MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Devri Süleyman Anadolu da İsyanın İçinde — Mustafa Akay

Devri Süleyman Anadolu da İsyanın İçinde
245,70
RomanTarihsel RomanRoman Tarihi

Devri Süleyman Anadolu da İsyanın İçinde

Mustafa Akay

İkinci Adam Yayınları

2024616 sf.
İnce Kapak13,5 x 19,5
Kitap AmbarıEn ucuz

Devri Süleyman Anadolu da İsyanın İçinde

Mustafa Akay

Nehre taraf baktı manzarayı izliyormuşçasına Kızılırmak ın suyuna hafiften kar serpiştirmeye başlamış soğuk hava dalga hâlinde yayılıyor gibiydi Yüksek tepeler beyaz örtü ile ışıldarken uzak yamaçlarda sis yükseliyor gölgeleri saklıyordu Nehir kenarında ağaçlar rüzgâr ile salınırken yaygara kopartan kuş sesleri ve suyun sesi manzarayı tamamlıyordu Kasırga ya baktım düşünüyor gibi hâli vardı Hangi savaşları anımsadı hangi hatıraların içinden geçti de yâd etti bilemedim Kasırga bir adım daha attıktan sonra ağırlaşmaya başlayan yüküne rağmen şaha kalktı kişnemesinin sesi suyun dalgalanmalarında feryat olup yükseldi sonsuzlukta yiten her nesne gibi yavaş yavaş azalıp yok oldu dizdar ve muhafızların donakalmış bakışları altında Bütün hengâmeyi koparan ve yollarda rüzgâr gibi esen kendisi değilmiş gibi ağır ağır salınarak eşek misali yürümeye başladı ilk adımlarını atarken ardından adını anımsamış olacak ki dörtnala koşu tutturdu gittiği ciheti kendisi belirleyerek Dizginleri benim elimde değil gibiydi sanki kendisindeydi o an nereye gitmek istiyorsa oraya koşuyordu On altıncı asırda Anadolu nun içlerinde büyüyen bir isyan muhtelif hadiseleri tetikleyecek payitahtın keyfini kaçıracaktır İbrahim Paşa isyanı bastırmak için orduyla Anadolu da ilerlerken İskender Ağa karanlık fısıltılar ile isyanın ateşini körükleyenlerin peşine düşer Kitaplara tutkun Hoyrat dedesinden ona kalmış sırrın peşinde koşarken yolu İskender ve Süleyman la kesişir Kadı Naibi Kazım Efendi isyanın gölgesine gizlenmiş katilin peşine düşer Kara Sinan Oruç Reis in intikamını almak için silahlarını denizin altından yüzeye çıkarır Barbaros Hayreddin Paşa Cezayir i tekrar fethetmenin tasarılarını gerçekleştirirken Piri Reis i kaderi sessizce çağırır Eşref Efendi yi zaman değil hataları yaşlandırmıştır Bütün bunların ortasında bir kadın kaybolduğu diyardan evine giden bir yol aramaktadır

Kitap Sepeti
253,50

İkinci Adam Yayınları

2024616 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Nehre taraf baktı manzarayı izliyormuşçasına Kızılırmak ın suyuna hafiften kar serpiştirmeye başlamış soğuk hava dalga hâlinde yayılıyor gibiydi Yüksek tepeler beyaz örtü ile ışıldarken uzak yamaçlarda sis yükseliyor gölgeleri saklıyordu Nehir kenarında ağaçlar rüzgâr ile salınırken yaygara kopartan kuş sesleri ve suyun sesi manzarayı tamamlıyordu Kasırga ya baktım düşünüyor gibi hâli vardı Hangi savaşları anımsadı hangi hatıraların içinden geçti de yâd etti bilemedim Kasırga bir adım daha attıktan sonra ağırlaşmaya başlayan yüküne rağmen şaha kalktı kişnemesinin sesi suyun dalgalanmalarında feryat olup yükseldi sonsuzlukta yiten her nesne gibi yavaş yavaş azalıp yok oldu dizdar ve muhafızların donakalmış bakışları altında Bütün hengâmeyi koparan ve yollarda rüzgâr gibi esen kendisi değilmiş gibi ağır ağır salınarak eşek misali yürümeye başladı ilk adımlarını atarken ardından adını anımsamış olacak ki dörtnala koşu tutturdu gittiği ciheti kendisi belirleyerek Dizginleri benim elimde değil gibiydi sanki kendisindeydi o an nereye gitmek istiyorsa oraya koşuyordu On altıncı asırda Anadolu nun içlerinde büyüyen bir isyan muhtelif hadiseleri tetikleyecek payitahtın keyfini kaçıracaktır İbrahim Paşa isyanı bastırmak için orduyla Anadolu da ilerlerken İskender Ağa karanlık fısıltılar ile isyanın ateşini körükleyenlerin peşine düşer Kitaplara tutkun Hoyrat dedesinden ona kalmış sırrın peşinde koşarken yolu İskender ve Süleyman la kesişir Kadı Naibi Kazım Efendi isyanın gölgesine gizlenmiş katilin peşine düşer Kara Sinan Oruç Reis in intikamını almak için silahlarını denizin altından yüzeye çıkarır Barbaros Hayreddin Paşa Cezayir i tekrar fethetmenin tasarılarını gerçekleştirirken Piri Reis i kaderi sessizce çağırır Eşref Efendi yi zaman değil hataları yaşlandırmıştır Bütün bunların ortasında bir kadın kaybolduğu diyardan evine giden bir yol aramaktadır

