Endülüs — Kolektif

Endülüs
Kolektif
İz Yayıncılık
Endülüs
Kolektif
Endülüs medeniyeti müslüman coğrafyanın kanayan bir yarasıdır İnsanlık tarihinin en görkemli medeniyetlerinden biri bugünkü İspanya topraklarında kurulmuş ve asırlar boyunca medeniyetin gelişmesine çok önemli katkılar sağlamıştır Ancak 15 yüzyılla birlikte bu medeniyet Avrupa topraklarına veda etmek zorunda kalmıştır Dönemin yıkıcı zihniyeti sebebiyle günümüze ulaşan izleri pek azdır Halihazırda kalanların önemi yeni yeni anlaşılmakta ve yaşatılmaya çalışılmaktadır Mesut Doğan ın bu çalışması bu medeniyetin bugün sınırlı sayıda kalmış olan kalıntıları üzerinden hareketle tarihin koridorlarında yapılan bir yolculuktur Yazar Endülüs medeniyetini yaptığı yolculukta kalan sınırlı sayıdaki eser ve çevresiyle birlikte gözlemlemiş ve bir edebiyatçı duyarlılığı ile ortaya gezi deneme arası bir eser çıkarmıştır Sadece müslüman coğrafyanın değil tüm insanlığın en önemli tarihsel miraslarından biri olan Endülüs medeniyetini tanımak için bu eser güzel bir fırsattır

Say Yayınları
çev. Ekin Duru
711 yılında Tarık bin Ziyad komutasında Fas tan İspanya ya geçen Araplar ve Mağripliler kısa süre içinde İber Yarımadası nda hâkim duruma geldiler Yaklaşık 800 sene boyunca kaldıkları bölgede mimari astronomi matematik vb alanlarda getirdikleri başarılar İspanya ve Portekiz kültürünü de şekillendirdi Sanat edebiyat ve bilim burada Avrupa nın başka hiçbir yerinde görülmedik oranda gelişti Fransa Almanya ve İngiltere den öğrenciler yalnızca Müslümanların kentlerinde ulaşılan bu bilgelik pınarında susuzluklarını dindirmek için buralara akın ettiler Uzun yıllar boyunca British Museum ile ortaklaşa çalışan ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika kültürü ve mimarisi alanlarında uzmanlaşan tarihçi ve arkeolog Stanley Lane Poole yıllar boyu süren özenli çalışmaları ve derlemelerini birleştirdiği bu kitapta Endülüs İspanyası nın parlak bir resmini sunuyor

Kronik Kitap
çev. Mehmet Arif Taşkıran
İspanya nın güneşli toprakları bir zamanlar Müslümanların gölgesinde büyük bir medeniyetin yükselişine tanıklık ediyordu Kurtuba Gırnata Tuleytula ve İşbiliye sokaklarında yankılanan ezan ve çan sesleri Müslümanların Hristiyanların ve Yahudilerin bu topraklarda bir araya gelerek nasıl eşsiz bir uygarlık kurduğunu simgeliyordu Cordoba Granada Toledo Sevilla Bugün İspanya nın kültürel mirası olan bu şehirler bir zamanlar Müslüman İspanya nın kalbinde Endülüs te yer alıyordu Peki bu medeniyet nasıl inşa edildi Hangi toplumsal dönüşümler bu yükselişi sağladı Ve bu uyum daha sonra hangi çatışmalarla bozulup kargaşa ve yıkıma sürüklendi Endülüs medeniyeti görkemli yükselişinin ardından iç çekişmeler ve dış baskıların etkisiyle çökmeye yüz tuttu bölgenin kültürel dokusu giderek bozuldu Brian A Catlos un titizlikle kaleme aldığı bu eser İslam ın doğuşundan Müslümanların 17 yüzyıldaki nihai sürgününe kadar uzanan Endülüs ün yükseliş ve çöküş hikâyesini anlatıyor Catlos İslam ın İber Yarımadası na girişini salt bir askerî fetih olarak değil toplumsal bir dönüşüm olarak değerlendiriyor Endülüs ü romantize eden sade anlatıların ötesine geçerek bölgenin çok katmanlı yapısını ve dinî kültürel çeşitliliğini gözler önüne seriyor Endülüs Müslüman İspanya nın Yeni Tarihi İslam ve Avrupa tarihinin nasıl iç içe geçtiğini anlatırken her kesimden okuyucuya yepyeni bir bakış açısı sunuyor

