Enerji Emperyalizm — Kolektif

Enerji Emperyalizm
Kolektif
Alter Yayıncılık
Enerji Emperyalizm
Kolektif
Ekolojik Emperyalizm Gıdaya Tahakkümün Biyopolitiği

İletişim Yayınları
Palmira Brummett İkinci Meşrutiyet Basınında İmge ve Emperyalizm 1908 1911 de mizah dergilerinde yayımlanan karikatürlerden yola çıkarak Osmanlı zihniyet dünyasına ışık tutuyor Bu dönem üzerine daha önce akademik çalışmalara konu olmamış kaynakları inceleme nesnesi olarak seçen yazar okuması son derece keyifli bir kitap ortaya koymayı başardığı gibi gerçekten yeni bir açıdan tarihe bakmamızı da sağlıyor Önce tarihsel arka planın ele alındığı kitapta 1908 ihtilali ve İkinci Meşrutiyet dönemi karşılaştırmalı bir zemine yerleştiriliyor Bu dönemin özellikle 1908 ile 1911 arasındaki özgürlük ortamının basın için ne gibi fırsatlar yarattığı üzerinde durulan eserde Fransız ve İran devrimlerinin nasıl bir örnek olarak değerlendirildiği inceleniyor Yazarın dönemin ciddi basınıyla da karşılaştırdığı mizah basını son derece ilginç bir konu zenginliğiyle karşımıza çıkıyor Hürriyet istibdat komik hükümdarlar komik saldırgan olarak Avrupa modernlik ile gerilik Avrupa hegemonyasının eleştirisi moda ispirtizma buz pateni teknoloji ulaşım sokak köpekleri kolera kadınlar ve sokaklardaki diğer tehlikeler Brummett karikatürlerde işlenen bütün bu konuları zihniyet ve söylemle ilgili çarpıcı bir analizle birleştiriyor Gelenek ile modernlik Doğu ile Batı istibdat ile hürriyet eski ile yeni gibi ikili karşıtlıklara dayanan bir zihniyet dünyasının mizahçıların gözünde nasıl billurlaştığını ayrıntılarıyla inceleyen yazar belki de Türkiye nin yakın tarihi üzerine son zamanlarda yazılmış en ilgi çekici kitabı bize sunuyor

Destek Yayınları
Benzerlik ve farklılıkları ele almak kültür emperyalizmi ne karşı kullanılabilecek en güçlü yöntemlerden biridir Tek taraflı değil nesnel gerçekliği ele alan bir bakış açısıdır Benzerlikler eşitlik değil ve farklılıklar bireyi ve toplumları tanımlayan öğelerdir Farklılıkları abartarak öne çıkarmak kimlik değerlerimizin identity stracture dengesini equilibrium bozar Aynı şekilde sadece benzerlikleri öne çıkarmak onlara bağlanmak da kişiliği personality ortadan kaldırır Kimlik konusu son yıllarda çok tartışıldı Ben de bu tartışmalarda çok kez taraf olarak yer aldım Söylenen şuydu Farklılıklarımızı görmeyin bakın biz sizlere benzemek için yırtınıyoruz Kimliksizleşme ve kişiliksizleşme işte budur Bu kitapta yer alan yazılar da 1970 lerden bu yana kimlik ve kişilik konusuyla bağlantılıdır Türkiye de başbakanın durup dururken alt kimlik ve üst kimlik diye ayrımlar yapması bu konunun önemini bir kez daha artırmıştır

Sel Yayıncılık
çev. A. Nüvit Bingöl
Günümüzün en etkili Marksist kuramcılarından David Harvey Yeni Emperyalizm de ABD nin Afganistan ve Irak işgalleriyle giriştiği emperyalist saldırganlığı temel alarak aşırı birikim krizinin tetiklediği dönüşümle hasıl olan yeni emperyalizme dair kuramsal bir çerçeve sunuyor Harvey enerji kaynaklarının kontrolünden sermaye hareketlerine neoliberal saldırganlıktan mülksüzleştirme yoluyla birikime iç politik krizlerin savaş yoluyla ihraç edilmesinden sermaye devlet ilişkisine kapitalist emperyalizmin işleyişini bir bütün olarak gözler önüne seriyor Yeni Emperyalizm kendine özgü tarihsel coğrafyasını yaratmaya girişen küresel kapitalizmin zaman ve uzamdaki rotasını deşifre ediyor Yeni Emperyalizm çağımızın imparatorluğunu ve emperyalizmin yeni mekanizmalarını anlamak için anahtar niteliğinde bir çalışma

