Devlet ve Toplum Kuramlarına Yeni Yaklaşımlar — İlyas Doğan

Devlet ve Toplum Kuramlarına Yeni Yaklaşımlar
İlyas DoğanYeni İnsan Yayınları
Devlet ve Toplum Kuramlarına Yeni Yaklaşımlar
İlyas Doğanimg src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Astana Yayınları
Batı Dünyası için uluslararası ilişkiler bağlamında demokrasinin çevre ülkeler söz konusu olduğunda maliyet artırıcı bir etken sayılacağı demokratik bir lider yerine diktatörlerin tercih edileceği öngörüsü maalesef doğru çıktı İslam ülkelerinde parlayan cılız demokrasi kıvılcımlarının hemen söndürülmesi bunu doğrulamaktadır Mısır ve Suriye de takınılan ikiyüzlü tavır buna örnektir Güney yarımküredeki keyfi yönetimler kapitalist dünya tarafından istendiğinde hiçbir ahlaki kaygıya gerek duymaksızın buraları yeniden sömürgeleştirmekte meşrulaştırıcı bir araç gibi kullanılmaktadır Ortadoğu toplumları tarihinin en yoğun öğrenilmiş çaresizliğini yaşamaktadır İslam Dünyası bir nevi Avrupa Ortaçağındaki anarşi ortamını 800 yıl sonra kendileri açısından yaşamaktadır İktidara gelmek için merkezi devletlerin desteğine mazhariyet şart olsa da aynı ülkelerin küresel iletişim imkânlarından da yararlanarak içeriden bulacakları yandaş müttefiklerle âciz ve kapasitesiz yöneticileri yerinden etmesi hiç de zor değildir

Astana Yayınları
İlyas Doğan tarafından kaleme alınan Devlet ve Toplum Kuramlarına Yeni Yaklaşımlar Astana Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Devlet ve Toplum Kuramlarına Yeni Yaklaşımlar İlyas Doğan Kitap Özeti Batı Dünyası için uluslararası ilişkiler bağlamında demokrasinin çevre ülkeler söz konusu olduğunda maliyet arttırıcı bir etken sayılacağı demokratik bir lider yerine diktatörlerin tercih edileceği öngörüsü maalesef doğru çıktı İslam ülkelerinde parlayan cılız demokrasi kıvılcımlarının hemen söndürülmesi bunu doğrulamaktadır Mısır ve Suriyede takınılan iki yüzlü tavır buna örnektir Güney yarımküredeki keyfi yönetimler kapitalist dünya tarafından istendiğinde hiçbir ahlaki kaygıya gerek duymaksızın buraları yeniden sömürgeleştirmekte meşrulaştırıcı bir araç gibi kullanılmaktadır Ortadoğu toplumları tarihinin en yoğun öğrenilmiş çaresizliğini yaşamaktadır İslam Dünyası bir nevi Avrupa Ortaçağındaki anarşi ortamını 800 yıl sonra kendileri açısından yaşamaktadır İkdidara gelmek için merkezi devletlerin desteğine mazhariyet şart olsa da aynı ülkelerin küresel iletişim imkanlarından da yararlanarak içeriden bulacakları yandaş müttefiklerle aciz ve kapasitesiz yöneticileri yerinden etmesi hiçte zor değildir Yayınevi Astana Yayınları Yazar İlyas Doğan Sayfa 438 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı 2020 Barkod 9786055010126 Kategori Diğer Politikat Siyaset

Astana Yayınları
Batı Dünyası için uluslararası ilişkiler bağlamında demokrasinin çevre ülkeler söz konusu olduğunda maliyet arttırıcı bir etken sayılacağı demokratik bir lider yerine diktatörlerin tercih edileceği öngörüsü maalesef doğru çıktı İslam ülkelerinde parlayan cılız demokrasi kıvılcımlarının hemen söndürülmesi bunu doğrulamaktadır Mısır ve Suriye de takınılan iki yüzlü tavır buna örnektir Güney yarımküredeki keyfi yönetimler kapitalist dünya tarafından istendiğinde hiçbir ahlaki kaygıya gerek duymaksızın buraları yeniden sömürgeleştirmekte meşrulaştırıcı bir araç gibi kullanılmaktadır Ortadoğu toplumları tarihinin en yoğun öğrenilmiş çaresizliğini yaşamaktadır İslam Dünyası bir nevi Avrupa Ortaçağındaki anarşi ortamını 800 yıl sonra kendileri açısından yaşamaktadır İkdidara gelmek için merkezi devletlerin desteğine mazhariyet şart olsa da aynı ülkelerin küresel iletişim imkanlarından da yararlanarak içeriden bulacakları yandaş müttefiklerle aciz ve kapasitesiz yöneticileri yerinden etmesi hiçte zor değildir

