MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Edebiyat Yazıları — Selahattin Hilav

Edebiyat Yazıları
315,00
Eleştiri İnceleme KuramGenelGenel Felsefe

Edebiyat Yazıları

Selahattin Hilav

Yapı Kredi Yayınları ( YKY )

2008240 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Edebiyat Yazıları

Selahattin Hilav

Nazım Hikmete Kemal Tahire A Hamdi Tanpınara çeşitli şairlere ve edebiyat sorunlarına ilişkin bu yazılar gerçek anlamıyla edebiyat eleştirileri değil Bu yazılardaki yaklaşım felsefe geleneğinden yoksun edebiyat eleştirimizin ötesine geçmek isteyen iyi niyetli ürünler olarak görülebilir Tadımlık İnsan bir yandan sınırsız isteklerinin kayıt tanımaz düşlerinin ardından gitmek istiyor öte yandan günlük hayatın çıkargözetir düzenine hesaplarına dar mantığına boyun eğerek kendi yarattığı ama kendisine yabancılaşmış bir zorunluluğun tutsağı oluyor İnsanın bu yırtılış ve parçalanışı çağdaş felsefenin temel konularından biridir Filozoflar yabancılaşmanın nedenlerini açıklamaya insansal bütüne götüren yolları belirtmeye çalıştılar Özellikle Hegelde dışlaşma yabancılaşma ve bütünlük kavramlarının önemle ele alındığı görülür İnsansal bütünü amaç edinmek isteyen çağdaş düşünce akımları Nazizm Marksizm Varoluşçuluk kaynaklarını Hegelde bulurlar 1 Toplumsal önyargı ve sınırlayışa hayatın çıkargözetir düzenine dar bir nesnellik ve akıl anlayışına başkaldırarak bilinçdışının cinsiyetin düşün imgelemin hakkını geri almak ve böylece insansal bütünlüğü gerçekleştirmek isteyen gerçeküstücülük de bu düşünce akımları arasında yer alıyor Yöneldiği amaca ulaşmak için her aracı kullanan gerçeküstücülük kendini bir sanat akımı olarak değil bir devrim hareketi olarak görüyordu Bu yüzden bilincin koyduğu engelleri kaldırmak için Freudün yöntemleriyle şiir ve resmin bir araç olarak kullanılmasına başvurulduğu gibi hayatın karşısına alay etme rezalet çıkarma adam dövme gibi tavırlarla toplumun karşısına da belli bir politika anlayışı ve onun gerektirdiği eylemle çıkılıyor öte yandan nesnel gerçekliği yıkmak için gerçeküstücü nesneler hem kurt hem masa heykel ya da Duchampın mermer kesme şekeri gibi yaratılıyordu Ama sınırlayışları yıkarak insansal bütünlüğü ve özgürlüğü gerçekleştirmek isteyen bu akımın zamanla eski sanat eserlerine yenilerini katmaktan başka bir iş yapmadığı görülmeye başlandı 2 Kullanılan araçlar varılmak istenen amaca uygun düşmemiş beklenilen devrim gerçekleşmemiştir Ana eğilimi bakımından yalnız düşünce alanında kalan her hareket gibi gerçeküstücülük de zararsız hale gelmeye başlamış zamanla evcilleşmiş ve başkaldırdığı toplumun kullandığı bir araç durumuna düşmüştür Bu başarısızlık gerçeküstücülüğün düşünceyle gerçek arasındaki bağıntı sorununda maddeci ya da düşüncü idéaliste görüşler arasında kesin bir seçiş yapmamış olmasından doğuyor Çeşitli durumların etkisinde gerçeküstücülüğün kimi zaman maddeciliğe ve onun eylem anlayışına kimi zaman bireyin içine kapanıp düşünsel bir devrim yaratma çabasına yöneldiği ve bu iki uç arasında gidip geldiği görülüyor Düşünceyle gerçek imgeselle nesnel salt olanla görece arasındaki diyalektik birliğin iyice görülememesi gerçeküstücülüğe bir devrim hareketi olarak etkinliğini kaybettirmiştir Ne var ki her düşünce akımı eninde sonunda iki ucdan birine kaymak zorundadır Nitekim İkinci Dünya Savaşından sonra gerçeküstücülük çok önemli bir kültür hareketi örnek bir davranış haline getirilmiş burjuva hümanizmasının içine sokuşturulmak istenmiştir 3 Son yıllarda gerçeküstücülüğün gizemciliğe yöneldiği de görülüyor Gerçeküstücülük devrimci bir hareket olarak başlangıçta kendisine çizmiş olduğu amaçlara varmamış olsa da şiir bakımından yüzyılımızın en önemli akımı olmak özelliğini edinmiştir Günümüzde hiçbir şair gerçeküstücülüğün şiir deneyini önce yaşamak sonra da aşmak zorunda olduğunu bilmezlikten gelemez Yoksa kaçınılmaz biçimde şiirin gelişim çizgisinin gerisinde kalacaktır Bütün yüceliğine rağmen gerçeküstücü şiirin de günümüzün duyarlığına yetmediği söylenebilir Bu şiirin yaşayacak yanlarını benimseyerek aşkın bir düzeyde yeniden değerlendirmek ödevi bugünün şairine düşüyor Yaratıcılığın yasası aynı alanda daha önce ortaya konmuş olanlarla hesaplaşmayı onları özümleyip değerlendirmeyi ve aşmayı gerektiriyor Yoksa nat

