Efkar Tepesi — Fakir Baykurt

Efkar Tepesi
Fakir BaykurtLiteratür Yayıncılık Dağıtım
Efkar Tepesi
Fakir BaykurtFakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1960 da yapılan Efkâr Tepesi ni yeniden okurla buluşturuyoruz Fakir Baykurt Efkâr Tepesi nde 1959 1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış Bu yazılar gerçeklerden yola çıkan bir anlatı aslında Partizanlık din sömürüsü köyün yoksulluğu köylünün cahilliği okur yazarlık kız çocuklarının okula gönderilmemesi gibi konular çarpıcı bir biçimde ele alınıyor Kuşkusuz ki okur bugünle bağ kuracaktır kitabı okuduğunda Yollarımız sokaklarımız yazın tozdan kışı çamurdan geçilmiyor Martta nisanda pabucumuzu kurtarıp bir evden bir eve gidemiyoruz Evlerimiz eriyen karla yağan yağmurla su içinde Damlarımızdan tavanlarımızdan sular eleniyor Kilimi keçeyi ıslatmamak için oraya buraya çanak diziyoruz Okullarımız da akıyor Okullar aktıkça çocukların öksürüğü artıyor Hâlâ köylerimizin okul davası kasabalarımızın hamam davası helâ davası çözülmemiştir Dört yıl önce Kızılay parasıyla temeli atılan hamamın tamamlanması gene Kızılay ın yapacağı yardıma bağlıdır Epeyden beri de okul çocuklarımızı Sam Amca nın süt tozuna alıştırmaya çalışıyoruz Çiftçilerimiz Toprak Ürünleri Ofisi nin doksana mal edip otuza sattığı buğdayı gözlüyorlar Bakımsız topraklarımızda ekinler üçer karıştan fazla boy atmıyor Söylevlerimizde demeçlerimizde barajdan geçilmiyor ama bir yıl yağmur yağmasın yiyecek buğdaya muhtaç kalıyoruz Yememiz yeme değil yatmamız yatma değil Gıda işi mesken işi su işi başlı başına birer sorun Bunlar böyle önümüzde serilip dururken biz de Yattı kalkmaz uzattı çekmez sözündeki gibi yatmışız bir görülmemiş uykuya öyle bir uyku öyle bir uyku uyandırabilene aşk olsun Korkunç bir yangeldimcilik

Literatür Yayıncılık
Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1960 da yapılan Efkâr Tepesi ni yeniden okurla buluşturuyoruz Fakir Baykurt Efkâr Tepesi nde 1959 1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış Bu yazılar gerçeklerden yola çıkan bir anlatı aslında Partizanlık din sömürüsü köyün yoksulluğu köylünün cahilliği okur yazarlık kız çocuklarının okula gönderilmemesi gibi konular çarpıcı bir biçimde ele alınıyor Kuşkusuz ki okur bugünle bağ kuracaktır kitabı okuduğunda Yollarımız sokaklarımız yazın tozdan kışı çamurdan geçilmiyor Martta nisanda pabucumuzu kurtarıp bir evden bir eve gidemiyoruz Evlerimiz eriyen karla yağan yağmurla su içinde Damlarımızdan tavanlarımızdan sular eleniyor Kilimi keçeyi ıslatmamak için oraya buraya çanak diziyoruz Okullarımız da akıyor Okullar aktıkça çocukların öksürüğü artıyor Hâlâ köylerimizin okul davası kasabalarımızın hamam davası helâ davası çözülmemiştir Dört yıl önce Kızılay parasıyla temeli atılan hamamın tamamlanması gene Kızılay ın yapacağı yardıma bağlıdır Epeyden beri de okul çocuklarımızı Sam Amca nın süt tozuna alıştırmaya çalışıyoruz Çiftçilerimiz Toprak Ürünleri Ofisi nin doksana mal edip otuza sattığı buğdayı gözlüyorlar Bakımsız topraklarımızda ekinler üçer karıştan fazla boy atmıyor Söylevlerimizde demeçlerimizde barajdan geçilmiyor ama bir yıl yağmur yağmasın yiyecek buğdaya muhtaç kalıyoruz Yememiz yeme değil yatmamız yatma değil Gıda işi mesken işi su işi başlı başına birer sorun Bunlar böyle önümüzde serilip dururken biz de Yattı kalkmaz uzattı çekmez sözündeki gibi yatmışız bir görülmemiş uykuya öyle bir uyku öyle bir uyku uyandırabilene aşk olsun Korkunç bir yangeldimcilik Ne Kadar İlerledik Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 268 Baskı Yılı 2015 Dili Türkçe Yayınevi Literatür Yayıncılık

