MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Dönmeyi Düşünmediler — Saadettin Koç

Dönmeyi Düşünmediler
122,00
Tarihsel RomanlarRoman TarihiTarihi Roman

Dönmeyi Düşünmediler

Saadettin Koç

Gençlik Kitabevi

2015392 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Dönmeyi Düşünmediler

Saadettin Koç

Ne yazık ki Balkanlar da günbegün çeteler gayelerine ulaşıyordu Koskoca Osmanlı Balkanlarda Müslüman Türk tebaasını bir avuç eşkıyanın insafına terk etmişti Ayrılıkçı çetelerin gün geçmiyordu ki baskınsız bir gecesi geçsin Her gece gözlerine kestirdikleri birkaç köyü ateşe veriyor masum insanları katlediyor namusu kirletilen iffet sahibi kızlar kadınlar intihar ediyor canlar gidiyor ocaklar sönüyordu Canını malını kurtarmak isteyen Müslüman Türk yüzyıllardır yaşadığı yerini yurdunu terk ediyor kafileler hâlinde doğuya doğru akın akın göç ediyordu Yüzyılların hatıraları artık çok gerilerde kalıyor ak saçlı nineler ak sakallı dedeler yorgun gözlerle geride kalan hatıralarına bir daha bir daha bakıp derin derin ah çekiyorlardı Zaten eşkıyanın da yapmak istediği buydu Eksi kırk dereceleri bulan şiddetli ayazla birlikte askerlerin gözündeki yaşlar donmaya başlamıştı Bu donma gözlerinin kör olmasına sebep olmuştu Arkadaşlarına ağlayan gözler donarak kör olmuştu ama askerler bunun farkında değillerdi Onlar zifiri karanlıkta ilerledikleri için kör olduklarını fark etmemişlerdi Zifiri karanlıkta ilerledikçe ilerliyorlar ama bir türlü sabah olmuyor aydınlığı göremeyen gözler saatler ilerlemiş olmasına rağmen hâlâ gecenin bitmediğini düşünüyordu Bu kör ilerleyiş saatlerce sürmüş olmasına rağmen ne yol bitiyor ne de gece bitiyordu Bir ara Rıfat Çavuş bu işe bir anlam verememiş aradan uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ sabahın olmamasına şaşıp kalmıştı Sonra da kendi kendine Demek soğuk gecelerin sabahı da geç oluyormuş diye mırıldandı Yarbay Esat Bey verilen görevi çok iyi anlamıştı Süvari alayı kılıçlarını çekerek dörtnala âdeta uçarcasına söylenen yere koşuyordu Savaş kokusu alan atlar bile mutluluktan yelelerini ve kuyruklarını kabartmışlardı Anafartalar Köyünden geçerken düşman topçusunun dikkatini çekmişlerdi Ama onların umurunda bile değildi Top atışlarıyla vurulan atlar yere kapaklanıyor üzerindeki süvariler on on beş metre ileri fırlıyor düştüğü yerden tekrar kalkarak elinde kılıcı koşmaya başlıyordu

Kitap Sepeti
136,00

Gençlik Kitabevi Yayınları

2015392 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Ne yazık ki Balkanlar da günbegün çeteler gayelerine ulaşıyordu Koskoca Osmanlı Balkanlarda Müslüman Türk tebaasını bir avuç eşkıyanın insafına terk etmişti Ayrılıkçı çetelerin gün geçmiyordu ki baskınsız bir gecesi geçsin Her gece gözlerine kestirdikleri birkaç köyü ateşe veriyor masum insanları katlediyor namusu kirletilen iffet sahibi kızlar kadınlar intihar ediyor canlar gidiyor ocaklar sönüyordu Canını malını kurtarmak isteyen Müslüman Türk yüzyıllardır yaşadığı yerini yurdunu terk ediyor kafileler halinde doğuya doğru akın akın göç ediyordu Yüzyılların hatıraları artık çok gerilerde kalıyor ak saçlı nineler ak sakallı dedeler yorgun gözlerle geride kalan hatıralarına bir daha bir daha bakıp derin derin ah çekiyorlardı Zaten eşkıyanın da yapmak istediği buydu Eksi kırk dereceleri bulan şiddetli ayazla birlikte askerlerin gözündeki yaşlar donmaya başlamıştı Bu donma gözlerinin kör olmasına sebep olmuştu Arkadaşlarına ağlayan gözler donarak kör olmuştu ama askerler bunun farkında değillerdi Onlar zifiri karanlıkta ilerledikleri için kör olduklarını fark etmemişlerdi Zifiri karanlıkta ilerledikçe ilerliyorlar ama bir türlü sabah olmuyor aydınlığı göremeyen gözler saatler ilerlemiş olmasına rağmen hala gecenin bitmediğini düşünüyordu Bu kör ilerleyiş saatlerce sürmüş olmasına rağmen ne yol bitiyor ne de gece bitiyordu Bir ara Rıfat Çavuş bu işe bir anlam verememiş aradan uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen hala sabahın olmamasına şaşıp kalmıştı Sonra da kendi kendine Demek soğuk gecelerin sabahı da geç oluyormuş diye mırıldandı Yarbay Esat Bey verilen görevi çok iyi anlamıştı Süvari alayı kılıçlarını çekerek dörtnala adeta uçarcasına söylenen yere koşuyordu Savaş kokusu alan atlar bile mutluluktan yelelerini ve kuyruklarını kabartmışlardı Anafartalar Köyünden geçerken düşman topçusunun dikkatini çekmişlerdi Ama onların umurunda bile değildi Top atışlarıyla vurulan atlar yere kapaklanıyor üzerindeki süvariler on on beş metre ileri fırlıyor düştüğü yerden tekrar kalkarak elinde kılıcı koşmaya başlıyordu

