Deleuze Varlığın Uğultusu — Alain Badiou

Deleuze Varlığın Uğultusu
Alain BadiouMONOKL YAYINLARI
Deleuze Varlığın Uğultusu
Alain BadiouDüşüncesinin bütün ilhamını her şeyden önce Nietzsche den aldığını iddia eden birine verilen sıfat ne kadar çelişkili olursa olsun çünkü Nietzsche nin kendisinde derin bir ermişlik vardır Deleuze için düşüncenin koşulunun çileci olduğunu ileri sürmek gerekir Bu da Deleuze ile Stoacılar arasında bulunan yakınlığı derinlemesine açıklayan bir durumdur Tekilliklerin göçebeliğini belirtmek için anarşi kelimesinin kullanılması bizi yanılgıya düşürmemelidir çünkü Deleuze özellikle taçlı anarşi ye vurgu yapar ve aynı zamanda öncelikle tacı düşünmek de son derece önemlidir Bu taç yaşam deneyimlerine ve gündelik meselelere çileci bir tavırla sırtını dönen ve sınırlarını aşma ve ölçüsüzlük ün kendilerini götürdüğü yere gitme gücünü kendilerinde bulmuş olanlara atfedilir Tüm bunlardan bu yaşam felsefesinin Stoacı felsefede de olduğu gibi özünde bir ölüm felsefesi olduğu sonucu çıkar Çünkü eğer düşünce olayı kendimi seçilmeye bırakma bu Deleuzecü kader biçimidir ve arıtılmış otomat olarak hybris in istediği yere sürüklenmesine ilişkin çileci bir güçse yani eğer düşünce benim edimselliğimin kırılması ve sınırımın ortadan kalkması olarak varsa ama aynı zamanda eğer bu edimselleşme ve bu sınır kendi varlıklarında onları kıran veya onları aşan şeylerle aynı dokuya sahipse çünkü kesin olarak sadece Bir bütün vardır yani eğer organik olmayan güçlü yaşam hem beni sınırım içinde düzenleyen şeyin hem de bunu yapma kudreti kazandığım ölçüde beni onu aşmaya çağıran şeyin de temeliyse o zaman düşünce olayının metaforu yaşamın içkin anı olarak ölmektir Zira ölüm aynı anda hem etkide bulunduğu bireyle en yakın ilişkiye sahip şeydir hem de bu bireye nazaran tam bir kişisizlik ve dışsallık hali içindedir Bu anlamda o düşüncedir çünkü düşünmek tam olarak bireyin aynı zamanda sahici varlığı da olan kişisiz dışsallık tarafından dondurulduğu noktaya çileci bir şekilde ulaşmaktır Alain Badiou

Monokl
Düşüncesinin bütün ilhamını her şeyden önce Nietzsche den aldığını iddia eden birine verilen sıfat ne kadar çelişkili olursa olsun çünkü Nietzsche nin kendisinde derin birermişlikvardır Deleuze için düşüncenin koşulunun çileci olduğunu ileri sürmek gerekir Bu daDeleuze ile Stoacılar arasında bulunan yakınlığı derinlemesine açıklayan bir durumdur Tekilliklerin göçebeliğini belirtmek için anarşi kelimesinin kullanılması bizi yanılgıya düşürmemelidir çünkü Deleuze özellikle taçlı anarşi ye vurgu yapar ve aynı zamanda öncelikle tacı düşünmek de son derece önemlidir Bu taç yaşam deneyimlerine vegündelik meselelereçileci bir tavırla sırtını dönen ve sınırlarını aşma ve ölçüsüzlük ünkendilerini götürdüğü yere gitme gücünü kendilerinde bulmuş olanlara atfedilir Tüm bunlardan bu yaşam felsefesinin Stoacı felsefede de olduğu gibi özünde bir ölüm felsefesi olduğu sonucu çıkar Çünkü eğer düşünce olayı kendimi seçilmeye bırakma bu Deleuzecü kader biçimidir ve arıtılmış otomat olarak hybris in istediği yere sürüklenmesine ilişkin çileci bir güçse yani eğer düşünce benim edimselliğimin kırılması