Devşirme Eşiktaşı nın Ruhu Rumeli Hisarı — Vecdi Çıracıoğlu

Devşirme Eşiktaşı nın Ruhu Rumeli Hisarı
Vecdi ÇıracıoğluHeyamola Yayınları
Devşirme Eşiktaşı nın Ruhu Rumeli Hisarı
Vecdi ÇıracıoğluEfsane bu ya Ölümsüzler ölümsüzü Zeustan İOyu kıskanan Hera onu bir sığıra dönüştürerek sırtına tarifsiz acılar veren bir atsineği yapıştırdı Karnında Zeusun tohumunu taşıyarak kıtadan kıtaya atlayan geçtiği yerlere adını veren İO iki deniz arasındaki bir vadiyi yardı ve buraya sular doldu Bu boğaza Bosporos Sığır Geçidi günümüz adıyla İstanbul Boğazı denildi Söylence bu ya Şehri İstanbulu fetihten önce Osmanlılardan Sultan Mehmet İstanbul Boğazının en dar yerine bir kale yapmak amacıyla bir saray çiftliği inşa etmek istediğinde İmparator Konstantin Sultana elçileriyle bir sığır derisi göndererek Bu sığır derisi kadar çiftlik ederse makbulümdür Fazla olursa iznim yoktur sonra barış bozulur demiş Sultan Konstantinin gönderdiği öküz derisini gergiye alıp ince bir bıçakla çepçevre kıl inceliğinde bir sırım çikarip o sırımın çevirdigi yalçın kayalar üzerinde Rumeli Hisarını inşa eylemeye başlamış Konstantin bu durumu işittiğinde Barışı tehlikeye sokan bir kale inşa ediyorlar diyerek yine elçiler göndermiş Sultan sığır derisinden kestiği sırımı imparatora gönderip Biz kalemizi bir sığır derisi kadar inşa ettik fazlası varsa yıkalım demiş ve kalenin yapımına devam etmiş Ne dersiniz Heranın sığırıyla Konstantinin sığırı arasında Boğazın en dar yerinde bir bağlantı var mı acaba

Heyamola Yayınları
Bir kentin tarihini coğrafyasını toplumsal hayatını geçirdiği değişimleri insan tiplerini atmosferini doğal güzelliklerini unutulan değerlerini yeme içme kültürünü gecesini gündüzünü yazını kışını folklorunu eğlence hayatını daha bin türlü özelliğini herkes kendince görür Tarihçi başka coğrafyacı başka turizmci başka asker başka öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister Ama bir yazar edebiyatçı kendince bir duyarlılıkla yaklaşır kentine Çevresine gönül gözüyle bakar Kendisini değişik insanların yerine koyar onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır öylece yazar Yazar yazdığı zaman birçok kimse o yazıda kendi duygularını düşünüp de söyleyemediklerini bulur Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister Heyamola Yayınları bu düşünceden yola çıkarak İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi kapsamında başlattığı İstanbulum Kitap Dizisi ni sürdürmektedir

Heyamola Yayınları
Bir kentin tarihini coğrafyasını toplumsal hayatını geçirdiği değişimleri insan tiplerini atmosferini doğal güzelliklerini unutulan değerlerini yeme içme kültürünü gecesini gündüzünü yazını kışını folklorunu eğlence hayatını daha bin türlü özelliğini herkes kendince görür Tarihçi başka coğrafyacı başka turizmci başka asker başka öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister Ama bir yazar edebiyatçı kendince bir duyarlılıkla yaklaşır kentine Çevresine gönül gözüyle bakar Kendisini değişik insanların yerine koyar onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır öylece yazar Yazar yazdığı zaman birçok kimse o yazıda kendi duygularını düşünüp de söyleyemediklerini bulur Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister Heyamola Yayınları bu düşünceden yola çıkarak İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi kapsamında başlattığı İstanbulum Kitap Dizisi ni sürdürmektedir

