MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Dağda Duman Yeri Yok — Abdullah Ataşçı

Dağda Duman Yeri Yok
13,22
RomanÇağdaş Türkiye EdebiyatıROMAN ÖYKÜ

Dağda Duman Yeri Yok

Abdullah Ataşçı

İletişim Yayınları

2011279 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Dağda Duman Yeri Yok

Abdullah Ataşçı

Köy büyük bir yangınla sarsıldı her şey küle karıştı ve herkes o tren yolculuğuna küllerinden yeniden doğmak için çıktı geçmişle hesaplaşmak ve geleceğini bulmak için Bütün yolcular yanlarına en büyük yüklerini sır dolu hikâyelerini aldılar Abdullah Ataşçı Dağda Duman Yeri Yok ile taşraya ışık tutan yoksulluğun suskunluğunu bozan şiirsel bir masal anlatmıyor yalnızca inançların ortak anlatılarından aşkın evrenselliğine uzanan insan hikâyelerinin arka planına bütün bir ülkenin görmezden gelinen gerçeklerini de büyük bir ustalıkla yerleştiriyor Kesinlemelerden ve keskinliklerden uzak bir yaklaşımın yazarı yazdıklarını önyargıların ve kalıplaşmış düşüncelerin berisinde tuttuğu da su götürmez bir gerçek Ethem Baran

Teklif Kitap
15,55

İletişim Yayınları

2011-11-171. baskı279 sf.
Karton315-195-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Köy büyük bir yangınla sarsıldı her şey küle karıştı ve herkes o tren yolculuğuna küllerinden yeniden doğmak için çıktı geçmişle hesaplaşmak ve geleceğini bulmak için Bütün yolcular yanlarına en büyük yüklerini sır dolu hikâyelerini aldılar Abdullah Ataşçı Dağda Duman Yeri Yok ile taşraya ışık tutan yoksulluğun suskunluğunu bozan şiirsel bir masal anlatmıyor yalnızca inançların ortak anlatılarından aşkın evrenselliğine uzanan insan hikâyelerinin arka planına bütün bir ülkenin görmezden gelinen gerçeklerini de büyük bir ustalıkla yerleştiriyor Kesinlemelerden ve keskinliklerden uzak bir yaklaşımın yazarı yazdıklarını önyargıların ve kalıplaşmış düşüncelerin berisinde tuttuğu da su götürmez bir gerçek Ethem Baran

Kitap Sepeti
136,50

Everest Yayınları

2019234 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Birindar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu

Tamadres
136,50

Everest Yayınları

Mayıs 2019234 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Birîndar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu

Everest Yayınları
136,50

Everest Yayınları

2019-05-15234 sf.
Ciltsiz13,5 X 19,51. Hamur
Everest Yayınları

Birîndar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu

Alfa Kitap
136,50

Everest Yayınları

2019234 sf.
Ciltsiz13,5 X 19,51. Hamur
Alfa Kitap

Birîndar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu

Kitap Ambarı
138,60

Everest Yayınları

2019
İnce Kapak13,5 x 19,5
Kitap Ambarı

Birîndar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu Tanıtım Bülteninden

Şehadet Kitap
144,90

Everest Yayınları

2019234 sf.
Şehadet Kitap

Birindar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu

Teklif Kitap
156,03

Everest Yayınları

2019-05-201. baskı234 sf.
Karton135-195-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Birindar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu

Ekin Kitap
172,20

Everest Yayınları

2019234 sf.
Ekin Kitap

Birindar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu

Pandora
178,50

Everest

2019234 sf.
Pandora

Birindar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu

Nobel Kitap
184,80

Everest Yayınları

2019234 sf.
Nobel Kitap

Birindar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu

Kita Kitap
210,00

Everest Yayınları

Mayıs 20191. baskı234 sf.
Ciltsiz13,50 x 19,50 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Birîndar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

