Dünya Hakkında Küçük ve Büyük Sorular — Ina Schmidt

Dünya Hakkında Küçük ve Büyük Sorular
Ina SchmidtElma Çocuk
Dünya Hakkında Küçük ve Büyük Sorular
Ina SchmidtPhil ve Sophie merakın pusulasını ellerine alıp hayatın büyük sorularına doğru yola çıkan iki yakın arkadaştır Hemen her gün ziyaret ettikleri huş ağacı onlar için sadece bir ağaç değil düşüncenin serbestçe dolaştığı soruların filizlendiği bir felsefe durağıdır Orada zamanın izini sürerken mutluluğun haritasını çizerken ya da bir düşüncenin dünyayı nasıl değiştirebileceğini tartarken aslında her çocukta saklı duran o düşünür uyanır Çünkü sormak var olmanın ilk işaretidir Bu metin soruları sarıp sarmalayan bir dünyanın kapısını aralıyor Her kapının ardında merakla bakan gözler için yeni bir anlam yatıyor Schmidt in yalın ama derin anlatımı felsefeyi ulaşılmaz bir kule olmaktan çıkarıp gündelik yaşantının içine yerleştiriyor Her soru bir adım her sayfa bir keşif Düşünen soran birlikte anlam arayan ve düşüncenin gölgesinde serinlemek isteyen herkes için zamansız bir yolculuk Meraklıysan ve dünya hakkında çesitli sorular soruyorsan sen de felsefe yapıyorsun demektir Phil ve Sophie nin en sevdiği şey soru sormak Hem de bol bol Hele bir de en sevdikleri yer olan büyük huş ağacının altındalarsa Ne zaman önemli bir konu konuşmak kafalarındaki düşünceleri serbest bırakmak ya da sorulara cevap aramak isteseler hep orada buluşurlar Bazen de doğru soruyu aramak için gelirler Zaman nasıl geçer Düşünceler nereden gelir Mutluluk bulunabilir mi Birinin arkadaşımız olduğunu nasıl anlarız Adalet nedir Felsefi sorulara minicik bir başlangıç

Elma Çocuk
DÜNYA HAKKINDA KÜÇÜK VE BÜYÜK SORULARPhil ve SophieIna Schmidt Felsefe soruya gönül vermekle başlar Phil ve Sophie merakın pusulasını ellerine alıp hayatın büyük sorularına doğru yola çıkan iki yakın arkadaştır Hemen her gün ziyaret ettikleri huş ağacı onlar için sadece bir ağaç değil düşüncenin serbestçe dolaştığı soruların filizlendiği bir felsefe durağıdır Orada zamanın izini sürerken mutluluğun haritasını çizerken ya da bir düşüncenin dünyayı nasıl değiştirebileceğini tartarken aslında her çocukta saklı duran o düşünür uyanır Çünkü sormak var olmanın ilk işaretidir Bu metin soruları sarıp sarmalayan bir dünyanın kapısını aralıyor Her kapının ardında merakla bakan gözler için yeni bir anlam yatıyor Schmidt in yalın ama derin anlatımı felsefeyi ulaşılmaz bir kule olmaktan çıkarıp gündelik yaşantının içine yerleştiriyor Her soru bir adım her sayfa bir keşif Düşünen soran birlikte anlam arayan ve düşüncenin gölgesinde serinlemek isteyen herkes için zamansız bir yolculuk Meraklıysan ve dünya hakkında çesitli sorular soruyorsan sen de felsefe yapıyorsun demektir Phil ve Sophie nin en sevdiği şey soru sormak Hem de bol bol Hele bir de en sevdikleri yer olan büyük huş ağacının altındalarsa Ne zaman önemli bir konu konuşmak kafalarındaki düşünceleri serbest bırakmak ya da sorulara cevap aramak isteseler hep orada buluşurlar Bazen de doğru soruyu aramak için gelirler Zaman nasıl geçer Düşünceler nereden gelir Mutluluk bulunabilir mi Birinin arkadaşımız olduğunu nasıl anlarız Adalet nedir Felsefi sorulara minicik bir başlangıç Tema Kim olduğumuzKavramlar ve Anahtar Sözcükler Hayal gücü Gizem Evren Felsefe Filozoflar Olumlu düşünme Düşünceler Denge Arkadaşlık İLETİŞİM VE SOSYAL İLİŞKİLER Kabul Kendini tanıma KENDİMİZİ GELİŞTİRİYORUZ Adalet Büyümek Cesaret Zaman Evimiz Özellikler Gözlem Anda kalmak Keşif Duygu yönetimi DUYGULARIMI TANIYORUM EtkileşimTutum ve Değerler Merak Yaratıcılık Bakış açısı Değer bilme Dostluk

Elma Çocuk
DÜNYA HAKKINDA KÜÇÜK VE BÜYÜK SORULARPhil ve SophieIna Schmidt Felsefe soruya gönül vermekle başlar Phil ve Sophie merakın pusulasını ellerine alıp hayatın büyük sorularına doğru yola çıkan iki yakın arkadaştır Hemen her gün ziyaret ettikleri huş ağacı onlar için sadece bir ağaç değil düşüncenin serbestçe dolaştığı soruların filizlendiği bir felsefe durağıdır Orada zamanın izini sürerken mutluluğun haritasını çizerken ya da bir düşüncenin dünyayı nasıl değiştirebileceğini tartarken aslında her çocukta saklı duran o düşünür uyanır Çünkü sormak var olmanın ilk işaretidir Bu metin soruları sarıp sarmalayan bir dünyanın kapısını aralıyor Her kapının ardında merakla bakan gözler için yeni bir anlam yatıyor Schmidt in yalın ama derin anlatımı felsefeyi ulaşılmaz bir kule olmaktan çıkarıp gündelik yaşantının içine yerleştiriyor Her soru bir adım her sayfa bir keşif Düşünen soran birlikte anlam arayan ve düşüncenin gölgesinde serinlemek isteyen herkes için zamansız bir yolculuk Meraklıysan ve dünya hakkında çesitli sorular soruyorsan sen de felsefe yapıyorsun demektir Phil ve Sophie nin en sevdiği şey soru sormak Hem de bol bol Hele bir de en sevdikleri yer olan büyük huş ağacının altındalarsa Ne zaman önemli bir konu konuşmak kafalarındaki düşünceleri serbest bırakmak ya da sorulara cevap aramak isteseler hep orada buluşurlar Bazen de doğru soruyu aramak için gelirler Zaman nasıl geçer Düşünceler nereden gelir Mutluluk bulunabilir mi Birinin arkadaşımız olduğunu nasıl anlarız