Değişen Doğu — John Alfred Spender

Değişen Doğu
John Alfred SpenderBüyüyen Ay Yayınları
Değişen Doğu
John Alfred SpenderDoğu Şark Batılı ülkeler özellikle İngiltere için hep hâlledilmesi gereken bir mesele olmuştur Orta sıyla yakın ıyla ve uzak ıyla aslındaysa hemen her parçasıyla Doğu İngiltere için bir dönem genellikle ticarî nitelikli bir ilgi konusu iken bir sonraki dönemde işgal etme ya da sömürge hâline getirme meselesi haline gelmiştir Yazarımızın seyahat yılları 1925 26 sırasında Mısır İngiliz işgali altındadır Hindistan ise bugünkü Pakistan Bangladeş ve Myanmar ı da bünyesinde bulunduruyor olarak 1882 yılından beri İngiliz sömürgesi durumundadır ve her iki ülkede de İngiltere yle olan içiçelik bir şekilde kendisini devam ettirmekte ve batılılaşma eğilimi güç kazanmakta iken milliyetçiliğin ve bağımsızlıkçı hareketlerin de fitili ateşlenmiş durumdadır Bu yıllar itibarıyla Türkiye de de köklü rota değişikliği adımları atılmaya başlanmış durumdadır başkentin Ankara olarak seçilmiş olması ve sözde hilafet kurumunun ilgası ve zaten nitelik işlev ve ışıklarını kaybetmiş durumdaki tekke ve zaviyelerin kapatılması bu rota değişikliğinin ne olduğu ve sonrasındaki devrim adımlarının neler olacağı yönünde tüm dünyaya yeterince açık mesaj vermiş durumdadır ve yeniden inşa merkezi olan Ankara bir taraftan Batılı güçlere karşı bir kurtuluş ya da varoluş savaşı vermişken diğer taraftan da Doğu nun değil Batı nın bir parçası olma niyetini belli bir açıklıkta izhar etmiş durumdadır Dolayısıyla o yıllarda Doğu ülkeleri İngiltere açısından başedilmesi neredeyse mümkün olmayan handikaplar üretme konusunda engellenemez bir hareketlenme içindedir Bu durum karşısında İngiltere bir taraftan bu ülkelerde ne olup bittiğini ve dip dalgaların gelişmeleri nasıl etkileyebileceğini anlamaya çalışırken bir taraftan da bu ülkelerde zuhur eden ve ivme kazanan zorlu direnişler karşısında duruşunu ve mevcut politik tutumlarını gözden geçirme ve emperyal kaybını minimize etme gayreti içerisindedir Çünkü her üç ülkede de özünde batıcı olan eğilimler oldukça güçlü olsa da milliyetçi ve bağımsızlıkçı eğilimler anti Batı isyancı ruhu çok kolay alevlendirebilmektedir yani zülf ü yâr hiçbir yerde güvende değildir Yazarımızsa İngiliz yukarıdan bakışını muhafaza ediyor olsa da sağduyu sahibi yerel siyasî gelişmeleri de İngiltere nin politikalarındaki çarpıklıkları ve yanlışlıkları da iyi okuyabilen ayrıca her üç ülkenin toplumlarını ve oralardaki hâkim anlayışları da oldukça yakından tanımış ve gözlemlerde bulunmuş usta ve birikimli bir gazetecidir Ve gözlem ve değerlendirmeleri bugün için de aydınlatıcıdır Taşıdığı bu özellikleriyle kitap bir seyahatnameden daha da fazlasını içermektedir

Büyüyenay Yayınları
