Dünyamın Dibi — Ayşegül Bostancı

Dünyamın Dibi
Ayşegül BostancıMONOKL YAYINLARI
Dünyamın Dibi
Ayşegül BostancıHatırlamamak gerçekten unutmak mıdır Artık ihtiyacımız olmadığını düşündüğümüz takvimlerde bulursak ya kendimizi Yer üstündeki heykeller buz dağının görünen kısmı ise sadece Nadide olanda kendi kötülüklerinin yansımasını gördükleri için birer canavara dönüştüyse yüzey insanları Yer altındakini yok etmek kendi kusurunu örtmenin tek yoluysa Ölümün anlamsızlığı ve fütursuzluğuna çomak sokabilseydik peki Kötü tesadüfleri değiştirebilir miyiz Ebediliğimizin içinde faniliğimiz soluklanıyorsa Ya da tam tersi Ve dünya ve ev kime ait Hangimiz öz hangimiz evlatlığız İnsan sadece anılarını geri istiyorsa Ölümsüzlüğü arayan ruhlarımız yaşam için ölümün bizzat kendisinin ölümsüz olduğunu kavrayamıyorsa Ayşegül Bostancı hepimizin her gün gördüğüne başka bir boyuttan bakıyor Dünyanın dibinden sesleniyor okura Distopik karanlık bir evrenden yüzeye çıkmış iç içe sarmal öyküler Baştan sona insanı anlatan bir labirentin içinde kayboldukça kendinizi buluyorsunuz Takvimler onlara sahip olan insanlar hakkında çok şey söyler Hele benim gibi hangi yılda kaç yaşında olduğunu bilmeyen geleceği olmayan insanlara Her adımımızda yeni şimdimize ulaşırız diyordu bir takvim yazısı Oysa yeni şimdiler yeni geçmişler olmaya mahkûmdur Hangi duvarda asılıydı acaba o Evin her duvarını bir sene için ayırdım Yatak odamın kapısının solundaki duvar sadece Seksen Yedi yılına ait antredeki vestiyerin yanında kalan küçük boşluktaysa Kırk İki yılının takvimleri asılı Ne kadar geçmişe gidersem o kadar az bulunuyorlar Sahip olduğum en eski tarihlileri başlarına olmadık kazalar gelmesin diye çatı katında saklarım Üzerlerinde sevimli yavru kediler klasik otomobil fotoğrafları çiçekler dağ manzaraları tarihî şehirler güneş batarken kıyıya vuran dalgalarda koşan güzel kadınlar Dışarıdan bakarken beni içlerine çekiyorlar sanki

Monokl
Hatırlamamak gerçekten unutmak mıdır Artık ihtiyacımız olmadığını düşündüğümüz takvimlerde bulursak ya kendimizi Yer üstündeki heykeller buz dağının görünen kısmı ise sadece Nadide olanda kendi kötülüklerinin yansımasını gördükleri için birer canavara dönüştüyse yüzey insanları Yer altındakini yok etmek kendi kusurunu örtmenin tek yoluysa Ölümün anlamsızlığı ve fütursuzluğuna çomak sokabilseydik peki Kötü tesadüfleri değiştirebilir miyiz Ebediliğimizin içinde faniliğimiz soluklanıyorsa Ya da tam tersi Ve dünya ve ev kime ait Hangimiz öz hangimiz evlatlığız İnsan sadece anılarını geri istiyorsa Ölümsüzlüğü arayan ruhlarımız yaşam için ölümün bizzat kendisinin ölümsüz olduğunu kavrayamıyorsa Ayşegül Bostancı hepimizin her gün gördüğüne başka bir boyuttan bakıyor Dünyanın dibinden sesleniyor okura Distopik karanlık bir evrenden yüzeye çıkmış iç içe sarmal öyküler Baştan sona insanı anlatan bir labirentin içinde kayboldukça kendinizi buluyorsunuz Takvimler onlara sahip olan insanlar hakkında çok şey söyler Hele benim gibi hangi yılda kaç yaşında olduğunu bilmeyen geleceği olmayan insanlara Her adımımızda yeni şimdimize ulaşırız diyordu bir takvim yazısı Oysa yeni şimdiler yeni geçmişler olmaya mahkûmdur Hangi duvarda asılıydı acaba o Evin her duvarını bir sene için ayırdım Yatak odamın kapısının solundaki duvar sadece Seksen Yedi yılına ait antredeki vestiyerin yanında kalan küçük boşluktaysa Kırk İki yılının takvimleri asılı Ne kadar geçmişe gidersem o kadar az bulunuyorlar Sahip olduğum en eski tarihlileri başlarına olmadık kazalar gelmesin diye çatı katında saklarım Üzerlerinde sevimli yavru kediler klasik otomobil fotoğrafları çiçekler dağ manzaraları tarihî şehirler güneş batarken kıyıya vuran dalgalarda koşan güzel kadınlar Dışarıdan bakarken beni içlerine çekiyorlar sanki Tanıtım Bülteninden

