Demir Çarık 1 — Şevki Özbilen

Demir Çarık 1
Şevki ÖzbilenErgenekon
Demir Çarık 1
Şevki ÖzbilenYağmurlar durdu Torosların doruklarında ak bulutlar dolanmaya başladı Ak pamuk yığınları gibi top top Rüzgarlara kapılarak şekilden şekile giren uzayan kısalan toplanıp dağılan sünen ipileyen bulutlar dolanmaya başladı doruklarda Kış boyunca yağan yağmurlarda yıkanmış tertemiz mis gibi bir toprak kokusu kaldı geriye kıştan Toprak kımıl kımıl Toprak doğurgan verimli Mordan yeşile maviye maviden mora çalan çıvgınlayıp duran ipileyen balkıyan tüten buğulanan bin renge battı çıktı yamaçlar Gözalıcı bir ipiltide menevişledi Çukurova Salt bir yeşile kesti ortalık Ekinler yavaş yavaş derin kıpırtılarda çıktılar topraktan boyverdiler Dere kenarları şenlendi kuş cıvıltılarında Kangallar kanat kanat yayılıp uzadılar Boylandılar Kangalların arasında kırmızı sarı beyaz mor renkli gelincikler tütüp durdu günlerce haftalarca Mor menekşeler dalgalandı incecik sapları üzerinde Mis gibi tazecik koktu ortalık Kevenlerin öbek öbek mordan maviye çımkıyan menevişleyen minicik düğme gibi mor çiçekleri sardı ortalığı Halı gibi Desen desen Toprak kımıldadı sarsıldı Toprak salt bir bereket

Ergenekon
Dağ taş bayırlar yarlar koyaklar bükler koyun meleyişlerinde koyun meleyişlerine karışan çan ve çıngırak seslerinde akıyordu günlerdir Dağ taş koyuna kesmişti Koyun meleyişlerine karışan kaval sesleri sonra çobanların hay huyu yankılandı durdu günlerce yamaçlarda Altı ayrı yörede yaylıma çıkan sürüler Fakıoğlunun isteğiyle Torosların eteklerinde birleşmiş yukarılara doğru akıp gidiyordu Rahman çam pürlerinin üstüne kepeneğini sermiş bağdaş kurup oturmuş uzun çok eski ezgili bir hava çalmaya başlamıştı Öğleye doğruydu Sıcakta sürü yayılmaz Toplanırlar bir araya Her biri bir diğerinin karnının altına sokar başını öylece soluklanırlar Uzaktan bakınca ak bir yün halı serilmiş gibi görünür sürü

Ergenekon
Dağ taş bayırlar yarlar koyaklar bükler koyun meleyişlerinde koyun meleyişlerine karışan çan ve çıngırak seslerinde akıyordu günlerdir Dağ taş koyuna kesmişti Koyun meleyişlerine karışan kaval sesleri sonra çobanların hay huyu yankılandı durdu günlerce yamaçlarda Altı ayrı yörede yaylıma çıkan sürüler Fakıoğlunun isteğiyle Torosların eteklerinde birleşmiş yukarılara doğru akıp gidiyordu Rahman çam pürlerinin üstüne kepeneğini sermiş bağdaş kurup oturmuş uzun çok eski ezgili bir hava çalmaya başlamıştı Öğleye doğruydu Sıcakta sürü yayılmaz Toplanırlar bir araya Her biri bir diğerinin karnının altına sokar başını öylece soluklanırlar Uzaktan bakınca ak bir yün halı serilmiş gibi görünür sürü

Ergenekon
Yağmurlar durdu Torosların doruklarında ak bulutlar dolanmaya başladı Ak pamuk yığınları gibi top top Rüzgarlara kapılarak şekilden şekile giren uzayan kısalan toplanıp dağılan sünen ipileyen bulutlar dolanmaya başladı doruklarda Kış boyunca yağan yağmurlarda yıkanmış tertemiz mis gibi bir toprak kokusu kaldı geriye kıştan Toprak kımıl kımıl Toprak doğurgan verimli Mordan yeşile maviye maviden mora çalan çıvgınlayıp duran ipileyen balkıyan tüten buğulanan bin renge battı çıktı yamaçlar Gözalıcı bir ipiltide menevişledi Çukurova Salt bir yeşile kesti ortalık Ekinler yavaş yavaş derin kıpırtılarda çıktılar topraktan boyverdiler Dere kenarları şenlendi kuş cıvıltılarında Kangallar kanat kanat yayılıp uzadılar Boylandılar Kangalların arasında kırmızı sarı beyaz mor renkli gelincikler tütüp durdu günlerce haftalarca Mor menekşeler dalgalandı incecik sapları üzerinde Mis gibi tazecik koktu ortalık Kevenlerin öbek öbek mordan maviye çımkıyan menevişleyen minicik düğme gibi mor çiçekleri sardı ortalığı Halı gibi Desen desen Toprak kımıldadı sarsıldı Toprak salt bir bereket

