Elif Diye Bir Türkü Dilsiz Oyunu — Mehmet Başaran

Elif Diye Bir Türkü Dilsiz Oyunu
Mehmet BaşaranLiteratür Yayıncılık Dağıtım
Elif Diye Bir Türkü Dilsiz Oyunu
Mehmet BaşaranYayınevimiz bu kez Mehmet Başaran ın iki kitabını Elif Diye Bir Türkü ile Dilsiz Oyunu nu birlikte okurlara sunuyor Başaran öykülerinde daha çok Trakya yöresini köyünü köylüsünü ve onun siyasî ve ekonomik sistem tarafından sömürülüşünü konu ediniyor Köylünün içinde bulunduğu güç koşulları gerçekçi bir anlayışla yansıtarak köy insanının duygusunu hayallerini töresini inancını içine düştüğü yoksulluğu toprakla ilişkisini çarpıcı bir biçimde veriyor Trakya nın doğasını şiirsel bir anlatımla betimleyen Başaran yanı sıra köylüsünün ağzını deyişlerini deyimlerini de metnin içine alarak öykücülüğümüze dil ve ifade zengiliği getiriyor Evet yaşı yetmişi geçiyordu Akranları çoktan Sarıtepe yi boylamıştı Eskisi gibi çift süremiyor kütük çıkaramıyordu Kimi zaman yaşlılar kahvesinde bile göçü gitmiş de gerilerde kalmış gibi duyuyordu kendini Ama içi gençlerden daha gençti Ha deseler dilsiz oyununda başı çekerdi Madem ki kırlar ayağının dibine gelmişti bu güzel kokuları ciğerlerine doldurabiliyordu kendi rüzgarının önünde dilediği yere giderdi o Boşuna dırlanma Kuru Kamile senin gibi ıh vay ocak başlarında oturamam Ayaklarım dilsiz oyununun tadına doyamadı daha Yaz geceleri kırda yattığımızda sana oynadığım oyunları düşün de kes sesini Varsın kır domuz deli hafız koca pezevenk diye homurdansın ardımdan yüreği kurumuşlar Kime neydi yaşından Yazların geveze böceği saçları arasında cırlıyordu ya Soluğu kesilmedikçe Avucunu yalasındı ölmesini bekleyen mirasçılar Parmak uçlarından gelinböceklerini uçurarak yürüdü Elif Diye Bir Türkü Ezilmiş Bir Islık Tavşan Rüstem Aga Zorda Ya Kaysıcık Kasaba mııı Çopur Ayrılanmak Başka Bir Emne Çıvgar Ali Sidikli Hasan Baba Kör Anşa nın Bebesi Kışlaçatağı Kimin Sarıkız Yitik Çağrılan Elif Diye Bir Türkü Ağıtsız Dilsiz Oyunu Adı Bilinmeyen Çiçekler İşçi Olmak İstiyorum Ak Saçlı Öğretmen Ey Ahlatlar Yalnızlık Sıngını Güzün Ucu Dilsiz Oyunu Kim Söyleyecek Benim Türkümü Gündöndüler Yüz Yetmiş