MonoKL Yayınları
Hatırlamamak gerçekten unutmak mıdır Artık ihtiyacımız olmadığını düşündüğümüz takvimlerde bulursak ya kendimizi Yer üstündeki heykeller buz dağının görünen kısmı ise sadece Nadide olanda kendi kötülüklerinin yansımasını gördükleri için birer canavara dönüştüyse yüzey insanları Yer altındakini yok etmek kendi kusurunu örtmenin tek yoluysa Ölümün anlamsızlığı ve fütursuzluğuna çomak sokabilseydik peki Kötü tesadüfleri değiştirebilir miyiz Ebediliğimizin içinde faniliğimiz soluklanıyorsa Ya da tam tersi Ve dünya ve ev kime ait Hangimiz öz hangimiz evlatlığız İnsan sadece anılarını geri istiyorsa Ölümsüzlüğü arayan ruhlarımız yaşam için ölümün bizzat kendisinin ölümsüz olduğunu kavrayamıyorsa Ayşegül Bostancı hepimizin her gün gördüğüne başka bir boyuttan bakıyor Dünyanın dibinden sesleniyor okura Distopik karanlık bir evrenden yüzeye çıkmış iç içe sarmal öyküler Baştan sona insanı anlatan bir labirentin içinde kayboldukça kendinizi buluyorsunuz Takvimler onlara sahip olan insanlar hakkında çok şey söyler Hele benim gibi hangi yılda kaç yaşında olduğunu bilmeyen geleceği olmayan insanlara Her adımımızda yeni şimdimize ulaşırız diyordu bir takvim yazısı Oysa yeni şimdiler yeni geçmişler olmaya mahkûmdur Hangi duvarda asılıydı acaba o Evin her duvarını bir sene için ayırdım Yatak odamın kapısının solundaki duvar sadece Seksen Yedi yılına ait antredeki vestiyerin yanında kalan küçük boşluktaysa Kırk İki yılının takvimleri asılı Ne kadar geçmişe gidersem o kadar az bulunuyorlar Sahip olduğum en eski tarihlileri başlarına olmadık kazalar gelmesin diye çatı katında saklarım Üzerlerinde sevimli yavru kediler klasik otomobil fotoğrafları çiçekler dağ manzaraları tarihî şehirler güneş batarken kıyıya vuran dalgalarda koşan güzel kadınlar Dışarıdan bakarken beni içlerine çekiyorlar sanki

MonoKL
Hatırlamamak gerçekten unutmak mıdır Artık ihtiyacımız olmadığını düşündüğümüz takvimlerde bulursak ya kendimizi Yer üstündeki heykeller buz dağının görünen kısmı ise sadece Nadide olanda kendi kötülüklerinin yansımasını gördükleri için birer canavara dönüştüyse yüzey insanları Yer altındakini yok etmek kendi kusurunu örtmenin tek yoluysa Ölümün anlamsızlığı ve fütursuzluğuna çomak sokabilseydik peki Kötü tesadüfleri değiştirebilir miyiz Ebediliğimizin içinde faniliğimiz soluklanıyorsa Ya da tam tersi Ve dünya ve ev kime ait Hangimiz öz hangimiz evlatlığız İnsan sadece anılarını geri istiyorsa Ölümsüzlüğü arayan ruhlarımız yaşam için ölümün bizzat kendisinin ölümsüz olduğunu kavrayamıyorsa Ayşegül Bostancı hepimizin her gün gördüğüne başka bir boyuttan bakıyor Dünyanın dibinden sesleniyor okura Distopik karanlık bir evrenden yüzeye çıkmış iç içe sarmal öyküler Baştan sona insanı anlatan bir labirentin içinde kayboldukça kendinizi buluyorsunuz Takvimler onlara sahip olan insanlar hakkında çok şey söyler Hele benim gibi hangi yılda kaç yaşında olduğunu bilmeyen geleceği olmayan insanlara Her adımımızda yeni şimdimize ulaşırız diyordu bir takvim yazısı Oysa yeni şimdiler yeni geçmişler olmaya mahkûmdur Hangi duvarda asılıydı acaba o Evin her duvarını bir sene için ayırdım Yatak odamın kapısının solundaki duvar sadece Seksen Yedi yılına ait antredeki vestiyerin yanında kalan küçük boşluktaysa Kırk İki yılının takvimleri asılı Ne kadar geçmişe gidersem o kadar az bulunuyorlar Sahip olduğum en eski tarihlileri başlarına olmadık kazalar gelmesin diye çatı katında saklarım Üzerlerinde sevimli yavru kediler klasik otomobil fotoğrafları çiçekler dağ manzaraları tarihî şehirler güneş batarken kıyıya vuran dalgalarda koşan güzel kadınlar Dışarıdan bakarken beni içlerine çekiyorlar sanki