Adalet nedir Felsefi sorulara minicik bir başlangıç Tema Kim olduğumuzKavramlar ve Anahtar Sözcükler Hayal gücü Gizem Evren Felsefe Filozoflar Olumlu düşünme Düşünceler Denge Arkadaşlık İLETİŞİM VE SOSYAL İLİŞKİLER Kabul Kendini tanıma KENDİMİZİ GELİŞTİRİYORUZ Adalet Büyümek Cesaret Zaman Evimiz Özellikler Gözlem Anda kalmak Keşif Duygu yönetimi DUYGULARIMI TANIYORUM EtkileşimTutum ve Değerler Merak Yaratıcılık Bakış açısı Değer bilme Dostluk Saygı SevgiProfil Öğeleri Sorgulayan Düşünen Dönüşümlü düşünen10 4 5 6 SınıfKİTAPTANYuva dediğin insanın içinin ısındığı yerdir ama bazen insanlar da bize yuva sıcaklığı verebilir Phil ve Sophie düşünür Yuva sadece sahip olunan bir şey midir yoksa o yuva hissi ni yanımızda taşıyabilir miyiz örneğin taşındığımızda Biraz şanslıysak belki de dünyanın dört bir yanında kendimize ait köşeler edinebiliriz Yine de her şeyin başladığı o ilk yer özel kalır NEREDE GERÇEKTEN EVİMDE GİBİYİM Phil ve Sophie kış için minik kirpilere sığınak yapmakla meşgulken Phil birden sorar Duydun mu Paul yakında şehrin ta öbür ucuna taşınıyormuş Gerçekten mi O zaman başka bir okula gidecek değil mi Kendimi birdenbire bambaşka bir yerde bulmak ve her gün daha önce hiç tanışmadığım insanlarla karşılaşmak garip olurdu der Sophie Tabii hâlâ buluşup bir şeyler yapabiliriz çok da uzaklara gitmeyecek Ama artık öylece yanına gidip futbol oynamak isteyip istemediğini soramayacağız Garip İngiltere den buraya taşındığımızda nasıl hissettiğimi hatırlamıyorum bile Sanırım insan küçükken her şey daha farklı oluyor der Phil Evet belki de haklısın Küçükken her şey zaten çok yeni oluyor Yine de kendini gerçekten evinde hissettikten sonra başka bir yere taşınmak garipsenir herhalde der Sophie büyük bir dalı çalının arkasından çekmeye çalışır Sonra birdenbire başka insanlar aynı evde yaşamaya başlar ve orayı evleri olarak görürler Belki de bir gün başka bir çocuk Paul un odasında yaşayacak ve oradan kendi odası olarak bahsedecek Garip değil mi Ama insan belki de düşündüğümüzden daha hızlı alışır bu tür şeylere der Sophie Şu anda yeni bir eve alışmayı gerçekten hayal edemiyorum der Phil emin bir şekilde Bir evi öylece değiştiremezsin Yeni bir ev kurmak sanki bir kazak örmek ya da bir masa yapmak gibi bir şey değil Phil Sophie nin dalı diğerlerinin yanına koymasına yardım eder Bazen babamın başka bir şehirde çalışması gerekse ve tekrar taşınmaya ihtiyaç duysak nasıl olurdu diye düşünüyorum Sanırım gerçek evime hâlâ burası derdim Ama düşünsene hayat bizi bazen yeni yerlere götürüyor Kimimiz şehir değiştiriyor kimimiz ülke Yine de yuva dediğimiz şey sadece duvarlardan taşlardan ibaret değil O zaman yer değiştiren herkesin kalbinde kocaman bir boşluk olurdu Hayır yuva bambaşka bir şeydir diye düşünüyorum Evim dediğin önem verdiğin insanlarla paylaştığın yerdir ve taşındığında genellikle onlar da seninle gelir der Sophie Belki de durum tam olarak öyle değildir Belki taşındığında bile yanında götürebileceğin bir aidiyet duygusu vardır Bu duygu yanında getirdiğin insanlar ve eşyalarla oluşur fotoğraflar kitaplar mutfak eşyaları ve battaniye gibi Ama sanırım buraya benzer bir yer asla olmayacak çünkü benim için her şey burada başladı der Phil Evet olabilir der Sophie düşünceli bir şekilde Biliyor musun büyükannem hep eskiden bahseder küçük bir çocukken ailesiyle buraya nasıl geldiğini anlatır Daha önce başka bir yerde yaşamışlar orayı memleketi diye adlandırıyor uzun zamandır orada bulunmasa bile Belki de memleket dediğimiz şey sadece bir kere sahip olabileceğimiz bir şeydir çünkü sadece bir başlangıç vardır Oradan önemli şeyleri alıp başka bir yerde de kendini evinde hissetmek mümkün Bu iyi bir şey olurdu değil mi Taşınmak zorunda kalınca bu kadar endişelenmemiz gerekmezdi Evet ve bazen başka bir yerde yeni bir ev kurarsın sonra geldiğin yere geri dönersin O zaman her iki yer de senin için yeniden anlam kazanır Tıpkı her yıl bizim kulübeye sığınan kirpiler gibi Nereden geldiklerini bilmiyoruz ama kışın dönüp kulübelerine kavuşuyorlar Şu dalı da buraya ekleyelim sonra işimiz bitmiş olacak değil mi İnsan mutlulugu arayabilir mi Mutluluğu bulmak hiç kolay değil ama öyle arayarak da bulunan bir şey değil aslında Herkes mutlu olmak isterken kimse nasıl olacağını ya da ne yapmamız gerektiğini bilmiyor Eski Yunanlılar bu konuya kafa yormuş iyi bir hayat için neler gerektiği üzerine düşünmüşler Ama onlar gün boyu mutlu olmaktan bahsetmiyorlar Onlara göre sahip olduklarımızın ve yapabildiklerimizin kıymetini bilmek önemli Böylece doğru ölçüyü öğreniyoruz Bunu başarırsak belki de sonunda mutluluk dediğimiz yere varabiliriz Bu arada o küçük ve özel mutluluk anları hayatın içinde Aslında onları aramadığımız zamanlarda karşımıza çıkan şeyler Alman filozof Friedrich Nietzsche 1844 1900 ölçülü bir hayatın pek taraftarı değildi ama o da hep mutluluğu arıyordu küçük şeylerde bile Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı kitabında kahramanı Zerdüşt hayatın gerçekte ne olduğunu bulmak için yola çıkar Tam öğlen vakti büyük bir ağacın altında dinlenmek üzereyken mutluluk kucağına düşüverir yaprakların