Doğu Şark Batılı ülkeler özellikle İngiltere için hep hâlledilmesi gereken bir mesele olmuştur Orta sıyla yakın ıyla ve uzak ıyla aslındaysa hemen her parçasıyla Doğu İngiltere için bir dönem genellikle ticarî nitelikli bir ilgi konusu iken bir sonraki dönemde işgal etme ya da sömürge hâline getirme meselesi haline gelmiştir Yazarımızın seyahat yılları 1925 26 sırasında Mısır İngiliz işgali altındadır Hindistan ise bugünkü Pakistan Bangladeş ve Myanmar ı da bünyesinde bulunduruyor olarak 1882 yılından beri İngiliz sömürgesi durumundadır ve her iki ülkede de İngiltere yle olan içiçelik bir şekilde kendisini devam ettirmekte ve batılılaşma eğilimi güç kazanmakta iken milliyetçiliğin ve bağımsızlıkçı hareketlerin de fitili ateşlenmiş durumdadır Bu yıllar itibarıyla Türkiye de de köklü rota değişikliği adımları atılmaya başlanmış durumdadır başkentin Ankara olarak seçilmiş olması ve sözde hilafet kurumunun ilgası ve zaten nitelik işlev ve ışıklarını kaybetmiş durumdaki tekke ve zaviyelerin kapatılması bu rota değişikliğinin ne olduğu ve sonrasındaki devrim adımlarının neler olacağı yönünde tüm dünyaya yeterince açık mesaj vermiş durumdadır ve yeniden inşa merkezi olan Ankara bir taraftan Batılı güçlere karşı bir kurtuluş ya da varoluş savaşı vermişken diğer taraftan da Doğu nun değil Batı nın bir parçası olma niyetini belli bir açıklıkta izhar etmiş durumdadır Dolayısıyla o yıllarda Doğu ülkeleri İngiltere açısından başedilmesi neredeyse mümkün olmayan handikaplar üretme konusunda engellenemez bir hareketlenme içindedir Bu durum karşısında İngiltere bir taraftan bu ülkelerde ne olup bittiğini ve dip dalgaların gelişmeleri nasıl etkileyebileceğini anlamaya çalışırken bir taraftan da bu ülkelerde zuhur eden ve ivme kazanan zorlu direnişler karşısında duruşunu ve mevcut politik tutumlarını gözden geçirme ve emperyal kaybını minimize etme gayreti içerisindedir Çünkü her üç ülkede de özünde batıcı olan eğilimler oldukça güçlü olsa da milliyetçi ve bağımsızlıkçı eğilimler anti Batı isyancı ruhu çok kolay alevlendirebilmektedir yani zülf ü yâr hiçbir yerde güvende değildir Yazarımızsa İngiliz yukarıdan bakışını muhafaza ediyor olsa da sağduyu sahibi yerel siyasî gelişmeleri de İngiltere nin politikalarındaki çarpıklıkları ve yanlışlıkları da iyi okuyabilen ayrıca her üç ülkenin toplumlarını ve oralardaki hâkim anlayışları da oldukça yakından tanımış ve gözlemlerde bulunmuş usta ve birikimli bir gazetecidir Ve gözlem ve değerlendirmeleri bugün için de aydınlatıcıdır Taşıdığı bu özellikleriyle kitap bir seyahatnameden daha da fazlasını içermektedir Tanıtım Bülteninden

Büyüyen Ay Yayınları
Doğu Şark Batılı ülkeler özellikle İngiltere için hep hâlledilmesi gereken bir mesele olmuştur Orta sıyla yakın ıyla ve uzak ıyla aslındaysa hemen her parçasıyla Doğu İngiltere için bir dönem genellikle ticarî nitelikli bir ilgi konusu iken bir sonraki dönemde işgal etme ya da sömürge hâline getirme meselesi haline gelmiştir Yazarımızın seyahat yılları 1925 26 sırasında Mısır İngiliz işgali altındadır Hindistan ise bugünkü Pakistan Bangladeş ve Myanmar ı da bünyesinde bulunduruyor olarak 1882 yılından beri İngiliz sömürgesi durumundadır ve her iki ülkede de İngiltere yle olan içiçelik bir şekilde kendisini devam ettirmekte ve batılılaşma