Kitap Ekspres
140,00
Mayıs 2015392 sf.
13X211.hamurTÜRKÇE
Kitap Ekspres

Ne yazık ki Balkanlar da günbegün çeteler gayelerine ulaşıyordu Koskoca Osmanlı Balkanlarda Müslüman Türk tebaasını bir avuç eşkıyanın insafına terk etmişti Ayrılıkçı çetelerin gün geçmiyordu ki baskınsız bir gecesi geçsin Her gece gözlerine kestirdikleri birkaç köyü ateşe veriyor masum insanları katlediyor namusu kirletilen iffet sahibi kızlar kadınlar intihar ediyor canlar gidiyor ocaklar sönüyordu Canını malını kurtarmak isteyen Müslüman Türk yüzyıllardır yaşadığı yerini yurdunu terk ediyor kafileler halinde doğuya doğru akın akın göç ediyordu Yüzyılların hatıraları artık çok gerilerde kalıyor ak saçlı nineler ak sakallı dedeler yorgun gözlerle geride kalan hatıralarına bir daha bir daha bakıp derin derin ah çekiyorlardı Zaten eşkıyanın da yapmak istediği buydu Eksi kırk dereceleri bulan şiddetli ayazla birlikte askerlerin gözündeki yaşlar donmaya başlamıştı Bu donma gözlerinin kör olmasına sebep olmuştu Arkadaşlarına ağlayan gözler donarak kör olmuştu ama askerler bunun farkında değillerdi Onlar zifiri karanlıkta ilerledikleri için kör olduklarını fark etmemişlerdi Zifiri karanlıkta ilerledikçe ilerliyorlar ama bir türlü sabah olmuyor aydınlığı göremeyen gözler saatler ilerlemiş olmasına rağmen hala gecenin bitmediğini düşünüyordu Bu kör ilerleyiş saatlerce sürmüş olmasına rağmen ne yol bitiyor ne de gece bitiyordu Bir ara Rıfat Çavuş bu işe bir anlam verememiş aradan uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen hala sabahın olmamasına şaşıp kalmıştı Sonra da kendi kendine Demek soğuk gecelerin sabahı da geç oluyormuş diye mırıldandı Yarbay Esat Bey verilen görevi çok iyi anlamıştı Süvari alayı kılıçlarını çekerek dörtnala adeta uçarcasına söylenen yere koşuyordu Savaş kokusu alan atlar bile mutluluktan yelelerini ve kuyruklarını kabartmışlardı Anafartalar Köyünden geçerken düşman topçusunun dikkatini çekmişlerdi Ama onların umurunda bile değildi Top atışlarıyla vurulan atlar yere kapaklanıyor üzerindeki süvariler on on beş metre ileri fırlıyor düştüğü yerden tekrar kalkarak elinde kılıcı koşmaya başlıyordu Yazar Saadettin Koç Sayfa Sayısı 392 Çeviri Ebat 13X21 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Mayıs 2015 Kağıt Cinsi 1 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Nobel Kitap
154,00