Kitap Sepeti
325,00

Yapı Kredi Yayınları

2026240 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

N Hikmet e Kemal Tahir e A H Tanpınar a çeşitli şairlere ve edebiyat sorunlarına ilişkin bu yazılar gerçek anlamıyla edebiyat eleştirileri değildir Bunlar S Hilav ın Felsefe Yazıları nda dile getirmeye çalıştığı görüşleri edebiyat alanında ve somut bir malzeme üzerinde örneklendirmeye çalışmasının ürünleridir Edebiyat hem bireyin yeteneginin hem de toplumsal geleneğin bir ürünü olduğuna göre Asya tipi bir toplumdan ve Doğu Despotluğu ndan gelen bir toplumda ondan çok farklı ve hatta onun tam tersi olan bir Batı toplumu edebiyat geleneği nasıl başarılı ürünler verebiliyor Bu yazılarda ele alınan temel sorun işte budur Ve Batı kültür darbesi altındaki bir Doğulu toplumun bireyleri olarak yazarlar ne gibi formel ve içeriksel çözümler bulmuşlardır Bu da birinci soruya bağlı olarak Edebiyat Yazıları nın ikinci sorununu oluşturuyor Kısacası bu yazılardaki yaklaşım felsefe geleneğinden yoksun olan edebiyat eleştirimizin ötesine geçmek ve kavramsal düşünce çabasına dayanmak isteyen iyi bir niyetin ürünleri görülebilir

Nobel Kitap
350,00

Yapı Kredi Yayınları

2008240 sf.
Ciltsiz14x21 cm2. Hamur
Nobel Kitap

N Hikmet e Kemal Tahir e A H Tanpınar a çeşitli şairlere ve edebiyat sorunlarına ilişkin bu yazılar gerçek anlamıyla edebiyat eleştirileri değildir Bunlar S Hilav ın Felsefe Yazıları nda dile getirmeye çalıştığı görüşleri edebiyat alanında ve somut bir malzeme üzerinde örneklendirmeye çalışmasının ürünleridir Edebiyat hem bireyin yeteneginin hem de toplumsal geleneğin bir ürünü olduğuna göre Asya tipi bir toplumdan ve Doğu Despotluğu ndan gelen bir toplumda ondan çok farklı ve hatta onun tam tersi olan bir Batı toplumu edebiyat geleneği nasıl başarılı ürünler verebiliyor Bu yazılarda ele alınan temel sorun işte budur Ve Batı kültür darbesi altındaki bir Doğulu toplumun bireyleri olarak yazarlar ne gibi formel ve içeriksel çözümler bulmuşlardır Bu da birinci soruya bağlı olarak Edebiyat Yazıları nın ikinci sorununu oluşturuyor Kısacası bu yazılardaki yaklaşım felsefe geleneğinden yoksun olan edebiyat eleştirimizin ötesine geçmek ve kavramsal düşünce çabasına dayanmak isteyen iyi bir niyetin ürünleri görülebilir

