Deyimler ve Öyküleri 2 — Prof Dr Alaaddin Başar

Deyimler ve Öyküleri 2
Prof Dr Alaaddin BaşarZafer Yayınları
Deyimler ve Öyküleri 2
Prof Dr Alaaddin BaşarDimyat Mısır da Süveyş Kanalı ağzında bir limandır Eskiden Mısır ın meşhur pirinçleri ince hasırdan örtülmüş torbalar içinde buradan Anadolu ya getirmiş Dimyat a pirinç almak için giden bir Türk tüccarının bindiği gemi Akdeniz de korsanlar tarafından soyulmuş ve adamcağzın bütün altınlarını almışlar Binbir zorluk içinde İstanbul a dönen pirinç tüccarı on yıl iflas etmiş İstanbul dan kalkmış memleketi olan Karaman a gitmiş O sene tarlasından kalkan buğdaları da bulgur tüccarlarına sattığından kendi ev halkı kışın bulgursuz kalmışlar

Zafer Yayınları
Açlıktan karnı sırtına yapışmış kaburgaları teker teker sayılmaya başlamış bir tilki Böyle oturup kaşınmakla olmayacak çıkıp yiyecek birşeyler bulamıy bari demiş Çok gitmemiş bakmış ki bir horoz ölüsü uzanmış yatıyor Hafifçe de kokarcaymış Aman benim gibi asaletli bir hayvan bu kokulu leşe mi kaldı deyip burun yapmış Tam dönmüş giderken gökten bir kartal inip iki pençe horozu kapmış Tilki kartalın pençesine takılıp salın salın giden horoz ölüsünün ardından yutkunarak Ah ne temizdi ne semizdi kıymetini bilemedim demiş

Zafer Yayınları
ORTA YAŞLI BİR BİR BEY için berbere gitmiş Berberin koltuğuna oturur oturmaz sormuş Usta söyle bakalım saçımıza düşen aklar çok mudur az mıdır Berber umursamaz bir tavırla cevap vermiş Eh işte beyim şöyle böyle ağarmış amma pek fazla sayılmaz Bu cevap beyin merakını daha da arttırmış Yahu benim yaşım daha kırk bile değil Ağarmışsa üç beş tel anca ağarmıştır diye düşünüyordum Sen ise şöyle böyle ağarmış dedin Hele iyice bir bak demiş Berber yine aynı umursamaz tavırla Yahu beyim bırazdan saçını traş edeceğim O zaman önüne dökülür sen de ak mı kara mı görür anlarsın demiş