LİTERATÜR YAYINLARI
Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1960 da yapılan Efkâr Tepesi ni yeniden okurla buluşturuyoruz Fakir Baykurt Efkâr Tepesi nde 1959 1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış Bu yazılar gerçeklerden yola çıkan bir anlatı aslında Partizanlık din sömürüsü köyün yoksulluğu köylünün cahilliği okur yazarlık kız çocuklarının okula gönderilmemesi gibi konular çarpıcı bir biçimde ele alınıyor Kuşkusuz ki okur bugünle bağ kuracaktır kitabı okuduğunda Yollarımız sokaklarımız yazın tozdan kışı çamurdan geçilmiyor Martta nisanda pabucumuzu kurtarıp bir evden bir eve gidemiyoruz Evlerimiz eriyen karla yağan yağmurla su içinde Damlarımızdan tavanlarımızdan sular eleniyor Kilimi keçeyi ıslatmamak için oraya buraya çanak diziyoruz Okullarımız da akıyor Okullar aktıkça çocukların öksürüğü artıyor Hâlâ köylerimizin okul davası kasabalarımızın hamam davası helâ davası çözülmemiştir Dört yıl önce Kızılay parasıyla temeli atılan hamamın tamamlanması gene Kızılay ın yapacağı yardıma bağlıdır Epeyden beri de okul çocuklarımızı Sam Amca nın süt tozuna alıştırmaya çalışıyoruz Çiftçilerimiz Toprak Ürünleri Ofisi nin doksana mal edip otuza sattığı buğdayı gözlüyorlar Bakımsız topraklarımızda ekinler üçer karıştan fazla boy atmıyor Söylevlerimizde demeçlerimizde barajdan geçilmiyor ama bir yıl yağmur yağmasın yiyecek buğdaya muhtaç kalıyoruz Yememiz yeme değil yatmamız yatma değil Gıda işi mesken işi su işi başlı başına birer sorun Bunlar böyle önümüzde serilip dururken biz de Yattı kalkmaz uzattı çekmez sözündeki gibi yatmışız bir görülmemiş uykuya öyle bir uyku öyle bir uyku uyandırabilene aşk olsun Korkunç bir yangeldimcilik Ne Kadar İlerledik

Literatür Yayıncılık
Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1960 da yapılan Efkâr Tepesi ni yeniden okurla buluşturuyoruz Fakir Baykurt Efkâr Tepesi nde 1959 1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış Bu yazılar gerçeklerden yola çıkan bir anlatı aslında Partizanlık din sömürüsü köyün yoksulluğu köylünün cahilliği okur yazarlık kız çocuklarının okula gönderilmemesi gibi konular çarpıcı bir biçimde ele alınıyor Kuşkusuz ki okur bugünle bağ kuracaktır kitabı okuduğunda Yollarımız sokaklarımız yazın tozdan kışı çamurdan geçilmiyor Martta nisanda pabucumuzu kurtarıp bir evden bir eve gidemiyoruz Evlerimiz eriyen karla yağan yağmurla su içinde Damlarımızdan tavanlarımızdan sular eleniyor Kilimi keçeyi ıslatmamak için oraya buraya çanak diziyoruz Okullarımız da akıyor Okullar aktıkça çocukların öksürüğü artıyor Hâlâ köylerimizin okul davası kasabalarımızın hamam davası helâ davası çözülmemiştir Dört yıl önce Kızılay parasıyla temeli atılan hamamın tamamlanması gene Kızılay ın yapacağı yardıma bağlıdır Epeyden beri de okul çocuklarımızı Sam Amca nın süt tozuna alıştırmaya çalışıyoruz Çiftçilerimiz Toprak Ürünleri Ofisi nin doksana mal edip otuza sattığı buğdayı gözlüyorlar Bakımsız topraklarımızda ekinler üçer karıştan fazla boy atmıyor Söylevlerimizde demeçlerimizde barajdan geçilmiyor ama bir yıl yağmur yağmasın yiyecek buğdaya muhtaç kalıyoruz Yememiz yeme değil yatmamız yatma değil Gıda işi mesken işi su işi başlıbaşına birer sorun Bunlar böyle önümüzde serilip dururken biz de Yattı kalkmaz uzattı çekmez sözündeki gibi yatmışız bir görülmemiş uykuya öyle bir uyku öyle bir uyku uyandırabilene aşk olsun Korkunç bir yangeldimcilik Ne Kadar İlerledik