Astana Yayınları
Batı Dünyası için uluslararası ilişkiler bağlamında demokrasinin çevre ülkeler söz konusu olduğunda maliyet arttırıcı bir etken sayılacağı demokratik bir lider yerine diktatörlerin tercih edileceği öngörüsü maalesef doğru çıktı İslam ülkelerinde parlayan cılız demokrasi kıvılcımlarının hemen söndürülmesi bunu doğrulamaktadır Mısır ve Suriye de takınılan iki yüzlü tavır buna örnektir Güney yarımküredeki keyfi yönetimler kapitalist dünya tarafından istendiğinde hiçbir ahlaki kaygıya gerek duymaksızın buraları yeniden sömürgeleştirmekte meşrulaştırıcı bir araç gibi kullanılmaktadır Ortadoğu toplumları tarihinin en yoğun öğrenilmiş çaresizliğini yaşamaktadır İslam Dünyası bir nevi Avrupa Ortaçağındaki anarşi ortamını 800 yıl sonra kendileri açısından yaşamaktadır İkdidara gelmek için merkezi devletlerin desteğine mazhariyet şart olsa da aynı ülkelerin küresel iletişim imkanlarından da yararlanarak içeriden bulacakları yandaş müttefiklerle aciz ve kapasitesiz yöneticileri yerinden etmesi hiçte zor değildir

Astana Yayınları
Batı Dünyası için uluslararası ilişkiler bağlamında demokrasinin çevre ülkeler söz konusu olduğunda maliyet arttırıcı bir etken sayılacağı demokratik bir lider yerine diktatörlerin tercih edileceği öngörüsü maalesef doğru çıktı İslam ülkelerinde parlayan cılız demokrasi kıvılcımlarının hemen söndürülmesi bunu doğrulamaktadır Mısır ve Suriye de takınılan iki yüzlü tavır buna örnektir Güney yarımküredeki keyfi yönetimler kapitalist dünya tarafından istendiğinde hiçbir ahlaki kaygıya gerek duymaksızın buraları yeniden sömürgeleştirmekte meşrulaştırıcı bir araç gibi kullanılmaktadır Ortadoğu toplumları tarihinin en yoğun öğrenilmiş çaresizliğini yaşamaktadır İslam Dünyası bir nevi Avrupa Ortaçağındaki anarşi ortamını 800 yıl sonra kendileri açısından yaşamaktadır İkdidara gelmek için merkezi devletlerin desteğine mazhariyet şart olsa da aynı ülkelerin küresel iletişim imkanlarından da yararlanarak içeriden bulacakları yandaş müttefiklerle aciz ve kapasitesiz yöneticileri yerinden etmesi hiçte zor değildir

Astana Yayınları

YENİ İNSAN YAYINEVİ
İnsanlık tarihinde devlet ve toplum ilişkisi daima bir gerilim alanı ola gelmiştir Toplumun en iyi nasıl yönetilebileceği zihinleri sürekli meşgul etmiştir 20 yüzyıldaki kadar devlet ve topluma ilişkin kuramlar alternatifsiz değildi Bunlar liberal ve sosyalist kuramda olduğu gibi sınıfsal temelli veya ırka ilişkin sapmaların somutlaştığı faşizm ya da kutsal dinleri referans alan teokratik modellerdi Devlet ve topluma ilişkin yeni yaklaşımların ortaya çıkması II Dünya Savaşı sonrasına rastlar Yapısal işlevselcilik merkez çevre ülkeler modeli bunlardan bazılarıydı Bu kuramların aktörleri küresel siyasi ve ekonomik bağımlılığı pekiştiren BM GATT Dünya Bankası IMF gibi örgütlerdi Ancak A B D fiili uygulayıcı devlet olarak görülüyordu Liberal ve sosyalist devlet kuramlarının ortak yanı sosyolojiden yararlanmalarıydı Yeni kuramların belirgin özelliği ise uluslararası alanda II Dünya Savaşı sonrası oluşan A B D üstünlüğüne dayalı koşullardan fazlasıyla etkilenmesiydi Ancak savaştan kısa süre sonra gelişen soğuk savaş ortamı bu kuramların uygulamaya konmasını bir süre ertelemeyi zorunlu kıldı Küreselliğin 1989 sonrası sahneye çıkması ertelenen yeni uluslararası sistem ve toplum yaklaşımları için özel bir fırsat oldu Liberal kâr mantığına dayalı bu kuramlar sosyal devletten farklı olarak insanı sosyal çevresiyle kavrama endişesi taşımaz Küresel şirketlerin temel çıkarları önceliklidir Demokrasi ve insan haklarına saygı söylemleri küresel projelere engel oluşturduğu düşünülen devletlere karşı parçalayıcı birer araç olarak kullanıldı Bu durum henüz devam etmektedir Aslında yeni kuramların nihai amacı demokrasi ve insan haklarını küresel ölçekte yaymak değildi Küresel medya kuruluşlarınca dünya gündemine taşınan bu söylem ve sloganlar soğuk savaş sonrasında küreselleşmenin kazananları lehine işleyen birer katalizatör gibi devreye sokuldu Gelişmekte olan ülke aydınları bu karmaşık değişken ve hemen her konuda standart sorunu yaşanan tablo karşısında bocaladılar