Heyamola Yayınları
Bir kentin tarihini coğrafyasını toplumsal hayatını geçirdiği değişimleri insan tiplerini atmosferini doğal güzelliklerini unutulan değerlerini yeme içme kültürünü gecesini gündüzünü yazını kışını folklorunu eğlence hayatını daha bin türlü özelliğini herkes kendince görür Tarihçi başka coğrafyacı başka turizmci başka asker başka öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister Ama bir yazar edebiyatçı kendince bir duyarlılıkla yaklaşır kentine Çevresine gönül gözüyle bakar Kendisini değişik insanların yerine koyar onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır öylece yazar Yazar yazdığı zaman birçok kimse o yazıda kendi duygularını düşünüp de söyleyemediklerini bulur Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister Heyamola Yayınları bu düşünceden yola çıkarak İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi kapsamında başlattığı İstanbulum Kitap Dizisi ni sürdürmektedir

Heyamola Yayınları
Bir kentin tarihini coğrafyasını toplumsal hayatını geçirdiği değişimleri insan tiplerini atmosferini doğal güzelliklerini unutulan değerlerini yeme içme kültürünü gecesini gündüzünü yazını kışını folklorunu eğlence hayatını daha bin türlü özelliğini herkes kendince görür Tarihçi başka coğrafyacı başka turizmci başka asker başka öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister Ama bir yazar edebiyatçı kendince bir duyarlılıkla yaklaşır kentine Çevresine gönül gözüyle bakar Kendisini değişik insanların yerine koyar onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır öylece yazar Yazar yazdığı zaman birçok kimse o yazıda kendi duygularını düşünüp de söyleyemediklerini bulur Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister Heyamola Yayınları bu düşünceden yola çıkarak İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi kapsamında başlattığı İstanbulum Kitap Dizisi ni sürdürmektedir

Heyamola Yayınları
Efsane bu ya Ölümsüzler ölümsüzü Zeustan İOyu kıskanan Hera onu bir sığıra dönüştürerek sırtına tarifsiz acılar veren bir atsineği yapıştırdı Karnında Zeusun tohumunu taşıyarak kıtadan kıtaya atlayan geçtiği yerlere adını veren İO iki deniz arasındaki bir vadiyi yardı ve buraya sular doldu Bu boğaza Bosporos Sığır Geçidi günümüz adıyla İstanbul Boğazı denildi Söylence bu ya Şehri İstanbulu fetihten önce Osmanlılardan Sultan Mehmet İstanbul Boğazının en dar yerine bir kale yapmak amacıyla bir saray çiftliği inşa etmek istediğinde İmparator Konstantin Sultana elçileriyle bir sığır derisi göndererek Bu sığır derisi kadar çiftlik ederse makbulümdür Fazla olursa iznim yoktur sonra barış bozulur demiş Sultan Konstantinin gönderdiği öküz derisini gergiye alıp ince bir bıçakla çepçevre kıl inceliğinde bir sırım çikarip o sırımın çevirdigi yalçın kayalar üzerinde Rumeli Hisarını inşa eylemeye başlamış Konstantin bu durumu işittiğinde Barışı tehlikeye sokan bir kale inşa ediyorlar diyerek yine elçiler göndermiş Sultan sığır derisinden kestiği sırımı imparatora gönderip Biz kalemizi bir sığır derisi kadar inşa ettik fazlası varsa yıkalım demiş ve kalenin yapımına devam etmiş Ne dersiniz Heranın sığırıyla Konstantinin sığırı arasında Boğazın en dar yerinde bir bağlantı var mı acaba

Heyamola
Bir kentin tarihini coğrafyasını toplumsal hayatını geçirdiği değişimleri insan tiplerini atmosferini doğal güzelliklerini unutulan değerlerini yeme içme kültürünü gecesini gündüzünü yazını kışını folklorunu eğlence hayatını daha bin türlü özelliğini herkes kendince görür Tarihçi başka coğrafyacı başka turizmci başka asker başka öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister Ama bir yazar edebiyatçı kendince bir duyarlıkla yaklaşır kentine Çevresine gönül gözüyle bakar Kendisini değişik insanların yerine koyar onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır öylece yazar Yazar yazdığı zaman birçok kimse o yazıda kendi duygularını düşünüp de söyleyemediklerini bulur Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister Bu düşünceden yola çıkarak İstanbul un kırk semti kırk farklı edebiyatçı yazar tarafından kaleme alındı Okurla aynı zamanda buluşan bu kırk kitaplık dizi hem bir ilk olması hem de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti ne armağan olması açısından yüksek değer taşımaktadır