LİTERATÜR
Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği Yayınevi LİTERATÜR Yazar FAKİR BAYKURT Dil TÜRKÇE Sayfa Sayısı 268 SAYFA Yıl 2015

Literatür Yayıncılık
Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1960 da yapılan Efkâr Tepesi ni yeniden okurla buluşturuyoruz Fakir Baykurt Efkar Tepesi nde 1959 1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış Bu yazılar gerçeklerden yola çıkan bir anlatı aslında Partizanlık din sömürüsü köyün yoksulluğu köylünün cahilliği okur yazarlık kız çocuklarının okula gönderilmemesi gibi konular çarpıcı bir biçimde ele alınıyor Kuşkusuz ki okur bugünle bağ kuracaktır kitabı okuduğunda Yollarımız sokaklarımız yazın tozdan kışı çamurdan geçilmiyor Martta nisanda pabucumuzu kurtarıp bir evden bir eve gidemiyoruz Evlerimiz eriyen karla yağan yağmurla su içinde Damlarımızdan tavanlarımızdan sular eleniyor Kilimi keçeyi ıslatmamak için oraya buraya çanak diziyoruz Okullarımız da akıyor Okullar aktıkça çocukların öksürüğü artıyor Hâlâ köylerimizin okul davası kasabalarımızın hamam davası helâ davası çözülmemiştir Dört yıl önce Kızılay parasıyla temeli atılan hamamın tamamlanması gene Kızılay ın yapacağı yardıma bağlıdır Epeyden beri de okul çocuklarımızı Sam Amca nın süt tozuna alıştırmaya çalışıyoruz Çiftçilerimiz Toprak Ürünleri Ofisi nin doksana mal edip otuza sattığı buğdayı gözlüyorlar Bakımsız topraklarımızda ekinler üçer karıştan fazla boy atmıyor Söylevlerimizde demeçlerimizde barajdan geçilmiyor ama bir yıl yağmur yağmasın yiyecek buğdaya muhtaç kalıyoruz Yememiz yeme değil yatmamız yatma değil Gıda işi mesken işi su işi başlı başına birer sorun Bunlar böyle önümüzde serilip dururken biz de Yattı kalkmaz uzattı çekmez sözündeki gibi yatmışız bir görülmemiş uykuya öyle bir uyku öyle bir uyku uyandırabilene aşk olsun Korkunç bir yangeldimcilik Ne Kadar İlerledik