İsam Yayınları
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Endülüs adı İslâm dünyasında giderek artan bir ilgiye mazhar olmaktadır Ancak bu ilgi bilgi temelli olmaktan ziyade duygu temellidir Herhangi bir İslâm ülkesinde Türkiye de dahil olmak üzere kiminle karşılaşsanız Endülüs adını duyunca yüzüne hüzünle hayranlığın birbirine karıştığı bir duygusal tepkinin yansıdığını görürsünüz Müslüman bilincinde Endülüslüler in geçmişte ortaya koydukları kültür ve medeniyet hayranlıkla böyle bir kültüre ve medeniyete beşiklik eden Endülüs ün sekiz asır müslüman varlığıyla hemhal olduktan sonra tamamen yitirilmesi ise büyük bir teessürle yâdedilmiştir 1492 den beri Endülüs müslümanlar için bir yitik cennet tir Yabancı işgali altına giren her müslüman yurdu için Endülüsleşme endişesi taşınır Dolayısıyla duygusal anlamda bir ilgisizlik yoktur Endülüs e Fakat Endülüs tarihini araştırma analiz etme ve anlama sadedinde yeterli çabanın gösterildiğini söylemek zordur Bir diğer deyişle Endülüs için duyguların ifadesi olarak göz yaşı dökülmüşse de henüz yeterli göz nuru dökülmemiştir İslâm dünyasının medeniyet yarışında kalıcı ve etkileyici yeni bir hamle yapabilmesi ancak geçmişiyle sağlıklı bir irtibat kurması hâlinde mümkün olacaktır Bu mütevazi kitap Endülüs tarihi özelinde böyle bir çabanın kapısını aralamaya yardımcı olmak için kaleme alınmıştır

Ketebe Yayınları
Gerçekte Endülüs milleti Arap Berberi Romen ve Vizigot melezi olup özgün niteliklere sahip farklı bir millettir Bu millet 1497 den itibaren İspanyolların uyguladığı sistemli bir soykırıma maruz kalmış ve yitip gitmiştir Onlardan geriye kalan kültürel miras ise tüm insanlığa mâlolmuş şekilde yaşamaya devam etmektedir Elinizdeki kitapta Endülüs İslam toplumunun hem kendi içindeki gayrimüslim topluluklarla ve hem de dışarıdaki hristiyanlar ile sağladığı siyasi askeri toplumsal ve kültürel iletişim ve etkileşim ayrıntılarıyla ortaya konmuştur Aynı şekilde Endülüslülerin bilim ve medeniyet alanlarında sergilemiş oldukları her zaman örnek gösterilecek gayret ve gelişmeler de bu kitabın konuları arasında yer almaktadır Bu konuların sunumunda üç kavram öne çıkmaktadır Cihat Reconquista ve Convivencia Bugünkü uluslararası şartlardan farklı olarak güçlü olanın güçsüz olanı ele geçirmek amacıyla silahlı saldırıda bulunabildiği bir dünyada İslam fetihleri ve Endülüs tecrübesi insaflı ve tarafsız okuyucu için adeta bir mürûcü z zeheb tir altın saçılmış çayırlar gibidir Endülüs İslam ın hukuki düzeni içerisinde çokkültürlü yapısıyla temel insani değerlere bağlı olarak birarada yaşama sanatı demek olan Convivencia yı gerçekleştirmiş bir toplum olması yönüyle bugün arzu edilen birlikte yaşama düzeninin oluşturulması çabalarına kaynaklık edebilecek nitelikte bir tecrübe alanıdır

İstanbul Yayınevi
İslam medeniyetinin en parlak dönemlerinden biri olan Endülüs ü büyüleyici tarihi görkemli mimarisi ve eşsiz kültürüyle ele alıyoruz Granada da Elhamra Sarayı nın görkeminden ve Jardin des Generalife in cennet gibi güzelliklerinden Albaicin mahallesinin sosyal projelerine kadar her şeyi keşfedeceksiniz Kurtuba da Cordoba zarif sütunlarıyla ünlü Kurtuba Camii ni ve Medina mahallesinin zerafetini tanıyacaksınız Sevilla da İşbiliye Alcazar Sarayı nın ihtişamını Sevilla Katedrali nin mimarisini Giralda nın ilginç hikayesini ve Espana Del Plaza nın görsel şölenini deneyimleyeceksiniz Toledo nun dar sokaklarında dolaşırken camisi katedrali ve sinagogu ile Endülüs Medeniyetinin mirasını ve etkileyici yaşam tarzını seyredeceksiniz Her şehrinde farklı yaşam tarzlarına duyulan saygıyı Müslüman Yahudi Hristiyan ve Çingenelere sağlanan sosyal imkanları tanıyacak ve Endülüs sanatının en tanınmış örneklerinden olan Flamenko nun büyüsünü yaşayacaksınız İbn Rüşd Meymunides Zehravi İbn Firnas İdrisi İbn Arabi ve İbn Bacce gibi dünya çapında tanınmış bilim insanları ve filozofları tanıyacaksınız Endülüs ün tarihteki önemi İber Yarımadası ndaki etkisi ve Avrupa nın Rönesans a hazırlık sürecindeki rolü üzerinde gerçekçi bir analiz yapacaksiniz Eseri okurken Müslümanların tarihte kurduğu birlikte yaşama kültürünün en parlak örneği olan Endülüs uygarlığını tanıyacak ve günümüzde neden benzer bir medeniyetin yeniden inşa edilemediğini sorgulayacaksınız Endülüs tarihe ve kültüre ilgi duyan herkes için kaçırılmayacak bir eser Endülüs ün zengin mirasını keşfetmeye hazır mısınız

