Dehşetler İçerisinde — Ümit Güçlü

Dehşetler İçerisinde
Ümit GüçlüKetebe Yayınları
Dehşetler İçerisinde
Ümit Güçlüyerlerden topladığım solucan parçaları gülüyor çocukken yediğim topraklar ağzımdan içinden bir bir ayaklarımın altından sütle karışık yağmur şaşırdım yere uzandım yüzümün üstüne düştüm güneşin getirdiği kabuklara sarıldım geçmedi hayret yeni sorulara başladım dehşet yirmi beş yaşım pişmanlıkla toz toprak kanla utan içinde kin nefret can çıkmasıyla burnumun üzerine düştüm ısırdım dilimi geçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

Ketebe Yayınları
Yerlerden topladığım solucan parçaları gu lu yorÇocukken yediğim topraklarAğzımdan içinden bir birAyaklarımın altından su tle karışık yağmurŞaşırdım yere uzandım yu zu mu n u stu ne du ştu mGu neşin getirdiği kabuklara sarıldımGeçmedi hayret Yeni sorulara başladım dehşetYirmi beş yaşım pişmanlıklaToz toprak kanlaUtan içinde kin nefret can çıkmasıylaBurnumun u zerine du ştu m ısırdım dilimiGeçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

KETEBE YAYINEVİ
yerlerden topladığım solucan parçaları gu lu yor çocukken yediğim topraklar ağzımdan içinden bir bir ayaklarımın altından su tle karışık yağmur şaşırdım yere uzandım yu zu mu n u stu ne du ştu m gu neşin getirdiği kabuklara sarıldım geçmedi hayret yeni sorulara başladım dehşet yirmi beş yaşım pişmanlıkla toz toprak kanla utan içinde kin nefret can çıkmasıyla burnumun u zerine du ştu m ısırdım dilimi geçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

Ketebe
yerlerden topladığım solucan parçaları gu lu yor çocukken yediğim topraklar ağzımdan içinden bir bir ayaklarımın altından su tle karışık yağmur şaşırdım yere uzandım yu zu mu n u stu ne du ştu m gu neşin getirdiği kabuklara sarıldım geçmedi hayret yeni sorulara başladım dehşet yirmi beş yaşım pişmanlıkla toz toprak kanla utan içinde kin nefret can çıkmasıyla burnumun u zerine du ştu m ısırdım dilimi geçmedi şaşkınlık geçmedi hayret Tanıtım Bülteninden

Ketebe
yerlerden topladığım solucan parçaları gülüyor çocukken yediğim topraklar ağzımdan içinden bir bir ayaklarımın altından sütle karışık yağmur şaşırdım yere uzandım yüzümün üstüne düştüm güneşin getirdiği kabuklara sarıldım yeni sorulara başladım dehşet yirmi beş yaşım pişmanlıkla toz toprak kanla içinde kin nefret can çıkmasıyla burnumun üzerine düştüm ısırdım dilimi geçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

Ketebe Yayıncılık
yerlerden topladığım solucan parçaları gülüyor çocukken yediğim topraklar ağzımdan içinden bir bir ayaklarımın altından sütle karışık yağmur şaşırdım yere uzandım yüzümün üstüne düştüm güneşin getirdiği kabuklara sarıldım yeni sorulara başladım dehşet yirmi beş yaşım pişmanlıkla toz toprak kanla içinde kin nefret can çıkmasıyla burnumun üzerine düştüm ısırdım dilimi geçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

Ketebe
yerlerden topladığım solucan parçaları gülüyor çocukken yediğim topraklar ağzımdan içinden bir bir ayaklarımın altından sütle karışık yağmur şaşırdım yere uzandım yüzümün üstüne düştüm güneşin getirdiği kabuklara sarıldım geçmedi hayret yeni sorulara başladım dehşet yirmi beş yaşım pişmanlıkla toz toprak kanla utan içinde kin nefret can çıkmasıyla burnumun üzerine düştüm ısırdım dilimi geçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