Literatür Yayıncılık
Yayınevimiz bu kez Mehmet Başaran ın iki kitabını Elif Diye Bir Türkü ile Dilsiz Oyunu nu birlikte okurlara sunuyor Başaran öykülerinde daha çok Trakya yöresini köyünü köylüsünü ve onun siyasî ve ekonomik sistem tarafından sömürülüşünü konu ediniyor Köylünün içinde bulunduğu güç koşulları gerçekçi bir anlayışla yansıtarak köy insanının duygusunu hayallerini töresini inancını içine düştüğü yoksulluğu toprakla ilişkisini çarpıcı bir biçimde veriyor Trakya nın doğasını şiirsel bir anlatımla betimleyen Başaran yanı sıra köylüsünün ağzını deyişlerini deyimlerini de metnin içine alarak öykücülüğümüze dil ve ifade zengiliği getiriyor Evet yaşı yetmişi geçiyordu Akranları çoktan Sarıtepe yi boylamıştı Eskisi gibi çift süremiyor kütük çıkaramıyordu Kimi zaman yaşlılar kahvesinde bile göçü gitmiş de gerilerde kalmış gibi duyuyordu kendini Ama içi gençlerden daha gençti Ha deseler dilsiz oyununda başı çekerdi Madem ki kırlar ayağının dibine gelmişti bu güzel kokuları ciğerlerine doldurabiliyordu kendi rüzgarının önünde dilediği yere giderdi o Boşuna dırlanma Kuru Kamile senin gibi ıh vay ocak başlarında oturamam Ayaklarım dilsiz oyununun tadına doyamadı daha Yaz geceleri kırda yattığımızda sana oynadığım oyunları düşün de kes sesini Varsın kır domuz deli hafız koca pezevenk diye homurdansın ardımdan yüreği kurumuşlar Kime neydi yaşından Yazların geveze böceği saçları arasında cırlıyordu ya Soluğu kesilmedikçe Avucunu yalasındı ölmesini bekleyen mirasçılar Parmak uçlarından gelinböceklerini uçurarak yürüdü Tanıtım Bülteninden

Literatür
Yayınevimiz bu kez Mehmet Başaran ın iki kitabını Elif Diye Bir Türkü ile Dilsiz Oyunu nu birlikte okurlara sunuyor Başaran öykülerinde daha çok Trakya yöresini köyünü köylüsünü ve onun siyasî ve ekonomik sistem tarafından sömürülüşünü konu ediniyor Köylünün içinde bulunduğu güç koşulları gerçekçi bir anlayışla yansıtarak köy insanının duygusunu hayallerini töresini inancını içine düştüğü yoksulluğu toprakla ilişkisini çarpıcı bir biçimde veriyor Trakya nın doğasını şiirsel bir anlatımla betimleyen Başaran yanı sıra köylüsünün ağzını deyişlerini deyimlerini de metnin içine alarak öykücülüğümüze dil ve ifade zengiliği getiriyor Evet yaşı yetmişi geçiyordu Akranları çoktan Sarıtepe yi boylamıştı Eskisi gibi çift süremiyor kütük çıkaramıyordu Kimi zaman yaşlılar kahvesinde bile göçü gitmiş de gerilerde kalmış gibi duyuyordu kendini Ama içi gençlerden daha gençti Ha deseler dilsiz oyununda başı çekerdi Madem ki kırlar ayağının dibine gelmişti bu güzel kokuları ciğerlerine doldurabiliyordu kendi rüzgarının önünde dilediği yere giderdi o Boşuna dırlanma Kuru Kamile senin gibi ıh vay ocak başlarında oturamam Ayaklarım dilsiz oyununun tadına doyamadı daha Yaz geceleri kırda yattığımızda sana oynadığım oyunları düşün de kes sesini Varsın kır domuz deli hafız koca pezevenk diye homurdansın ardımdan yüreği kurumuşlar Kime neydi yaşından Yazların geveze böceği saçları arasında cırlıyordu ya Soluğu kesilmedikçe Avucunu yalasındı ölmesini bekleyen mirasçılar Parmak uçlarından gelinböceklerini uçurarak yürüdü Dilsiz Oyunu İçindekiler Elif Diye Bir Türkü Ezilmiş Bir Islık Tavşan Rüstem Aga Zorda Ya Kaysıcık Kasaba mııı Çopur Ayrılanmak Başka Bir Emne Çıvgar Ali Sidikli Hasan Baba Kör Anşa nın Bebesi Kışlaçatağı Kimin Sarıkız Yitik Çağrılan Elif Diye Bir Türkü Ağıtsız Dilsiz Oyunu Adı Bilinmeyen Çiçekler İşçi Olmak İstiyorum Ak Saçlı Öğretmen Ey Ahlatlar Yalnızlık Sıngını Güzün Ucu Dilsiz Oyunu Kim Söyleyecek Benim Türkümü Gündöndüler Yüz Yetmiş