Ergenekon
Yağmurlar durdu Torosların doruklarında ak bulutlar dolanmaya başladı Ak pamuk yığınları gibi top top Rüzgarlara kapılarak şekilden şekile giren uzayan kısalan toplanıp dağılan sünen ipileyen bulutlar dolanmaya başladı doruklarda Kış boyunca yağan yağmurlarda yıkanmış tertemiz mis gibi bir toprak kokusu kaldı geriye kıştan Toprak kımıl kımıl Toprak doğurgan verimli Mordan yeşile maviye maviden mora çalan çıvgınlayıp duran ipileyen balkıyan tüten buğulanan bin renge battı çıktı yamaçlar Gözalıcı bir ipiltide menevişledi Çukurova Salt bir yeşile kesti ortalık Ekinler yavaş yavaş derin kıpırtılarda çıktılar topraktan boyverdiler Dere kenarları şenlendi kuş cıvıltılarında Kangallar kanat kanat yayılıp uzadılar Boylandılar Kangalların arasında kırmızı sarı beyaz mor renkli gelincikler tütüp durdu günlerce haftalarca Mor menekşeler dalgalandı incecik sapları üzerinde Mis gibi tazecik koktu ortalık Kevenlerin öbek öbek mordan maviye çımkıyan menevişleyen minicik düğme gibi mor çiçekleri sardı ortalığı Halı gibi Desen desen Toprak kımıldadı sarsıldı Toprak salt bir bereket

Ergenekon
Dağ taş bayırlar yarlar koyaklar bükler koyun meleyişlerinde koyun meleyişlerine karışan çan ve çıngırak seslerinde akıyordu günlerdir Dağ taş koyuna kesmişti Koyun meleyişlerine karışan kaval sesleri sonra çobanların hay huyu yankılandı durdu günlerce yamaçlarda Altı ayrı yörede yaylıma çıkan sürüler Fakıoğlunun isteğiyle Torosların eteklerinde birleşmiş yukarılara doğru akıp gidiyordu Rahman çam pürlerinin üstüne kepeneğini sermiş bağdaş kurup oturmuş uzun çok eski ezgili bir hava çalmaya başlamıştı Öğleye doğruydu Sıcakta sürü yayılmaz Toplanırlar bir araya Her biri bir diğerinin karnının altına sokar başını öylece soluklanırlar Uzaktan bakınca ak bir yün halı serilmiş gibi görünür sürü

Ergenekon
Şevki Özbilen tarafından kaleme alınan Demir Çarık 1 Ergenekon eseri olarak okurlarla buluşuyor Demir Çarık 1 Şevki Özbilen Kitap Özeti Yağmurlar durdu Torosların doruklarında ak bulutlar dolanmaya başladı Ak pamuk yığınları gibi top top Rüzgarlara kapılarak şekilden şekile giren uzayan kısalan toplanıp dağılan sünen ipileyen bulutlar dolanmaya başladı doruklarda Kış boyunca yağan yağmurlarda yıkanmış tertemiz mis gibi bir toprak kokusu kaldı geriye kıştan Toprak kımıl kımıl Toprak doğurgan verimli Mordan yeşile maviye maviden mora çalan çıvgınlayıp duran ipileyen balkıyan tüten buğulanan bin renge battı çıktı yamaçlar Gözalıcı bir ipiltide menevişledi Çukurova Salt bir yeşile kesti ortalık Ekinler yavaş yavaş derin kıpırtılarda çıktılar topraktan boyverdiler Dere kenarları şenlendi kuş cıvıltılarında Kangallar kanat kanat yayılıp uzadılar Boylandılar Kangalların arasında kırmızı sarı beyaz mor renkli gelincikler tütüp durdu günlerce haftalarca Mor menekşeler dalgalandı incecik sapları üzerinde Mis gibi tazecik koktu ortalık Kevenlerin öbek öbek mordan maviye çımkıyan menevişleyen minicik düğme gibi mor çiçekleri sardı ortalığı Halı gibi Desen desen Toprak kımıldadı sarsıldı Toprak salt bir bereket Yayınevi Ergenekon Yazar Şevki Özbilen Sayfa 548 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x21 00 cm Basım Yılı Ağustos 2020 Barkod 9786057687777 Kategori Edebiyat Kitapları Tarihsel Romanlar