Şehadet Kitap
257,40

İkinci Adam Yayınları

2024616 sf.
Şehadet Kitap

Nehre taraf baktı manzarayı izliyormuşçasına Kızılırmak ın suyuna hafiften kar serpiştirmeye başlamış soğuk hava dalga hâlinde yayılıyor gibiydi Yüksek tepeler beyaz örtü ile ışıldarken uzak yamaçlarda sis yükseliyor gölgeleri saklıyordu Nehir kenarında ağaçlar rüzgâr ile salınırken yaygara kopartan kuş sesleri ve suyun sesi manzarayı tamamlıyordu Kasırga ya baktım düşünüyor gibi hâli vardı Hangi savaşları anımsadı hangi hatıraların içinden geçti de yâd etti bilemedim Kasırga bir adım daha attıktan sonra ağırlaşmaya başlayan yüküne rağmen şaha kalktı kişnemesinin sesi suyun dalgalanmalarında feryat olup yükseldi sonsuzlukta yiten her nesne gibi yavaş yavaş azalıp yok oldu dizdar ve muhafızların donakalmış bakışları altında Bütün hengâmeyi koparan ve yollarda rüzgâr gibi esen kendisi değilmiş gibi ağır ağır salınarak eşek misali yürümeye başladı ilk adımlarını atarken ardından adını anımsamış olacak ki dörtnala koşu tutturdu gittiği ciheti kendisi belirleyerek Dizginleri benim elimde değil gibiydi sanki kendisindeydi o an nereye gitmek istiyorsa oraya koşuyordu

Ekin Kitap
288,60

İkinci Adam Yayınları

2024616 sf.
Ekin Kitap

Nehre taraf baktı manzarayı izliyormuşçasına Kızılırmak ın suyuna hafiften kar serpiştirmeye başlamış soğuk hava dalga hâlinde yayılıyor gibiydi Yüksek tepeler beyaz örtü ile ışıldarken uzak yamaçlarda sis yükseliyor gölgeleri saklıyordu Nehir kenarında ağaçlar rüzgâr ile salınırken yaygara kopartan kuş sesleri ve suyun sesi manzarayı tamamlıyordu Kasırga ya baktım düşünüyor gibi hâli vardı Hangi savaşları anımsadı hangi hatıraların içinden geçti de yâd etti bilemedim Kasırga bir adım daha attıktan sonra ağırlaşmaya başlayan yüküne rağmen şaha kalktı kişnemesinin sesi suyun dalgalanmalarında feryat olup yükseldi sonsuzlukta yiten her nesne gibi yavaş yavaş azalıp yok oldu dizdar ve muhafızların donakalmış bakışları altında Bütün hengâmeyi koparan ve yollarda rüzgâr gibi esen kendisi değilmiş gibi ağır ağır salınarak eşek misali yürümeye başladı ilk adımlarını atarken ardından adını anımsamış olacak ki dörtnala koşu tutturdu gittiği ciheti kendisi belirleyerek Dizginleri benim elimde değil gibiydi sanki kendisindeydi o an nereye gitmek istiyorsa oraya koşuyordu On altıncı asırda Anadolu nun içlerinde büyüyen bir isyan muhtelif hadiseleri tetikleyecek payitahtın keyfini kaçıracaktır İbrahim Paşa isyanı bastırmak için orduyla Anadolu da ilerlerken İskender Ağa karanlık fısıltılar ile isyanın ateşini körükleyenlerin peşine düşer Kitaplara tutkun Hoyrat dedesinden ona kalmış sırrın peşinde koşarken yolu İskender ve Süleyman la kesişir Kadı Naibi Kazım Efendi isyanın gölgesine gizlenmiş katilin peşine düşer Kara Sinan Oruç Reis in intikamını almak için silahlarını denizin altından yüzeye çıkarır Barbaros Hayreddin Paşa Cezayir i tekrar fethetmenin tasarılarını gerçekleştirirken Piri Reis i kaderi sessizce çağırır Eşref Efendi yi zaman değil hataları yaşlandırmıştır Bütün bunların ortasında bir kadın kaybolduğu diyardan evine giden bir yol aramaktadır