MonoKL Yayınları
Hatırlamamak gerçekten unutmak mıdır Artık ihtiyacımız olmadığını düşündüğümüz takvimlerde bulursak ya kendimizi Yer üstündeki heykeller buz dağının görünen kısmı ise sadece Nadide olanda kendi kötülüklerinin yansımasını gördükleri için birer canavara dönüştüyse yüzey insanları Yer altındakini yok etmek kendi kusurunu örtmenin tek yoluysa Ölümün anlamsızlığı ve fütursuzluğuna çomak sokabilseydik peki Kötü tesadüfleri değiştirebilir miyiz Ebediliğimizin içinde faniliğimiz soluklanıyorsa Ya da tam tersi Ve dünya ve ev kime ait Hangimiz öz hangimiz evlatlığız İnsan sadece anılarını geri istiyorsa Ölümsüzlüğü arayan ruhlarımız yaşam için ölümün bizzat kendisinin ölümsüz olduğunu kavrayamıyorsa Ayşegül Bostancı hepimizin her gün gördüğüne başka bir boyuttan bakıyor Dünyanın dibinden sesleniyor okura Distopik karanlık bir evrenden yüzeye çıkmış iç içe sarmal öyküler Baştan sona insanı anlatan bir labirentin içinde kayboldukça kendinizi buluyorsunuz Takvimler onlara sahip olan insanlar hakkında çok şey söyler Hele benim gibi hangi yılda kaç yaşında olduğunu bilmeyen geleceği olmayan insanlara Her adımımızda yeni şimdimize ulaşırız diyordu bir takvim yazısı Oysa yeni şimdiler yeni geçmişler olmaya mahkûmdur Hangi duvarda asılıydı acaba o Evin her duvarını bir sene için ayırdım Yatak odamın kapısının solundaki duvar sadece Seksen Yedi yılına ait antredeki vestiyerin yanında kalan küçük boşluktaysa Kırk İki yılının takvimleri asılı Ne kadar geçmişe gidersem o kadar az bulunuyorlar Sahip olduğum en eski tarihlileri başlarına olmadık kazalar gelmesin diye çatı katında saklarım Üzerlerinde sevimli yavru kediler klasik otomobil fotoğrafları çiçekler dağ manzaraları tarihî şehirler güneş batarken kıyıya vuran dalgalarda koşan güzel kadınlar Dışarıdan bakarken beni içlerine çekiyorlar sanki