Literatür Yayıncılık
Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1960 da yapılan Efkâr Tepesi ni yeniden okurla buluşturuyoruz Fakir Baykurt Efkâr Tepesi nde 1959 1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış Bu yazılar gerçeklerden yola çıkan bir anlatı aslında Partizanlık din sömürüsü köyün yoksulluğu köylünün cahilliği okur yazarlık kız çocuklarının okula gönderilmemesi gibi konular çarpıcı bir biçimde ele alınıyor Kuşkusuz ki okur bugünle bağ kuracaktır kitabı okuduğunda Yollarımız sokaklarımız yazın tozdan kışı çamurdan geçilmiyor Martta nisanda pabucumuzu kurtarıp bir evden bir eve gidemiyoruz Evlerimiz eriyen karla yağan yağmurla su içinde Damlarımızdan tavanlarımızdan sular eleniyor Kilimi keçeyi ıslatmamak için oraya buraya çanak diziyoruz Okullarımız da akıyor Okullar aktıkça çocukların öksürüğü artıyor Hâlâ köylerimizin okul davası kasabalarımızın hamam davası helâ davası çözülmemiştir Dört yıl önce Kızılay parasıyla temeli atılan hamamın tamamlanması gene Kızılay ın yapacağı yardıma bağlıdır Epeyden beri de okul çocuklarımızı Sam Amca nın süt tozuna alıştırmaya çalışıyoruz Çiftçilerimiz Toprak Ürünleri Ofisi nin doksana mal edip otuza sattığı buğdayı gözlüyorlar Bakımsız topraklarımızda ekinler üçer karıştan fazla boy atmıyor Söylevlerimizde demeçlerimizde barajdan geçilmiyor ama bir yıl yağmur yağmasın yiyecek buğdaya muhtaç kalıyoruz Yememiz yeme değil yatmamız yatma değil Gıda işi mesken işi su işi başlıbaşına birer sorun Bunlar böyle önümüzde serilip dururken biz de Yattı kalkmaz uzattı çekmez sözündeki gibi yatmışız bir görülmemiş uykuya öyle bir uyku öyle bir uyku uyandırabilene aşk olsun Korkunç bir yangeldimcilik Ne Kadar İlerledik

Literatür
Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1960 da yapılan Efkâr Tepesi ni yeniden okurla buluşturuyoruz Fakir Baykurt Efkâr Tepesi nde 1959 1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış Bu yazılar gerçeklerden yola çıkan bir anlatı aslında Partizanlık din sömürüsü köyün yoksulluğu köylünün cahilliği okur yazarlık kız çocuklarının okula gönderilmemesi gibi konular çarpıcı bir biçimde ele alınıyor Kuşkusuz ki okur bugünle bağ kuracaktır kitabı okuduğunda Yollarımız sokaklarımız yazın tozdan kışı çamurdan geçilmiyor Martta nisanda pabucumuzu kurtarıp bir evden bir eve gidemiyoruz Evlerimiz eriyen karla yağan yağmurla su içinde Damlarımızdan tavanlarımızdan sular eleniyor Kilimi keçeyi ıslatmamak için oraya buraya çanak diziyoruz Okullarımız da akıyor Okullar aktıkça çocukların öksürüğü artıyor Hâlâ köylerimizin okul davası kasabalarımızın hamam davası helâ davası çözülmemiştir Dört yıl önce Kızılay parasıyla temeli atılan hamamın tamamlanması gene Kızılay ın yapacağı yardıma bağlıdır Epeyden beri de okul çocuklarımızı Sam Amca nın süt tozuna alıştırmaya çalışıyoruz Çiftçilerimiz Toprak Ürünleri Ofisi nin doksana mal edip otuza sattığı buğdayı gözlüyorlar Bakımsız topraklarımızda ekinler üçer karıştan fazla boy atmıyor Söylevlerimizde demeçlerimizde barajdan geçilmiyor ama bir yıl yağmur yağmasın yiyecek buğdaya muhtaç kalıyoruz Yememiz yeme değil yatmamız yatma değil Gıda işi mesken işi su işi başlı başına birer sorun Bunlar böyle önümüzde serilip dururken biz de Yattı kalkmaz uzattı çekmez sözündeki gibi yatmışız bir görülmemiş uykuya öyle bir uyku öyle bir uyku uyandırabilene aşk olsun Korkunç bir yangeldimcilik Ne Kadar İlerledik