Albaraka Yayınları
Endülüs Medeniyeti tarihe ve insalığa mal oldu 15 Yüzyıldan itibaren İspanya da Endülüslerin nüfusu da çok azaldı Fakat onlar bugün insanlığa armağan ettikleri üç dev mirasla anılıyorlar ve anılacaklardır da Bunlardan birincisi Müslümanı Yahudisi ve Hristiyanıyla birlikte asırlar içinde ortaya koydukları toplumsal uzlaşma ve birarada yaşama kültürü convivencia dır İkincisi Doğu İslam ülkesinde yükselen kültürel değerlerin üstüne kendi entelektüel ve bilimsel birikimlerini ekleyerek ortaya koydukları medeniyettir Üçüncü dev miras ise kaba güçle kendilerini yenen düşmana karşı kendi kültürlerini yani hayat tarzlarını canları pahasına korumalarıdır Bu çalışmanın hazırlanmasındaki temel amaç tarihte asırlarca biz Müslümanların yurdu olan Endülüs ün ve orada inşa edilen medeniyetin her yönüyle anlaşılmasına katkı sağlamak ayrıca Endülüs ten geriye bugün neler kalmıştır sorusuna cevap verebilmektir

Berikan Yayınları
Endülüs te kurulan devletler aynı zamanda siyasi ve dini bir anlayışa sahipti Bunlar arasında Murabıtlar gibi dini ve özellikle Maliki mezhebini temel anlayış ilkesi olarak kabul eden yönetimlerin bilim ve kültüre yaklaşımı temel kabulleri doğrultusunda olmuştur Nitekim Hourani ye göre Endülüs hükümdarlarından bazıları oldukça geniş ufuklu kimseler olmakla beraber rejimlerinin istikrarı için ulema kesimince yönlendirilen mutaassıp tebaalarına muhtaç olduklarından yeni fikirlerin ülkeye sokulması konusunda ihtiyatlı davranmak zorunda kalmışlardır Haurani 2000 Bu doğrultuda hem bazı devletler hem de fukaha bilim ve bilimsel yeniliklere tutum ve davranışları devlet yapısı ve anlayışı doğrultusunda şekillenmiş eğitim sistemi de bu doğrultuda yönlendirilmiştir Endülüs te bilimleri şekillendirmede eğitimin önemli bir payı vardır Burada üç aşamalı bir eğitim ve öğretim sistemi yürütülmüştür İlk eğitim altı yaşından başlayarak altı yedi yıl sürmektedir Bir sonraki süreçte Kur ân ı Kerîm ve ilmihal bilgileri yanında Arapça ve şiir öğretiliyordu Eğitim ve öğretim yeri ise küçük mescitler ve camilere yakın evler öğretmenlerin kendi evleri veya devlet tarafından açılan yatılı mektep mekânları kullanılmıştır Bu iki süreci bitiren öğrenciler istedikleri takdirde hocaların müderrislerin oluşturduğu eğitim ve öğretim halkalarına katılabiliyordu Gönüllü olan bu öğretim halkalarında dil ve edebiyat fıkıh tefsir hadis tıp matematik kimya gibi ilimler okutulurdu Tıpla ünlenen müderrislerin de kendi halkasında öğrencilerine ve katılımcılara çağın tıbbî verileri doğrultusunda öğretimde bulunmaktaydı Bunun yanında tıp eğitimi teorik ve pratik olarak hastanelerde de verilmekteydi Öğrenciler buradaki performansları doğrultusunda hocaları tarafından sınav yapılar ve kendilerine hekimlik icazeti verilirdi