Literatür Yayıncılık
Yayınevimiz bu kez Mehmet Başaran ın iki kitabını Elif Diye Bir Türkü ile Dilsiz Oyunu nu birlikte okurlara sunuyor Başaran öykülerinde daha çok Trakya yöresini köyünü köylüsünü ve onun siyasî ve ekonomik sistem tarafından sömürülüşünü konu ediniyor Köylünün içinde bulunduğu güç koşulları gerçekçi bir anlayışla yansıtarak köy insanının duygusunu hayallerini töresini inancını içine düştüğü yoksulluğu toprakla ilişkisini çarpıcı bir biçimde veriyor Trakya nın doğasını şiirsel bir anlatımla betimleyen Başaran yanı sıra köylüsünün ağzını deyişlerini deyimlerini de metnin içine alarak öykücülüğümüze dil ve ifade zengiliği getiriyor Evet yaşı yetmişi geçiyordu Akranları çoktan Sarıtepe yi boylamıştı Eskisi gibi çift süremiyor kütük çıkaramıyordu Kimi zaman yaşlılar kahvesinde bile göçü gitmiş de gerilerde kalmış gibi duyuyordu kendini Ama içi gençlerden daha gençti Ha deseler dilsiz oyununda başı çekerdi Madem ki kırlar ayağının dibine gelmişti bu güzel kokuları ciğerlerine doldurabiliyordu kendi rüzgarının önünde dilediği yere giderdi o Boşuna dırlanma Kuru Kamile senin gibi ıh vay ocak başlarında oturamam Ayaklarım dilsiz oyununun tadına doyamadı daha Yaz geceleri kırda yattığımızda sana oynadığım oyunları düşün de kes sesini Varsın kır domuz deli hafız koca pezevenk diye homurdansın ardımdan yüreği kurumuşlar Kime neydi yaşından Yazların geveze böceği saçları arasında cırlıyordu ya Soluğu kesilmedikçe Avucunu yalasındı ölmesini bekleyen mirasçılar Parmak uçlarından gelinböceklerini uçurarak yürüdü

Literatür Yayıncılık
Yayınevimiz bu kez Mehmet Başaran ın iki kitabını Elif Diye Bir Türkü ile Dilsiz Oyunu nu birlikte okurlara sunuyor Başaran öykülerinde daha çok Trakya yöresini köyünü köylüsünü ve onun siyasî ve ekonomik sistem tarafından sömürülüşünü konu ediniyor Köylünün içinde bulunduğu güç koşulları gerçekçi bir anlayışla yansıtarak köy insanının duygusunu hayallerini töresini inancını içine düştüğü yoksulluğu toprakla ilişkisini çarpıcı bir biçimde veriyor Trakya nın doğasını şiirsel bir anlatımla betimleyen Başaran yanı sıra köylüsünün ağzını deyişlerini deyimlerini de metnin içine alarak öykücülüğümüze dil ve ifade zengiliği getiriyor Evet yaşı yetmişi geçiyordu Akranları çoktan Sarıtepe yi boylamıştı Eskisi gibi çift süremiyor kütük çıkaramıyordu Kimi zaman yaşlılar kahvesinde bile göçü gitmiş de gerilerde kalmış gibi duyuyordu kendini Ama içi gençlerden daha gençti Ha deseler dilsiz oyununda başı çekerdi Madem ki kırlar ayağının dibine gelmişti bu güzel kokuları ciğerlerine doldurabiliyordu kendi rüzgarının önünde dilediği yere giderdi o Boşuna dırlanma Kuru Kamile senin gibi ıh vay ocak başlarında oturamam Ayaklarım dilsiz oyununun tadına doyamadı daha Yaz geceleri kırda yattığımızda sana oynadığım oyunları düşün de kes sesini Varsın kır domuz deli hafız koca pezevenk diye homurdansın ardımdan yüreği kurumuşlar Kime neydi yaşından Yazların geveze böceği saçları arasında cırlıyordu ya Soluğu kesilmedikçe Avucunu yalasındı ölmesini bekleyen mirasçılar Parmak uçlarından gelinböceklerini uçurarak yürüdü Yayınevi Literatür Yayıncılık Yazar Mehmet Başaran Sayfa 236 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Eylül 2020 Barkod 9789750408267 Kategori Öykü