Ayrıntı Yayınları
çev. Emrehan Zeybekoğlu
Televizyonun kültürümüzdeki yeri nedir Medya iktidarı altında mı yaşıyoruz Marlboro ve Coca Cola içmek bizim kültürel yazgımız mı Dallas ı izlerken kültürümüzü Amerikan kültürüne mi peşkeş çekiyoruz Jean Baudrillard dan Stuart Hall a Anthony Giddens tan Cees Hamelink e kadar pek çok kuramcı otantik kültürlerin Batı nın özellikle deAmerika nın gelişkin kapitalist kültürü tarafından işgal edildiğini savunuyor Onlara göre Üçüncü Dünya kültürel emperyalizmin pençesine düşmüş ve cehalet içerisinde inim inim inliyor Durum o kadar vahim ki UNESCO toplantılarında ulusları temsil ettiği söylenen birileri kalkıp milyonlar adına konuşuyor yok olmakta olan kültürleri korumak tan söz ediyor Bu kitapta John Tomlinson konu hakkındaki tartışmalar ve bu tartışmaların ardında yatan teorik ideolojik ve siyasi varsayımlara eleştirel bir giriş yaparken medya emperyalizmi tartışması ulusal kültürel kimlikler çokuluslu kapitalizmin ve kültürel modernliğin eleştirisi gibi bir dizi söylemde kültürel emperyalizmi merkezi role sahip bir kavram olarak ele alıyor Bu söylemlerin incelenmesi ekonomik ya da siyasi emperyalizmden farklı olarak kültürel emperyalizm düşüncesinin kurgulanışında yatan temel sorunları ortaya koyuyor Kitap ithal kültürel ürünlerin etkilerinden kültürel türdeşleşme sürecine ve kültürel özerkliğin doğasına kadar pek çok konuyu ele alıyor Yazar kültürel emperyalizme dair eleştirel söylemlerin ulusal kültürler üzerinden değerlendirilemeyeceğini bunların küresel kültürel modernliğin yükselişine karşı protestolar olarak anlaşılması gerektiğini savunuyor Ve konuya çok önemli bir boyut getiriyor Kültürel irade Üçüncü Dünya halklarının kendilerine dayatılan yabancı kültürü hap gibi yutan salaklar olduğunu varsayan modernist söylemlere karşı kültürel toplulukların kendi tercihleri olan özneler kültürel eylemciler olduğunu hatırlatıyor Tomlinson a göre kültür bir alınyazısı değil bir karar meselesi Bu yüzden Batılı kültürler de dahil olmak üzere kaybolmakta olan kültürleri yaşatmak kolektif irade oluşturan süreçlerin başarısıyla mümkündür Bu da kültürü yaşatan ve geliştiren insanların irade sahibi özneler olarak kendi kaderlerini kendi ellerine alacak şekilde sorumlu davranmalarını gerektirir Ancak o zaman televizyonu ve Coca Cola yı lanetlemek yerine onların içini dolduran şeyleri insanileştirmenin yollarını arayabilir hep birlikte yeni kültürel mekânlar tasavvur edebiliriz

İmge Kitabevi
Emperyalizm dünyamızı kavramak için yararlı hatta zorunlu bir kavram mıdır Soruyu Ali Murat Özdemir ve yedi meslektaşı elbette evet diye yanıtlıyorlar Zira biliyorlar ki bu kavramı terk etmek giderek unutmak bilimsel çözümlemeleri ve söylemi küreselleşme gibi terimlerle yani egemen söyleme teslim etmek anlamına gelir Yazarlar ise uluslararası düzeni güç odaklarını eleştirerek incelemeyi yeğliyorlar Ali Murat Özdemir ve arkadaşlarına göre emperyalizm bu türde eleştirel bir incelemenin önkoşulunu oluşturan bir kavramdır ancak bu kavramın günümüzün somut sorunlarını kapsayacak biçimde zenginleştirilmesini öneriyorlar Ulus devletlerin adları ile nitelendirilen emperyalizm çalışmalarının açıklayamadığı çok geniş bir alanın varlığı söz konusudur Örnek olarak Amerikan emperyalizminin bir kukla ustası gibi dünyayı yönettiği yeryüzündeki bütün müdahalelerin esas kaynağı olduğu gerici iktidarları tayin azleden mutlak bir güce hükmettiği direnme seçeneklerini ortadan kaldırdığı iddiaları bugünün ortamında kabul edilemez Yazarlar emperyalizmin artık kolektif bir içerik edindiğini vurguluyorlar Ulus devletler yalnızca kendi ulusal sermaye gruplarının çıkarlarını temin eden yapılar olmaktan çıkmışlardır Dünyanın farklı yerlerindeki sermaye grupları da bir tek ulus devletin imkanlarıyla yetinemeyecek kadar yayılmış çokuluslu hale gelmişlerdir Kolektif emperyalizm bir yandan münferit ulus devletlerin eşgüdümleri ile bir yandan da Davos tan IMF ye AB den NATO ya kadar uzanan çeşitli kolektifler içinde vücut bulur hatta ortak şiddet uygulama yeteneklerine ulaşabilir Kolektif Emperyalizm bu çerçeveyi önce kuramsal olarak sonra da Cezayir Körfez Tunus Mısır Libya İran ve elbette Türkiye düzlemlerinde Marksizmin güncel yorumları ile bütünleştirerek inceliyor Sömürüsüz eşitlikçi adil özgür yepyeni bir dünya yaratma mücadelesinin ön koşulu eleştirel bir kavrayıştır Kolektif Emperyalizm bu doğrultudaki bir kavrayışa değerli katkılar getiren çok önemli kolektif bir yapıttır Korkut Boratav