eğilimi güç kazanmakta iken milliyetçiliğin ve bağımsızlıkçı hareketlerin de fitili ateşlenmiş durumdadır Bu yıllar itibarıyla Türkiye de de köklü rota değişikliği adımları atılmaya başlanmış durumdadır başkentin Ankara olarak seçilmiş olması ve sözde hilafet kurumunun ilgası ve zaten nitelik işlev ve ışıklarını kaybetmiş durumdaki tekke ve zaviyelerin kapatılması bu rota değişikliğinin ne olduğu ve sonrasındaki devrim adımlarının neler olacağı yönünde tüm dünyaya yeterince açık mesaj vermiş durumdadır ve yeniden inşa merkezi olan Ankara bir taraftan Batılı güçlere karşı bir kurtuluş ya da varoluş savaşı vermişken diğer taraftan da Doğu nun değil Batı nın bir parçası olma niyetini belli bir açıklıkta izhar etmiş durumdadır Dolayısıyla o yıllarda Doğu ülkeleri İngiltere açısından başedilmesi neredeyse mümkün olmayan handikaplar üretme konusunda engellenemez bir hareketlenme içindedir Bu durum karşısında İngiltere bir taraftan bu ülkelerde ne olup bittiğini ve dip dalgaların gelişmeleri nasıl etkileyebileceğini anlamaya çalışırken bir taraftan da bu ülkelerde zuhur eden ve ivme kazanan zorlu direnişler karşısında duruşunu ve mevcut politik tutumlarını gözden geçirme ve emperyal kaybını minimize etme gayreti içerisindedir Çünkü her üç ülkede de özünde batıcı olan eğilimler oldukça güçlü olsa da milliyetçi ve bağımsızlıkçı eğilimler anti Batı isyancı ruhu çok kolay alevlendirebilmektedir yani zülf ü yâr hiçbir yerde güvende değildir Yazarımızsa İngiliz yukarıdan bakışını muhafaza ediyor olsa da sağduyu sahibi yerel siyasî gelişmeleri de İngiltere nin politikalarındaki çarpıklıkları ve yanlışlıkları da iyi okuyabilen ayrıca her üç ülkenin toplumlarını ve oralardaki hâkim anlayışları da oldukça yakından tanımış ve gözlemlerde bulunmuş usta ve birikimli bir gazetecidir Ve gözlem ve değerlendirmeleri bugün için de aydınlatıcıdır Taşıdığı bu özellikleriyle kitap bir seyahatnameden daha da fazlasını içermektedir

BÜYÜYENAY
çev. Yusuf Yazar
Doğu Şark Batılı ülkeler özellikle İngiltere için hep hâlledilmesi gereken bir mesele olmuştur Orta sıyla yakın ıyla ve uzak ıyla aslındaysa hemen her parçasıyla Doğu İngiltere için bir dönem genellikle ticarî nitelikli bir ilgi konusu iken bir sonraki dönemde işgal etme ya da sömürge hâline getirme meselesi haline gelmiştir Yazarımızın seyahat yılları 1925 26 sırasında Mısır İngiliz işgali altındadır Hindistan ise bugünkü Pakistan Bangladeş ve Myanmar ı da bünyesinde bulunduruyor olarak 1882 yılından beri İngiliz sömürgesi durumundadır ve her iki ülkede de İngiltere yle olan içiçelik bir şekilde kendisini devam ettirmekte ve batılılaşma eğilimi güç kazanmakta iken milliyetçiliğin ve bağımsızlıkçı hareketlerin de fitili ateşlenmiş durumdadır Bu yıllar itibarıyla Türkiye de de köklü rota değişikliği adımları atılmaya başlanmış durumdadır başkentin Ankara olarak seçilmiş olması ve sözde hilafet kurumunun ilgası ve zaten nitelik işlev ve ışıklarını kaybetmiş durumdaki tekke ve zaviyelerin kapatılması bu rota değişikliğinin