Eşitliğin ve Rızanın 1500 Yıllık Yolculuğu — Mustafa Güler

Eşitliğin ve Rızanın 1500 Yıllık Yolculuğu
Mustafa GülerDemos Yayınları
Eşitliğin ve Rızanın 1500 Yıllık Yolculuğu
Mustafa GülerAlevilik yüzyıllar boyunca çoğu zaman folklor inanç ya da heterodoks bir mezhep olarak tanımlandı Bu tanımlar onun derin düşünsel yapısını görünmez kıldı Oysa Alevilik yalnızca ritüellerden sözlü kültür unsurlarından ya da tarihsel kimlik tartışmalarından ibaret değildir Bu kitap Aleviliği ilk kez sistematik biçimde bir düşünce geleneği olarak ele alıyor Onu mistik folklor alanından çıkararak düşünce tarihinin edilgen bir nesnesi değil kurucu bir öznesi olarak yeniden konumlandırıyor Geç Antik Çağ dan günümüze uzanan yaklaşık 1500 yıllık bir süreklilik içinde Alevilik batını yorum geleneği sözlü epistemolojisi ve akıl etik merkezli yaklaşımıyla inceleniyor Bu çalışma Aleviliği donmuş bir inanç sistemi olarak değil sorgulayan dönüşen ve kendini yeniden üreten bir zihniyet dünyası olarak okuyor Alevilikte düşünce yazılmaz yaşanır Bilgi yalnızca metinlerde değil nefeslerde erkânda ve toplumsal ilişkilerde üretilir Bu yönüyle Alevilik dogmatik bir yapı değil anlam arayışını merkeze alan yaşayan bir düşünce pratiğidir Bu kitap Aleviliğin modern anlamda bilim üretmiş bir gelenek olduğunu iddia etmez ancak onun aklı önceleyen ve sorgulamayı esas alan yapısıyla bilimsel düşünceyle çatışmayan bir zemin sunduğunu ortaya koyar Sonuçta ortaya çıkan tablo nettir Alevilik ne yalnızca bir inanıştır ne yalnızca bir kültürdür ne de folklorik bir mirastır Alevilik kendi epistemolojisi etik sistemi ve yorum geleneği olan bir düşünce sürekliliğidir Tanıtım Bülteninden

Demos Yayınları
Alevilik yüzyıllar boyunca çoğu zaman folklor inanç ya da heterodoks bir mezhep olarak tanımlandı Bu tanımlar onun derin düşünsel yapısını görünmez kıldı Oysa Alevilik yalnızca ritüellerden sözlü kültür unsurlarından ya da tarihsel kimlik tartışmalarından ibaret değildir Bu kitap Aleviliği ilk kez sistematik biçimde bir düşünce geleneği olarak ele alıyor Onu mistik folklor alanından çıkararak düşünce tarihinin edilgen bir nesnesi değil kurucu bir öznesi olarak yeniden konumlandırıyor Geç Antik Çağ dan günümüze uzanan yaklaşık 1500 yıllık bir süreklilik içinde Alevilik batını yorum geleneği sözlü epistemolojisi ve akıl etik merkezli yaklaşımıyla inceleniyor Bu çalışma Aleviliği donmuş bir inanç sistemi olarak değil sorgulayan dönüşen ve kendini yeniden üreten bir zihniyet dünyası olarak okuyor Alevilikte düşünce yazılmaz yaşanır Bilgi yalnızca metinlerde değil nefeslerde erkânda ve toplumsal ilişkilerde üretilir Bu yönüyle Alevilik dogmatik bir yapı değil anlam arayışını merkeze alan yaşayan bir düşünce pratiğidir Bu kitap Aleviliğin modern anlamda bilim üretmiş bir gelenek olduğunu iddia etmez ancak onun aklı önceleyen ve sorgulamayı esas alan yapısıyla bilimsel düşünceyle çatışmayan bir zemin sunduğunu ortaya koyar Sonuçta ortaya çıkan tablo nettir Alevilik ne yalnızca bir inanıştır ne yalnızca bir kültürdür ne de folklorik bir mirastır Alevilik kendi epistemolojisi etik sistemi ve yorum geleneği olan bir düşünce sürekliliğidir

