Devlete Karşı Toplum — Pierre Clastres

Devlete Karşı Toplum
Pierre ClastresAyrıntı Yayınları
Devlete Karşı Toplum
Pierre ClastresNüfusları kırk ila birkaç bin kişi arasında değişen yüzlerce kabilenin Güney Amerika kıtasının her metre karesini kullanarak ve ekolojik ortamla tam bir uyum içinde sürdürdükleri yaşama ilkel istila ve katliamla ele geçirdikleri kıtayı hızla tahrip eden Batılıların yaşamına ise uygar demek inandırıcılığını çoktan kaybetti Fransız antropolog Pierre Clastres sayesinde ilkel toplum ile uygar toplum arasındaki ayrımı devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki ayrım olarak okumak gerektiğini artık öğrenmiş bulunuyoruz Bugün devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki derin uyuşmazlığı her yönüyle ortaya koyabiliyor ve buradan devlete karşı toplum lehine birtakım sonuçlar çıkarabiliyorsak bunu Clastresın antropoloji ile siyaset felsefesini büyük bir ustalıkla harmanlayan gözü pek girişimine borçluyuz Devlet despotluk ve kiliseden habersiz çevreyle uyumlu ve ihtiyaçları ölçüsünde bolluk içinde yaşayan ilkel toplum devletli toplumların Bire iktidara tapan kıyıcı hoşgörüsüz tahakkümcü zihniyetine XX yüzyıla kadar nasıl direnebilmiş ve ayakta kalabilmişti Sözün gücüne büyük önem veren ve iktidarın eşitsizliğin kokusunu alır almaz peygamberlerinin peşine takılıp Kötülüğün Olmadığı Ülkeyi aramaktan çekinmeyen bir toplumun bilgeliği nereden kaynaklanıyordu Bu toplum eşitsizliği despotun iktidarını önlemeyi ve bütünlüğünü korumayı nasıl başarmıştı Ve hangi talihsiz önlenemez noktada ilkel toplum uygar dediğimiz bugünkü devletli topluma dönüştü Clastresa göre devletin kökeni bilmecesinin çözümü belki de kaos doğa iktidar ilişkisine atfedilen anlamda yatıyor İlkel ya da devlete karşı toplum iktidarı doğanın bir benzeşiği toplumu kaosa sürükleyebilecek kontrol edilemez olumsuz bir güç olarak belirlerken uygar ya da devletli toplum iktidarı doğanın kaosuna son verebilecek onu kontrol altına alabilecek olumlu bir güç olarak gördü İlkel toplum doğayı mitsel dinsel bir çerçeve içine kapatarak zararsız hale getirmeye çalışırken uygar toplum doğayı iktidar devlet aracılığıyla bir köleye dönüştürdü ve sonunda tahrip etti Doğanın kaosundan kurtulmaya çalışan uygar toplum şimdi kendi yarattığı uygarlığın kaosuna batmış bulunuyor Bu durumda bir kez daha sormak istiyoruz Vahşiler mi daha bilgeydi biz mi daha bilgeyiz

Ayrıntı Yayınları
çev. Nedim Demirtaş, Mehmet Sert
Nüfusları kırk ila birkaç bin kişi arasında değişen yüzlerce kabilenin Güney Amerika kıtasının her metre karesini kullanarak ve ekolojik ortamla tam bir uyum içinde sürdürdükleri yaşam biçimini ilkel olarak nitelendirmek istila ve katliamla ele geçirdikleri kıtayı hızla tahrip eden Batılıların yaşamını ise uygar addetmek inandırıcılığını çoktan yitirdi Fransız antropolog Pierre Clastres sayesinde ilkel toplum ile uygar toplum arasındaki ayrımı devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki ayrım olarak okumak gerektiğini artık öğrenmiş bulunuyoruz Bugün devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki derin uyuşmazlığı her yönüyle ortaya koyabiliyor ve buradan devlete karşı toplum lehine birtakım sonuçlar çıkarabiliyorsak bunu Clastres ın antropoloji ile siyaset felsefesini büyük bir ustalıkla harmanlayan gözü pek girişimine borçluyuz