Emanetdar Ayasofya Dehlizlerinde

Emanetdar Ayasofya Dehlizlerinde
İBB Kültür A.Ş. Yayınları
Emanetdar Ayasofya Dehlizlerinde
I Justinianus 527 565 tarafından Bizans imparatorluk projesinin en önemli simgesi olarak yaptırılan Ayasofya gerek Bizans gerekse dünya mimarisinin şaheserlerinden biri olarak kültür tarihindeki yerini almıştır Tarihi ve mimari özellikleri bakımından önemli bir yere sahip olan Ayasofya ya geçmişten günümüze gelinceye kadar sözlü kültür geleneği de ilgisiz kalmamıştır Sözlü kültür geleneği içerisinde Bizans Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde Ayasofya etrafında pek çok efsane teşekkül etmiştir İncelenen efsanelerin kapsamı zaman itibarıyla

Ketebe Yayınları
Bizans devrinde İstanbul un en bu yu k kilisesi fetihten sonra şehrin baş camii Ayasofya Her iki dönemde de ilâhî lütuflara mazhar bir mimârî dehânın neticesi olarak görülen bu mukaddes yapının etrafında teşekkül eden zengin menâkıb kültürü asırlar boyunca aktarılagelmiştir Bu inanıs ın bir sonucu olarak Ayasofya Bizans devrinin halk inanıs ve efsanelerinde bu yu k bir yer tuttug u gibi Tu rk devrinde de bir kısmı Bizans tan aktarılmıs bir kısmı ise yeniden dog mus birc ok rivayet ve efsanenin konusu olmus tur Osmanlı do neminde Ayasofya yla ilgili kaleme alınan bu tu r eserler arasında kısaca Ayasofya Risaleleri diyebileceg imiz bir dizi risale mevcuttur Genellikle aynı kaynaklara dayanan Ayasofya risaleleri ic erik bakımından birbirine c ok benzer Aralarındaki fark ise çoğu zaman anlatılan olayların ayrıntılı yahut o zet s eklinde ele alınması ya da anlatımın sade yahut sanatkara ne olması gibi hususlarla sınırlı kalır Risalelerde bas langıc tan Justinus do nemine kadarki zaman diliminde Ayasofya nın ins a edilis i ve etrafındaki olaylar bir menkıbe havası ic inde anlatılır Yine de ciddi bir su zgec ten gec irmek s artıyla bu menkıbevi anlatımın arkasında ciddi bir tarihi bilgi malzemesi oldug u so ylenebilir Bu fikirden hareketle Ayasofya Risaleleri nde so z konusu risalelerden hem yazım tarihinin eskilig i hem de ic erik bakımından sonrakilere kaynak olmaları yo nu nden önemli bulunan iki tanesi ele alınmıştır Bu risalelerden biri Fatih do nemi yazarlarından olan Dervis S emseddin Karamani ye ait Ta rih i Beya n ı Bina yı Ayasofya yı Kebîr ve bir dig eri yine aynı devirde yas amıs olan ve Mu neccim lakabı ile bilinen Yusuf bin Musa el Balıkesri nin Ta rih i Ayasofya sıdır Her iki risalede de mabedin yapım su rec leri hika ye edilirken menkıbevi bilgiler yanında teknik malumat da genis yer tutmaktadır Mimari literatu re bir katkı amacıyla metinleri hem orijinallerinin Latinize halleriyle hem de günümüz Türkçesiyle nes re hazırlanan bu risaleler zengin bir görsel arşivle birlikte okuruna sunulmaktadır