Tamadres
350,00

Yapı Kredi Yayınları

Kasım 1993240 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Nazım Hikmet e Kemal Tahir e A Hamdi Tanpınar a çeşitli şairlere ve edebiyat sorunlarına ilişkin bu yazılar gerçek anlamıyla edebiyat eleştirileri değil Bu yazılardaki yaklaşım felsefe geleneğinden yoksun edebiyat eleştirimizin ötesine geçmek isteyen iyi niyetli ürünler olarak görülebilir

Yapı Kredi Yayınları
375,00

Yapı Kredi Yayınları

6. Baskı / 02.2026240 sf.
13.5 x 21 cm
Yapı Kredi Yayınları

Nazım Hikmet e Kemal Tahir e A Hamdi Tanpınar a çeşitli şairlere ve edebiyat sorunlarına ilişkin bu yazılar gerçek anlamıyla edebiyat eleştirileri değil Bu yazılardaki yaklaşım felsefe geleneğinden yoksun edebiyat eleştirimizin ötesine geçmek isteyen iyi niyetli ürünler olarak görülebilir

Ucuz Kitap Al
375,00

Yapı Kredi Yayınları

Mart 2008240 sf.
13.50x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Selahattin Hilav tarafından kaleme alınan Edebiyat Yazıları Yapı Kredi Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Edebiyat Yazıları Selahattin Hilav Kitap Özeti N Hikmete Kemal Tahire A H Tanpınara çeşitli şairlere ve edebiyat sorunlarına ilişkin bu yazılar gerçek anlamıyla edebiyat eleştirileri değildir Bunlar S Hilavın Felsefe Yazılarında dile getirmeye çalıştığı görüşleri edebiyat alanında ve somut bir malzeme üzerinde örneklendirmeye çalışmasının ürünleridir Edebiyat hem bireyin yeteneginin hem de toplumsal geleneğin bir ürünü olduğuna göre Asya tipi bir toplumdan ve Doğu Despotluğundan gelen bir toplumda ondan çok farklı ve hatta onun tam tersi olan bir Batı toplumu edebiyat geleneği nasıl başarılı ürünler verebiliyor Bu yazılarda ele alınan temel sorun işte budur Ve Batı kültür darbesi altındaki bir Doğulu toplumun bireyleri olarak yazarlar ne gibi formel ve içeriksel çözümler bulmuşlardır Bu da birinci soruya bağlı olarak Edebiyat Yazılarının ikinci sorununu oluşturuyor Kısacası bu yazılardaki yaklaşım felsefe geleneğinden yoksun olan edebiyat eleştirimizin ötesine geçmek ve kavramsal düşünce çabasına dayanmak isteyen iyi bir niyetin ürünleri görülebilir Yayınevi Yapı Kredi Yayınları Yazar Selahattin Hilav Sayfa 240 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Mart 2008 Barkod 9789753632416 Kategori Eleştiri İnceleme Kuram

Pandora
400,00

Yapı Kredi

1993
Pandora
Kitap Sepeti
507,00

Yapı Kredi Yayınları

2025384 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Felsefe Yazıları nda Selahattin Hilav ın Marksizmi bir dogma değil bir yöntem olarak ele alan düşünce çabasının ürünleri yer alıyor Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiye sinin toplumsal ve kültürel gerçeklerini resmi tarih ve ideolojinin ötesine geçerek anlamaya ve açıklamaya çalışan bu yazılarda yabancılaşma ve Asya Tibi Üretim Tarzı gibi kavramlar ele alınıyor bizde ve Doğu da birey in Batı dakinden neden ve nasıl farklı olduğu üzerinde duruluyor Çeşitli Batı düşünce akımlarının felsefesiz bir toplumla ilişkileri ve bu toplumda nasıl özümlendikleri ya da özümlenemedikleri de kitapta işlenen konular arasında