Devlet despotluk ve kiliseden habersiz çevreyle uyumlu ve ihtiyaçları ölçüsünde bolluk içinde yaşayan ilkel toplum devletli toplumların Bir e iktidara tapan kıyıcı hoşgörüsüz tahakkümcü zihniyetine 20 yüzyıla kadar nasıl direnebilmiş ve ayakta kalabilmişti Söz ün gücüne büyük önem veren ve iktidarın eşitsizliğin kokusunu alır almaz peygamberlerinin peşine takılıp Kötülüğün Olmadığı Ülke yi aramaktan çekinmeyen bir toplumun bilgeliği nereden kaynaklanıyordu Bu toplum eşitsizliği despotun iktidarını önlemeyi ve bütünlüğünü korumayı nasıl başarmıştı Ve hangi talihsiz önlenemez noktada ilkel toplum uygar dediğimiz bugünkü devletli topluma dönüştü Clastres a göre devletin kökeni bilmecesinin çözümü kaos doğa iktidar ilişkisine atfedilen anlamda yatıyor İlkel ya da devlete karşı toplum iktidarı doğanın bir benzeri toplumu kaosa sürükleyebilecek kontrol edilemez olumsuz bir güç olarak belirlerken uygar ya da devletli toplum iktidarı doğanın kaosuna son verebilecek onu kontrol altına alabilecek olumlu bir güç olarak gördü İlkel toplum doğayı mitsel dinsel bir çerçeve içine hapsederek zararsız hale getirmeye çalışırken uygar toplum doğayı iktidar ve devlet aracılığıyla bir köleye dönüştürdü ve sonunda tahrip etti Doğanın kaosundan kurtulmaya çalışan uygar toplum şimdi kendi yarattığı uygarlığın kaosuna batmış bulunuyor Bu durumda bir kez daha sormak istiyoruz Vahşiler mi daha bilgeydi biz mi daha bilgeyiz Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 208Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi Ayrıntı Yayınları

Ayrıntı Yayınları
Nüfusları kırk ila birkaç bin kişi arasında değişen yüzlerce kabilenin Güney Amerika kıtasının her metre karesini kullanarak ve ekolojik ortamla tam bir uyum içinde sürdürdükleri yaşam biçimini ilkel olarak nitelendirmek istila ve katliamla ele geçirdikleri kıtayı hızla tahrip eden Batılıların yaşamını ise uygar addetmek inandırıcılığını çoktan yitirdi Fransız antropolog Pierre Clastres sayesinde ilkel toplum ile uygar toplum arasındaki ayrımı devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki ayrım olarak okumak gerektiğini artık öğrenmiş bulunuyoruz Bugün devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki derin uyuşmazlığı her yönüyle ortaya koyabiliyor ve buradan devlete karşı toplum lehine birtakım sonuçlar çıkarabiliyorsak bunu Clastres ın antropoloji ile siyaset felsefesini büyük bir ustalıkla harmanlayan gözü pek girişimine borçluyuz Devlet despotluk ve kiliseden habersiz çevreyle uyumlu ve ihtiyaçları ölçüsünde bolluk içinde yaşayan ilkel toplum devletli toplumların Bir e iktidara tapan kıyıcı hoşgörüsüz tahakkümcü zihniyetine 20 yüzyıla kadar nasıl direnebilmiş ve ayakta kalabilmişti Söz ün gücüne büyük önem veren ve iktidarın eşitsizliğin kokusunu alır almaz peygamberlerinin peşine takılıp Kötülüğün Olmadığı Ülke yi aramaktan çekinmeyen bir toplumun bilgeliği nereden kaynaklanıyordu Bu toplum eşitsizliği despotun iktidarını önlemeyi ve bütünlüğünü korumayı nasıl başarmıştı Ve hangi talihsiz önlenemez noktada ilkel toplum uygar dediğimiz bugünkü devletli topluma dönüştü Clastres a göre devletin kökeni bilmecesinin çözümü kaos doğa iktidar ilişkisine atfedilen anlamda yatıyor İlkel ya da devlete karşı toplum iktidarı doğanın bir benzeri toplumu kaosa sürükleyebilecek kontrol edilemez