Duhok Konuşuyor — M Şehmus Güzel

Duhok Konuşuyor
M Şehmus GüzelKibele Yayınları
Duhok Konuşuyor
M Şehmus GüzelYazarın Kürdistan Federe Bölgesi nde 30 Nisan 4 Mayıs 2011 tarihleri arasında iki yüz kadar yayınevi sahibi editör yazar şair gazeteci bilim kadını ve erkeği ile Duhok ta Kürdoloji 2 Uluslararası Konferansı toplantıları ve izlenimlerinin yer aldığı eser

Kibele Yayınları
M Şehmus Güzel tarafından kaleme alınan Duhok Konuşuyor Kibele Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Duhok Konuşuyor M Şehmus Güzel Kitap Özeti Başını minibüsün ön penceresinden salıvermiş Kara ve gür saçları rüzgarda alev alev Fistanı sarı kırmızı yeşil Minibüs sol yanımızdan yıldırım hızıyla geçiyor Kara ve gür saçları rüzgarda alev alevin minik bir kız çocuğu olduğunu görebiliyor yüzündeki tebessümü farkedebiliyorum O geçip geniş yolda yıldırım hızıyla uzaklara taşıyor tebessümünü Sağımızda bitiveren başka bir minibüsteki minik birkaç kız ve erkek çocuk epey tezahüratla el sallıyorlar el sallayarak yanıtlıyoruz Sağdaki ince uzun yola sapıp dut ağaçlarının ötesinde gözden yitene kadar yüzlerindeki tebessüm ve ellerindeki selam eksilmiyor Bizi bir heyecan kaplıyor Bize bir şeyler oluyor Biz dediğim minibüsteki on veya oniki kadar bilim kadını ve erkeği yayıncı yazar ve şoförümüz Solumuzdan aynı anda üstü açık küçük bir kamyon geçiyor her biri karoserin birer tarafına bir eliyle tutunmuş pırıl pırıl beyaz gömlekleri rüzgarda şişip inen şişip inen iki çocuk iki kardeş mutlaka gözlerinden kısa kesilmiş kara saçlarından ve dudaklarında eksik olmayan tebessümden belli el sallayarak bizleri selamlıyorlar Çocuklar kardeşlerim bu ülkede mutlu Burası Duhok nam ülkedir Paris Berlin Madrid Roma değildir Duhoktur Evet sadece Duhoktur Kürdistan Federe Bölgesinin kendini yoktan var eden kenti Burası viraneden bayındır bir şehir oluşturan katıksız harbi hakiki ve samimi insanların kentidir Bu ülkede kardeşlerim daha yirmi yıl önce on bin nüfus mukimdi ve hiç kimse ekmeğine katık çocuğuna süt ve peynir ve bir elma bile bulamıyordu Tek köy tek koyun tek keçi tek inek tek ağaç kalmamıştı İnsanlıklarını Bağdattaki yatak odalarında üstlerinden bir yılanın derisini çıkarıp atması gibi terk eden caniler çünkü önce yağmalamış sonra taş üstünde taş bırakmamış yakmış yıkmış yıkmış yakmışlardı Gökyüzü Toprak Ana Doğa Baba utançlarından yüzlerini kapamış göz yaşlarını içlerine dökmüşlerdi İşte onlar katiller başabelalar vurmuş kırmış sorgusuz sualsiz canlarımızı canlarımızdan almışlardı Çocuklar babasız analar erkeksiz bırakılmışlardı Ferman onlardaydı peki ama dağlar bizimdi Dağlar kalan canları saklamasını bilmiş ve zamanı gelince yılanlar deri değiştirmek için ağır ağır sürünürken haklarından gelinmişti Dağlardan inen çağlayanlar pislikleri silip süpürmüş Al bu koyun bu keçi bu inek senin demiştiler Bir koyuna bir tane daha eklenmiş Bir keçiye bir tane daha Koyun keçi ve ineklerin binlercesi şimdi birarada süt peynir ve kaymak fabrikası gibi tıkır tıkır çalışıyor Çocuklarımız artık aç karnına yatmıyor yiyiyor içiyor ve analı babalı büyüyorlar Bizzat gördük dinledik duyduk anladık Hem güldük hem ağladık Kürt halkının ve kadim dilinin geleceğine umutla baktık Çok heyecanlandık Bu kentte çocuklar artık mutlu çünkü bugünlerinden ve yarınlarından umutlu Size bir de Duhok çarşısında gördüğüm başlarını okşadığım sakız satıp eve katık götürmek için çabalayan tertemiz çocukların bakışlarını anlatmalıyım Farzedin ki bizim çocuklarımız Yayınevi Kibele Yayınları Yazar M Şehmus Güzel Sayfa 183 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Şubat 2013 Barkod 9789944339681 Kategori Genel Konular