Teklif Kitap
530,40

Yapı Kredi Yayınları ( YKY )

2020-03-024. baskı384 sf.
Karton135-210-03.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Bu yazılar Marxçılığı bir dogma değil bir yöntem olarak ele almak isteyen bir düşünce çabasının ürünleridir Amaç Osmanlı Türk toplumunun gerçeklerini resmi tarih ve ideolojinin ötesine geçerek ve bunların iç yüzlerini ortaya dökerek açıklamaktır Dolayısıyla bu yazılarda yabancılaşma Asya tipi Üretim Tarzı gibi kavramlara gönderimler vardır Bunların yanı sıra ve bunlara bağlı olarak bizde birey in Batı daki bireyden nasıl ve neden farklı olduğu üzerinde durulmuştur Ayrıca çeşitli Batı düşünce akımları bunların felsefesiz bir toplumla ilişkileri ve nasıl özümlendikleri ya da özümlenmedikleri de bu yazıların ele aldığı sorunlar arasındadır Bir başka önemli sorun insanın ancak felsefeyle insan olabileceği sorunudur Eğer insanoğlunun temel varlığı düşünceyse felsefenin edindiği formlar insanın hangi aşamada olduğunu ortaya dökmek zorundadırlar Bundan ötürü ancak düşünce ve kültürle belli bir aşamaya varılabileceği ve tepeden inme şekilsel politik reformlarla insansal içeriğin köklü bir değişikliğe değil Tanzimat ve Cumhuriyet dönemlerinde görüldüğü gibi ancak gülünç bir kılık değişikliğine uğratılabileceği de bu yazılarda ileri sürülen tezler arasında yer almaktadır Tadımlık Sosyalizm Teorisi ve Mülkiyet Sayın Profesör Cahit Tanyol 31 Ekim 1962 tarihli Yön dergisinde Türkiye de Mülkiyet Meselesi adlı bir makale yayınladı Profesör bu yazısında Marks ın mülkiyet anlayışına dokunuyor Ama daha önce Marks ın felsefesi konusunda yaptığı yanlışların yeni bir örneğini veriyor Türkiyede mülkiyetin özel bir yapısı olduğunu kanıtlamaya girişmeden önce Marksın mülkiyet konusunda neler düşündüğünü doğru bir biçimde özetlemesi gerekirdi Oysa sayın Tanyol un Marksçı devlet nazariyesinin kurucusu olan Marks a göre de mülkiyet emektir dediğini görüyoruz Önce şunu belirtmek gerekir Marks ın gözünde mülkiyet bir bağlantıdır Yani toplum içindeki insanların üretim araçları ile aralarındaki bağlantıdır Tarih gelişimi içindeki insanların üretim araçları ile aralarındaki bağlantıdır Tarih gelişimi içinde bu bağlantı çeşitli biçimlere girdiği ve çeşitli muhtevaları dile getirdiği için mülkiyeti tek bir terimle Tanyol un tanımında emek terimi ile açıklamak kabil değildir Mülkiyet Marks a göre belli bir tarih aşamasında emekle aynı şey olduğu halde başka bir aşamada emekten büsbütün uzaklaşır ve bir takım insanların karşılığı verilmiş emeği kendilerine maletme hakkı olarak belirir Marks bu konuda şöyle diyor Başlangıçta mülkiyet hakkı insanın kendi emeği üzerine temellenmiş gibi görünüyordu Daha doğrusu eşit haklara sahip meta üreticilerinin biri ötekinin metaına sahip olmak istediği zaman kendi metaını elinden çıkarmak zorunda kaldığı ve elinden çıkardığı bu metaı ancak emeğiyle yeniden ortaya koyabildiği bir ortamda mülkiyetin emek üzerine temellendiği varsayımını faraziyesini kabul etmemiz gerekiyordu Oysa kapitalizmin daha sonraki gelişiminde mülkiyetin kapitalist bakımından karşılığı