Literatür Yayıncılık
Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1960 da yapılan Efkâr Tepesi ni yeniden okurla buluşturuyoruz Fakir Baykurt Efkâr Tepesi nde 1959 1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış Bu yazılar gerçeklerden yola çıkan bir anlatı aslında Partizanlık din sömürüsü köyün yoksulluğu köylünün cahilliği okur yazarlık kız çocuklarının okula gönderilmemesi gibi konular çarpıcı bir biçimde ele alınıyor Kuşkusuz ki okur bugünle bağ kuracaktır kitabı okuduğunda Yollarımız sokaklarımız yazın tozdan kışı çamurdan geçilmiyor Martta nisanda pabucumuzu kurtarıp bir evden bir eve gidemiyoruz Evlerimiz eriyen karla yağan yağmurla su içinde Damlarımızdan tavanlarımızdan sular eleniyor Kilimi keçeyi ıslatmamak için oraya buraya çanak diziyoruz Okullarımız da akıyor Okullar aktıkça çocukların öksürüğü artıyor Hâlâ köylerimizin okul davası kasabalarımızın hamam davası helâ davası çözülmemiştir Dört yıl önce Kızılay parasıyla temeli atılan hamamın tamamlanması gene Kızılay ın yapacağı yardıma bağlıdır Epeyden beri de okul çocuklarımızı Sam Amca nın süt tozuna alıştırmaya çalışıyoruz Çiftçilerimiz Toprak Ürünleri Ofisi nin doksana mal edip otuza sattığı buğdayı gözlüyorlar Bakımsız topraklarımızda ekinler üçer karıştan fazla boy atmıyor Söylevlerimizde demeçlerimizde barajdan geçilmiyor ama bir yıl yağmur yağmasın yiyecek buğdaya muhtaç kalıyoruz Yememiz yeme değil yatmamız yatma değil Gıda işi mesken işi su işi başlıbaşına birer sorun Bunlar böyle önümüzde serilip dururken biz de Yattı kalkmaz uzattı çekmez sözündeki gibi yatmışız bir görülmemiş uykuya öyle bir uyku öyle bir uyku uyandırabilene aşk olsun Korkunç bir yangeldimcilik Ne Kadar İlerledik

Literatür Yayınevi
Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1960 da yapılan Efkâr Tepesi ni yeniden okurla buluşturuyoruz Fakir Baykurt Efkar Tepesi nde 1959 1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış Bu yazılar gerçeklerden yola çıkan bir anlatı aslında Partizanlık din sömürüsü köyün yoksulluğu köylünün cahilliği okur yazarlık kız çocuklarının okula gönderilmemesi gibi konular çarpıcı bir biçimde ele alınıyor Kuşkusuz ki okur bugünle bağ kuracaktır kitabı okuduğunda Yollarımız sokaklarımız yazın tozdan kışı çamurdan geçilmiyor Martta nisanda pabucumuzu kurtarıp bir evden bir eve gidemiyoruz Evlerimiz eriyen karla yağan yağmurla su içinde Damlarımızdan tavanlarımızdan sular eleniyor Kilimi keçeyi ıslatmamak için oraya buraya çanak diziyoruz Okullarımız da akıyor Okullar aktıkça çocukların öksürüğü artıyor Hâlâ köylerimizin okul davası kasabalarımızın hamam davası helâ davası çözülmemiştir Dört yıl önce Kızılay parasıyla temeli atılan hamamın tamamlanması gene Kızılay ın yapacağı yardıma bağlıdır Epeyden beri de okul çocuklarımızı Sam Amca nın süt tozuna alıştırmaya çalışıyoruz Çiftçilerimiz Toprak Ürünleri Ofisi nin doksana mal edip otuza sattığı buğdayı gözlüyorlar Bakımsız topraklarımızda ekinler üçer karıştan fazla boy atmıyor Söylevlerimizde demeçlerimizde barajdan geçilmiyor ama bir yıl yağmur yağmasın yiyecek buğdaya muhtaç kalıyoruz Yememiz yeme değil yatmamız yatma değil Gıda işi mesken işi su işi başlı başına birer sorun Bunlar böyle önümüzde serilip dururken biz de Yattı kalkmaz uzattı çekmez sözündeki gibi yatmışız bir görülmemiş uykuya öyle bir uyku öyle bir uyku uyandırabilene aşk olsun Korkunç bir yangeldimcilik Ne Kadar İlerledik img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img