olumsuz bir güç olarak belirlerken uygar ya da devletli toplum iktidarı doğanın kaosuna son verebilecek onu kontrol altına alabilecek olumlu bir güç olarak gördü İlkel toplum doğayı mitsel dinsel bir çerçeve içine hapsederek zararsız hale getirmeye çalışırken uygar toplum doğayı iktidar ve devlet aracılığıyla bir köleye dönüştürdü ve sonunda tahrip etti Doğanın kaosundan kurtulmaya çalışan uygar toplum şimdi kendi yarattığı uygarlığın kaosuna batmış bulunuyor Bu durumda bir kez daha sormak istiyoruz Vahşiler mi daha bilgeydi biz mi daha bilgeyiz Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 208 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Ayrıntı Yayınları

Ayrıntı Yayınları
çev. Mehmet Sert & Nedim Demirtaş
Nüfusları kırk ila birkaç bin kişi arasında değişen yüzlerce kabilenin Güney Amerika kıtasının her metre karesini kullanarak ve ekolojik ortamla tam bir uyum içinde sürdürdükleri yaşama ilkel istila ve katliamla ele geçirdikleri kıtayı hızla tahrip eden Batılıların yaşamına ise uygar demek inandırıcılığını çoktan kaybetti Fransız antropolog Pierre Clastres sayesinde ilkel toplum ile uygar toplum arasındaki ayrımı devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki ayrım olarak okumak gerektiğini artık öğrenmiş bulunuyoruz Bugün devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki derin uyuşmazlığı her yönüyle ortaya koyabiliyor ve buradan devlete karşı toplum lehine birtakım sonuçlar çıkarabiliyorsak bunu Clastres ın antropoloji ile siyaset felsefesini büyük bir ustalıkla harmanlayan gözü pek girişimine borçluyuz Devlet despotluk ve kiliseden habersiz çevreyle uyumlu ve ihtiyaçları ölçüsünde bolluk içinde yaşayan ilkel toplum devletli toplumların Bir e iktidara tapan kıyıcı hoşgörüsüz tahakkümcü zihniyetine XX yüzyıla kadar nasıl direnebilmiş ve ayakta kalabilmişti Söz ün gücüne büyük önem veren ve iktidarın eşitsizliğin kokusunu alır almaz peygamberlerinin peşine takılıp Kötülüğün Olmadığı Ülke yi aramaktan çekinmeyen bir toplumun bilgeliği nereden kaynaklanıyordu Bu toplum eşitsizliği despotun iktidarını önlemeyi ve bütünlüğünü korumayı nasıl başarmıştı Ve hangi talihsiz önlenemez noktada ilkel toplum uygar dediğimiz bugünkü devletli topluma dönüştü Clastres a göre devletin kökeni bilmecesinin çözümü belki de kaos doğa iktidar ilişkisine atfedilen anlamda yatıyor İlkel ya da devlete karşı toplum iktidarı doğanın bir benzeşiği toplumu kaosa sürükleyebilecek kontrol edilemez olumsuz bir güç olarak belirlerken uygar ya da devletli toplum iktidarı doğanın kaosuna son verebilecek onu kontrol altına alabilecek olumlu bir güç olarak gördü İlkel toplum doğayı mitsel dinsel bir çerçeve içine kapatarak zararsız hale getirmeye çalışırken uygar toplum doğayı iktidar devlet aracılığıyla bir köleye dönüştürdü ve sonunda tahrip etti Doğanın kaosundan kurtulmaya çalışan uygar toplum şimdi kendi yarattığı uygarlığın kaosuna batmış bulunuyor Bu durumda bir kez daha sormak istiyoruz Vahşiler mi daha bilgeydi biz mi daha bilgeyiz Clastres ın ortaya attığı sorulardan yönelttiği eleştirilerden sosyalizm düşüncesinin kendisini yenilemesi için çıkarabileceği dersleri görmemek için yüksek dozda art niyet gerekli Bugün onanmaz gibi gözüken yaralarla bitap durumda soluklayan sosyalizm düşüncesi insanların geçmiş pratiklerinin böyle yeni baştan değerlendirilmesiyle kendisine yeni ufuklar bulabilir yeniden canlanabilir Sosyalizmin baştan aşağı dönüşmesi kavramlarının tek tek sorgulanması demek ne beylik bir iki kavrama kumaşı tersyüz edilmiş elbiseler giydirmek demektir ne de ustaların kelamını nas olarak kabul edip buna bitmez tükenmez şerhler yazmaktır Bugün sosyalizm adına yapılacak en selametli iş bilimci prodüktivist siyasal güç putperesti Marksizan dogmayı sosyalizmin başından kurtarmaktır Ahmet İnsel Birikim