ne olduğu ve sonrasındaki devrim adımlarının neler olacağı yönünde tüm dünyaya yeterince açık mesaj vermiş durumdadır ve yeniden inşa merkezi olan Ankara bir taraftan Batılı güçlere karşı bir kurtuluş ya da varoluş savaşı vermişken diğer taraftan da Doğu nun değil Batı nın bir parçası olma niyetini belli bir açıklıkta izhar etmiş durumdadır Dolayısıyla o yıllarda Doğu ülkeleri İngiltere açısından başedilmesi neredeyse mümkün olmayan handikaplar üretme konusunda engellenemez bir hareketlenme içindedir Bu durum karşısında İngiltere bir taraftan bu ülkelerde ne olup bittiğini ve dip dalgaların gelişmeleri nasıl etkileyebileceğini anlamaya çalışırken bir taraftan da bu ülkelerde zuhur eden ve ivme kazanan zorlu direnişler karşısında duruşunu ve mevcut politik tutumlarını gözden geçirme ve emperyal kaybını minimize etme gayreti içerisindedir Çünkü her üç ülkede de özünde batıcı olan eğilimler oldukça güçlü olsa da milliyetçi ve bağımsızlıkçı eğilimler anti Batı isyancı ruhu çok kolay alevlendirebilmektedir yani zülf ü yâr hiçbir yerde güvende değildir Yazarımızsa İngiliz yukarıdan bakışını muhafaza ediyor olsa da sağduyu sahibi yerel siyasî gelişmeleri de İngiltere nin politikalarındaki çarpıklıkları ve yanlışlıkları da iyi okuyabilen ayrıca her üç ülkenin toplumlarını ve oralardaki hâkim anlayışları da oldukça yakından tanımış ve gözlemlerde bulunmuş usta ve birikimli bir gazetecidir Ve gözlem ve değerlendirmeleri bugün için de aydınlatıcıdır Taşıdığı bu özellikleriyle kitap bir seyahatnameden daha da fazlasını içermektedir

Büyüyen Ay Yayınları
Doğu Şark Batılı ülkeler özellikle İngiltere için hep hâlledilmesi gereken bir mesele olmuştur Orta sıyla yakın ıyla ve uzak ıyla aslındaysa hemen her parçasıyla Doğu İngiltere için bir dönem genellikle ticarî nitelikli bir ilgi konusu iken bir sonraki dönemde işgal etme ya da sömürge hâline getirme meselesi haline gelmiştir Yazarımızın seyahat yılları 1925 26 sırasında Mısır İngiliz işgali altındadır Hindistan ise bugünkü Pakistan Bangladeş ve Myanmar ı da bünyesinde bulunduruyor olarak 1882 yılından beri İngiliz sömürgesi durumundadır ve her iki ülkede de İngiltere yle olan içiçelik bir şekilde kendisini devam ettirmekte ve batılılaşma eğilimi güç kazanmakta iken milliyetçiliğin ve bağımsızlıkçı hareketlerin de fitili ateşlenmiş durumdadır Bu yıllar itibarıyla Türkiye de de köklü rota değişikliği adımları atılmaya başlanmış durumdadır başkentin Ankara olarak seçilmiş olması ve sözde hilafet kurumunun ilgası ve zaten nitelik işlev ve ışıklarını kaybetmiş durumdaki tekke ve zaviyelerin kapatılması bu rota değişikliğinin ne olduğu ve sonrasındaki devrim adımlarının neler olacağı yönünde tüm dünyaya yeterince açık mesaj vermiş durumdadır ve yeniden inşa merkezi olan Ankara bir taraftan Batılı güçlere karşı bir kurtuluş ya da varoluş savaşı vermişken diğer taraftan da Doğu nun değil Batı nın bir parçası olma niyetini belli bir açıklıkta izhar etmiş durumdadır Dolayısıyla o yıllarda Doğu ülkeleri İngiltere