verilmemiş emeği ve bu emeğin ürününü kendine mal etme appropriation haline girdiği ve işçi bakımından da kendi ürününü kendine mal etmeme halinde belirdiğini görüyoruz Mülkiyetin emekten ayrılışı mülkiyet ve emeğin özdeşliğinden ayniyetinden doğan kanunun zorunlu bir sonucu halinde ortaya çıkmıştır Capital C I s 639 640 Modern Library Demek ki sayın Tanyol un sözünü ettiği mülkiyet yani Marks a göre kapitalist düzende üretim araçlarının özel mülkiyeti karşılığı verilmemiş emeği kendine mal edinme hakkıdır ve bu hak hukuk tarafından müeyyideleştirilmiştir Yani Marks a göre kapitalist düzendeki mülkiyet üretim araçlarını ellerinde tutanların başkaları tarafından ortaya konan ürünü kendilerine mal etme hakkından başka şey değildir Yukarıda gördüğümüz gibi Marks kapitalist üretimin temeli olan meta üretiminden önce kendi üretim araçları ile ürün ortaya koyan ve bu ürünleri başkalarının kendi üretim araçları ile ortaya koydukları ürünlerle değiştirenlerin yani zanaat üretimi yapanların mülkiyetini emekle tanımlayabiliriz demektedir Ama yine Marks a göre zanaat üretiminin yerini kapitalist üretim aldıkça yani meta üretimi aşamasına geldikçe bu üretimin kaçınılmaz sonucu olan artık değerin ortaya çıkışı ile işçinin karşılığı verilmemiş emeğinin kapitalistin cebine girmesi mülkiyet ile aynı şey olmuş yani özdeşleşmiştir Capital C I s 634 644 Modern Library Sayın Tanyol bu makalesinde de Marks ın felsefesine dokunarak şöyle diyor Bir çok sosyalist yazarlar Marks felsefesinin temelini teşkil eden diyalektik materyalizmi Hegel felsefesini tersine çevirmekle açıklarlar Herkesin bildiği bu gerçeği açıklayan sosyalist yazarlardan önce Marks ın kendisidir Marks tarihi maddecilik ile ilgili bütün el kitaplarında yer alan şu cümleyi Kapital in önsözünde yazmıştır Benim diyalektik metodum Hegel in metodundan farklı değildir sadece Hegel metodunun tam karşıtıdır Hegel e göre insan kafasının yaşama süreci yani düşünce süreci dediğimiz şey Hegel bunu ide terimiyle dile getirir ve bağımsız bir özne gibi ileri sürer gerçek dünyanın yaratıcısı ve şekillendiricisidir Ona göre gerçek dünya ide nin fenomenler içinde dile gelen dış bir biçiminden başka bir şey değildir Bunun tam tersine ben düşünce dünyası dediğimiz şeyin gerçek dünyanın insan zihni tarafından yansıtılması ve düşünce biçimine getirilmesinden başka şey olmadığını ileri sürüyorum İbidem s 25 Sayın Tanyol Marks felsefesinin temelini teşkil eden diyalektik materyalizm diyor Marks ın felsefesi acaba diyalektik materyalizm denilen görüş ile bir tutulabilir mi Marks ın hiç bir eserinde diyalektik materyalizm sözünün geçmediğine sayın Tanyol un dikkatini çekmek isterim Profesör Tanyol yine aynı yazısında servetin ana kaynağı olan toprak mülkiyeti yerine üretim vasıtalarının mülkiyeti geçmiştir diyor Marksçılık toprağı da üretim araçlarından sayar Bu bakımdan toprağın mülkiyeti üretim araçlarının mülkiyetinden farklı değildir Yani toprağın mülkiyeti üretim araçlarını teşkil eden öğelerden birinin mülkiyeti demektir Sayın Tanyol un mülkiyetten söz ederken şahsi mülkiyet

