Devrim Kuramı — Celalettin Güngör

Devrim Kuramı
Celalettin GüngörBarış Kitap
Devrim Kuramı
Celalettin GüngörUlus devletlerin doğuşu öncesinde köklü dönüştürücü süreçler veya moral bir ideal olarak nitelenen toplumsal devrimlerin meydana gelmesi mümkün değildi Siyasetten dinin dışlanması ve kendi saygınlığı ile dindışı bir alanın doğuşu devrim olgusu için vazgeçilmezdir Modern devrimler 18 yüzyılın sonundaki Amerikan ve Fransız devrimleri devrimleri ile tarihin akışında aniden meydana gelmiş olan ve önceden hiç bilinmeyen yeni örneklerdi Toplumsal devirmeye yönelik geçmişteki girişimler neredeyse her zamam ya açıkça binyılcı idiler ya da yine açıkça geçmişteki ideal bir düzenin restorasyonuna uğraşmışlardı Yeni bir düzenin gerçekliğinin güvencesi esasen onun dini olmasındaydı Mantığında dini olmayan herhangi bir düzen değiştirici girişim ise yenilikçi değil muhafazakârdı İnsanlar şiddete başvururlar Bazen bu şiddet bir suç olarak belirir Bu şiddet ilgilendiğimiz şiddet değildir Burada anılan şiddet önceki bütün araçlar tüketildikten sonra adalet hakkını savunmak için başvurulan araçtır Gerçek bir devrim ne bir suç ne bir cinnettir Her şey başarısız kaldığında sistemi değiştirmek için şiddetin benimsenmesidir Şiddetin bu biçimi belki tuhaf görülse de aslında akıl ve adalete olan bağlılıktır Bütün devrimci davranış şiddetlidir ama her şiddetli davranış devrimci değildir Şiddet bir devrim için gerekli koşul olsa bile yeterli bir koşul değildir Bir şiddetin devrimci olarak nitelendirilebilmesi için merkezîleşmiş olması zorunludur Siyasî ve idarî iktidarın merkezî organlarına saldırmak ve onları yenmek zorundadır

Barış Kitap
Devrimlerin kötülüğü onların kurulu düzen yıkıcılığı ile bağlantılıdır Bu kurulu düzen yıkıcılığı aslında hiç de kötü bir şey değildir Burada sorulması gereken devrimlerin hangi kurulu düzenleri yıktığıdır Yıkılan düzenler tiranlaşan ezen yığınlardan yana olmayan çarpık düzenlerdir Gerçek bir devrim ne bir suç ne bir cinnettir Her şey başarısız kaldığında ve devrim düşüncesi bu toplumsal başarısızlık algılamasına dayandığında kurulu düzeni değiştirmek için şiddetin benimsenmesidir Bir an devrimlerin olmadığını egemenlerden sömürücülerden yana olan herkesten yana olmayan kurulu düzenlerin yıkılamadığını yığınları soyup soğana çeviren kanlarını içen egemenlerin bu yaptıklarıyla kaldığını dünyanın bu kötülüklerle öylece döndüğünü düşünelim Bunun kazananı kim olacaktır Özgürlüğün eşitliğin kardeşliğin emeğin insanca yaşama özlemlerinin kaybeden tarafta olduğu bir dünya yaşanmaya değer mi

PLATİN YAYINLARI
Ulus devletlerin doğuşu öncesinde köklü dönüştürücü süreçler veya moral bir ideal olarak nitelenen toplumsal devrimlerin meydana gelmesi mümkün değildi siyasetten dinin dışlanması ve kendi saygınlığı ile dindışı bir alanın doğuşu devrim olgusu için vazgeçilmezdir Modern devrimler 18 yüzyılın sonundaki Amerikan ve Fransız devrimleri devrimleri ile tarihin akışında aniden meydana gelmiş olan ve önceden hiç bilinmeyen yeni örneklerdi Toplumsal devirmeye yönelik geçmişteki girişimler neredeyse her zamam ya açıkça binyılcı idiler ya da yine açıkça geçmişteki ideal bir düzenin restorasyonuna uğraşmışlardı Yeni bir düzenin gerçekliğinin güvencesi esasen onun dini olmasındaydı Mantığında dini olmayan herhangi bir düzen değiştirici girişim ise yenilikçi değil muhafazakârdı İnsanlar şiddete başvururlar Bazen bu şiddet bir suç olarak belirir Bu şiddet ilgilendiğimiz şiddet değildir Burada anılan şiddet önceki bütün araçlar tüketildikten sonra adalet hakkını savunmak için başvurulan araçtır Gerçek bir devrim ne bir suç ne bir cinnettir Her şey başarısız kaldığında sistemi değiştirmek için şiddetin benimsenmesidir Şiddetin bu biçimi belki tuhaf görülse de aslında akıl ve adalete olan bağlılıktır Bütün devrimci davranış şiddetlidir ama her şiddetli davranış devrimci değildir Şiddet bir devrim için gerekli koşul olsa bile yeterli bir koşul değildir Bir şiddetin devrimci olarak nitelendirilebilmesi için merkezîleşmiş olması zorunludur Siyasî ve idarî iktidarın merkezî organlarına saldırmak ve onları yenmek zorundadır