ve sınırımın ortadan kalkması olarak varsa ama aynı zamanda eğer bu edimselleşme ve bu sınırkendi varlıklarındaonları kıran veya onları aşan şeylerle aynı dokuya sahipse çünkü kesin olarak sadece Bir bütün vardır yani eğer organik olmayan güçlü yaşam hem beni sınırımiçindedüzenleyenşeyin hem de bunu yapma kudreti kazandığım ölçüde beni onu aşmaya çağıran şeyin de temeliyse o zaman düşünce olayının metaforu yaşamın içkin anı olarak ölmektir Zira ölüm aynı andahemetkide bulunduğu bireyle en yakın ilişkiye sahip şeydir hem debu bireye nazaran tam bir kişisizlik ve dışsallık hali içindedir Bu anlamda o düşüncedir çünkü düşünmek tam olarak bireyin aynı zamanda sahici varlığı da olan kişisiz dışsallık tarafındandondurulduğunoktaya çileci bir şekilde ulaşmaktır AlainBadiou Tanıtım Bülteninden

MonoKL Yayınları
Düşüncesinin bütün ilhamını her şeyden önce Nietzsche den aldığını iddia eden birine verilen sıfat ne kadar çelişkili olursa olsun çünkü Nietzsche nin kendisinde derin bir ermişlik vardır Deleuze için düşüncenin koşulunun çileci olduğunu ileri sürmek gerekir Bu da Deleuze ile Stoacılar arasında bulunan yakınlığı derinlemesine açıklayan bir durumdur Tekilliklerin göçebeliğini belirtmek için anarşi kelimesinin kullanılması bizi yanılgıya düşürmemelidir çünkü Deleuze özellikle taçlı anarşi ye vurgu yapar ve aynı zamanda öncelikle tacı düşünmek de son derece önemlidir Bu taç yaşam deneyimlerine ve gündelik meselelere çileci bir tavırla sırtını dönen ve sınırlarını aşma ve ölçüsüzlük ün kendilerini götürdüğü yere gitme gücünü kendilerinde bulmuş olanlara atfedilir Tüm bunlardan bu yaşam felsefesinin Stoacı felsefede de olduğu gibi özünde bir ölüm felsefesi olduğu sonucu çıkar Çünkü eğer düşünce olayı kendimi seçilmeye bırakma bu Deleuzecü kader biçimidir ve arıtılmış otomat olarak hybris in istediği yere sürüklenmesine ilişkin çileci bir güçse yani eğer düşünce benim edimselliğimin kırılması ve sınırımın ortadan kalkması olarak varsa ama aynı zamanda eğer bu edimselleşme ve bu sınır kendi varlıklarında onları kıran veya onları aşan şeylerle aynı dokuya sahipse çünkü kesin olarak sadece Bir bütün vardır yani eğer organik olmayan güçlü yaşam hem beni sınırım içinde düzenleyen şeyin hem de bunu yapma kudreti kazandığım ölçüde beni onu aşmaya çağıran şeyin de temeliyse o zaman düşünce olayının metaforu yaşamın içkin anı olarak ölmektir Zira ölüm aynı anda hem etkide bulunduğu bireyle en yakın ilişkiye sahip şeydir hem de bu bireye nazaran tam bir kişisizlik ve dışsallık hali içindedir Bu anlamda o düşüncedir çünkü düşünmek tam olarak bireyin aynı zamanda sahici varlığı da olan kişisiz dışsallık tarafından dondurulduğu noktaya çileci bir şekilde ulaşmaktır Alain Badiou

MonoKL
çev. Erşen, Murat, Çelebi, Volkan