Literatür Yayıncılık
Yayınevimiz bu kez Mehmet Başaran ın iki kitabını Elif Diye Bir Türkü ile Dilsiz Oyunu nu birlikte okurlara sunuyor Başaran öykülerinde daha çok Trakya yöresini köyünü köylüsünü ve onun siyasî ve ekonomik sistem tarafından sömürülüşünü konu ediniyor Köylünün içinde bulunduğu güç koşulları gerçekçi bir anlayışla yansıtarak köy insanının duygusunu hayallerini töresini inancını içine düştüğü yoksulluğu toprakla ilişkisini çarpıcı bir biçimde veriyor Trakya nın doğasını şiirsel bir anlatımla betimleyen Başaran yanı sıra köylüsünün ağzını deyişlerini deyimlerini de metnin içine alarak öykücülüğümüze dil ve ifade zengiliği getiriyor Evet yaşı yetmişi geçiyordu Akranları çoktan Sarıtepe yi boylamıştı Eskisi gibi çift süremiyor kütük çıkaramıyordu Kimi zaman yaşlılar kahvesinde bile göçü gitmiş de gerilerde kalmış gibi duyuyordu kendini Ama içi gençlerden daha gençti Ha deseler dilsiz oyununda başı çekerdi Madem ki kırlar ayağının dibine gelmişti bu güzel kokuları ciğerlerine doldurabiliyordu kendi rüzgarının önünde dilediği yere giderdi o Boşuna dırlanma Kuru Kamile senin gibi ıh vay ocak başlarında oturamam Ayaklarım dilsiz oyununun tadına doyamadı daha Yaz geceleri kırda yattığımızda sana oynadığım oyunları düşün de kes sesini Varsın kır domuz deli hafız koca pezevenk diye homurdansın ardımdan yüreği kurumuşlar Kime neydi yaşından Yazların geveze böceği saçları arasında cırlıyordu ya Soluğu kesilmedikçe Avucunu yalasındı ölmesini bekleyen mirasçılar Parmak uçlarından gelinböceklerini uçurarak yürüdü

Literatür Yayıncılık
Yayınevimiz bu kez Mehmet Başaran ın iki kitabını Elif Diye Bir Türkü ile Dilsiz Oyunu nu birlikte okurlara sunuyor Başaran öykülerinde daha çok Trakya yöresini köyünü köylüsünü ve onun siyasî ve ekonomik sistem tarafından sömürülüşünü konu ediniyor Köylünün içinde bulunduğu güç koşulları gerçekçi bir anlayışla yansıtarak köy insanının duygusunu hayallerini töresini inancını içine düştüğü yoksulluğu toprakla ilişkisini çarpıcı bir biçimde veriyor Trakya nın doğasını şiirsel bir anlatımla betimleyen Başaran yanı sıra köylüsünün ağzını deyişlerini deyimlerini de metnin içine alarak öykücülüğümüze dil ve ifade zengiliği getiriyor Evet yaşı yetmişi geçiyordu Akranları çoktan Sarıtepe yi boylamıştı Eskisi gibi çift süremiyor kütük çıkaramıyordu Kimi zaman yaşlılar kahvesinde bile göçü gitmiş de gerilerde kalmış gibi duyuyordu kendini Ama içi gençlerden daha gençti Ha deseler dilsiz oyununda başı çekerdi Madem ki kırlar ayağının dibine gelmişti bu güzel kokuları ciğerlerine doldurabiliyordu kendi rüzgarının önünde dilediği yere giderdi o Boşuna dırlanma Kuru Kamile senin gibi ıh vay ocak başlarında oturamam Ayaklarım dilsiz oyununun tadına doyamadı daha Yaz geceleri kırda yattığımızda sana oynadığım oyunları düşün de kes sesini Varsın kır domuz deli hafız koca pezevenk diye homurdansın ardımdan yüreği kurumuşlar Kime neydi yaşından Yazların geveze böceği saçları arasında cırlıyordu ya Soluğu kesilmedikçe Avucunu yalasındı ölmesini bekleyen mirasçılar Parmak uçlarından gelinböceklerini uçurarak yürüdü