Nobel Kitap
546,00

Yapı Kredi Yayınları

2020384 sf.
Nobel Kitap

Felsefe Yazıları nda Selahattin Hilav ın Marksizmi bir dogma değil bir yöntem olarak ele alan düşünce çabasının ürünleri yer alıyor Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiye sinin toplumsal ve kültürel gerçeklerini resmi tarih ve ideolojinin ötesine geçerek anlamaya ve açıklamaya çalışan bu yazılarda yabancılaşma ve Asya Tibi Üretim Tarzı gibi kavramlar ele alınıyor bizde ve Doğu da birey in Batı dakinden neden ve nasıl farklı olduğu üzerinde duruluyor Çeşitli Batı düşünce akımlarının felsefesiz bir toplumla ilişkileri ve bu toplumda nasıl özümlendikleri ya da özümlenemedikleri de kitapta işlenen konular arasında

Yapı Kredi Yayınları
585,00

Yapı Kredi Yayınları

7. Baskı / 08.2025440 sf.
13.5 x 21 cm
Yapı Kredi Yayınları

Bu yazılar Marxçılığı bir dogma değil bir yöntem olarak ele almak isteyen bir düşünce çabasının ürünleridir Amaç Osmanlı Türk toplumunun gerçeklerini resmi tarih ve ideolojinin ötesine geçerek ve bunların iç yüzlerini ortaya dökerek açıklamaktır Dolayısıyla bu yazılarda yabancılaşma Asya tipi Üretim Tarzı gibi kavramlara gönderimler vardır Bunların yanı sıra ve bunlara bağlı olarak bizde birey in Batı daki bireyden nasıl ve neden farklı olduğu üzerinde durulmuştur Ayrıca çeşitli Batı düşünce akımları bunların felsefesiz bir toplumla ilişkileri ve nasıl özümlendikleri ya da özümlenmedikleri de bu yazıların ele aldığı sorunlar arasındadır Bir başka önemli sorun insanın ancak felsefeyle insan olabileceği sorunudur Eğer insanoğlunun temel varlığı düşünceyse felsefenin edindiği formlar insanın hangi aşamada olduğunu ortaya dökmek zorundadırlar Bundan ötürü ancak düşünce ve kültürle belli bir aşamaya varılabileceği ve tepeden inme şekilsel politik reformlarla insansal içeriğin köklü bir değişikliğe değil Tanzimat ve Cumhuriyet dönemlerinde görüldüğü gibi ancak gülünç bir kılık değişikliğine uğratılabileceği de bu yazılarda ileri sürülen tezler arasında yer almaktadır

Ucuz Kitap Al
585,00

Yapı Kredi Yayınları

Ağustos 2025384 sf.
13.50x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Selahattin Hilav tarafından kaleme alınan Felsefe Yazıları Yapı Kredi Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Felsefe Yazıları Selahattin Hilav Kitap Özeti Felsefe Yazılarında Selahattin Hilavın Marksizmi bir dogma değil bir yöntem olarak ele alan düşünce çabasının ürünleri yer alıyor Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiyesinin toplumsal ve kültürel gerçeklerini resmi tarih ve ideolojinin ötesine geçerek anlamaya ve açıklamaya çalışan bu yazılarda yabancılaşma ve Asya Tibi Üretim Tarzı gibi kavramlar ele alınıyor bizde ve Doğuda bireyin Batıdakinden neden ve nasıl farklı olduğu üzerinde duruluyor Çeşitli Batı düşünce akımlarının felsefesiz bir toplumla ilişkileri ve bu toplumda nasıl özümlendikleri ya da özümlenemedikleri de kitapta işlenen konular arasında Yayınevi Yapı Kredi Yayınları Yazar Selahattin Hilav Sayfa 384 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ağustos 2025 Barkod 9789753632454 Kategori Araştıma İnceleme Referans Genel Felsefe

Kitapsan
585,00

YAPI KREDİ YAYINLARI

Kitapsan

Felsefe Yazıları nda Selahattin H Yayınevi YAPI KREDİ YAYINLARI Yazar SELAHATTİN HİLAV