Düşüncesinin bütün ilhamını her şeyden önce Nietzsche den aldığını iddia eden birine verilen sıfat ne kadar çelişkili olursa olsun çünkü Nietzsche nin kendisinde derin bir ermişlik vardır Deleuze için düşüncenin koşulunun çileci olduğunu ileri sürmek gerekir Bu da Deleuze ile Stoacılar arasında bulunan yakınlığı derinlemesine açıklayan bir durumdur Tekilliklerin göçebeliğini belirtmek için anarşi kelimesinin kullanılması bizi yanılgıya düşürmemelidir çünkü Deleuze özellikle taçlı anarşi ye vurgu yapar ve aynı zamanda öncelikle tacı düşünmek de son derece önemlidir Bu taç yaşam deneyimlerine ve gündelik meselelere çileci bir tavırla sırtını dönen ve sınırlarını aşma ve ölçüsüzlük ün kendilerini götürdüğü yere gitme gücünü kendilerinde bulmuş olanlara atfedilir Tüm bunlardan bu yaşam felsefesinin Stoacı felsefede de olduğu gibi özünde bir ölüm felsefesi olduğu sonucu çıkar Çünkü eğer düşünce olayı kendimi seçilmeye bırakma bu Deleuzecü kader biçimidir ve arıtılmış otomat olarak hybris in istediği yere sürüklenmesine ilişkin çileci bir güçse yani eğer düşünce benim edimselliğimin kırılması ve sınırımın ortadan kalkması olarak varsa ama aynı zamanda eğer bu edimselleşme ve bu sınır kendi varlıklarında onları kıran veya onları aşan şeylerle aynı dokuya sahipse çünkü kesin olarak sadece Bir bütün vardır yani eğer organik olmayan güçlü yaşam hem beni sınırım içinde düzenleyen şeyin hem de bunu yapma kudreti kazandığım ölçüde beni onu aşmaya çağıran şeyin de temeliyse o zaman düşünce olayının metaforu yaşamın içkin anı olarak ölmektir Zira ölüm aynı anda hem etkide bulunduğu bireyle en yakın ilişkiye sahip şeydir hem de bu bireye nazaran tam bir kişisizlik ve dışsallık hali içindedir Bu anlamda o düşüncedir çünkü düşünmek tam olarak bireyin aynı zamanda sahici varlığı da olan kişisiz dışsallık tarafından dondurulduğu noktaya çileci bir şekilde ulaşmaktır Alain Badiou

MonoKL
Düşüncesinin bütün ilhamını her şeyden önce Nietzsche den aldığını iddia eden birine verilen sıfat ne kadar çelişkili olursa olsun çünkü Nietzsche nin kendisinde derin bir ermişlik vardır Deleuze için düşüncenin koşulunun çileci olduğunu ileri sürmek gerekir Bu da Deleuze ile Stoacılar arasında bulunan yakınlığı derinlemesine açıklayan bir durumdur Tekilliklerin göçebeliğini belirtmek için anarşi kelimesinin kullanılması bizi yanılgıya düşürmemelidir çünkü Deleuze özellikle taçlı anarşiye vurgu yapar ve aynı zamanda öncelikle tacı düşünmek de son derece önemlidir Bu taç yaşam deneyimlerine ve gündelik meselelere çileci bir tavırla sırtını dönen ve sınırlarını aşma ve ölçüsüzlük ün kendilerini götürdüğü yere gitme gücünü kendilerinde bulmuş olanlara atfedilir Tüm bunlardan bu yaşam felsefesinin Stoacı felsefede de olduğu gibi özünde bir ölüm felsefesi olduğu sonucu çıkar Çünkü eğer düşünce olayı kendimi seçilmeye bırakma bu Deleuzecü kader biçimidir ve arıtılmış otomat olarak hybris in istediği yere sürüklenmesine ilişkin çileci bir güçse yani eğer düşünce benim edimselliğimin kırılması ve sınırımın ortadan kalkması olarak varsa ama aynı zamanda eğer bu edimselleşme ve bu sınır kendi varlıklarında onları kıran veya onları aşan şeylerle aynı dokuya sahipse çünkü kesin olarak sadece Bir bütün vardır yani eğer organik olmayan güçlü yaşam hem beni sınırım içinde düzenleyen şeyin hem de bunu yapma kudreti kazandığım ölçüde beni onu aşmaya çağıran şeyin de temeliyse o zaman düşünce olayının metaforu yaşamın içkin anı olarak ölmektir Zira ölüm aynı anda hem etkide bulunduğu bireyle en yakın ilişkiye sahip şeydir hem de bu bireye nazaran tam bir kişisizlik ve dışsallık hali içindedir Bu anlamda o düşüncedir çünkü düşünmek tam olarak bireyin aynı zamanda sahici varlığı da olan kişisiz dışsallık tarafından dondurulduğu noktaya çileci bir şekilde ulaşmaktır Alain Badiou Yayınevi MonoKL Yazar Alain Badiou Sayfa 176 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x20 50 cm Basım Yılı Haziran 2019 Barkod 9786055159399 Kategori Düşünce