D&R
210,00

Everest Yayınları

20191. baskı
13,5 x 19,52. Hamur
D&R

Birîndar ve Yara Bende ile öyküdeki ustalığını romanlarında da sürdüren Abdullah Ataşçı dan zorunlu bir göçün destansı dil ve folklorik sesle anlatıldığı bir hatırlamalar serencamı Dağda Duman Yeri Yok her şeyi bir trene sığdırıyor vagonlardan dengbêjler hüzünler ayrılıklar ve hayatdökümleri rüzgâra karışıp yazarın hayalle gerçek arasında kurguladığı yokyerlere savruluyor Nereye gittiğinin bir önemi yok ne trenin ne de trendekilerin belki de her şey bir rüya kim bilir Romandaki tüm karakterler bir uykunun dehlizinde ve ölenin yaşayandan farkı yok mezarlıklardan çıkarak mahallede dolaşan ruhlar geçmişle bugünü eşitliyorlar Bu romanda ses de ıslık da koku da ete kemiğe bürünüyor onlar da hikâyeye dahiller Kırk gün kırk gece bir türkü mahcup mahcup çalıyor bu türküyü herkes hem can kulağıyla dinliyor hem de tüm şehir tüm insanlar sağırlaşıyor sanki Dağda Duman Yeri Yok tamam da şehir duman altında Ağır ağır sanki hiç acelesi yokmuşçasına konuştu Neden savaştıklarından özgürlüğün ne anlama geldiğinden bir halkın en önemli varlığının dili olduğundan dili yasaklanmış bir halkın zalimlere karşı ayağa kalkmasından ve daha bir sürü şeyden bahsetti Yangın en azılı düşmanına saldırıyormuş gibi gittikçe yayılıyor sağlam bulabildiği her şeyin üzerine bir kasırga gibi ilerliyor yeşili de beyazı da büsbütün kirleterek büyüyordu Bu besbelli toprağın kederiydi Çünkü doğuran da çoğaltan da seven de anlayan da şefkat gösteren de topraktı Toprağın hazin bir yenilgisiydi bu Tanıtım Bülteninden

İletişim Yayınları

İletişim Yayınları

1. baskı - Kasım 2011239 sf.
130 mm x 195 mm
İletişim Yayınları

Köy büyük bir yangınla sarsıldı her şey küle karıştı ve herkes o tren yolculuğuna küllerinden yeniden doğmak için çıktı geçmişle hesaplaşmak ve geleceğini bulmak için Bütün yolcular yanlarına en büyük yüklerini sır dolu hikâyelerini aldılar Abdullah Ataşçı Dağda Duman Yeri Yok ile taşraya ışık tutan yoksulluğun suskunluğunu bozan şiirsel bir masal anlatmıyor yalnızca inançların ortak anlatılarından aşkın evrenselliğine uzanan insan hikâyelerinin arka planına bütün bir ülkenin görmezden gelinen gerçeklerini de büyük bir ustalıkla yerleştiriyor Kesinlemelerden ve keskinliklerden uzak bir yaklaşımın yazarı yazdıklarını önyargıların ve kalıplaşmış düşüncelerin berisinde tuttuğu da su götürmez bir gerçek Ethem Baran Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın

Kitap Yurdu

İLETİŞİM YAYINLARI

11.11.2011279 sf.
Karton Kapak13 x 19.5 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Köy büyük bir yangınla sarsıldı her şey küle karıştı ve herkes o tren yolculuğuna küllerinden yeniden doğmak için çıktı geçmişle hesaplaşmak ve geleceğini bulmak için Bütün yolcular yanlarına en büyük yüklerini sır dolu hikâyelerini aldılar Abdullah Ataşçı Dağda Duman Yeri Yok ile taşraya ışık tutan yoksulluğun suskunluğunu bozan şiirsel bir masal anlatmıyor yalnızca inançların ortak anlatılarından aşkın evrenselliğine uzanan insan hikâyelerinin arka planına bütün bir ülkenin görmezden gelinen gerçeklerini de büyük bir ustalıkla yerleştiriyor Kesinlemelerden ve keskinliklerden uzak bir yaklaşımın yazarı yazdıklarını önyargıların ve kalıplaşmış düşüncelerin berisinde tuttuğu da su götürmez bir gerçek Ethem Baran