Ayrıntı Yayınları
çev. Mehmet Sert,Nedim Demirtaş
Nüfusları kırk ila birkaç bin kişi arasında değişen yüzlerce kabilenin Güney Amerika kıtasının her metre karesini kullanarak ve ekolojik ortamla tam bir uyum içinde sürdürdükleri yaşama ilkel istila ve katliamla ele geçirdikleri kıtayı hızla tahrip eden Batılıların yaşamına ise uygar demek inandırıcılığını çoktan kaybetti Fransız antropolog Pierre Clastres sayesinde ilkel toplum ile uygar toplum arasındaki ayrımı devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki ayrım olarak okumak gerektiğini artık öğrenmiş bulunuyoruz Bugün devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki derin uyuşmazlığı her yönüyle ortaya koyabiliyor ve buradan devlete karşı toplum lehine birtakım sonuçlar çıkarabiliyorsak bunu Clastres ın antropoloji ile siyaset felsefesini büyük bir ustalıkla harmanlayan gözü pek girişimine borçluyuz Devlet despotluk ve kiliseden habersiz çevreyle uyumlu ve ihtiyaçları ölçüsünde bolluk içinde yaşayan ilkel toplum devletli toplumların Bir e iktidara tapan kıyıcı hoşgörüsüz tahakkümcü zihniyetine XX yüzyıla kadar nasıl direnebilmiş ve ayakta kalabilmişti Söz ün gücüne büyük önem veren ve iktidarın eşitsizliğin kokusunu alır almaz peygamberlerinin peşine takılıp Kötülüğün Olmadığı Ülke yi aramaktan çekinmeyen bir toplumun bilgeliği nereden kaynaklanıyordu Bu toplum eşitsizliği despotun iktidarını önlemeyi ve bütünlüğünü korumayı nasıl başarmıştı Ve hangi talihsiz önlenemez noktada ilkel toplum uygar dediğimiz bugünkü devletli topluma dönüştü Clastres a göre devletin kökeni bilmecesinin çözümü belki de kaos doğa iktidar ilişkisine atfedilen anlamda yatıyor İlkel ya da devlete karşı toplum iktidarı doğanın bir benzeşiği toplumu kaosa sürükleyebilecek kontrol edilemez olumsuz bir güç olarak belirlerken uygar ya da devletli toplum iktidarı doğanın kaosuna son verebilecek onu kontrol altına alabilecek olumlu bir güç olarak gördü İlkel toplum doğayı mitsel dinsel bir çerçeve içine kapatarak zararsız hale getirmeye çalışırken uygar toplum doğayı iktidar devlet aracılığıyla bir köleye dönüştürdü ve sonunda tahrip etti Doğanın kaosundan kurtulmaya çalışan uygar toplum şimdi kendi yarattığı uygarlığın kaosuna batmış bulunuyor Bu durumda bir kez daha sormak istiyoruz Vahşiler mi daha bilgeydi biz mi daha bilgeyiz Clastres ın ortaya attığı sorulardan yönelttiği eleştirilerden sosyalizm düşüncesinin kendisini yenilemesi için çıkarabileceği dersleri görmemek için yüksek dozda art niyet gerekli Bugün onanmaz gibi gözüken yaralarla bitap durumda soluklayan sosyalizm düşüncesi insanların geçmiş pratiklerinin böyle yeni baştan değerlendirilmesiyle kendisine yeni ufuklar bulabilir yeniden canlanabilir Sosyalizmin baştan aşağı dönüşmesi kavramlarının tek tek sorgulanması demek ne beylik bir iki kavrama kumaşı tersyüz edilmiş elbiseler giydirmek demektir ne de ustaların kelamını nas olarak kabul edip buna bitmez tükenmez şerhler yazmaktır Bugün sosyalizm adına yapılacak en selametli iş bilimci prodüktivist siyasal güç putperesti Marksizan dogmayı sosyalizmin başından kurtarmaktır Ahmet İnsel Birikim