arasından geçen hafif bir hışırtı olarak Phil ve Sophie de mutluluğu hiç aramadan buna benzer bir an yaşadılar Zaman meselesi oldukça gizemli değil mi Heyecan verici bir şey yaptığında zaman uçup gider ama sıkıcı bir şey yaptığında bir türlü geçmek bilmez Phil in yaş gününe bir gün kalmıştır ve bu öğleden sonra sanki hiç bitmeyecekmiş gibi uzar da uzar Tam bu sırada Sophie nin aklına bir fikir gelir Phil le birlikte zamanın nasıl bu kadar farklı geçtiğini ya da belki de aslında öyle olmadığını düşünmeye başlarlar ZAMAN NASIL GEÇER Hadi bakalım diye gülümser Phil Bu yaş günümden önceki en hızlı geçen öğleden sonraydı Bahse varım benim teknelerim seninkilerden daha hızlı Zaman dediğin ne tuhaf şey Bazen kuş gibi uçup gidiyor bazen de kaplumbağa gibi ağır ağır ilerliyor Belki de yarışta yavaş giden teknelerimiz zamanın tadını daha çok çıkaracak ve asıl kazanan onlar olacak diyerek güler Sophie ve dereye doğru koşar Bu duyguyu yaşamayan yoktur Bazen kafan o kadar çok düşünceyle dolar ki sonunda ne düşünmen gerektiğini bilemez hale gelirsin Bugün Phil Sophie ye kafasının içini anlatmaya çalışır Düşüncelerin birbirine karıştığı zamanları düşünmenin ne anlama geldiğini ve en önemlisi düşünceler hâlâ canlıyken akşamları uykuya dalmanın yollarını tarif eder DÜŞÜNCELER NEREDEN GELİR Belki de bazen karışıklığın başladığı yeri bulmak gerekir tıpkı bir ipi takip ederek labirentten çıkmak gibi Zihnini karıştıran şeyi düşüncelerinin kaynağını bulmaya çalışsan Bazen sadece sebebini bilmek bile işleri kolaylaştırır değil mi diyerek düşünür Sophie Tamam ama düşünceler nereden geliyor ve neden bir düşünce dışarıdan bir şey bana etki ettiği için ortaya çıkıyor Yatağımda bu soruyu sorduğumda daha farklı düşünceler gelmeye başlıyor Bu da pek yardımcı olmuyor der Phil Doğru diye başını sallar Sophie Ama belki de mesele düşüncelerin durması değil onları nasıl yönettiğimizdir Tıpkı sabun köpüğü üflemek ya da eriyen bir tabletin suda çözünmesi gibi Köpürtmek için sadece hava veya suya ihtiyaç var tıpkı rengârenk baloncukların havada uçuşması gibi

Elma Yayınevi
çev. Cem Pektaş
Felsefe soruya gönül vermekle başlar Phil ve Sophie merakın pusulasını ellerine alıp hayatın büyük sorularına doğru yola çıkan iki yakın arkadaştır Hemen her gün ziyaret ettikleri huş ağacı onlar için sadece bir ağaç değil düşüncenin serbestçe dolaştığı soruların filizlendiği bir felsefe durağıdır Orada zamanın izini sürerken mutluluğun haritasını çizerken ya da bir düşüncenin dünyayı nasıl değiştirebileceğini tartarken aslında her çocukta saklı duran o düşünür uyanır Çünkü sormak var olmanın ilk işaretidir Bu metin soruları sarıp sarmalayan bir dünyanın kapısını aralıyor Her kapının ardında merakla bakan gözler için yeni bir anlam yatıyor Schmidt in yalın ama derin anlatımı felsefeyi ulaşılmaz bir kule olmaktan çıkarıp gündelik yaşantının içine yerleştiriyor Her soru bir adım her sayfa bir keşif Düşünen soran birlikte anlam arayan ve düşüncenin gölgesinde serinlemek isteyen herkes için zamansız bir yolculuk Meraklıysan ve dünya hakkında çesitli sorular soruyorsan sen de felsefe yapıyorsun demektir Phil ve Sophie nin en sevdiği şey soru sormak Hem de bol bol Hele bir de en sevdikleri yer olan büyük huş ağacının altındalarsa Ne zaman önemli bir konu konuşmak kafalarındaki düşünceleri serbest bırakmak ya da sorulara cevap aramak isteseler hep orada buluşurlar Bazen de doğru soruyu aramak için gelirler Zaman nasıl geçer Düşünceler nereden gelir Mutluluk bulunabilir mi Birinin arkadaşımız olduğunu nasıl anlarız Adalet nedir Felsefi sorulara minicik bir başlangıç KİTAPTANYuva dediğin insanın içinin ısındığı yerdir ama bazen insanlar da bize yuva sıcaklığı verebilir Phil ve Sophie düşünür Yuva sadece sahip olunan bir şey midir yoksa o yuva hissi ni yanımızda taşıyabilir miyiz örneğin taşındığımızda Biraz şanslıysak belki de dünyanın dört bir yanında kendimize ait köşeler edinebiliriz Yine de her şeyin başladığı o ilk yer özel kalır NEREDE GERÇEKTEN EVİMDE GİBİYİM Phil ve Sophie kış için minik kirpilere sığınak yapmakla meşgulken Phil birden sorar Duydun mu Paul yakında şehrin ta öbür ucuna taşınıyormuş Gerçekten mi O zaman başka bir okula gidecek değil mi Kendimi birdenbire bambaşka bir yerde bulmak ve her gün daha önce hiç tanışmadığım insanlarla karşılaşmak garip olurdu der Sophie Tabii hâlâ buluşup bir şeyler yapabiliriz çok da uzaklara gitmeyecek Ama artık öylece yanına gidip futbol oynamak isteyip istemediğini soramayacağız Garip İngiltere den buraya taşındığımızda nasıl hissettiğimi hatırlamıyorum bile Sanırım insan küçükken her şey daha farklı oluyor der Phil Evet belki de haklısın Küçükken her şey zaten çok yeni oluyor Yine de kendini gerçekten evinde hissettikten sonra başka bir yere taşınmak garipsenir herhalde der Sophie büyük bir dalı çalının arkasından çekmeye çalışır Sonra birdenbire başka insanlar aynı evde yaşamaya başlar ve orayı evleri olarak görürler Belki de bir gün başka bir çocuk Paul un odasında yaşayacak ve oradan kendi odası olarak bahsedecek Garip değil mi Ama insan belki de düşündüğümüzden daha hızlı