Ergenekon
Şevki Özbilen tarafından kaleme alınan Demir Çarık 2 Ergenekon eseri olarak okurlarla buluşuyor Demir Çarık 2 Şevki Özbilen Kitap Özeti Dağ taş bayırlar yarlar koyaklar bükler koyun meleyişlerinde koyun meleyişlerine karışan çan ve çıngırak seslerinde akıyordu günlerdir Dağ taş koyuna kesmişti Koyun meleyişlerine karışan kaval sesleri sonra çobanların hay huyu yankılandı durdu günlerce yamaçlarda Altı ayrı yörede yaylıma çıkan sürüler Fakıoğlunun isteğiyle Torosların eteklerinde birleşmiş yukarılara doğru akıp gidiyordu Rahman çam pürlerinin üstüne kepeneğini sermiş bağdaş kurup oturmuş uzun çok eski ezgili bir hava çalmaya başlamıştı Öğleye doğruydu Sıcakta sürü yayılmaz Toplanırlar bir araya Her biri bir diğerinin karnının altına sokar başını öylece soluklanırlar Uzaktan bakınca ak bir yün halı serilmiş gibi görünür sürü Yayınevi Ergenekon Yazar Şevki Özbilen Sayfa 576 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x21 00 cm Basım Yılı Ağustos 2020 Barkod 9786057687760 Kategori Edebiyat Kitapları Tarihsel Romanlar

Ergenekon Yayınları
Yağmurlar durdu Torosların doruklarında ak bulutlar dolanmaya başladı Ak pamuk yığınları gibi top top Rüzgarlara kapılarak şekilden şekile giren uzayan kısalan toplanıp dağılan sünen ipileyen bulutlar dolanmaya başladı doruklarda Kış boyunca yağan yağmurlarda yıkanmış tertemiz mis gibi bir toprak kokusu kaldı geriye kıştan Toprak kımıl kımıl Toprak doğurgan verimli Mordan yeşile maviye maviden mora çalan çıvgınlayıp duran ipileyen balkıyan tüten buğulanan bin renge battı çıktı yamaçlar Gözalıcı bir ipiltide menevişledi Çukurova Salt bir yeşile kesti ortalık Ekinler yavaş yavaş derin kıpırtılarda çıktılar topraktan boyverdiler Dere kenarları şenlendi kuş cıvıltılarında Kangallar kanat kanat yayılıp uzadılar Boylandılar Kangalların arasında kırmızı sarı beyaz mor renkli gelincikler tütüp durdu günlerce haftalarca Mor menekşeler dalgalandı incecik sapları üzerinde Mis gibi tazecik koktu ortalık Kevenlerin öbek öbek mordan maviye çımkıyan menevişleyen minicik düğme gibi mor çiçekleri sardı ortalığı Halı gibi Desen desen Toprak kımıldadı sarsıldı Toprak salt bir bereket

Ergenekon Yayınları
Dağ taş bayırlar yarlar koyaklar bükler koyun meleyişlerinde koyun meleyişlerine karışan çan ve çıngırak seslerinde akıyordu günlerdir Dağ taş koyuna kesmişti Koyun meleyişlerine karışan kaval sesleri sonra çobanların hay huyu yankılandı durdu günlerce yamaçlarda Altı ayrı yörede yaylıma çıkan sürüler Fakıoğlunun isteğiyle Torosların eteklerinde birleşmiş yukarılara doğru akıp gidiyordu Rahman çam pürlerinin üstüne kepeneğini sermiş bağdaş kurup oturmuş uzun çok eski ezgili bir hava çalmaya başlamıştı Öğleye doğruydu Sıcakta sürü yayılmaz Toplanırlar bir araya Her biri bir diğerinin karnının altına sokar başını öylece soluklanırlar Uzaktan bakınca ak bir yün halı serilmiş gibi görünür sürü

Ergenekon Yayınevi
Yağmurlar durdu Torosların doruklarında ak bulutlar dolanmaya başladı Ak pamuk yığınları gibi top top Rüzgarlara kapılarak şekilden şekile giren uzayan kısalan toplanıp dağılan sünen ipileyen bulutlar dolanmaya başladı doruklarda Kış boyunca yağan yağmurlarda yıkanmış tertemiz mis gibi bir toprak kokusu kaldı geriye kıştan Toprak kımıl kımıl Toprak doğurgan verimli Mordan yeşile maviye maviden mora çalan çıvgınlayıp duran ipileyen balkıyan tüten buğulanan bin renge battı çıktı yamaçlar Gözalıcı bir ipiltide menevişledi Çukurova Salt bir yeşile kesti ortalık Ekinler yavaş yavaş derin kıpırtılarda çıktılar topraktan boyverdiler Dere kenarları şenlendi kuş cıvıltılarında Kangallar kanat kanat yayılıp uzadılar Boylandılar Kangalların arasında kırmızı sarı beyaz mor renkli gelincikler tütüp durdu günlerce haftalarca Mor menekşeler dalgalandı incecik sapları üzerinde Mis gibi tazecik koktu ortalık Kevenlerin öbek öbek mordan maviye çımkıyan menevişleyen minicik düğme gibi mor çiçekleri sardı ortalığı Halı gibi Desen desen Toprak kımıldadı sarsıldı Toprak salt bir bereket