hurda gibi ölçüp biçen Tasnifçi hafızaları asitle yakan Silici geçmişin pişmanlıklarını yakıt olarak kullanan Ateşçi çürümüş ruhları vernikleyip sergileyen Restoratör ve vicdanı sahte maskelerle örten Kurgucu Herkes ona iyileşmeyi saklanmayı ya da cilalanıp yeniden sergilenmeyi vaat ederken Demir in aradığı şey başkadır O hissetmenin yükünden kurtulup maddenin o soğuk sessiz ve sarsılmaz huzuruna kavuşmak istemektedir Çünkü bir bina vicdan azabı çekmez Bir kolon ağlamaz Ve betonarme bir blok asla pişmanlık duymaz Çağdaş Can Cüruf ile okuru biyolojik olandan inorganik olana doğru sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor Bu roman bir adamın delirmesinin değil etten ve kemikten vazgeçip kendi hayatının tortusuyla yüzleşerek statik bir zafere yürümesinin hikâyesi

Cinius
Ateş söndüğünde külün ne hissettiğini kimse sormaz Demir bir sabah uyandığında kendini modern dünyanın içinde bir imalat hatası olarak bulur Derisinin altında kan değil pas dolaşmakta kemikleri kireçlenmiş birer donatı demiri gibi gıcırdamaktadır Onun için suçluluk bedeni içten içe çürüten mukavemetini kıran kimyasal bir sızıntıdır İstanbul un steril plazalarından kaçıp Galata nın rutubetli karanlıklarına inen Demir insan olmanın getirdiği o yumuşak esnek ve acı veren zayıflıktan kurtulmanın yollarını arar Bu tekinsiz yolculukta karşısına çıkanlar ise modern zamanın grotesk teknisyenleridir İnsanları birer hurda gibi ölçüp biçen Tasnifçi hafızaları asitle yakan Silici geçmişin pişmanlıklarını yakıt olarak kullanan Ateşçi çürümüş ruhları vernikleyip sergileyen Restoratör ve vicdanı sahte maskelerle örten Kurgucu Herkes ona iyileşmeyi saklanmayı ya da cilalanıp yeniden sergilenmeyi vaat ederken Demir in aradığı şey başkadır O hissetmenin yükünden kurtulup maddenin o soğuk sessiz ve sarsılmaz huzuruna kavuşmak istemektedir Çünkü bir bina vicdan azabı çekmez Bir kolon ağlamaz Ve betonarme bir blok asla pişmanlık duymaz Çağdaş Can Cüruf ile okuru biyolojik olandan inorganik olana doğru sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor Bu roman bir adamın delirmesinin değil etten ve kemikten vazgeçip kendi hayatının tortusuyla yüzleşerek statik bir zafere yürümesinin hikâyesi