Elmaslardaki Gökyüzü — Nilüfer Altınel

Elmaslardaki Gökyüzü
Nilüfer AltınelOğlak Yayınları
Elmaslardaki Gökyüzü
Nilüfer AltınelDünyanın denize nazır birçok büyük şehrinde karaları o yakasından tutup bu yakaya birleştirmeye yarayan çengelli iğneler misali görkemli ışıl ışıl köprüler vardır İnsanlar iş çıkışlarında arabalarını bu köprülere karşı park ederek seyredenin gözlerini sulandıran ışıklarda Tanrısal bir işaretin izlerini ararcasına saatlerini geçirirler Oturduğum yerden ben de aynı manzaraya bakıyor ve benzer bir heyecanın benim de zihnimde şimşekler çaktıracağını umuyorum Bütün şehir kulakları zonklatan sesleri ışıltıları gözleri acıtan renkleri aceleci sakinleriyle bana ben olduğum yerde donup kalsam bile zamanın akıp geçmesinden kaçınılamayacağını anlatıyor Ve bu neredeyse cayır cayır kaynayan tablonun ortasında köprü inci gibi bir el yazısıyla şu cümleyi nakşediyor Bundan sonra olacak ne Yanıma oturan gerçekten güzel görünüşlü bir adam kendisi görünmeden önce burnuma dolan hoş kokusuyla eğilip yüzüme bakmadan soruyor Birader ateşin var mı Ne geceydi ama diyor yakışıklı adam Ne o Benimle konuşmak mı istiyor yoksa beni öylesine umursamıyor ki yanımda kendi kendine rahatça hoş beş mi ediyor Evet diyorum iyice üzerine eğilerek Köprünün yakıcı ışıkları tek tek adamın iri siyah gözlerinde ışıldıyor Esmer teni soğuktan hafif mavimtırak bir renk almış dudakları üzerindeki çizgi halindeki çatlaklardan sızan kanla daha da kırmızı görünüyor Eğilip öpüyorum onu dudaklarından Hayvan türlerinin çoğunda birinin diğerine yaklaşması bir saldırı olarak kabul edilir Göğsümde derin bir acıyla yıkılıyorum yere Genç bir kadın en çok kendine kaçabilir çekip gitmesi gerektiğinde Nilüfer Altınel den çarpıcı bir ilk roman Elmaslardaki Gökyüzü

Oğlak Yayıncılık
Dünyanın denize nazır birçok büyük şehrinde karaları o yakasından tutup bu yakaya birleştirmeye yarayan çengelli iğneler misali görkemli ışıl ışıl köprüler vardır İnsanlar iş çıkışlarında arabalarını bu köprülere karşı park ederek seyredenin gözlerini sulandıran ışıklarda Tanrısal bir işaretin izlerini ararcasına saatlerini geçirirler Oturduğum yerden ben de aynı manzaraya bakıyor ve benzer bir heyecanın benim de zihnimde şimşekler çaktıracağını umuyorum Bütün şehir kulakları zonklatan sesleri ışıltıları gözleri acıtan renkleri aceleci sakinleriyle bana ben olduğum yerde donup kalsam bile zamanın akıp geçmesinden kaçınılmayacağını anlatıyor Ve bu neredeyse cayır cayır kaynayan tablonun ortasında köprü inci gibi bir el yazısıyla şu cümleyi nakşediyor Bundan sonra olacak ne Yanıma oturan gerçekten güzel görünüşlü bir adam kendisi görünmeden önce burnuma dolan hoş kokusuyla eğilip yüzüme bakmadan soruyor Birader ateşin var mı Ne geceydi ama diyor yakışıklı adam Ne o Benimle konuşmak mı istiyor yoksa beni öylesine umursamıyor ki yanımda kendi kendine rahatça hoş beş mi ediyor Evet diyorum iyice üzerine eğilerek Köprünün yakıcı ışıkları tek tek adamın iri siyah gözlerinde ışıldıyor Esmer teni soğuktan hafif mavimtırak bir renk almış dudakları üzerindeki çizgi halindeki çatlaklardan sızan kanla daha da kırmızı görünüyor Eğilip öpüyorum onu dudaklarından Hayvan türlerinin çoğunda birinin diğerine yaklaşması bir saldırı olarak kabul edilir Göğsümde derin bir acıyla yıkılıyorum yere Genç bir kadın en çok kendine kaçabilir çekip gitmesi gerektiğinde Nilüfer Altınel den çarpıcı bir ilk roman Elmaslardaki Gökyüzü

