Emare — Aslı Arslan

Emare
Aslı ArslanEphesus Yayınları
Emare
Aslı ArslanHissediyorum Avuçlarımda hatırlamadığım geçmişimin silik lekeleri şimdinin acılı izleri geleceğimde ölümün emareleri var ellerimde tuttuğum papatyaların dallarında avuçlarımdaki yetimler idam ediliyor Görüyorum Karşımda sonbaharı anımsatan kurumuş yaprak sarısı gözlerle bir adam bana bakıyor omuzlarındaki kuklası olduğu ipler kesilmiş fakat hemen yanındaki çocukluğunun ipleri parmaklarında duruyor Yapraklar kalbimin üzerinde daha fazla soluyor onun kalbinin atışları benim papatyalarımı canlandırıyor Duyuyorum İnsanlar ölüm çığlıkları atıyor tam ileriden korkutucu bir çellonun sesi yükseliyor ses neşter gibi bileklerimdeki sarmaşıklara saplanıyor ve dudaklarıma yasladığım mızıkadan zehir akıyor Gökyüzünden birkaç damla düşüyor Korkuyorum Gökyüzünde ailem var ailemin gözyaşları yeryüzüne düşerken su değil kan akıyor Mezarları avuçlarımın içine doluyor Boğuluyorum Bir el bana uzanıyor avuçlarının içinde kader çizgileri olmadığını görüyorum ama o eli sımsıkı tuttuğumda sonbaharı anımsatan gözler geçmişimde silik bir anı oluyor zihnimin içinde artık yaşayamıyorum Hissedemiyorum göremiyorum ama duyuyorum o elin sahibi bana sessizce fısıldıyor Çocukluğumuz tohumumuzdur tohumumuza kim su verdiyse o şekilde büyür ve yetişiriz

Ephesus Yayınları
Hissediyorum Avuçlarımda hatırlamadığım geçmişimin silik lekeleri şimdinin acılı izleri geleceğimde ölümün emareleri var ellerimde tuttuğum papatyaların dallarında avuçlarımdaki yetimler idam ediliyor Görüyorum Karşımda sonbaharı anımsatan kurumuş yaprak sarısı gözlerle bir adam bana bakıyor omuzlarındaki kuklası olduğu ipler kesilmiş fakat hemen yanındaki çocukluğunun ipleri parmaklarında duruyor Yapraklar kalbimin üzerinde daha fazla soluyor onun kalbinin atışları benim papatyalarımı canlandırıyor Duyuyorum İnsanlar ölüm çığlıkları atıyor tam ileriden korkutucu bir çellonun sesi yükseliyor ses neşter gibi bileklerimdeki sarmaşıklara saplanıyor ve dudaklarıma yasladığım mızıkadan zehir akıyor Gökyüzünden birkaç damla düşüyor Korkuyorum Gökyüzünde ailem var ailemin gözyaşları yeryüzüne düşerken su değil kan akıyor Mezarları avuçlarımın içine doluyor Boğuluyorum Bir el bana uzanıyor avuçlarının içinde kader çizgileri olmadığını görüyorum ama o eli sımsıkı tuttuğumda sonbaharı anımsatan gözler geçmişimde silik bir anı oluyor zihnimin içinde artık yaşayamıyorum Hissedemiyorum göremiyorum ama duyuyorum o elin sahibi bana sessizce fısıldıyor Çocukluğumuz tohumumuzdur tohumumuza kim su verdiyse o şekilde büyür ve yetişiriz

EPHESUS YAYINLARI
Hissediyorum Avuçlarımda hatırlamadığım geçmişimin silik lekeleri şimdinin acılı izleri geleceğimde ölümün emareleri var ellerimde tuttuğum papatyaların dallarında avuçlarımdaki yetimler idam ediliyor Görüyorum Karşımda sonbaharı anımsatan kurumuş yaprak sarısı gözlerle bir adam bana bakıyor omuzlarındaki kuklası olduğu ipler kesilmiş fakat hemen yanındaki çocukluğunun ipleri parmaklarında duruyor Yapraklar kalbimin üzerinde daha fazla soluyor onun kalbinin atışları benim papatyalarımı canlandırıyor Duyuyorum İnsanlar ölüm çığlıkları atıyor tam ileriden korkutucu bir çellonun sesi yükseliyor ses neşter gibi bileklerimdeki sarmaşıklara saplanıyor ve dudaklarıma yasladığım mızıkadan zehir akıyor Gökyüzünden birkaç damla düşüyor Korkuyorum Gökyüzünde ailem var ailemin gözyaşları yeryüzüne düşerken su değil kan akıyor Mezarları avuçlarımın içine doluyor Boğuluyorum Bir el bana uzanıyor avuçlarının içinde kader çizgileri olmadığını görüyorum ama o eli sımsıkı tuttuğumda sonbaharı anımsatan gözler geçmişimde silik bir anı oluyor zihnimin içinde artık yaşayamıyorum Hissedemiyorum göremiyorum ama duyuyorum o elin sahibi bana sessizce fısıldıyor Çocukluğumuz tohumumuzdur tohumumuza kim su verdiyse o şekilde büyür ve yetişiriz