açısından başedilmesi neredeyse mümkün olmayan handikaplar üretme konusunda engellenemez bir hareketlenme içindedir Bu durum karşısında İngiltere bir taraftan bu ülkelerde ne olup bittiğini ve dip dalgaların gelişmeleri nasıl etkileyebileceğini anlamaya çalışırken bir taraftan da bu ülkelerde zuhur eden ve ivme kazanan zorlu direnişler karşısında duruşunu ve mevcut politik tutumlarını gözden geçirme ve emperyal kaybını minimize etme gayreti içerisindedir Çünkü her üç ülkede de özünde batıcı olan eğilimler oldukça güçlü olsa da milliyetçi ve bağımsızlıkçı eğilimler anti Batı isyancı ruhu çok kolay alevlendirebilmektedir yani zülf ü yâr hiçbir yerde güvende değildir Yazarımızsa İngiliz yukarıdan bakışını muhafaza ediyor olsa da sağduyu sahibi yerel siyasî gelişmeleri de İngiltere nin politikalarındaki çarpıklıkları ve yanlışlıkları da iyi okuyabilen ayrıca her üç ülkenin toplumlarını ve oralardaki hâkim anlayışları da oldukça yakından tanımış ve gözlemlerde bulunmuş usta ve birikimli bir gazetecidir Ve gözlem ve değerlendirmeleri bugün için de aydınlatıcıdır Taşıdığı bu özellikleriyle kitap bir seyahatnameden daha da fazlasını içermektedir

Büyüyen Ay Yayınları
Doğu Şark Batılı ülkeler özellikle İngiltere için hep hâlledilmesi gereken bir mesele olmuştur Orta sıyla yakın ıyla ve uzak ıyla aslındaysa hemen her parçasıyla Doğu İngiltere için bir dönem genellikle ticarî nitelikli bir ilgi konusu iken bir sonraki dönemde işgal etme ya da sömürge hâline getirme meselesi haline gelmiştir Yazarımızın seyahat yılları 1925 26 sırasında Mısır İngiliz işgali altındadır Hindistan ise bugünkü Pakistan Bangladeş ve Myanmar ı da bünyesinde bulunduruyor olarak 1882 yılından beri İngiliz sömürgesi durumundadır ve her iki ülkede de İngiltere yle olan içiçelik bir şekilde kendisini devam ettirmekte ve batılılaşma eğilimi güç kazanmakta iken milliyetçiliğin ve bağımsızlıkçı hareketlerin de fitili ateşlenmiş durumdadır Bu yıllar itibarıyla Türkiye de de köklü rota değişikliği adımları atılmaya başlanmış durumdadır başkentin Ankara olarak seçilmiş olması ve sözde hilafet kurumunun ilgası ve zaten nitelik işlev ve ışıklarını kaybetmiş durumdaki tekke ve zaviyelerin kapatılması bu rota değişikliğinin ne olduğu ve sonrasındaki devrim adımlarının neler olacağı yönünde tüm dünyaya yeterince açık mesaj vermiş durumdadır ve yeniden inşa merkezi olan Ankara bir taraftan Batılı güçlere karşı bir kurtuluş ya da varoluş savaşı vermişken diğer taraftan da Doğu nun değil Batı nın bir parçası olma niyetini belli bir açıklıkta izhar etmiş durumdadır Dolayısıyla o yıllarda Doğu ülkeleri İngiltere açısından başedilmesi neredeyse mümkün olmayan handikaplar üretme konusunda engellenemez bir hareketlenme içindedir Bu durum karşısında İngiltere bir taraftan bu ülkelerde ne olup bittiğini ve dip dalgaların gelişmeleri nasıl etkileyebileceğini anlamaya çalışırken bir taraftan da bu ülkelerde zuhur eden ve ivme kazanan zorlu direnişler karşısında duruşunu ve mevcut politik tutumlarını gözden