Oğlak Yayıncılık
Dünyanın denize nazır birçok büyük şehrinde karaları o yakasından tutup bu yakaya birleştirmeye yarayan çengelli iğneler misali görkemli ışıl ışıl köprüler vardır İnsanlar iş çıkışlarında arabalarını bu köprülere karşı park ederek seyredenin gözlerini sulandıran ışıklarda Tanrısal bir işaretin izlerini ararcasına saatlerini geçirirler Oturduğum yerden ben de aynı manzaraya bakıyor ve benzer bir heyecanın benim de zihnimde şimşekler çaktıracağını umuyorum Bütün şehir kulakları zonklatan sesleri ışıltıları gözleri acıtan renkleri aceleci sakinleriyle bana ben olduğum yerde donup kalsam bile zamanın akıp geçmesinden kaçınılmayacağını anlatıyor Ve bu neredeyse cayır cayır kaynayan tablonun ortasında köprü inci gibi bir el yazısıyla şu cümleyi nakşediyor Bundan sonra olacak ne Yanıma oturan gerçekten güzel görünüşlü bir adam kendisi görünmeden önce burnuma dolan hoş kokusuyla eğilip yüzüme bakmadan soruyor Birader ateşin var mı Ne geceydi ama diyor yakışıklı adam Ne o Benimle konuşmak mı istiyor yoksa beni öylesine umursamıyor ki yanımda kendi kendine rahatça hoş beş mi ediyor Evet diyorum iyice üzerine eğilerek Köprünün yakıcı ışıkları tek tek adamın iri siyah gözlerinde ışıldıyor Esmer teni soğuktan hafif mavimtırak bir renk almış dudakları üzerindeki çizgi halindeki çatlaklardan sızan kanla daha da kırmızı görünüyor Eğilip öpüyorum onu dudaklarından Hayvan türlerinin çoğunda birinin diğerine yaklaşması bir saldırı olarak kabul edilir Göğsümde derin bir acıyla yıkılıyorum yere Genç bir kadın en çok kendine kaçabilir çekip gitmesi gerektiğinde Nilüfer Altınel den çarpıcı bir ilk roman Elmaslardaki Gökyüzü
Elmaslardaki Gökyüzü
Nilüfer Altınel
Oğlak
Dünyanın denize nazır birçok büyük şehrinde karaları o yakasından tutup bu yakaya birleştirmeye yarayan çengelli iğneler misali görkemli ışıl ışıl köprüler vardır İnsanlar iş çıkışlarında arabalarını bu köprülere karşı park ederek seyredenin gözlerini sulandıran ışıklarda Tanrısal bir işaretin izlerini ararcasına saatlerini geçirirler Oturduğum yerden ben de aynı manzaraya bakıyor ve benzer bir heyecanın benim de zihnimde şimşekler çaktıracağını umuyorum Bütün şehir kulakları zonklatan sesleri ışıltıları gözleri acıtan renkleri aceleci sakinleriyle bana ben olduğum yerde donup kalsam bile zamanın akıp geçmesinden kaçınılmayacağını anlatıyor Ve bu neredeyse cayır cayır kaynayan tablonun ortasında köprü inci gibi bir el yazısıyla şu cümleyi nakşediyor Bundan sonra olacak ne Yanıma oturan gerçekten güzel görünüşlü bir adam kendisi görünmeden önce burnuma dolan hoş kokusuyla eğilip yüzüme bakmadan soruyor Birader ateşin var mı Ne geceydi ama diyor yakışıklı adam Ne o Benimle konuşmak mı istiyor yoksa beni öylesine umursamıyor ki yanımda kendi kendine rahatça hoş beş mi ediyor Evet diyorum iyice üzerine eğilerek Köprünün yakıcı ışıkları tek tek adamın iri siyah gözlerinde ışıldıyor Esmer teni soğuktan hafif mavimtırak bir renk almış dudakları üzerindeki çizgi halindeki çatlaklardan sızan kanla daha da kırmızı görünüyor Eğilip öpüyorum onu dudaklarından Hayvan türlerinin çoğunda birinin diğerine yaklaşması bir saldırı olarak kabul edilir Göğsümde derin bir acıyla yıkılıyorum yere Genç bir kadın en çok kendine kaçabilir çekip gitmesi gerektiğinde Nilüfer Altınel den çarpıcı bir ilk roman Elmaslardaki Gökyüzü

Oğlak Yayıncılık
Dünyanın denize nazır birçok büyük şehrinde karaları o yakasından tutup bu yakaya birleştirmeye yarayan çengelli iğneler misali görkemli ışıl ışıl köprüler vardır İnsanlar iş çıkışlarında arabalarını bu köprülere karşı park ederek seyredenin gözlerini sulandıran ışıklarda Tanrısal bir işaretin izlerini ararcasına saatlerini geçirirler Oturduğum yerden ben de aynı manzaraya bakıyor ve benzer bir heyecanın benim de zihnimde şimşekler çaktıracağını umuyorum Bütün şehir kulakları zonklatan sesleri ışıltıları gözleri acıtan renkleri aceleci sakinleriyle bana ben olduğum yerde donup kalsam bile zamanın akıp geçmesinden kaçınılmayacağını anlatıyor Ve bu neredeyse cayır cayır kaynayan tablonun ortasında köprü inci gibi bir el yazısıyla şu cümleyi nakşediyor Bundan sonra olacak ne Yanıma oturan gerçekten güzel görünüşlü bir adam kendisi görünmeden önce burnuma dolan hoş kokusuyla eğilip yüzüme bakmadan soruyor Birader ateşin var mı Ne geceydi ama diyor yakışıklı adam Ne o Benimle konuşmak mı istiyor yoksa beni öylesine umursamıyor ki yanımda kendi kendine rahatça hoş beş mi ediyor Evet diyorum iyice üzerine eğilerek Köprünün yakıcı ışıkları tek tek adamın iri siyah gözlerinde ışıldıyor Esmer teni soğuktan hafif mavimtırak bir renk almış dudakları üzerindeki çizgi halindeki çatlaklardan sızan kanla daha da kırmızı görünüyor Eğilip öpüyorum onu dudaklarından Hayvan türlerinin çoğunda birinin diğerine yaklaşması bir saldırı olarak kabul edilir Göğsümde derin bir acıyla yıkılıyorum yere Genç bir kadın en çok kendine kaçabilir çekip gitmesi gerektiğinde Nilüfer Altınel den çarpıcı bir ilk roman Elmaslardaki Gökyüzü

Oğlak Yayıncılık
img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img