Ayrıntı Yayınları
Nüfusları kırk ila birkaç bin kişi arasında değişen yüzlerce kabilenin Güney Amerika kıtasının her metre karesini kullanarak ve ekolojik ortamla tam bir uyum içinde sürdürdükleri yaşam biçimini ilkel olarak nitelendirmek istila ve katliamla ele geçirdikleri kıtayı hızla tahrip eden Batılıların yaşamını ise uygar addetmek inandırıcılığını çoktan yitirdi Fransız antropolog Pierre Clastres sayesinde ilkel toplum ile uygar toplum arasındaki ayrımı devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki ayrım olarak okumak gerektiğini artık öğrenmiş bulunuyoruz Bugün devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki derin uyuşmazlığı her yönüyle ortaya koyabiliyor ve buradan devlete karşı toplum lehine birtakım sonuçlar çıkarabiliyorsak bunu Clastres ın antropoloji ile siyaset felsefesini büyük bir ustalıkla harmanlayan gözü pek girişimine borçluyuz Devlet despotluk ve kiliseden habersiz çevreyle uyumlu ve ihtiyaçları ölçüsünde bolluk içinde yaşayan ilkel toplum devletli toplumların Bir e iktidara tapan kıyıcı hoşgörüsüz tahakkümcü zihniyetine 20 yüzyıla kadar nasıl direnebilmiş ve ayakta kalabilmişti Söz ün gücüne büyük önem veren ve iktidarın eşitsizliğin kokusunu alır almaz peygamberlerinin peşine takılıp Kötülüğün Olmadığı Ülke yi aramaktan çekinmeyen bir toplumun bilgeliği nereden kaynaklanıyordu Bu toplum eşitsizliği despotun iktidarını önlemeyi ve bütünlüğünü korumayı nasıl başarmıştı Ve hangi talihsiz önlenemez noktada ilkel toplum uygar dediğimiz bugünkü devletli topluma dönüştü

Ayrıntı Yayınları
Pierre Clastres tarafından kaleme alınan Devlete Karşı Toplum Ayrıntı Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Devlete Karşı Toplum Pierre Clastres Kitap Özeti Nüfusları kırk ila birkaç bin kişi arasında değişen yüzlerce kabilenin Güney Amerika kıtasının her metre karesini kullanarak ve ekolojik ortamla tam bir uyum içinde sürdürdükleri yaşam biçimini ilkel olarak nitelendirmek istila ve katliamla ele geçirdikleri kıtayı hızla tahrip eden Batılıların yaşamını ise uygar addetmek inandırıcılığını çoktan yitirdi Fransız antropolog Pierre Clastres sayesinde ilkel toplum ile uygar toplum arasındaki ayrımı devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki ayrım olarak okumak gerektiğini artık öğrenmiş bulunuyoruz Bugün devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki derin uyuşmazlığı her yönüyle ortaya koyabiliyor ve buradan devlete karşı toplum lehine birtakım sonuçlar çıkarabiliyorsak bunu Clastres ın antropoloji ile siyaset felsefesini büyük bir ustalıkla harmanlayan gözü pek girişimine borçluyuz Devlet despotluk ve kiliseden habersiz çevreyle uyumlu ve ihtiyaçları ölçüsünde bolluk içinde yaşayan ilkel toplum devletli toplumların Bir e iktidara tapan kıyıcı hoşgörüsüz tahakkümcü zihniyetine 20 yüzyıla kadar nasıl direnebilmiş ve ayakta kalabilmişti Söz ün gücüne büyük önem veren ve iktidarın eşitsizliğin kokusunu alır almaz peygamberlerinin peşine takılıp Kötülüğün Olmadığı Ülke yi aramaktan çekinmeyen bir toplumun bilgeliği nereden kaynaklanıyordu Bu toplum eşitsizliği despotun iktidarını önlemeyi ve bütünlüğünü korumayı nasıl başarmıştı Yayınevi Ayrıntı Yayınları Yazar Pierre Clastres Sayfa 208 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x19 50 cm Basım Yılı Temmuz 2016 Barkod 9789755396132 Kategori Antropoloji

