Çürük Lekesine Yas — Sabri Kuşkonmaz

Çürük Lekesine Yas
Sabri KuşkonmazBerfin Yayınları
Çürük Lekesine Yas
Sabri KuşkonmazÇürük Lekesine Yas Çürük ağrısı duymayan bedene yas tutun Belki ölümdür yasla anılan Belki yastır ölümü çağıran Ayrılıktır kesin her yasta dile dolanan Çürük ağrısı sarmış kalbe çıkan kapıları Kalbin yasına karşı duvarda Kendi silik gölgesi seyirci

Berfin Yayınları
Çürük ağrısı duymayan bedene yas tutun Belki ölümdür yasla anılan Belki yastır ölümü çağıran Ayrılıktır kesin her yasta dile dolanan Çürük ağrısı sarmış kalbe çıkan kapıları Kalbin yasına karşı duvarda Kendi silik gölgesi seyirci Ülkemin kalbi neresi Bir bezle silmek gerek Başlayan çürük lekesini Bir beyaz mendili tutarak yüzüme Başlarım yoksa yasına çürük lekesinin 1968 yılında Karadağlı Zühre ninem öldüğünde babamı gördüm bir köşede çömelmiş çalı dibine yüzünü dönmüş güneşe iki eliyle beyaz bir mendili tutmuştu yüzüne Fethiye ye o zaman uzak olan Girdev köyündeydik Çocuk aklımla yorumladım hemen Ya gizliyor herkesten ağlamasını ay aydınlık da olsa kimse görmezdi ya yüzünü gün aydınlığında kalabalıktan ayrı acısını yaşarken bir köşede koruyor yüzünü güneşten beyaz mendilini örtü yaparak Aradan nice zaman geçti Babam da kahırlı bir hayatı bıraktı 1996 yılında Fethiye de Haberi aldığım akşam ilk şiir kitabımın bir ekonomi dergisinde olası tanıtımın konuşmuştuk İşçi Memet le Beyoğlu nda kıyımın kıyısında kitabımda var az bir hikâyesi Duyunca ölümü bilemedim kime kızayım elimde vardı bir ince şiir kitabım hıncımı ona yükledim Fethiye de mezarlıkta herkesin gitmesini bekledim Son kez konuşmak için taze mezar toprağındaki toprak babamla Gitti herkes Bir yaşlı adam dışında Babamın çok eski bir efelik arkadaşı Kırk yıldır konuşmadığı Herkes uzaklaşınca mezardan mezarlıktan çıkardı cebinden bir beyaz mendil çömeldi mezarın başına döndü yüzünü güneşe tuttu mendili iki eliyle yüzüne Epey bekledim O da hep kalacak gibiydi orada yüzünde mendiliyle ayrıldım çaresiz mezarlık kapısında başsağlığı için bekleyenler vardı Öğrendim ki hemen sonra dönünce İstanbul a güneşte yüze tutulan beyaz mendil bir büyük yasmış kadim Asya dinlerimizde ve kültüründe Yası örten mendil ne küçüktü onca büyük acılara

BERFİN YAYINLARI
Çürük Lekesine Yas Çürük ağrısı duymayan bedene yas tutun Belki ölümdür yasla anılan Belki yastır ölümü çağıran Ayrılıktır kesin her yasta dile dolanan Çürük ağrısı sarmış kalbe çıkan kapıları Kalbin yasına karşı duvarda Kendi silik gölgesi seyirci Ülkemin kalbi neresi Bir bezle silmek gerek Başlayan çürük lekesini Bir beyaz mendili tutarak yüzüme Başlarım yoksa yasına çürük lekesinin 1968 yılında Karadağlı Zühre ninem öldüğünde babamı gördüm bir köşede çömelmiş çalı dibine yüzünü dönmüş güneşe iki eliyle beyaz bir mendili tutmuştu yüzüne Fethiye ye o zaman uzak olan Girdev köyündeydik Çocuk aklımla yorumladım hemen Ya gizliyor herkesten ağlamasını ay aydınlık da olsa kimse görmezdi ya yüzünü gün aydınlığında kalabalıktan ayrı acısını yaşarken bir köşede koruyor yüzünü güneşten beyaz mendilini örtü yaparak Aradan nice zaman geçti Babam da kahırlı bir hayatı bıraktı 1996 yılında Fethiye de Haberi aldığım akşam ilk şiir kitabımın bir ekonomi dergisinde olası tanıtımın konuşmuştuk İşçi Memet le Beyoğlu nda kıyımın kıyısında kitabımda var az bir hikâyesi Duyunca ölümü bilemedim kime kızayım elimde vardı bir ince şiir kitabım hıncımı ona yükledim Fethiye de mezarlıkta herkesin gitmesini bekledim Son kez konuşmak için taze mezar toprağındaki toprak babamla Gitti herkes Bir yaşlı adam dışında Babamın çok eski bir efelik arkadaşı Kırk yıldır konuşmadığı Herkes uzaklaşınca mezardan mezarlıktan çıkardı cebinden bir beyaz mendil çömeldi mezarın başına döndü yüzünü güneşe tuttu mendili iki eliyle yüzüne Epey bekledim O da hep kalacak gibiydi orada yüzünde mendiliyle ayrıldım çaresiz mezarlık kapısında başsağlığı için bekleyenler vardı Öğrendim ki hemen sonra dönünce İstanbul a güneşte yüze tutulan beyaz mendil bir büyük yasmış kadim Asya dinlerimizde ve kültüründe Yası örten mendil ne küçüktü onca büyük acılara