alışır bu tür şeylere der Sophie Şu anda yeni bir eve alışmayı gerçekten hayal edemiyorum der Phil emin bir şekilde Bir evi öylece değiştiremezsin Yeni bir ev kurmak sanki bir kazak örmek ya da bir masa yapmak gibi bir şey değil Phil Sophie nin dalı diğerlerinin yanına koymasına yardım eder Bazen babamın başka bir şehirde çalışması gerekse ve tekrar taşınmaya ihtiyaç duysak nasıl olurdu diye düşünüyorum Sanırım gerçek evime hâlâ burası derdim Ama düşünsene hayat bizi bazen yeni yerlere götürüyor Kimimiz şehir değiştiriyor kimimiz ülke Yine de yuva dediğimiz şey sadece duvarlardan taşlardan ibaret değil O zaman yer değiştiren herkesin kalbinde kocaman bir boşluk olurdu Hayır yuva bambaşka bir şeydir diye düşünüyorum Evim dediğin önem verdiğin insanlarla paylaştığın yerdir ve taşındığında genellikle onlar da seninle gelir der Sophie Belki de durum tam olarak öyle değildir Belki taşındığında bile yanında götürebileceğin bir aidiyet duygusu vardır Bu duygu yanında getirdiğin insanlar ve eşyalarla oluşur fotoğraflar kitaplar mutfak eşyaları ve battaniye gibi Ama sanırım buraya benzer bir yer asla olmayacak çünkü benim için her şey burada başladı der Phil Evet olabilir der Sophie düşünceli bir şekilde Biliyor musun büyükannem hep eskiden bahseder küçük bir çocukken ailesiyle buraya nasıl geldiğini anlatır Daha önce başka bir yerde yaşamışlar orayı memleketi diye adlandırıyor uzun zamandır orada bulunmasa bile Belki de memleket dediğimiz şey sadece bir kere sahip olabileceğimiz bir şeydir çünkü sadece bir başlangıç vardır Oradan önemli şeyleri alıp başka bir yerde de kendini evinde hissetmek mümkün Bu iyi bir şey olurdu değil mi Taşınmak zorunda kalınca bu kadar endişelenmemiz gerekmezdi Evet ve bazen başka bir yerde yeni bir ev kurarsın sonra geldiğin yere geri dönersin O zaman her iki yer de senin için yeniden anlam kazanır Tıpkı her yıl bizim kulübeye sığınan kirpiler gibi Nereden geldiklerini bilmiyoruz ama kışın dönüp kulübelerine kavuşuyorlar Şu dalı da buraya ekleyelim sonra işimiz bitmiş olacak değil mi İnsan mutlulugu arayabilir mi Mutluluğu bulmak hiç kolay değil ama öyle arayarak da bulunan bir şey değil aslında Herkes mutlu olmak isterken kimse nasıl olacağını ya da ne yapmamız gerektiğini bilmiyor Eski Yunanlılar bu konuya kafa yormuş iyi bir hayat için neler gerektiği üzerine düşünmüşler Ama onlar gün boyu mutlu olmaktan bahsetmiyorlar Onlara göre sahip olduklarımızın ve yapabildiklerimizin kıymetini bilmek önemli Böylece doğru ölçüyü öğreniyoruz Bunu başarırsak belki de sonunda mutluluk dediğimiz yere varabiliriz Bu arada o küçük ve özel mutluluk anları hayatın içinde Aslında onları aramadığımız zamanlarda karşımıza çıkan şeyler Alman filozof Friedrich Nietzsche 1844 1900 ölçülü bir hayatın pek taraftarı değildi ama o da hep mutluluğu arıyordu küçük şeylerde bile Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı kitabında kahramanı Zerdüşt hayatın gerçekte ne olduğunu bulmak için yola çıkar Tam öğlen vakti büyük bir ağacın altında dinlenmek üzereyken mutluluk kucağına düşüverir yaprakların arasından geçen hafif bir hışırtı olarak Phil ve Sophie de mutluluğu hiç aramadan buna benzer bir an yaşadılar Zaman meselesi oldukça gizemli değil mi Heyecan verici bir şey yaptığında zaman uçup gider ama sıkıcı bir şey yaptığında bir türlü geçmek bilmez Phil in yaş gününe bir gün kalmıştır ve bu öğleden sonra sanki hiç bitmeyecekmiş gibi uzar da uzar Tam bu sırada Sophie nin aklına bir fikir gelir Phil le birlikte zamanın nasıl bu kadar farklı geçtiğini ya da belki de aslında öyle olmadığını düşünmeye başlarlar ZAMAN NASIL GEÇER Hadi bakalım diye gülümser Phil Bu yaş günümden önceki en hızlı geçen öğleden sonraydı Bahse varım benim teknelerim seninkilerden daha hızlı Zaman dediğin ne tuhaf şey Bazen kuş gibi uçup gidiyor bazen de kaplumbağa gibi ağır ağır ilerliyor Belki de yarışta yavaş giden teknelerimiz zamanın tadını daha çok çıkaracak ve asıl kazanan onlar olacak diyerek güler Sophie ve dereye doğru koşar Bu duyguyu yaşamayan yoktur Bazen kafan o kadar çok düşünceyle dolar ki sonunda ne düşünmen gerektiğini bilemez hale gelirsin Bugün Phil Sophie ye kafasının içini anlatmaya çalışır Düşüncelerin birbirine karıştığı zamanları düşünmenin ne anlama geldiğini ve en önemlisi düşünceler hâlâ canlıyken akşamları uykuya dalmanın yollarını tarif eder DÜŞÜNCELER NEREDEN GELİR Belki de bazen karışıklığın başladığı yeri bulmak gerekir tıpkı bir ipi takip ederek labirentten çıkmak gibi Zihnini karıştıran şeyi düşüncelerinin kaynağını bulmaya çalışsan Bazen sadece sebebini bilmek bile işleri kolaylaştırır değil mi diyerek düşünür Sophie Tamam ama düşünceler nereden geliyor ve neden bir düşünce dışarıdan bir şey bana etki ettiği için ortaya çıkıyor Yatağımda bu soruyu sorduğumda daha farklı düşünceler gelmeye başlıyor Bu da pek yardımcı olmuyor der Phil Doğru diye başını sallar Sophie Ama belki de mesele düşüncelerin durması değil onları nasıl yönettiğimizdir Tıpkı sabun köpüğü üflemek ya da eriyen bir tabletin suda çözünmesi gibi Köpürtmek için sadece hava veya suya ihtiyaç var tıpkı rengârenk baloncukların havada uçuşması gibi Tanıtım Bülteninden

