Dul Avratlar Köyü Göçüp Giden Gürleşen
KARAHAN KİTABEVİ
Bir ayağımız köyde bir ayağımız şehirdeydi Köye gittiğimizde şehirli şehre döndüğümüzde köylüydük oraların yerleşiklerine göre Köyümüz dağların arasında bir Varsak köyü Her evin bir Ali si Hasan ı Hüseyin i Hasan Hüseyin i Fadıma sı Ayşe si Sakine si mutlaka var ama alevi değiller her nasılsa Sunniyiz diyeni de duymadım Ana dedim beni hangi ayda doğurdun Ne bilim dedi engin ekini biçiliyordu Evimiz taş duvarlı mertek tavanlı ahırdan bozma koca bir oda Anam orada doğurmuş yedincisi olan beni Babam yedi yaşındayken üç yaşındaki erkek kardeşiyle yapayalnız kalıvermiş Önce Ermenilerin Türkleri ve Kürtleri katlettiği sonra da Türklerin ve Kürtlerin Ermenileri doğradığı adına kaçkaç denilen yıllarmış Ardıç cüleği yiyerek aylarca dağlarda yaşamış kaçabilenler Babam serpilmiş Bu çocuğu evlendirelim demişler Kendisine abi demeden konuşmayan köyün güzel ve yiğit kızlarından biri yemeklerini getirir çamaşırlarını yıkarmış iki kardeşin Onu görmeyip aşağı köyden düğünsüz derneksiz bir kızı alıp gelmişler Hemen bi çocuğu olmuş babamın Allah ın verdiği Derken ikincisine hamile kalmış karısı Derken askere çağırmışlar babamı Gitmiş orada okuma yazma öğrenmiş Dört yıl sonra gelmiş ne karısı var ne de çocukları Sırayla öldüler demişler Kardeşini sormuş Askerde demişler İşte bu karısı bu da oğlu Kaçakçı diye bir adam gelir gidermiş köye Katırının üs tüne kadınların hoşuna gidecek ne varsa onları yükler köy köy dolaşırmış Bir de gramofonu varmış Onu açtı mı kadınlar kızlar başına toplanırmış Hemen her köyden beğendiği kadınları şehre götürür kendine avrat edermiş Bir sabah uyanmış bakmış kardeşinin karısı yok Küçücük bir oğlanla kalakalmış babam Evlendirelim bunu demişler Kendisine abi demeden konuşmayan o kızla evlendirmişler Devlet okuma yazma bilenleri memuriyete alıyormuş Hemen ormancı yapmışlar babamı Anam arka arkaya gebe kalıyor Allah durmadan çocuk veriyormuş İlk doğanlar arka arkaya ölüvermişler Dokuz tane daha verivermiş Allah Yeter dememiş anam Allah a Namuslu adammış babam Namı yürümüş ormancılıkta Köylüler zar ağlarmış elinden Devlet demiş Gel şehirde tahsildar ol Koca Kozan ın bütün elektrik ve su paraları evimizde toplanır olmuş Ne bir lokantada yemek yediğini ne de bir kahvehanede çay içtiğini gören olmuş Ne tarlası olmuş ova da ne de konağı İki göz bir ev dokuz baş horan ta Misafirlere verilen tahinli pekmezden istedim diye kafamı pekmez tenekesine sokmuş babam Kıtsat hatırlıyorum Doydun mu oğlum dediğini Doydum dediğimi babamın bir teneke pekmezi yere döktüğünü En büyük abim anama şiir okuyor ana ben ozan oldum okuyup yazan oldum teneke bile değiliken aş bişen kazan oldum