MonoKL Yayınları
Düşüncesinin bütün ilhamını her şeyden önce Nietzsche den aldığını iddia eden birine verilen sıfat ne kadar çelişkili olursa olsun çünkü Nietzsche nin kendisinde derin bir ermişlik vardır Deleuze için düşüncenin koşulunun çileci olduğunu ileri sürmek gerekir Bu da Deleuze ile Stoacılar arasında bulunan yakınlığı derinlemesine açıklayan bir durumdur Tekilliklerin göçebeliğini belirtmek için anarşi kelimesinin kullanılması bizi yanılgıya düşürmemelidir çünkü Deleuze özellikle taçlı anarşi ye vurgu yapar ve aynı zamanda öncelikle tacı düşünmek de son derece önemlidir Bu taç yaşam deneyimlerine ve gündelik meselelere çileci bir tavırla sırtını dönen ve sınırlarını aşma ve ölçüsüzlük ün kendilerini götürdüğü yere gitme gücünü kendilerinde bulmuş olanlara atfedilir Tüm bunlardan bu yaşam felsefesinin Stoacı felsefede de olduğu gibi özünde bir ölüm felsefesi olduğu sonucu çıkar Çünkü eğer düşünce olayı kendimi seçilmeye bırakma bu Deleuzecü kader biçimidir ve arıtılmış otomat olarak hybris in istediği yere sürüklenmesine ilişkin çileci bir güçse yani eğer düşünce benim edimselliğimin kırılması ve sınırımın ortadan kalkması olarak varsa ama aynı zamanda eğer bu edimselleşme ve bu sınır kendi varlıklarında onları kıran veya onları aşan şeylerle aynı dokuya sahipse çünkü kesin olarak sadece Bir bütün vardır yani eğer organik olmayan güçlü yaşam hem beni sınırım içinde düzenleyen şeyin hem de bunu yapma kudreti kazandığım ölçüde beni onu aşmaya çağıran şeyin de temeliyse o zaman düşünce olayının metaforu yaşamın içkin anı olarak ölmektir Zira ölüm aynı anda hem etkide bulunduğu bireyle en yakın ilişkiye sahip şeydir hem de bu bireye nazaran tam bir kişisizlik ve dışsallık hali içindedir Bu anlamda o düşüncedir çünkü düşünmek tam olarak bireyin aynı zamanda sahici varlığı da olan kişisiz dışsallık tarafından dondurulduğu noktaya çileci bir şekilde ulaşmaktır Alain Badiou

Monokl Yayınları
Düşüncesinin bütün ilhamını her şeyden önce Nietzsche den aldığını iddia eden birine verilen sıfat ne kadar çelişkili olursa olsun çünkü Nietzsche nin kendisinde derin bir ermişlik vardır Deleuze için düşüncenin koşulunun çileci olduğunu ileri sürmek gerekir Bu da Deleuze ile Stoacılar arasında bulunan yakınlığı derinlemesine açıklayan bir durumdur Tekilliklerin göçebeliğini belirtmek için anarşi kelimesinin kullanılması bizi yanılgıya düşürmemelidir çünkü Deleuze özellikle taçlı anarşi ye vurgu yapar ve aynı zamanda öncelikle tacı düşünmek de son derece önemlidir Bu taç yaşam deneyimlerine ve gündelik meselelere çileci bir tavırla sırtını dönen ve sınırlarını aşma ve ölçüsüzlük ün kendilerini götürdüğü yere gitme gücünü kendilerinde bulmuş