Ketebe Yayınları
yerlerden topladığım solucan parçaları gülüyor çocukken yediğim topraklar ağzımdan içinden bir bir ayaklarımın altından sütle karışık yağmur şaşırdım yere uzandım yüzümün üstüne düştüm güneşin getirdiği kabuklara sarıldım geçmedi hayret yeni sorulara başladım dehşet yirmi beş yaşım pişmanlıkla toz toprak kanla utan içinde kin nefret can çıkmasıyla burnumun üzerine düştüm ısırdım dilimi geçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

Ketebe Yayınları
Yerlerden topladığım solucan parçaları gu lu yorÇocukken yediğim topraklarAğzımdan içinden bir birAyaklarımın altından su tle karışık yağmurŞaşırdım yere uzandım yu zu mu n u stu ne du ştu mGu neşin getirdiği kabuklara sarıldımGeçmedi hayret Yeni sorulara başladım dehşetYirmi beş yaşım pişmanlıklaToz toprak kanlaUtan içinde kin nefret can çıkmasıylaBurnumun u zerine du ştu m ısırdım dilimiGeçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

Ketebe Yayınları
yerlerden topladığım solucan parçaları gu lu yor çocukken yediğim topraklar ağzımdan içinden bir bir ayaklarımın altından su tle karışık yağmur şaşırdım yere uzandım yu zu mu n u stu ne du ştu m gu neşin getirdiği kabuklara sarıldım geçmedi hayret yeni sorulara başladım dehşet yirmi beş yaşım pişmanlıkla toz toprak kanla utan içinde kin nefret can çıkmasıyla burnumun u zerine du ştu m ısırdım dilimi geçmedi şaşkınlık geçmedi hayret img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Hece Yayınları
Aşk ve ölüm hayatımızın vazgeçilmez iki gerçeği Aşk aldığımız nefesin iksiri kuvveti kudreti değil yalnızca hayatın kendisi Hayat bir aşk ürünü değil mi Kışta kuruyup giden çiçekler yapraklar tomurcuklar yaşam aşkının sonucunda dirilip bahara hazırlanmazlar mı Ya ölüm Aşk kadar gerçek değil mi Aşk sarmalı kadar insan hayatının içinde değil mi İnsan ölümüne doğru koşan hayatı ölümüyle birlikte yaşayan her an ölüp dirilen her an ölüm korkusunu ensesinde hisseden varlık İnsan yaşamını var eden kuvvetin kudretin kendisi değil mi ölüm Ona yaklaştıkça insanoğlu hayata yaşamaya dört elle sarılmıyor mu İnsan ölümüyle içli dışlı kucak kucağa yaşıyor durmadan ona doğru koşuyor Her nefesiyle onu içine alıyor onunla bütünleşiyor et kemik gibi sarmaş dolaş oluyor ölümlüleşiyor ölümün gölgesinde yaşayıp gidiyor Aşk ve Ölüm bu iki kavramın kendi gerçekliğine bu şekilde yaklaşıyor Aşkın heyecanı coşkusu ve tılsımıyla dolu bir hayatın ölümün gölgesinde nasıl seyrettiğini bir yaşam hikâyesi üzerinden ortaya koyuyor Aşk ve Ölüm aynı zamanda küllerinden doğan bir adamın aşk sayesinde kaderine nasıl hükmettiğinin başarıdan başarıya nasıl koştuğunun hikâyesi