Elma Yayınevi
Felsefe soruya gönül vermekle başlar Phil ve Sophie merakın pusulasını ellerine alıp hayatın büyük sorularına doğru yola çıkan iki yakın arkadaştır Hemen her gün ziyaret ettikleri huş ağacı onlar için sadece bir ağaç değil düşüncenin serbestçe dolaştığı soruların filizlendiği bir felsefe durağıdır Orada zamanın izini sürerken mutluluğun haritasını çizerken ya da bir düşüncenin dünyayı nasıl değiştirebileceğini tartarken aslında her çocukta saklı duran o düşünür uyanır Çünkü sormak var olmanın ilk işaretidir Bu metin soruları sarıp sarmalayan bir dünyanın kapısını aralıyor Her kapının ardında merakla bakan gözler için yeni bir anlam yatıyor Schmidt in yalın ama derin anlatımı felsefeyi ulaşılmaz bir kule olmaktan çıkarıp gündelik yaşantının içine yerleştiriyor Her soru bir adım her sayfa bir keşif Düşünen soran birlikte anlam arayan ve düşüncenin gölgesinde serinlemek isteyen herkes için zamansız bir yolculuk Meraklıysan ve dünya hakkında çesitli sorular soruyorsan sen de felsefe yapıyorsun demektir Phil ve Sophie nin en sevdiği şey soru sormak Hem de bol bol Hele bir de en sevdikleri yer olan büyük huş ağacının altındalarsa Ne zaman önemli bir konu konuşmak kafalarındaki düşünceleri serbest bırakmak ya da sorulara cevap aramak isteseler hep orada buluşurlar Bazen de doğru soruyu aramak için gelirler Zaman nasıl geçer Düşünceler nereden gelir Mutluluk bulunabilir mi Birinin arkadaşımız olduğunu nasıl anlarız Adalet nedir Felsefi sorulara minicik bir başlangıç KİTAPTAN Yuva dediğin insanın içinin ısındığı yerdir ama bazen insanlar da bize yuva sıcaklığı verebilir Phil ve Sophie düşünür Yuva sadece sahip olunan bir şey midir yoksa o yuva hissi ni yanımızda taşıyabilir miyiz örneğin taşındığımızda Biraz şanslıysak belki de dünyanın dört bir yanında kendimize ait köşeler edinebiliriz Yine de her şeyin başladığı o ilk yer özel kalır NEREDE GERÇEKTEN EVİMDE GİBİYİM Phil ve Sophie kış için minik kirpilere sığınak yapmakla meşgulken Phil birden sorar Duydun mu Paul yakında şehrin ta öbür ucuna taşınıyormuş Gerçekten mi O zaman başka bir okula gidecek değil mi Kendimi birdenbire bambaşka bir yerde bulmak ve her gün daha önce hiç tanışmadığım insanlarla karşılaşmak garip olurdu der Sophie Tabii hâlâ buluşup bir şeyler yapabiliriz çok da uzaklara gitmeyecek Ama artık öylece yanına gidip futbol oynamak isteyip istemediğini soramayacağız Garip İngiltere den buraya taşındığımızda nasıl hissettiğimi hatırlamıyorum bile Sanırım insan küçükken her şey daha farklı oluyor der Phil Evet belki de haklısın Küçükken her şey zaten çok yeni oluyor Yine de kendini gerçekten evinde hissettikten sonra başka bir yere taşınmak garipsenir herhalde der Sophie büyük bir dalı çalının arkasından çekmeye çalışır Sonra birdenbire başka insanlar aynı evde yaşamaya başlar ve orayı evleri olarak görürler Belki de bir gün başka bir çocuk Paul un odasında yaşayacak ve oradan kendi odası olarak bahsedecek Garip değil mi Ama insan belki de düşündüğümüzden daha hızlı alışır bu tür şeylere der Sophie Şu anda yeni bir eve alışmayı gerçekten hayal edemiyorum der Phil emin bir şekilde Bir evi öylece değiştiremezsin Yeni bir ev kurmak sanki bir kazak örmek ya da bir masa yapmak gibi bir şey değil Phil Sophie nin dalı diğerlerinin yanına koymasına yardım eder Bazen babamın başka bir şehirde çalışması gerekse ve tekrar taşınmaya ihtiyaç duysak nasıl olurdu diye düşünüyorum Sanırım gerçek evime hâlâ burası derdim Ama düşünsene hayat bizi bazen yeni yerlere götürüyor Kimimiz şehir değiştiriyor kimimiz ülke Yine de yuva dediğimiz şey sadece duvarlardan taşlardan ibaret değil O zaman yer değiştiren herkesin kalbinde kocaman bir boşluk olurdu Hayır yuva bambaşka bir şeydir diye düşünüyorum Evim dediğin önem verdiğin insanlarla paylaştığın yerdir ve taşındığında genellikle onlar da seninle gelir der Sophie Belki de durum tam olarak öyle değildir Belki taşındığında bile yanında götürebileceğin bir aidiyet duygusu vardır Bu duygu yanında getirdiğin insanlar ve eşyalarla oluşur fotoğraflar kitaplar mutfak eşyaları ve battaniye gibi Ama sanırım buraya benzer bir yer asla olmayacak çünkü benim için her şey burada başladı der Phil Evet olabilir der Sophie düşünceli bir şekilde Biliyor musun büyükannem hep eskiden bahseder küçük bir çocukken ailesiyle buraya nasıl geldiğini anlatır Daha önce başka bir yerde yaşamışlar orayı memleketi diye adlandırıyor uzun zamandır orada bulunmasa bile Belki de memleket dediğimiz şey sadece bir kere sahip olabileceğimiz bir şeydir çünkü sadece bir başlangıç vardır Oradan önemli şeyleri alı

çev. Cem Pektaş