Metis Yayıncılık
çev. Necmiye Alpay
Kültür ve Emperyalizm Edward W Said in Şarkiyatçılık la başladığı tasarının bir parçası Bir yandan kültürün Batı yüksek kültürü nün emperyalizmle ilişkisini sorguluyor bu ilişkiyi ortaya çıkarmaya çalışıyor bir yandan da maruz kalanların sömürgeleştirilenlerin emperyalizme düşünsel ve edebi direnişlerini inceliyor Kitaptaki incelemeler Batı romanı ve müziğine Joseph Conrad Jane Austen Charles Dickens Rudyard Kipling Albert Camus André Gide gibi yazarların yanı sıra Verdi nin Aida sına yoğunlaşıyor Ele alınan yapıtların emperyalizme varsa neler borçlu olduğunu içinde yer aldıkları emperyal dünyayı sömürgeleri sömüren ile sömürülen arasındaki ilişkileri ne ölçüde ve nasıl yansıttıklarını yansıtmadıkları takdirde neleri görmezden geldiklerini gösteriyor romanı ve sanatı dünya ya bağlayan hatları vurguluyor Bunu yaparken de yapıtların estetik değerini küçültmemeye özellikle özen gösteriyor Öte yandan İngiliz ve Fransız emperyalizmine maruz kalmış eski sömürgelerde gelişen kurtuluş ve bağımsızlık mücadelelerine eşlik etmiş antiemperyalist düşüncelerin kuramsal ve edebi tepkilerin içeriklerini araştırıyor ve ulusçuluk yerlicilik gibi ideolojilerin zaaflarını ve sömürgelikten çıkmış ülkelerdeki iktidar patolojileri nin sonuçlarını ele alıyor Said her iki dünyaya mensup ama ikisine de tam ait olmayan biri olarak bir yanda tahakkümün öbür yanda içine kapanma nın alternatifi üstüne düşünüyor Karşılaştırmalı edebiyatın yanı sıra emperyalizm dünya siyaseti ve kimlik politikalarına kafa yoranlar için YAZAR HAKKINDA Kudüs doğumlu olan Edward W Said 1935 2003 Kahire Victoria Koleji nde Massachusetts Mount Hermon School da ve Princeton ile Harvard Üniversitelerinde eğitim gördü 1963 ten itibaren Columbia Üniversitesi nde İngilizce ve karşılaştırmalı edebiyat dersleri verdi 1974 te Harvard da Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü nde konuk öğretim üyesi olarak 1975 76 da Stanford Davranış Bilimleri İleri Araştırmalar Merkezi nde burslu araştırmacı olarak 1979 da da Johns Hopkins Üniversitesi Beşeri Bilimler Bölümü nde konuk öğretim üyesi olarak bulundu Arab Studies Quarterly de editörlük yaptı New York taki Dış İlişkiler Konseyi Amerikan Sanatlar Akademisi ve PEN yönetim kurulu üyeliklerini yürüttü 1976 da Harvard Üniversitesi Bowdoin Ödülü nü 1994 te de Lionel Trilling Ödülü nü aldı

Oğlak Yayıncılık
çev. Nurettin Elhüseyni
Osmanlı İmparatorluğu ndan İspanya Portekiz Hollanda İskandinavya Britanya Fransa Rusya Avusturya Macaristan Belçika Almanya İtalya ABD ye kadar bugün yaşamakta olduğumuz dünyaya biçim veren insan topluluklarının kaderlerine egemen olan insanlığın ortak bilincinde gölgesini bırakan tarih sahnesinden izleri silinmeyen büyük imparatorluklar konusunun uzmanlarının yazılarıyla ve 160 ı renkli 285 görsel malzemeyle anlatılıyor

Redaksiyon

SOL KÜLTÜR