Kibele
Başını minibüsün ön penceresinden salıvermiş Kara ve gür saçları rüzgarda alev alev Fistanı sarı kırmızı yeşil Minibüs sol yanımızdan yıldırım hızıyla geçiyor Kara ve gür saçları rüzgarda alev alevin minik bir kız çocuğu olduğunu görebiliyor yüzündeki tebessümü farkedebiliyorum O geçip geniş yolda yıldırım hızıyla uzaklara taşıyor tebessümünü Sağımızda bitiveren başka bir minibüsteki minik birkaç kız ve erkek çocuk epey tezahüratla el sallıyorlar el sallayarak yanıtlıyoruz Sağdaki ince uzun yola sapıp dut ağaçlarının ötesinde gözden yitene kadar yüzlerindeki tebessüm ve ellerindeki selam eksilmiyor Bizi bir heyecan kaplıyor Bize bir şeyler oluyor Biz dediğim minibüsteki on veya oniki kadar bilim kadını ve erkeği yayıncı yazar ve şoförümüz Solumuzdan aynı anda üstü açık küçük bir kamyon geçiyor her biri karoserin birer tarafına bir eliyle tutunmuş pırıl pırıl beyaz gömlekleri rüzgarda şişip inen şişip inen iki çocuk iki kardeş mutlaka gözlerinden kısa kesilmiş kara saçlarından ve dudaklarında eksik olmayan tebessümden belli el sallayarak bizleri selamlıyorlar Çocuklar kardeşlerim bu ülkede mutlu Burası Duhok nam ülkedir Paris Berlin Madrid Roma değildir Duhok tur Evet sadece Duhok tur Kürdistan Federe Bölgesi nin kendini yoktan var eden kenti Burası viraneden bayındır bir şehir oluşturan katıksız harbi hakiki ve samimi insanların kentidir Bu ülkede kardeşlerim daha yirmi yıl önce on bin nüfus mukimdi ve hiç kimse ekmeğine katık çocuğuna süt ve peynir ve bir elma bile bulamıyordu Tek köy tek koyun tek keçi tek inek tek ağaç kalmamıştı İnsanlıklarını Bağdat taki yatak odalarında üstlerinden bir yılanın derisini çıkarıp atması gibi terk eden caniler çünkü önce yağmalamış sonra taş üstünde taş bırakmamış yakmış yıkmış yıkmış yakmışlardı Gökyüzü Toprak Ana Doğa Baba utançlarından yüzlerini kapamış göz yaşlarını içlerine dökmüşlerdi İşte onlar katiller başabelalar vurmuş kırmış sorgusuz sualsiz canlarımızı canlarımızdan almışlardı Çocuklar babasız analar erkeksiz bırakılmışlardı Ferman onlardaydı peki ama dağlar bizimdi Dağlar kalan canları saklamasını bilmiş ve zamanı gelince yılanlar deri değiştirmek için ağır ağır sürünürken haklarından gelinmişti Dağlardan inen çağlayanlar pislikleri silip süpürmüş Al bu koyun bu keçi bu inek senin demiştiler Bir koyuna bir tane daha eklenmiş Bir keçiye bir tane daha Koyun keçi ve ineklerin binlercesi şimdi birarada süt peynir ve kaymak fabrikası gibi tıkır tıkır çalışıyor Çocuklarımız artık aç karnına yatmıyor yiyiyor içiyor ve analı babalı büyüyorlar Bizzat gördük dinledik duyduk anladık Hem güldük hem ağladık Kürt halkının ve kadim dilinin geleceğine umutla baktık Çok heyecanlandık Bu kentte çocuklar artık mutlu çünkü bugünlerinden ve yarınlarından umutlu Size bir de Duhok çarşısında gördüğüm başlarını okşadığım sakız satıp eve katık götürmek için çabalayan tertemiz çocukların bakışlarını anlatmalıyım Farzedin ki bizim çocuklarımız