Şehadet Kitap
624,00

Yapı Kredi Yayınları ( YKY )

2025384 sf.
Şehadet Kitap

Bu yazılar Marxçılığı bir dogma değil bir yöntem olarak ele almak isteyen bir düşünce çabasının ürünleridir Amaç Osmanlı Türk toplumunun gerçeklerini resmi tarih ve ideolojinin ötesine geçerek ve bunların iç yüzlerini ortaya dökerek açıklamaktır Dolayısıyla bu yazılarda yabancılaşma Asya tipi Üretim Tarzı gibi kavramlara gönderimler vardır Bunların yanı sıra ve bunlara bağlı olarak bizde birey in Batı daki bireyden nasıl ve neden farklı olduğu üzerinde durulmuştur Ayrıca çeşitli Batı düşünce akımları bunların felsefesiz bir toplumla ilişkileri ve nasıl özümlendikleri ya da özümlenmedikleri de bu yazıların ele aldığı sorunlar arasındadır Bir başka önemli sorun insanın ancak felsefeyle insan olabileceği sorunudur Eğer insanoğlunun temel varlığı düşünceyse felsefenin edindiği formlar insanın hangi aşamada olduğunu ortaya dökmek zorundadırlar Bundan ötürü ancak düşünce ve kültürle belli bir aşamaya varılabileceği ve tepeden inme şekilsel politik reformlarla insansal içeriğin köklü bir değişikliğe değil Tanzimat ve Cumhuriyet dönemlerinde görüldüğü gibi ancak gülünç bir kılık değişikliğine uğratılabileceği de bu yazılarda ileri sürülen tezler arasında yer almaktadır Tadımlık Sosyalizm Teorisi ve Mülkiyet Sayın Profesör Cahit Tanyol 31 Ekim 1962 tarihli Yön dergisinde Türkiye de Mülkiyet Meselesi adlı bir makale yayınladı Profesör bu yazısında Marks ın mülkiyet anlayışına dokunuyor Ama daha önce Marks ın felsefesi konusunda yaptığı yanlışların yeni bir örneğini veriyor Türkiyede mülkiyetin özel bir yapısı olduğunu kanıtlamaya girişmeden önce Marksın mülkiyet konusunda neler düşündüğünü doğru bir biçimde özetlemesi gerekirdi Oysa sayın Tanyol un Marksçı devlet nazariyesinin kurucusu olan Marks a göre de mülkiyet emektir dediğini görüyoruz Önce şunu belirtmek gerekir Marks ın gözünde mülkiyet bir bağlantıdır Yani toplum içindeki insanların üretim araçları ile aralarındaki bağlantıdır Tarih gelişimi içindeki insanların üretim araçları ile aralarındaki bağlantıdır Tarih gelişimi içinde bu bağlantı çeşitli biçimlere girdiği ve çeşitli muhtevaları dile getirdiği için mülkiyeti tek bir terimle Tanyol un tanımında emek terimi ile açıklamak kabil değildir Mülkiyet Marks a göre belli bir tarih aşamasında emekle aynı şey olduğu halde başka bir aşamada emekten büsbütün uzaklaşır ve bir takım insanların karşılığı verilmiş emeği kendilerine maletme hakkı olarak belirir Marks bu konuda şöyle diyor Başlangıçta mülkiyet hakkı insanın kendi emeği üzerine temellenmiş gibi görünüyordu Daha doğrusu eşit haklara sahip meta üreticilerinin biri ötekinin metaına sahip olmak istediği zaman kendi metaını elinden çıkarmak zorunda kaldığı ve elinden çıkardığı bu metaı ancak emeğiyle yeniden ortaya koyabildiği bir ortamda mülkiyetin emek üzerine temellendiği varsayımını faraziyesini kabul etmemiz gerekiyordu Oysa kapitalizmin daha sonraki gelişiminde mülkiyetin kapitalist bakımından karşılığı verilmemiş emeği ve bu emeğin ürününü kendine mal etme appropriation haline girdiği ve işçi bakımından da kendi ürününü kendine mal etmeme halinde belirdiğini görüyoruz Mülkiyetin emekten ayrılışı mülkiyet ve emeğin özdeşliğinden ayniyetinden doğan kanunun zorunlu bir sonucu halinde ortaya çıkmıştır Capital C I s 639 640 Modern Library Demek ki sayın Tanyol un sözünü ettiği mülkiyet yani Marks a göre kapitalist düzende üretim araçlarının özel mülkiyeti karşılığı verilmemiş emeği kendine mal edinme hakkıdır ve bu hak hukuk tarafından müeyyideleştirilmiştir Yani Marks a göre kapitalist düzendeki mülkiyet üretim araçlarını ellerinde tutanların başkaları tarafından ortaya konan ürünü kendilerine mal etme hakkından başka şey değildir Yukarıda gördüğümüz gibi Marks kapitalist üretimin temeli olan meta üretiminden önce kendi üretim araçları ile ürün ortaya koyan ve bu ürünleri başkalarının kendi üretim araçları ile ortaya koydukları ürünlerle değiştirenlerin yani zanaat üretimi yap