Monokl Yayınları

Kitap Hakkında Hatırlamamak gerçekten unutmak mıdır Artık ihtiyacımız olmadığını düşündüğümüz takvimlerde bulursak ya kendimizi Yer üstündeki heykeller buz dağının görünen kısmı ise sadece Nadide olanda kendi kötülüklerinin yansımasını gördükleri için birer canavara dönüştüyse yüzey insanları Yer altındakini yok etmek kendi kusurunu örtmenin tek yoluysa Ölümün anlamsızlığı ve fütursuzluğuna çomak sokabilseydik peki Kötü tesadüfleri değiştirebilir miyiz Ebediliğimizin içinde faniliğimiz soluklanıyorsa Ya da tam tersi Ve dünya ve ev kime ait Hangimiz öz hangimiz evlatlığız İnsan sadece anılarını geri istiyorsa Ölümsüzlüğü arayan ruhlarımız yaşam için ölümün bizzat kendisinin ölümsüz olduğunu kavrayamıyorsa Ayşegül Bostancı hepimizin her gün gördüğüne başka bir boyuttan bakıyor Dünyanın dibinden sesleniyor okura Distopik karanlık bir evrenden yüzeye çıkmış iç içe sarmal öyküler Baştan sona insanı anlatan bir labirentin içinde kayboldukça kendinizi buluyorsunuz Takvimler onlara sahip olan insanlar hakkında çok şey söyler Hele benim gibi hangi yılda kaç yaşında olduğunu bilmeyen geleceği olmayan insanlara Her adımımızda yeni şimdimize ulaşırız diyordu bir takvim yazısı Oysa yeni şimdiler yeni geçmişler olmaya mahkûmdur Hangi duvarda asılıydı acaba o Evin her duvarını bir sene için ayırdım Yatak odamın kapısının solundaki duvar sadece Seksen Yedi yılına ait antredeki vestiyerin yanında kalan küçük boşluktaysa Kırk İki yılının takvimleri asılı Ne kadar geçmişe gidersem o kadar az bulunuyorlar Sahip olduğum en eski tarihlileri başlarına olmadık kazalar gelmesin diye çatı katında saklarım Üzerlerinde sevimli yavru kediler klasik otomobil fotoğrafları çiçekler dağ manzaraları tarihî şehirler güneş batarken kıyıya vuran dalgalarda koşan güzel kadınlar Dışarıdan bakarken beni içlerine çekiyorlar sanki Tanıtım Bülteninden Ürün Özellikleri Yazar Ayşegül Bostancı Yayınevi Monokl ISBN 9786057472366 Sayfa Sayısı 112 Boyut 13 5 x 21 Dil Türkçe Cilt Tipi İnce Kapak

Monokl Yayınları
Hatırlamamak gerçekten unutmak mıdır Artık ihtiyacımız olmadığını düşündüğümüz takvimlerde bulursak ya kendimizi Yer üstündeki heykeller buz dağının görünen kısmı ise sadece Nadide olanda kendi kötülüklerinin yansımasını gördükleri için birer canavara dönüştüyse yüzey insanları Yer altındakini yok etmek kendi kusurunu örtmenin tek yoluysa Ölümün anlamsızlığı ve fütursuzluğuna çomak sokabilseydik peki Kötü tesadüfleri değiştirebilir miyiz Ebediliğimizin içinde faniliğimiz soluklanıyorsa Ya da tam tersi Ve dünya ve ev kime ait Hangimiz öz hangimiz evlatlığız İnsan sadece anılarını geri istiyorsa Ölümsüzlüğü arayan ruhlarımız yaşam için ölümün bizzat kendisinin ölümsüz olduğunu kavrayamıyorsa Ayşegül Bostancı hepimizin her gün gördüğüne başka bir boyuttan bakıyor Dünyanın dibinden sesleniyor okura Distopik karanlık bir evrenden yüzeye çıkmış iç içe sarmal öyküler Baştan sona insanı anlatan bir labirentin içinde kayboldukça kendinizi buluyorsunuz Takvimler onlara sahip olan insanlar hakkında çok şey söyler Hele benim gibi hangi yılda kaç yaşında olduğunu bilmeyen geleceği olmayan insanlara Her adımımızda yeni şimdimize ulaşırız diyordu bir takvim yazısı Oysa yeni şimdiler yeni geçmişler olmaya mahkûmdur Hangi duvarda asılıydı acaba o Evin her duvarını bir sene için ayırdım Yatak odamın kapısının solundaki duvar sadece Seksen Yedi yılına ait antredeki vestiyerin yanında kalan küçük boşluktaysa Kırk İki yılının takvimleri asılı Ne kadar geçmişe gidersem o kadar az bulunuyorlar Sahip olduğum en eski tarihlileri başlarına olmadık kazalar gelmesin diye çatı katında saklarım Üzerlerinde sevimli yavru kediler klasik otomobil fotoğrafları çiçekler dağ manzaraları tarihî şehirler güneş batarken kıyıya vuran dalgalarda koşan güzel kadınlar Dışarıdan bakarken beni içlerine çekiyorlar sanki