DÜNYA HAKKINDA KÜÇÜK VE BÜYÜK SORULAR Phil ve Sophie Ina Schmidt Felsefe soruya gönül vermekle başlar Phil ve Sophie merakın pusulasını ellerine alıp hayatın büyük sorularına doğru yola çıkan iki yakın arkadaştır Hemen her gün ziyaret ettikleri huş ağacı onlar için sadece bir ağaç değil düşüncenin serbestçe dolaştığı soruların filizlendiği bir felsefe durağıdır Orada zamanın izini sürerken mutluluğun haritasını çizerken ya da bir düşüncenin dünyayı nasıl değiştirebileceğini tartarken aslında her çocukta saklı duran o düşünür uyanır Çünkü sormak var olmanın ilk işaretidir Bu metin soruları sarıp sarmalayan bir dünyanın kapısını aralıyor Her kapının ardında merakla bakan gözler için yeni bir anlam yatıyor Schmidt in yalın ama derin anlatımı felsefeyi ulaşılmaz bir kule olmaktan çıkarıp gündelik yaşantının içine yerleştiriyor Her soru bir adım her sayfa bir keşif Düşünen soran birlikte anlam arayan ve düşüncenin gölgesinde serinlemek isteyen herkes için zamansız bir yolculuk Meraklıysan ve dünya hakkında çesitli sorular soruyorsan sen de felsefe yapıyorsun demektir Phil ve Sophie nin en sevdiği şey soru sormak Hem de bol bol Hele bir de en sevdikleri yer olan büyük huş ağacının altındalarsa Ne zaman önemli bir konu konuşmak kafalarındaki düşünceleri serbest bırakmak ya da sorulara cevap aramak isteseler hep orada buluşurlar Bazen de doğru soruyu aramak için gelirler Zaman nasıl geçer Düşünceler nereden gelir Mutluluk bulunabilir mi Birinin arkadaşımız olduğunu nasıl anlarız Adalet nedir Felsefi sorulara minicik bir başlangıç Tema Kim olduğumuz Kavramlar ve Anahtar Sözcükler Hayal gücü Gizem Evren Felsefe Filozoflar Olumlu düşünme Düşünceler Denge Arkadaşlık İLETİŞİM VE SOSYAL İLİŞKİLER Kabul Kendini tanıma KENDİMİZİ GELİŞTİRİYORUZ Adalet Büyümek Cesaret Zaman Evimiz Özellikler Gözlem Anda kalmak Keşif Duygu yönetimi DUYGULARIMI TANIYORUM Etkileşim Tutum ve Değerler Merak Yaratıcılık Bakış açısı Değer bilme Dostluk Saygı Sevgi Profil Öğeleri Sorgulayan Düşünen Dönüşümlü düşünen 10 4 5 6 Sınıf KİTAPTAN Yuva dediğin insanın içinin ısındığı yerdir ama bazen insanlar da bize yuva sıcaklığı verebilir Phil ve Sophie düşünür Yuva sadece sahip olunan bir şey midir yoksa o yuva hissi ni yanımızda taşıyabilir miyiz örneğin taşındığımızda Biraz şanslıysak belki de dünyanın dört bir yanında kendimize ait köşeler edinebiliriz Yine de her şeyin başladığı o ilk yer özel kalır NEREDE GERÇEKTEN EVİMDE GİBİYİM Phil ve Sophie kış için minik kirpilere sığınak yapmakla meşgulken Phil birden sorar Duydun mu Paul yakında şehrin ta öbür ucuna taşınıyormuş Gerçekten mi O zaman başka bir okula gidecek değil mi Kendimi birdenbire bambaşka bir yerde bulmak ve her gün daha önce hiç tanışmadığım insanlarla karşılaşmak garip olurdu der Sophie Tabii hâlâ buluşup bir şeyler yapabiliriz çok da uzaklara gitmeyecek Ama artık öylece yanına gidip futbol oynamak isteyip istemediğini soramayacağız Garip İngiltere den buraya taşındığımızda nasıl hissettiğimi hatırlamıyorum bile Sanırım insan küçükken her şey daha farklı oluyor der Phil Evet belki de haklısın Küçükken her şey zaten çok yeni oluyor Yine de kendini gerçekten evinde hissettikten sonra başka bir yere taşınmak garipsenir herhalde der Sophie büyük bir dalı çalının arkasından çekmeye çalışır Sonra birdenbire başka insanlar aynı evde yaşamaya başlar ve orayı evleri olarak görürler Belki de bir gün başka bir çocuk Paul un odasında yaşayacak ve oradan kendi odası olarak bahsedecek Garip değil mi Ama insan belki de düşündüğümüzden daha hızlı alışır bu tür şeylere der Sophie Şu anda yeni bir eve alışmayı gerçekten hayal edemiyorum der Phil emin bir şekilde Bir evi öylece değiştiremezsin Yeni bir ev kurmak sanki bir kazak örmek ya da bir masa yapmak gibi bir şey değil Phil Sophie nin dalı diğerlerinin yanına koymasına yardım eder Bazen babamın başka bir şehirde çalışması gereks

Elma Çocuk
Felsefe soruya gönül vermekle başlar Phil ve Sophie merakın pusulasını ellerine alıp hayatın büyük sorularına doğru yola çıkan iki yakın arkadaştır Hemen her gün ziyaret ettikleri huş ağacı onlar için sadece bir ağaç değil düşüncenin serbestçe dolaştığı soruların filizlendiği bir felsefe durağıdır Orada zamanın izini sürerken mutluluğun haritasını çizerken ya da bir düşüncenin dünyayı nasıl değiştirebileceğini tartarken aslında her çocukta saklı duran o düşünür uyanır Çünkü sormak var olmanın ilk işaretidir Bu metin soruları sarıp sarmalayan bir dünyanın kapısını aralıyor Her kapının ardında merakla bakan gözler için yeni bir anlam yatıyor Schmidt in yalın ama derin anlatımı felsefeyi ulaşılmaz bir kule olmaktan çıkarıp gündelik yaşantının içine yerleştiriyor Her soru bir adım her sayfa bir keşif Düşünen soran birlikte anlam arayan ve düşüncenin gölgesinde serinlemek isteyen herkes için zamansız bir yolculuk Meraklıysan ve dünya hakkında çesitli sorular soruyorsan sen de felsefe yapıyorsun demektir Phil ve Sophie nin en sevdiği şey soru sormak Hem de bol bol Hele bir de en sevdikleri yer olan büyük huş ağacının altındalarsa Ne zaman önemli bir konu konuşmak kafalarındaki düşünceleri serbest bırakmak ya da sorulara cevap aramak isteseler hep orada buluşurlar Bazen de doğru soruyu aramak için gelirler Zaman nasıl geçer Düşünceler nereden gelir Mutluluk bulunabilir mi Birinin arkadaşımız olduğunu nasıl anlarız Adalet nedir Felsefi sorulara minicik bir başlangıç

Elma Çocuk