Ayrıntı Yayınları
Nüfusları kırk ila birkaç bin kişi arasında değişen yüzlerce kabilenin Güney Amerika kıtasının her metre karesini kullanarak ve ekolojik ortamla tam bir uyum içinde sürdürdükleri yaşam biçimini ilkel olarak nitelendirmek istila ve katliamla ele geçirdikleri kıtayı hızla tahrip eden Batılıların yaşamını ise uygar addetmek inandırıcılığını çoktan yitirdi Fransız antropolog Pierre Clastres sayesinde ilkel toplum ile uygar toplum arasındaki ayrımı devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki ayrım olarak okumak gerektiğini artık öğrenmiş bulunuyoruz Bugün devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki derin uyuşmazlığı her yönüyle ortaya koyabiliyor ve buradan devlete karşı toplum lehine birtakım sonuçlar çıkarabiliyorsak bunu Clastres ın antropoloji ile siyaset felsefesini büyük bir ustalıkla harmanlayan gözü pek girişimine borçluyuz Devlet despotluk ve kiliseden habersiz çevreyle uyumlu ve ihtiyaçları ölçüsünde bolluk içinde yaşayan ilkel toplum devletli toplumların Bir e iktidara tapan kıyıcı hoşgörüsüz tahakkümcü zihniyetine 20 yüzyıla kadar nasıl direnebilmiş ve ayakta kalabilmişti Söz ün gücüne büyük önem veren ve iktidarın eşitsizliğin kokusunu alır almaz peygamberlerinin peşine takılıp Kötülüğün Olmadığı Ülke yi aramaktan çekinmeyen bir toplumun bilgeliği nereden kaynaklanıyordu Bu toplum eşitsizliği despotun iktidarını önlemeyi ve bütünlüğünü korumayı nasıl başarmıştı Ve hangi talihsiz önlenemez noktada ilkel toplum uygar dediğimiz bugünkü devletli topluma dönüştü

Ayrıntı
çev. Sert, Mehmet, Demirtaş, M. Nedim
Nüfusları kırk ila birkaç bin kişi arasında değişen yüzlerce kabilenin Güney Amerika kıtasının her metre karesini kullanarak ve ekolojik ortamla tam bir uyum içinde sürdürdükleri yaşam biçimini ilkel olarak nitelendirmek istila ve katliamla ele geçirdikleri kıtayı hızla tahrip eden Batılıların yaşamını ise uygar addetmek inandırıcılığını çoktan yitirdi Fransız antropolog Pierre Clastres sayesinde ilkel toplum ile uygar toplum arasındaki ayrımı devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki ayrım olarak okumak gerektiğini artık öğrenmiş bulunuyoruz Bugün devletsiz toplum ile devletli toplum arasındaki derin uyuşmazlığı her yönüyle ortaya koyabiliyor ve buradan devlete karşı toplum lehine birtakım sonuçlar çıkarabiliyorsak bunu Clastres ın antropoloji ile siyaset felsefesini büyük bir ustalıkla harmanlayan gözü pek girişimine borçluyuz Devlet despotluk ve kiliseden habersiz çevreyle uyumlu ve ihtiyaçları ölçüsünde bolluk içinde yaşayan ilkel toplum devletli toplumların Bir e iktidara tapan kıyıcı hoşgörüsüz tahakkümcü zihniyetine 20 yüzyıla kadar nasıl direnebilmiş ve ayakta kalabilmişti Söz ün gücüne büyük önem veren ve iktidarın eşitsizliğin kokusunu alır almaz peygamberlerinin peşine takılıp Kötülüğün Olmadığı Ülke yi aramaktan çekinmeyen bir toplumun bilgeliği nereden kaynaklanıyordu Bu toplum eşitsizliği despotun iktidarını önlemeyi ve bütünlüğünü korumayı nasıl başarmıştı