Gençlik Kitabevi Yayınları

2015392 sf.
Nobel Kitap

Ne yazık ki Balkanlar da günbegün çeteler gayelerine ulaşıyordu Koskoca Osmanlı Balkanlarda Müslüman Türk tebaasını bir avuç eşkıyanın insafına terk etmişti Ayrılıkçı çetelerin gün geçmiyordu ki baskınsız bir gecesi geçsin Her gece gözlerine kestirdikleri birkaç köyü ateşe veriyor masum insanları katlediyor namusu kirletilen iffet sahibi kızlar kadınlar intihar ediyor canlar gidiyor ocaklar sönüyordu Canını malını kurtarmak isteyen Müslüman Türk yüzyıllardır yaşadığı yerini yurdunu terk ediyor kafileler halinde doğuya doğru akın akın göç ediyordu Yüzyılların hatıraları artık çok gerilerde kalıyor ak saçlı nineler ak sakallı dedeler yorgun gözlerle geride kalan hatıralarına bir daha bir daha bakıp derin derin ah çekiyorlardı Zaten eşkıyanın da yapmak istediği buydu Eksi kırk dereceleri bulan şiddetli ayazla birlikte askerlerin gözündeki yaşlar donmaya başlamıştı Bu donma gözlerinin kör olmasına sebep olmuştu Arkadaşlarına ağlayan gözler donarak kör olmuştu ama askerler bunun farkında değillerdi Onlar zifiri karanlıkta ilerledikleri için kör olduklarını fark etmemişlerdi Zifiri karanlıkta ilerledikçe ilerliyorlar ama bir türlü sabah olmuyor aydınlığı göremeyen gözler saatler ilerlemiş olmasına rağmen hala gecenin bitmediğini düşünüyordu Bu kör ilerleyiş saatlerce sürmüş olmasına rağmen ne yol bitiyor ne de gece bitiyordu Bir ara Rıfat Çavuş bu işe bir anlam verememiş aradan uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen hala sabahın olmamasına şaşıp kalmıştı Sonra da kendi kendine Demek soğuk gecelerin sabahı da geç oluyormuş diye mırıldandı Yarbay Esat Bey verilen görevi çok iyi anlamıştı Süvari alayı kılıçlarını çekerek dörtnala adeta uçarcasına söylenen yere koşuyordu Savaş kokusu alan atlar bile mutluluktan yelelerini ve kuyruklarını kabartmışlardı Anafartalar Köyünden geçerken düşman topçusunun dikkatini çekmişlerdi Ama onların umurunda bile değildi Top atışlarıyla vurulan atlar yere kapaklanıyor üzerindeki süvariler on on beş metre

Kitap Yurdu
156,00

GENÇLİK KİTABEVİ

01.06.2015392 sf.
Karton Kapak13.5 x 21.5 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Ne yazık ki Balkanlar da günbegün çeteler gayelerine ulaşıyordu Koskoca Osmanlı Balkanlarda Müslüman Türk tebaasını bir avuç eşkıyanın insafına terk etmişti Ayrılıkçı çetelerin gün geçmiyordu ki baskınsız bir gecesi geçsin Her gece gözlerine kestirdikleri birkaç köyü ateşe veriyor masum insanları katlediyor namusu kirletilen iffet sahibi kızlar kadınlar intihar ediyor canlar gidiyor ocaklar sönüyordu Canını malını kurtarmak isteyen Müslüman Türk yüzyıllardır yaşadığı yerini yurdunu terk ediyor kafileler hâlinde doğuya doğru akın akın göç ediyordu Yüzyılların hatıraları artık çok gerilerde kalıyor ak saçlı nineler ak sakallı dedeler yorgun gözlerle geride kalan hatıralarına bir daha bir daha bakıp derin derin ah çekiyorlardı Zaten eşkıyanın da yapmak istediği buydu Eksi kırk dereceleri bulan şiddetli ayazla birlikte askerlerin gözündeki yaşlar donmaya başlamıştı Bu donma gözlerinin kör olmasına sebep olmuştu Arkadaşlarına ağlayan gözler donarak kör olmuştu ama askerler bunun farkında değillerdi Onlar zifiri karanlıkta ilerledikleri için kör olduklarını fark etmemişlerdi Zifiri karanlıkta ilerledikçe ilerliyorlar ama bir türlü sabah olmuyor aydınlığı göremeyen gözler saatler ilerlemiş olmasına rağmen hâlâ gecenin bitmediğini düşünüyordu Bu kör ilerleyiş saatlerce sürmüş olmasına rağmen ne yol bitiyor ne de gece bitiyordu Bir ara Rıfat Çavuş bu işe bir anlam verememiş aradan uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ sabahın olmamasına şaşıp kalmıştı Sonra da kendi kendine Demek soğuk gecelerin sabahı da geç oluyormuş diye mırıldandı Yarbay Esat Bey verilen görevi çok iyi anlamıştı Süvari alayı kılıçlarını çekerek dörtnala âdeta uçarcasına söylenen yere koşuyordu Savaş kokusu alan atlar bile mutluluktan yelelerini ve kuyruklarını kabartmışlardı Anafartalar Köyünden geçerken düşman topçusunun dikkatini çekmişlerdi Ama onların umurunda bile değildi Top atışlarıyla vurulan atlar yere kapaklanıyor üzerindeki süvariler on on beş metre ileri fırlıyor düştüğü yerden tekrar kalkarak elinde kılıcı koşmaya başlıyordu