DÜNYA HAKKINDA KÜÇÜK VE BÜYÜK SORULAR Phil ve Sophie Ina Schmidt Felsefe soruya gönül vermekle başlar Phil ve Sophie merakın pusulasını ellerine alıp hayatın büyük sorularına doğru yola çıkan iki yakın arkadaştır Hemen her gün ziyaret ettikleri huş ağacı onlar için sadece bir ağaç değil düşüncenin serbestçe dolaştığı soruların filizlendiği bir felsefe durağıdır Orada zamanın izini sürerken mutluluğun haritasını çizerken ya da bir düşüncenin dünyayı nasıl değiştirebileceğini tartarken aslında her çocukta saklı duran o düşünür uyanır Çünkü sormak var olmanın ilk işaretidir Bu metin soruları sarıp sarmalayan bir dünyanın kapısını aralıyor Her kapının ardında merakla bakan gözler için yeni bir anlam yatıyor Schmidt in yalın ama derin anlatımı felsefeyi ulaşılmaz bir kule olmaktan çıkarıp gündelik yaşantının içine yerleştiriyor Her soru bir adım her sayfa bir keşif Düşünen soran birlikte anlam arayan ve düşüncenin gölgesinde serinlemek isteyen herkes için zamansız bir yolculuk Meraklıysan ve dünya hakkında çesitli sorular soruyorsan sen de felsefe yapıyorsun demektir Phil ve Sophie nin en sevdiği şey soru sormak Hem de bol bol Hele bir de en sevdikleri yer olan büyük huş ağacının altındalarsa Ne zaman önemli bir konu konuşmak kafalarındaki düşünceleri serbest bırakmak ya da sorulara cevap aramak isteseler hep orada buluşurlar Bazen de doğru soruyu aramak için gelirler Zaman nasıl geçer Düşünceler nereden gelir Mutluluk bulunabilir mi Birinin arkadaşımız olduğunu nasıl anlarız Adalet nedir Felsefi sorulara minicik bir başlangıç Tema Kim olduğumuz Kavramlar ve Anahtar Sözcükler Hayal gücü Gizem Evren Felsefe Filozoflar Olumlu düşünme Düşünceler Denge Arkadaşlık İLETİŞİM VE SOSYAL İLİŞKİLER Kabul Kendini tanıma KENDİMİZİ GELİŞTİRİYORUZ Adalet Büyümek Cesaret Zaman Evimiz Özellikler Gözlem Anda kalmak Keşif Duygu yönetimi DUYGULARIMI TANIYORUM Etkileşim Tutum ve Değerler Merak Yaratıcılık Bakış açısı Değer bilme Dostluk Saygı Sevgi Profil Öğeleri Sorgulayan Düşünen Dönüşümlü düşünen 10 4 5 6 Sınıf KİTAPTAN Yuva dediğin insanın içinin ısındığı yerdir ama bazen insanlar da bize yuva sıcaklığı verebilir Phil ve Sophie düşünür Yuva sadece sahip olunan bir şey midir yoksa o yuva hissi ni yanımızda taşıyabilir miyiz örneğin taşındığımızda Biraz şanslıysak belki de dünyanın dört bir yanında kendimize ait köşeler edinebiliriz Yine de her şeyin başladığı o ilk yer özel kalır NEREDE GERÇEKTEN EVİMDE GİBİYİM Phil ve Sophie kış için minik kirpilere sığınak yapmakla meşgulken Phil birden sorar Duydun mu Paul yakında şehrin ta öbür ucuna taşınıyormuş Gerçekten mi O zaman başka bir okula gidecek değil mi Kendimi birdenbire bambaşka bir yerde bulmak ve her gün daha önce hiç tanışmadığım insanlarla karşılaşmak garip olurdu der Sophie Tabii hâlâ buluşup bir şeyler yapabiliriz çok da uzaklara gitmeyecek Ama artık öylece yanına gidip futbol oynamak isteyip istemediğini soramayacağız Garip İngiltere den buraya taşındığımızda nasıl hissettiğimi hatırlamıyorum bile Sanırım insan küçükken her şey daha farklı oluyor der Phil Evet belki de haklısın Küçükken her şey zaten çok yeni oluyor Yine de kendini gerçekten evinde hissettikten sonra başka bir yere taşınmak garipsenir herhalde der Sophie büyük bir dalı çalının arkasından çekmeye çalışır Sonra birdenbire başka insanlar aynı evde yaşamaya başlar ve orayı evleri olarak görürler Belki de bir gün başka bir çocuk Paul un odasında yaşayacak ve oradan kendi odası olarak bahsedecek Garip değil mi Ama insan belki de düşündüğümüzden daha hızlı alışır bu tür şeylere der Sophie Şu anda yeni bir eve alışmayı gerçekten hayal edemiyorum der Phil emin bir şekilde Bir evi öylece değiştiremezsin Yeni bir ev kurmak sanki bir kazak örmek ya da bir masa yapmak gibi bir şey değil Phil Sophie nin dalı diğerlerinin yanına koymasına yardım eder Bazen babamın başka bir şehirde çalışması gerekse ve tekrar taşınmaya ihtiyaç duysak nasıl olurdu diye düşünüyorum Sanırım gerçek evime hâlâ burası derdim Ama düşünsene hayat bizi bazen yeni yerlere götürüyor Kimimiz şehir değiştiriyor kimimiz ülke Yine de yuva dediğimiz şey sadece duvarlardan taşlardan ibaret değil O zaman yer değiştiren herkesin kalbinde kocaman bir boşluk olurdu Hayır yuva bambaşka bir şeydir diye düşünüyorum Evim dediğin önem verdiğin insanlarla paylaştığın yerdir ve taşındığında genellikle onlar da seninle gelir der Sophie Belki de durum tam olarak öyle değildir Belki taşındığında bile yanında götürebileceğin bir aidiyet duygusu vardır Bu duygu yanında getirdiğin insanlar ve eşyalarla oluşur fotoğraflar kitaplar mutfak eşyaları ve battaniye gibi Ama sanırım buraya benzer bir yer asla olmayacak çünkü benim için her şey burada başladı der Phil Evet olabilir der Sophie düşünceli bir şekilde Biliyor musun büyükannem hep eskiden bahseder küçük bir çocukken ailesiyle buraya nasıl geldiğini anlatır Daha önce başka bir yerde yaşamışlar orayı memleketi diye adlandırıyor uzun zamandır orada bulunmasa bile Belki de memleket dediğimiz şey sadece bir kere sahip olabileceğimiz bir şeydir çünkü sadece bir başlangıç vardır Oradan önemli şeyleri alıp başka bir yerde de kendini evinde hissetmek mümkün Bu iyi bir şey olurdu değil mi Taşınmak zorunda kalınca bu