Berfin Yayınları
Çürük Lekesine Yas Çürük ağrısı duymayan bedene yas tutun Belki ölümdür yasla anılan Belki yastır ölümü çağıran Ayrılıktır kesin her yasta dile dolanan Çürük ağrısı sarmış kalbe çıkan kapıları Kalbin yasına karşı duvarda Kendi silik gölgesi seyirci Ülkemin kalbi neresi Bir bezle silmek gerek Başlayan çürük lekesini Bir beyaz mendili tutarak yüzüme Başlarım yoksa yasına çürük lekesinin 1968 yılında Karadağlı Zühre ninem öldüğünde babamı gördüm bir köşede çömelmiş çalı dibine yüzünü dönmüş güneşe iki eliyle beyaz bir mendili tutmuştu yüzüne Fethiye ye o zaman uzak olan Girdev köyündeydik Çocuk aklımla yorumladım hemen Ya gizliyor herkesten ağlamasını ay aydınlık da olsa kimse görmezdi ya yüzünü gün aydınlığında kalabalıktan ayrı acısını yaşarken bir köşede koruyor yüzünü güneşten beyaz mendilini örtü yaparak Aradan nice zaman geçti Babam da kahırlı bir hayatı bıraktı 1996 yılında Fethiye de Haberi aldığım akşam ilk şiir kitabımın bir ekonomi dergisinde olası tanıtımın konuşmuştuk İşçi Memet le Beyoğlu nda kıyımın kıyısında kitabımda var az bir hikâyesi Duyunca ölümü bilemedim kime kızayım elimde vardı bir ince şiir kitabım hıncımı ona yükledim Fethiye de mezarlıkta herkesin gitmesini bekledim Son kez konuşmak için taze mezar toprağındaki toprak babamla Gitti herkes Bir yaşlı adam dışında Babamın çok eski bir efelik arkadaşı Kırk yıldır konuşmadığı Herkes uzaklaşınca mezardan mezarlıktan çıkardı cebinden bir beyaz mendil çömeldi mezarın başına döndü yüzünü güneşe tuttu mendili iki eliyle yüzüne Epey bekledim O da hep kalacak gibiydi orada yüzünde mendiliyle ayrıldım çaresiz mezarlık kapısında başsağlığı için bekleyenler vardı Öğrendim ki hemen sonra dönünce İstanbul a güneşte yüze tutulan beyaz mendil bir büyük yasmış kadim Asya dinlerimizde ve kültüründe Yası örten mendil ne küçüktü onca büyük acılara img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Berfin Yayınları
Çürük Lekesine Yas Çürük ağrısı duymayan bedene yas tutun Belki ölümdür yasla anılan Belki yastır ölümü çağıran Ayrılıktır kesin her yasta dile dolanan Çürük ağrısı sarmış kalbe çıkan kapıları Kalbin yasına karşı duvarda Kendi silik gölgesi seyirci Ülkemin kalbi neresi Bir bezle silmek gerek Başlayan çürük lekesini Bir beyaz mendili tutarak yüzüme Başlarım yoksa yasına çürük lekesinin 1968 yılında Karadağlı Zühre ninem öldüğünde babamı gördüm bir köşede çömelmiş çalı dibine yüzünü dönmüş güneşe iki eliyle beyaz bir mendili tutmuştu yüzüne Fethiye ye o zaman uzak olan Girdev köyündeydik Çocuk aklımla yorumladım hemen Ya gizliyor herkesten ağlamasını ay aydınlık da olsa kimse görmezdi ya yüzünü gün aydınlığında kalabalıktan ayrı acısını yaşarken bir köşede koruyor yüzünü güneşten beyaz mendilini örtü yaparak Aradan nice zaman geçti Babam da kahırlı bir hayatı bıraktı 1996 yılında Fethiye de Haberi aldığım akşam ilk şiir kitabımın bir ekonomi dergisinde olası tanıtımın konuşmuştuk İşçi Memet le Beyoğlu nda kıyımın kıyısında kitabımda var az bir hikâyesi Duyunca ölümü bilemedim kime kızayım elimde vardı bir ince şiir kitabım hıncımı ona yükledim Fethiye de mezarlıkta herkesin gitmesini bekledim Son kez konuşmak için taze mezar toprağındaki toprak babamla Gitti herkes Bir yaşlı adam dışında Babamın çok eski bir efelik arkadaşı Kırk yıldır konuşmadığı Herkes uzaklaşınca mezardan mezarlıktan çıkardı cebinden bir beyaz mendil çömeldi mezarın başına döndü yüzünü güneşe tuttu mendili iki eliyle yüzüne Epey bekledim O da hep kalacak gibiydi orada yüzünde mendiliyle ayrıldım çaresiz mezarlık kapısında başsağlığı için bekleyenler vardı Öğrendim ki hemen sonra dönünce İstanbul a güneşte yüze tutulan beyaz mendil bir büyük yasmış kadim Asya dinlerimizde ve kültüründe Yası örten mendil ne küçüktü onca büyük acılara