Hece Yayınları
Aşk ve ölüm hayatımızın vazgeçilmez iki gerçeği Aşk aldığımız nefesin iksiri kuvveti kudreti değil yalnızca hayatın kendisi Hayat bir aşk ürünü değil mi Kışta kuruyup giden çiçekler yapraklar tomurcuklar yaşam aşkının sonucunda dirilip bahara hazırlanmazlar mı Ya ölüm Aşk kadar gerçek değil mi Aşk sarmalı kadar insan hayatının içinde değil mi İnsan ölümüne doğru koşan hayatı ölümüyle birlikte yaşayan her an ölüp dirilen her an ölüm korkusunu ensesinde hisseden varlık İnsan yaşamını var eden kuvvetin kudretin kendisi değil mi ölüm Ona yaklaştıkça insanoğlu hayata yaşamaya dört elle sarılmıyor mu İnsan ölümüyle içli dışlı kucak kucağa yaşıyor durmadan ona doğru koşuyor Her nefesiyle onu içine alıyor onunla bütünleşiyor et kemik gibi sarmaş dolaş oluyor ölümlüleşiyor ölümün gölgesinde yaşayıp gidiyor Aşk ve Ölüm bu iki kavramın kendi gerçekliğine bu şekilde yaklaşıyor Aşkın heyecanı coşkusu ve tılsımıyla dolu bir hayatın ölümün gölgesinde nasıl seyrettiğini bir yaşam hikâyesi üzerinden ortaya koyuyor Aşk ve Ölüm aynı zamanda küllerinden doğan bir adamın aşk sayesinde kaderine nasıl hükmettiğinin başarıdan başarıya nasıl koştuğunun hikâyesi

Hece Yayınları
yerlerden topladığım solucan parçaları gu lu yorçocukken yediğim topraklarağzımdan içinden bir birayaklarımın altından su tle karışık yağmurşaşırdım yere uzandım yu zu mu n u stu ne du ştu mgu neşin getirdiği kabuklara sarıldımgeçmedi hayretyeni sorulara başladım dehşetyirmi beş yaşım pişmanlıklatoz toprak kanlautanç içinde kin nefret can çıkmasıylaburnumun u zerine du ştu m ısırdım dilimigeçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

Hece Yayınları
Aşk ve ölüm hayatımızın vazgeçilmez iki gerçeği Aşk aldığımız nefesin iksiri kuvveti kudreti değil yalnızca hayatın kendisi Hayat bir aşk ürünü değil mi Kışta kuruyup giden çiçekler yapraklar tomurcuklar yaşam aşkının sonucunda dirilip bahara hazırlanmazlar mı Ya ölüm Aşk kadar gerçek değil mi Aşk sarmalı kadar insan hayatının içinde değil mi İnsan ölümüne doğru koşan hayatı ölümüyle birlikte yaşayan her an ölüp dirilen her an ölüm korkusunu ensesinde hisseden varlık İnsan yaşamını var eden kuvvetin kudretin kendisi değil mi ölüm Ona yaklaştıkça insanoğlu hayata yaşamaya dört elle sarılmıyor mu İnsan ölümüyle içli dışlı kucak kucağa yaşıyor durmadan ona doğru koşuyor Her nefesiyle onu içine alıyor onunla bütünleşiyor et kemik gibi sarmaş dolaş oluyor ölümlüleşiyor ölümün gölgesinde yaşayıp gidiyor Aşk ve Ölüm bu iki kavramın kendi gerçekliğine bu şekilde yaklaşıyor Aşkın heyecanı coşkusu ve tılsımıyla dolu bir hayatın ölümün gölgesinde nasıl seyrettiğini bir yaşam hikâyesi üzerinden ortaya koyuyor Aşk ve Ölüm aynı zamanda küllerinden doğan bir adamın aşk sayesinde kaderine nasıl hükmettiğinin başarıdan başarıya nasıl koştuğunun hikâyesi

Hece Yayınları
yerlerden topladığım solucan parçaları gu lu yor çocukken yediğim topraklar ağzımdan içinden bir bir ayaklarımın altından su tle karışık yağmur şaşırdım yere uzandım yu zu mu n u stu ne du ştu m gu neşin getirdiği kabuklara sarıldım geçmedi hayret yeni sorulara başladım dehşet yirmi beş yaşım pişmanlıkla toz toprak kanla utanç içinde kin nefret can çıkmasıyla burnumun u zerine du ştu m ısırdım dilimi geçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