Demos
Alevilik yüzyıllar boyunca çoğu zaman folklor inanç ya da heterodoks bir mezhep olarak tanımlandı Bu tanımlar onun derin düşünsel yapısını görünmez kıldı Oysa Alevilik yalnızca ritüellerden sözlü kültür unsurlarından ya da tarihsel kimlik tartışmalarından ibaret değildir Bu kitap Aleviliği ilk kez sistematik biçimde bir düşünce geleneği olarak ele alıyor Onu mistik folklor alanından çıkararak düşünce tarihinin edilgen bir nesnesi değil kurucu bir öznesi olarak yeniden konumlandırıyor Geç Antik Çağ dan günümüze uzanan yaklaşık 1500 yıllık bir süreklilik içinde Alevilik batını yorum geleneği sözlü epistemolojisi ve akıl etik merkezli yaklaşımıyla inceleniyor Bu çalışma Aleviliği donmuş bir inanç sistemi olarak değil sorgulayan dönüşen ve kendini yeniden üreten bir zihniyet dünyası olarak okuyor Alevilikte düşünce yazılmaz yaşanır Bilgi yalnızca metinlerde değil nefeslerde erkânda ve toplumsal ilişkilerde üretilir Bu yönüyle Alevilik dogmatik bir yapı değil anlam arayışını merkeze alan yaşayan bir düşünce pratiğidir Bu kitap Aleviliğin modern anlamda bilim üretmiş bir gelenek olduğunu iddia etmez ancak onun aklı önceleyen ve sorgulamayı esas alan yapısıyla bilimsel düşünceyle çatışmayan bir zemin sunduğunu ortaya koyar Sonuçta ortaya çıkan tablo nettir Alevilik ne yalnızca bir inanıştır ne yalnızca bir kültürdür ne de folklorik bir mirastır Alevilik kendi epistemolojisi etik sistemi ve yorum geleneği olan bir düşünce sürekliliğidir

Demos Yayınları
Alevilik yüzyıllar boyunca çoğu zaman folklor inanç ya da heterodoks bir mezhep olarak tanımlandı Bu tanımlar onun derin düşünsel yapısını görünmez kıldı Oysa Alevilik yalnızca ritüellerden sözlü kültür unsurlarından ya da tarihsel kimlik tartışmalarından ibaret değildir Bu kitap Aleviliği ilk kez sistematik biçimde bir düşünce geleneği olarak ele alıyor Onu mistik folklor alanından çıkararak düşünce tarihinin edilgen bir nesnesi değil kurucu bir öznesi olarak yeniden konumlandırıyor Geç Antik Çağ dan günümüze uzanan yaklaşık 1500 yıllık bir süreklilik içinde Alevilik batını yorum geleneği sözlü epistemolojisi ve akıl etik merkezli yaklaşımıyla inceleniyor Bu çalışma Aleviliği donmuş bir inanç sistemi olarak değil sorgulayan dönüşen ve kendini yeniden üreten bir zihniyet dünyası olarak okuyor Alevilikte düşünce yazılmaz yaşanır Bilgi yalnızca metinlerde değil nefeslerde erkânda ve toplumsal ilişkilerde üretilir Bu yönüyle Alevilik dogmatik bir yapı değil anlam arayışını merkeze alan yaşayan bir düşünce pratiğidir Bu kitap Aleviliğin modern anlamda bilim üretmiş bir gelenek olduğunu iddia etmez ancak onun aklı önceleyen ve sorgulamayı esas alan yapısıyla bilimsel düşünceyle çatışmayan bir zemin sunduğunu ortaya koyar Sonuçta ortaya çıkan tablo nettir Alevilik ne yalnızca bir inanıştır ne yalnızca bir kültürdür ne de folklorik bir mirastır Alevilik kendi epistemolojisi etik sistemi ve yorum geleneği olan bir düşünce sürekliliğidir

Demos Yayınları
Alevilik yüzyıllar boyunca çoğu zaman folklor inanç ya da heterodoks bir mezhep olarak tanımlandı Bu tanımlar onun derin düşünsel yapısını görünmez kıldı Oysa Alevilik yalnızca ritüellerden sözlü kültür unsurlarından ya da tarihsel kimlik tartışmalarından ibaret değildir Bu kitap Aleviliği ilk kez sistematik biçimde bir düşünce geleneği olarak ele alıyor Onu mistik folklor alanından çıkararak düşünce tarihinin edilgen bir nesnesi değil kurucu bir öznesi olarak yeniden konumlandırıyor Geç Antik Çağ dan günümüze uzanan yaklaşık 1500 yıllık bir süreklilik içinde Alevilik batını yorum geleneği sözlü epistemolojisi ve akıl etik merkezli yaklaşımıyla inceleniyor Bu çalışma Aleviliği donmuş bir inanç sistemi olarak değil sorgulayan dönüşen ve kendini yeniden üreten bir zihniyet dünyası olarak okuyor Alevilikte düşünce yazılmaz yaşanır Bilgi yalnızca metinlerde değil nefeslerde erkânda ve toplumsal ilişkilerde üretilir Bu yönüyle Alevilik dogmatik bir yapı değil anlam arayışını merkeze alan yaşayan bir düşünce pratiğidir Bu kitap Aleviliğin modern anlamda bilim üretmiş bir gelenek olduğunu iddia etmez ancak onun aklı önceleyen ve sorgulamayı esas alan yapısıyla bilimsel düşünceyle çatışmayan bir zemin sunduğunu ortaya koyar Sonuçta ortaya çıkan tablo nettir Alevilik ne yalnızca bir inanıştır ne yalnızca bir kültürdür ne de folklorik bir mirastır Alevilik kendi epistemolojisi etik sistemi ve yorum geleneği olan bir düşünce sürekliliğidir Tanıtım Bülteninden