olanlara atfedilir Tüm bunlardan bu yaşam felsefesinin Stoacı felsefede de olduğu gibi özünde bir ölüm felsefesi olduğu sonucu çıkar Çünkü eğer düşünce olayı kendimi seçilmeye bırakma bu Deleuzecü kader biçimidir ve arıtılmış otomat olarak hybris in istediği yere sürüklenmesine ilişkin çileci bir güçse yani eğer düşünce benim edimselliğimin kırılması ve sınırımın ortadan kalkması olarak varsa ama aynı zamanda eğer bu edimselleşme ve bu sınır kendi varlıklarında onları kıran veya onları aşan şeylerle aynı dokuya sahipse çünkü kesin olarak sadece Bir bütün vardır yani eğer organik olmayan güçlü yaşam hem beni sınırım içinde düzenleyen şeyin hem de bunu yapma kudreti kazandığım ölçüde beni onu aşmaya çağıran şeyin de temeliyse o zaman düşünce olayının metaforu yaşamın içkin anı olarak ölmektir Zira ölüm aynı anda hem etkide bulunduğu bireyle en yakın ilişkiye sahip şeydir hem de bu bireye nazaran tam bir kişisizlik ve dışsallık hali içindedir Bu anlamda o düşüncedir çünkü düşünmek tam olarak bireyin aynı zamanda sahici varlığı da olan kişisiz dışsallık tarafından dondurulduğu noktaya çileci bir şekilde ulaşmaktır Alain Badiou

Monokl
çev. Murat Erşen & Volkan Çelebi
Düşüncesinin bütün ilhamını her şeyden önce Nietzsche den aldığını iddia eden birine verilen sıfat ne kadar çelişkili olursa olsun çünkü Nietzsche nin kendisinde derin bir ermişlik vardır Deleuze için düşüncenin koşulunun çileci olduğunu ileri sürmek gerekir Bu da Deleuze ile Stoacılar arasında bulunan yakınlığı derinlemesine açıklayan bir durumdur Tekilliklerin göçebeliğini belirtmek için anarşi kelimesinin kullanılması bizi yanılgıya düşürmemelidir çünkü Deleuze özellikle taçlı anarşi ye vurgu yapar ve aynı zamanda öncelikle tacı düşünmek de son derece önemlidir Bu taç yaşam deneyimlerine ve gündelik meselelere çileci bir tavırla sırtını dönen ve sınırlarını aşma ve ölçüsüzlük ün kendilerini götürdüğü yere gitme gücünü kendilerinde bulmuş olanlara atfedilir Tüm bunlardan bu yaşam felsefesinin Stoacı felsefede de olduğu gibi özünde bir ölüm felsefesi olduğu sonucu çıkar Çünkü eğer düşünce olayı kendimi seçilmeye bırakma bu Deleuzecü kader biçimidir ve arıtılmış otomat olarak hybris in istediği yere sürüklenmesine ilişkin çileci bir güçse yani eğer düşünce benim edimselliğimin kırılması ve sınırımın ortadan kalkması olarak varsa ama aynı zamanda eğer bu edimselleşme ve bu sınır kendi varlıklarında onları kıran veya onları aşan şeylerle aynı dokuya sahipse çünkü kesin olarak sadece Bir bütün vardır yani eğer organik olmayan güçlü yaşam hem beni sınırım içinde düzenleyen şeyin hem de bunu yapma kudreti kazandığım ölçüde beni onu aşmaya çağıran şeyin de temeliyse o zaman düşünce olayının metaforu yaşamın içkin anı olarak ölmektir Zira ölüm aynı anda hem etkide bulunduğu bireyle en yakın ilişkiye sahip şeydir hem de bu bireye nazaran tam bir kişisizlik ve dışsallık hali içindedir Bu anlamda o düşüncedir çünkü düşünmek tam olarak bireyin aynı zamanda sahici varlığı da olan kişisiz dışsallık tarafından dondurulduğu noktaya çileci bir şekilde ulaşmaktır Alain Badiou img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img