geçirme ve emperyal kaybını minimize etme gayreti içerisindedir Çünkü her üç ülkede de özünde batıcı olan eğilimler oldukça güçlü olsa da milliyetçi ve bağımsızlıkçı eğilimler anti Batı isyancı ruhu çok kolay alevlendirebilmektedir yani zülf ü yâr hiçbir yerde güvende değildir Yazarımızsa İngiliz yukarıdan bakışını muhafaza ediyor olsa da sağduyu sahibi yerel siyasî gelişmeleri de İngiltere nin politikalarındaki çarpıklıkları ve yanlışlıkları da iyi okuyabilen ayrıca her üç ülkenin toplumlarını ve oralardaki hâkim anlayışları da oldukça yakından tanımış ve gözlemlerde bulunmuş usta ve birikimli bir gazetecidir Ve gözlem ve değerlendirmeleri bugün için de aydınlatıcıdır Taşıdığı bu özellikleriyle kitap bir seyahatnameden daha da fazlasını içermektedir

Büyüyen Ay
John Alfred Spender Doğu Şark Batılı ülkeler özellikle İngiltere için hep hâlledilmesi gereken bir mesele olmuştur Orta sıyla yakın ıyla ve uzak ıyla aslındaysa hemen her parçasıyla Doğu İngiltere için bir dönem genellikle ticarî nitelikli bir ilgi konusu iken bir sonraki dönemde işgal etme ya da sömürge hâline getirme meselesi haline gelmiştir Yazarımızın seyahat yılları 1925 26 sırasında Mısır İngiliz işgali altındadır Hindistan ise bugünkü Pakistan Bangladeş ve Myanmar ı da bünyesinde bulunduruyor olarak 1882 yılından beri İngiliz sömürgesi durumundadır ve her iki ülkede de İngiltere yle olan içiçelik bir şekilde kendisini devam ettirmekte ve batılılaşma eğilimi güç kazanmakta iken milliyetçiliğin ve bağımsızlıkçı hareketlerin de fitili ateşlenmiş durumdadır Bu yıllar itibarıyla Türkiye de de köklü rota değişikliği adımları atılmaya başlanmış durumdadır başkentin Ankara olarak seçilmiş olması ve sözde hilafet kurumunun ilgası ve zaten nitelik işlev ve ışıklarını kaybetmiş durumdaki tekke ve zaviyelerin kapatılması bu rota değişikliğinin ne olduğu ve sonrasındaki devrim adımlarının neler olacağı yönünde tüm dünyaya yeterince açık mesaj vermiş durumdadır ve yeniden inşa merkezi olan Ankara bir taraftan Batılı güçlere karşı bir kurtuluş ya da varoluş savaşı vermişken diğer taraftan da Doğu nun değil Batı nın bir parçası olma niyetini belli bir açıklıkta izhar etmiş durumdadır Dolayısıyla o yıllarda Doğu ülkeleri İngiltere açısından başedilmesi neredeyse mümkün olmayan handikaplar üretme konusunda engellenemez bir hareketlenme içindedir Bu durum karşısında İngiltere bir taraftan bu ülkelerde ne olup bittiğini ve dip dalgaların gelişmeleri nasıl etkileyebileceğini anlamaya çalışırken bir taraftan da bu ülkelerde zuhur eden ve ivme kazanan zorlu direnişler karşısında duruşunu ve mevcut politik tutumlarını gözden geçirme ve emperyal kaybını minimize etme gayreti içerisindedir Çünkü her üç ülkede de özünde batıcı olan eğilimler oldukça güçlü olsa da milliyetçi ve bağımsızlıkçı eğilimler anti Batı isyancı ruhu çok kolay alevlendirebilmektedir yani zülf ü yâr hiçbir yerde güvende değildir Yazarımızsa İngiliz yukarıdan bakışını muhafaza ediyor olsa da sağduyu sahibi yerel siyasî gelişmeleri de İngiltere nin politikalarındaki çarpıklıkları ve yanlışlıkları da iyi okuyabilen ayrıca her üç ülkenin toplumlarını ve oralardaki hâkim anlayışları da oldukça yakından tanımış ve gözlemlerde bulunmuş usta ve birikimli bir gazetecidir Ve gözlem ve değerlendirmeleri bugün için de aydınlatıcıdır Taşıdığı bu özellikleriyle kitap bir seyahatnameden daha da fazlasını içermektedir Büyüyenay Yayınları

