Demokrasinin Dayanılmaz Ağırlığı

Demokrasinin Dayanılmaz Ağırlığı
Literatür Yayıncılık
Demokrasinin Dayanılmaz Ağırlığı
Kuruluşunun üzerinden 90 yıl geçtiği halde Türkiye Cumhuriyeti nin hâlâ niye demokratikleşemediği hangi sorunlarda tıkandığı nasıl demokratikleşebileceği ve bu konuda iç dinamiklerinin niye bu kadar zayıf olduğu sorularıyla karşı karşıyayız Bu kitap işte bu sorunlar yumağıyla uğraşıyor Türk siyasetinin temel kırılma konuları üzerinden demokratikleşebilme olanaklarını araştırıyor Demokrasinin padişahlık halifelik darbecilik gibi kendinden menkul iktidarlara karşı seçimle sınırlı bir rejim olmadığını gösteriyor Demokratikleşme basıncını dayanılmaz bir ağırlık olarak algılayıp etkisizleştirmeye çalışan devlet geleneğini sorguluyor Erdoğan Aydın bugün Türkiye nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru Düşünmeye Rehberlik ediyor üstelik Füsun Akatlı Erdoğan Aydın özellikle milliyetçilik ve din açılarından Türkiye nin dünya tarihi ve coğrafyası içindeki yerini okura yeni yorum kapıları açarak derinliğine inceliyor Ülkü Tamer Erdoğan Aydın Türkiye nin sorun haritasında bağlantıları bir bir kuran önemli bir soruşturmayı tamamlıyor kitaptan kitaba Enis Batur

Kırmızı Yayınları
Uzun yıllardan beri Türkiye demokratikleşememenin dayanılmaz basıncı altında yaşıyor Özellikle 12 Eylül sonrasında hak ve özgürlüklerini bilmeyen bilse de savunamayan acılarını birbirinin farklılıklarına saldırarak dindirmeye çalışan mutsuzluğunu dine sığınarak veya milli böbürlenmelerle aşmaya çalışan yaşadığı çağa ve dışındaki dünyaya yabancılaşmış garip bir topluluğa dönüştürülmüş durumdayız Böylesi bir realitede bu kitap kuruluşunun üzerinden 87 yıl geçtiği halde Türkiye nin hâlâ niye demokratikleşemediğine hangi sorunlarda tıkandığına nasıl demokratikleşebileceğine ve dış dinamiklerin bu tartışmada niye böylesine büyük bir önem kazanabildiğine dair açılımlar yapıp çözüm önerileri üretiyor Kitabın iddiası o ki demokratikleşemediğimiz müddetçe Türkiye gerçek bir kalkınmayı başaramayacak uluslararası politikada saygın bir konum elde edemeyecek en temel yaralarımız olan adalet ve iç kardeşleşmeyi başaramayacaktır Yine kitabın iddiası odur ki gerçekte yurttaşların hak ve özgürlüklerine saygıda belirlenen yurtseverliğin hak ve özgürlüklerimize karşı ideolojik bir saldırı aracı olarak kullanıldığı müddetçe demokrasi de kurumsallaşamayacaktır Yakın geçmişte yaşadığımız ve yaşamaya devam ettiğimiz tıkanma noktalarını tarihsel arka plan ve küresel çerçevesi içinde irdeleyip aşmanın olanaklarını gösteriyor Bu anlamda elinizdeki kitap Türkiye de en çok gereksinim duyulan işe yani demokrasiyi kazanma mücadelesine siyasal ve düşünsel düzeyde işlevsel bir katkı sunuyor Özetle Kitap halen Türkiye yi çürütmekte ve geleceğini karartmakta olan sorunlarını bir çıkış olanağına çevirebilme önerileri geliştiriyor Bu süreçte Batılılaşma ve solun yüklenebileceği misyonları irdeliyor