kadar endişelenmemiz gerekmezdi Evet ve bazen başka bir yerde yeni bir ev kurarsın sonra geldiğin yere geri dönersin O zaman her iki yer de senin için yeniden anlam kazanır Tıpkı her yıl bizim kulübeye sığınan kirpiler gibi Nereden geldiklerini bilmiyoruz ama kışın dönüp kulübelerine kavuşuyorlar Şu dalı da buraya ekleyelim sonra işimiz bitmiş olacak değil mi İnsan mutlulugu arayabilir mi Mutluluğu bulmak hiç kolay değil ama öyle arayarak da bulunan bir şey değil aslında Herkes mutlu olmak isterken kimse nasıl olacağını ya da ne yapmamız gerektiğini bilmiyor Eski Yunanlılar bu konuya kafa yormuş iyi bir hayat için neler gerektiği üzerine düşünmüşler Ama onlar gün boyu mutlu olmaktan bahsetmiyorlar Onlara göre sahip olduklarımızın ve yapabildiklerimizin kıymetini bilmek önemli Böylece doğru ölçüyü öğreniyoruz Bunu başarırsak belki de sonunda mutluluk dediğimiz yere varabiliriz Bu arada o küçük ve özel mutluluk anları hayatın içinde Aslında onları aramadığımız zamanlarda karşımıza çıkan şeyler Alman filozof Friedrich Nietzsche 1844 1900 ölçülü bir hayatın pek taraftarı değildi ama o da hep mutluluğu arıyordu küçük şeylerde bile Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı kitabında kahramanı Zerdüşt hayatın gerçekte ne olduğunu bulmak için yola çıkar Tam öğlen vakti büyük bir ağacın altında dinlenmek üzereyken mutluluk kucağına düşüverir yaprakların arasından geçen hafif bir hışırtı olarak Phil ve Sophie de mutluluğu hiç aramadan buna benzer bir an yaşadılar Zaman meselesi oldukça gizemli değil mi Heyecan verici bir şey yaptığında zaman uçup gider ama sıkıcı bir şey yaptığında bir türlü geçmek bilmez Philin yaş gününe bir gün kalmıştır ve bu öğleden sonra sanki hiç bitmeyecekmiş gibi uzar da uzar Tam bu sırada Sophienin aklına bir fikir gelir Phil le birlikte zamanın nasıl bu kadar farklı geçtiğini ya da belki de aslında öyle olmadığını düşünmeye başlarlar ZAMAN NASIL GEÇER Hadi bakalım diye gülümser Phil Bu yaş günümden önceki en hızlı geçen öğleden sonraydı Bahse varım benim teknelerim seninkilerden daha hızlı Zaman dediğin ne tuhaf şey Bazen kuş gibi uçup gidiyor bazen de kaplumbağa gibi ağır ağır ilerliyor Belki de yarışta yavaş giden teknelerimiz zamanın tadını daha çok çıkaracak ve asıl kazanan onlar olacak diyerek güler Sophie ve dereye doğru koşar Bu duyguyu yaşamayan yoktur Bazen kafan o kadar çok düşünceyle dolar ki sonunda ne düşünmen gerektiğini bilemez hale gelirsin Bugün Phil Sophieye kafasının içini anlatmaya çalışır Düşüncelerin birbirine karıştığı zamanları düşünmenin ne anlama geldiğini ve en önemlisi düşünceler hâlâ canlıyken akşamları uykuya dalmanın yollarını tarif eder DÜŞÜNCELER NEREDEN GELİR Belki de bazen karışıklığın başladığı yeri bulmak gerekir tıpkı bir ipi takip ederek labirentten çıkmak gibi Zihnini karıştıran şeyi düşüncelerinin kaynağını bulmaya çalışsan Bazen sadece sebebini bilmek bile işleri kolaylaştırır değil mi diyerek düşünür Sophie Tamam ama düşünceler nereden geliyor ve neden bir düşünce dışarıdan bir şey bana etki ettiği için ortaya çıkıyor Yatağımda bu soruyu sorduğumda daha farklı düşünceler gelmeye başlıyor Bu da pek yardımcı olmuyor der Phil Doğru diye başını sallar Sophie Ama belki de mesele düşüncelerin durması değil onları nasıl yönettiğimizdir Tıpkı sabun köpüğü üflemek ya da eriyen bir tabletin suda çözünmesi gibi Köpürtmek için sadece hava veya suya ihtiyaç var tıpkı rengârenk baloncukların havada uçuşması gibi

Elma Çocuk
çev. Cem Pektaş
DÜNYA HAKKINDA KÜÇÜK VE BÜYÜK SORULAR Phil ve Sophie Ina Schmidt Felsefe soruya gönül vermekle başlar Phil ve Sophie merakın pusulasını ellerine alıp hayatın büyük sorularına doğru yola çıkan iki yakın arkadaştır Hemen her gün ziyaret ettikleri huş ağacı onlar için sadece bir ağaç değil düşüncenin serbestçe dolaştığı soruların filizlendiği bir felsefe durağıdır Orada zamanın izini sürerken mutluluğun haritasını çizerken ya da bir düşüncenin dünyayı nasıl değiştirebileceğini tartarken aslında her çocukta saklı duran o düşünür uyanır Çünkü sormak var olmanın ilk işaretidir Bu metin soruları sarıp sarmalayan bir dünyanın kapısını aralıyor Her kapının ardında merakla bakan gözler için yeni bir anlam yatıyor Schmidt in yalın ama derin anlatımı felsefeyi ulaşılmaz bir kule olmaktan çıkarıp gündelik yaşantının içine yerleştiriyor Her soru bir adım her sayfa bir keşif Düşünen soran birlikte anlam arayan ve düşüncenin gölgesinde serinlemek isteyen herkes için zamansız bir yolculuk Meraklıysan ve dünya hakkında çesitli sorular soruyorsan sen de felsefe yapıyorsun demektir Phil ve Sophie nin en sevdiği şey soru sormak Hem de bol bol Hele bir de en sevdikleri yer olan büyük huş ağacının altındalarsa Ne zaman önemli bir konu konuşmak kafalarındaki düşünceleri serbest bırakmak ya da sorulara cevap aramak isteseler hep orada buluşurlar Bazen de doğru soruyu aramak için gelirler Zaman nasıl geçer Düşünceler nereden gelir Mutluluk bulunabilir mi Birinin arkadaşımız olduğunu nasıl anlarız Adalet nedir Felsefi sorulara minicik bir başlangıç img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img