Nobel Kitap
300,30

İkinci Adam Yayınları

2024616 sf.
Nobel Kitap

Nehre taraf baktı manzarayı izliyormuşçasına Kızılırmak ın suyuna hafiften kar serpiştirmeye başlamış soğuk hava dalga hâlinde yayılıyor gibiydi Yüksek tepeler beyaz örtü ile ışıldarken uzak yamaçlarda sis yükseliyor gölgeleri saklıyordu Nehir kenarında ağaçlar rüzgâr ile salınırken yaygara kopartan kuş sesleri ve suyun sesi manzarayı tamamlıyordu Kasırga ya baktım düşünüyor gibi hâli vardı Hangi savaşları anımsadı hangi hatıraların içinden geçti de yâd etti bilemedim Kasırga bir adım daha attıktan sonra ağırlaşmaya başlayan yüküne rağmen şaha kalktı kişnemesinin sesi suyun dalgalanmalarında feryat olup yükseldi sonsuzlukta yiten her nesne gibi yavaş yavaş azalıp yok oldu dizdar ve muhafızların donakalmış bakışları altında Bütün hengâmeyi koparan ve yollarda rüzgâr gibi esen kendisi değilmiş gibi ağır ağır salınarak eşek misali yürümeye başladı ilk adımlarını atarken ardından adını anımsamış olacak ki dörtnala koşu tutturdu gittiği ciheti kendisi belirleyerek Dizginleri benim elimde değil gibiydi sanki kendisindeydi o an nereye gitmek istiyorsa oraya koşuyordu On altıncı asırda Anadolu nun içlerinde büyüyen bir isyan muhtelif hadiseleri tetikleyecek payitahtın keyfini kaçıracaktır İbrahim Paşa isyanı bastırmak için orduyla Anadolu da ilerlerken İskender Ağa karanlık fısıltılar ile isyanın ateşini körükleyenlerin peşine düşer Kitaplara tutkun Hoyrat dedesinden ona kalmış sırrın peşinde koşarken yolu İskender ve Süleyman la kesişir Kadı Naibi Kazım Efendi isyanın gölgesine gizlenmiş katilin peşine düşer Kara Sinan Oruç Reis in intikamını almak için silahlarını denizin altından yüzeye çıkarır Barbaros Hayreddin Paşa Cezayir i tekrar fethetmenin tasarılarını gerçekleştirirken Piri Reis i kaderi sessizce çağırır Eşref Efendi yi zaman değil hataları yaşlandırmıştır Bütün bunların ortasında bir kadın kaybolduğu diyardan evine giden bir yol aramaktadır

Pandora

İkinci Adam

2024616 sf.
Pandora

Nehre taraf baktı manzarayı izliyormuşçasına Kızılırmak ın suyuna hafiften kar serpiştirmeye başlamış soğuk hava dalga hâlinde yayılıyor gibiydi Yüksek tepeler beyaz örtü ile ışıldarken uzak yamaçlarda sis yükseliyor gölgeleri saklıyordu Nehir kenarında ağaçlar rüzgâr ile salınırken yaygara kopartan kuş sesleri ve suyun sesi manzarayı tamamlıyordu Kasırga ya baktım düşünüyor gibi hâli vardı Hangi savaşları anımsadı hangi hatıraların içinden geçti de yâd etti bilemedim Kasırga bir adım daha attıktan sonra ağırlaşmaya başlayan yüküne rağmen şaha kalktı kişnemesinin sesi suyun dalgalanmalarında feryat olup yükseldi sonsuzlukta yiten her nesne gibi yavaş yavaş azalıp yok oldu dizdar ve muhafızların donakalmış bakışları altında Bütün hengâmeyi koparan ve yollarda rüzgâr gibi esen kendisi değilmiş gibi ağır ağır salınarak eşek misali yürümeye başladı ilk adımlarını atarken ardından adını anımsamış olacak ki dörtnala koşu tutturdu gittiği ciheti kendisi belirleyerek Dizginleri benim elimde değil gibiydi sanki kendisindeydi o an nereye gitmek istiyorsa oraya koşuyordu On altıncı asırda Anadolu nun içlerinde büyüyen bir isyan muhtelif hadiseleri tetikleyecek payitahtın keyfini kaçıracaktır İbrahim Paşa isyanı bastırmak için orduyla Anadolu da ilerlerken İskender Ağa karanlık fısıltılar ile isyanın ateşini körükleyenlerin peşine düşer Kitaplara tutkun Hoyrat dedesinden ona kalmış sırrın peşinde koşarken yolu İskender ve Süleyman la kesişir Kadı Naibi Kazım Efendi isyanın gölgesine gizlenmiş katilin peşine düşer Kara Sinan Oruç Reis in intikamını almak için silahlarını denizin altından yüzeye çıkarır Barbaros Hayreddin Paşa Cezayir i tekrar fethetmenin tasarılarını gerçekleştirirken Piri Reis i kaderi sessizce çağırır Eşref Efendi yi zaman değil hataları yaşlandırmıştır Bütün bunların ortasında bir kadın kaybolduğu diyardan evine giden bir yol aramaktadır