Büyüyen Ay Yayınları
Doğu Şark Batılı ülkeler özellikle İngiltere için hep hâlledilmesi gereken bir mesele olmuştur Orta sıyla yakın ıyla ve uzak ıyla aslındaysa hemen her parçasıyla Doğu İngiltere için bir dönem genellikle ticarî nitelikli bir ilgi konusu iken bir sonraki dönemde işgal etme ya da sömürge hâline getirme meselesi haline gelmiştir Yazarımızın seyahat yılları 1925 26 sırasında Mısır İngiliz işgali altındadır Hindistan ise bugünkü Pakistan Bangladeş ve Myanmar ı da bünyesinde bulunduruyor olarak 1882 yılından beri İngiliz sömürgesi durumundadır ve her iki ülkede de İngiltere yle olan içiçelik bir şekilde kendisini devam ettirmekte ve batılılaşma eğilimi güç kazanmakta iken milliyetçiliğin ve bağımsızlıkçı hareketlerin de fitili ateşlenmiş durumdadır Bu yıllar itibarıyla Türkiye de de köklü rota değişikliği adımları atılmaya başlanmış durumdadır başkentin Ankara olarak seçilmiş olması ve sözde hilafet kurumunun ilgası ve zaten nitelik işlev ve ışıklarını kaybetmiş durumdaki tekke ve zaviyelerin kapatılması bu rota değişikliğinin ne olduğu ve sonrasındaki devrim adımlarının neler olacağı yönünde tüm dünyaya yeterince açık mesaj vermiş durumdadır ve yeniden inşa merkezi olan Ankara bir taraftan Batılı güçlere karşı bir kurtuluş ya da varoluş savaşı vermişken diğer taraftan da Doğu nun değil Batı nın bir parçası olma niyetini belli bir açıklıkta izhar etmiş durumdadır Dolayısıyla o yıllarda Doğu ülkeleri İngiltere açısından başedilmesi neredeyse mümkün olmayan handikaplar üretme konusunda engellenemez bir hareketlenme içindedir Bu durum karşısında İngiltere bir taraftan bu ülkelerde ne olup bittiğini ve dip dalgaların gelişmeleri nasıl etkileyebileceğini anlamaya çalışırken bir taraftan da bu ülkelerde zuhur eden ve ivme kazanan zorlu direnişler karşısında duruşunu ve mevcut politik tutumlarını gözden geçirme ve emperyal kaybını minimize etme gayreti içerisindedir Çünkü her üç ülkede de özünde batıcı olan eğilimler oldukça güçlü olsa da milliyetçi ve bağımsızlıkçı eğilimler anti Batı isyancı ruhu çok kolay alevlendirebilmektedir yani zülf ü yâr hiçbir yerde güvende değildir Yazarımızsa İngiliz yukarıdan bakışını muhafaza ediyor olsa da sağduyu sahibi yerel siyasî gelişmeleri de İngiltere nin politikalarındaki çarpıklıkları ve yanlışlıkları da iyi okuyabilen ayrıca her üç ülkenin toplumlarını ve oralardaki hâkim anlayışları da oldukça yakından tanımış ve gözlemlerde bulunmuş usta ve birikimli bir gazetecidir Ve gözlem ve değerlendirmeleri bugün için de aydınlatıcıdır Taşıdığı bu özellikleriyle kitap bir seyahatnameden daha da fazlasını içermektedir