Hece Yayınları
yerlerden topladığım solucan parçaları gu lu yorçocukken yediğim topraklarağzımdan içinden bir birayaklarımın altından su tle karışık yağmurşaşırdım yere uzandım yu zu mu n u stu ne du ştu mgu neşin getirdiği kabuklara sarıldımgeçmedi hayretyeni sorulara başladım dehşetyirmi beş yaşım pişmanlıklatoz toprak kanlautanç içinde kin nefret can çıkmasıylaburnumun u zerine du ştu m ısırdım dilimigeçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

Hece
yerlerden topladığım solucan parçaları gülüyor çocukken yediğim topraklar ağzımdan içinden bir bir ayaklarımın altından sütle karışık yağmur şaşırdım yere uzandım yüzümün üstüne düştüm güneşin getirdiği kabuklara sarıldım geçmedi hayret yeni sorulara başladım dehşet yirmi beş yaşım pişmanlıkla toz toprak kanla utanç içinde kin nefret can çıkmasıyla burnumun üzerine düştüm ısırdım dilimi geçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

HECE YAYINLARI
Aşk ve ölüm hayatımızın vazgeçilmez iki gerçeği Aşk aldığımız nefesin iksiri kuvveti kudreti değil yalnızca hayatın kendisi Hayat bir aşk ürünü değil mi Kışta kuruyup giden çiçekler yapraklar tomurcuklar yaşam aşkının sonucunda dirilip bahara hazırlanmazlar mı Ya ölüm Aşk kadar gerçek değil mi Aşk sarmalı kadar insan hayatının içinde değil mi İnsan ölümüne doğru koşan hayatı ölümüyle birlikte yaşayan her an ölüp dirilen her an ölüm korkusunu ensesinde hisseden varlık İnsan yaşamını var eden kuvvetin kudretin kendisi değil mi ölüm Ona yaklaştıkça insanoğlu hayata yaşamaya dört elle sarılmıyor mu İnsan ölümüyle içli dışlı kucak kucağa yaşıyor durmadan ona doğru koşuyor Her nefesiyle onu içine alıyor onunla bütünleşiyor et kemik gibi sarmaş dolaş oluyor ölümlüleşiyor ölümün gölgesinde yaşayıp gidiyor Aşk ve Ölüm bu iki kavramın kendi gerçekliğine bu şekilde yaklaşıyor Aşkın heyecanı coşkusu ve tılsımıyla dolu bir hayatın ölümün gölgesinde nasıl seyrettiğini bir yaşam hikâyesi üzerinden ortaya koyuyor Aşk ve Ölüm aynı zamanda küllerinden doğan bir adamın aşk sayesinde kaderine nasıl hükmettiğinin başarıdan başarıya nasıl koştuğunun hikâyesi

HECE YAYINLARI
yerlerden topladığım solucan parçaları gülüyor çocukken yediğim topraklar ağzımdan içinden bir bir ayaklarımın altından sütle karışık yağmur şaşırdım yere uzandım yüzümün üstüne düştüm güneşin getirdiği kabuklara sarıldım geçmedi hayret yeni sorulara başladım dehşet yirmi beş yaşım pişmanlıkla toz toprak kanla utanç içinde kin nefret can çıkmasıyla burnumun üzerine düştüm ısırdım dilimi geçmedi şaşkınlık geçmedi hayret

Ketebe Yayınları
Yerlerden Topladığım Solucan Parçaları Gu lu yor Çocukken Yediğim Topraklar Ağzımdan Içinden Bir Bir Ayaklarımın Altından Su tle Karışık Yağmur Şaşırdım Yere Uzandım Yu zu mu n U stu ne Du ştu m Gu neşin Getirdiği Kabuklara Sarıldım Geçmedi Hayret Yeni Sorulara Başladım Dehşet Yirmi Beş Yaşım Pişmanlıkla Toz Toprak Kanla Utan Içinde Kin Nefret Can Çıkmasıyla Burnumun U zerine Du ştu m Isırdım Dilimi Geçmedi Şaşkınlık Geçmedi Hayret