624,00

Edebiyat Yazıları

Selahattin Hilav

Yapı Kredi

19940
Pandora
Kita Kitap
780,00

Yapı Kredi Yayınları

Ağustos 20257. baskı433 sf.
Ciltsiz13,50 x 21,00 cm2. HamurTürkçe

çev. Selahattin Özpalabıyıklar

Kita Kitap

Felsefe Yazıları nda Selahattin Hilav ın Marksizmi bir dogma değil bir yöntem olarak ele alan düşünce çabasının ürünleri yer alıyor Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiye sinin toplumsal ve kültürel gerçeklerini resmi tarih ve ideolojinin ötesine geçerek anlamaya ve açıklamaya çalışan bu yazılarda yabancılaşma ve Asya Tibi Üretim Tarzı gibi kavramlar ele alınıyor bizde ve Doğu da birey in Batı dakinden neden ve nasıl farklı olduğu üzerinde duruluyor Çeşitli Batı düşünce akımlarının felsefesiz bir toplumla ilişkileri ve bu toplumda nasıl özümlendikleri ya da özümlenemedikleri de kitapta işlenen konular arasında

Kitap Yurdu

YAPI KREDİ YAYINLARI

14.03.2008440 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cm3. Hm. KağıtTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Bu yazılar Marxçılığı bir dogma değil bir yöntem olarak ele almak isteyen bir düşünce çabasının ürünleridir Amaç Osmanlı Türk toplumunun gerçeklerini resmi tarih ve ideolojinin ötesine geçerek ve bunların iç yüzlerini ortaya dökerek açıklamaktır Dolayısıyla bu yazılarda yabancılaşma Asya tipi Üretim Tarzı gibi kavramlara gönderimler vardır Bunların yanı sıra ve bunlara bağlı olarak bizde birey in Batı daki bireyden nasıl ve neden farklı olduğu üzerinde durulmuştur Ayrıca çeşitli Batı düşünce akımları bunların felsefesiz bir toplumla ilişkileri ve nasıl özümlendikleri ya da özümlenmedikleri de bu yazıların ele aldığı sorunlar arasındadır Bir başka önemli sorun insanın ancak felsefeyle insan olabileceği sorunudur Eğer insanoğlunun temel varlığı düşünceyse felsefenin edindiği formlar insanın hangi aşamada olduğunu ortaya dökmek zorundadırlar Bundan ötürü ancak düşünce ve kültürle belli bir aşamaya varılabileceği ve tepeden inme şekilsel politik reformlarla insansal içeriğin köklü bir değişikliğe değil Tanzimat ve Cumhuriyet dönemlerinde görüldüğü gibi ancak gülünç bir kılık değişikliğine uğratılabileceği de bu yazılarda ileri sürülen tezler arasında yer almaktadır