Esmer Yara Beyaz Kurt — Zerrin Yılmaz

Esmer Yara Beyaz Kurt
Zerrin YılmazAram Yayınları
Esmer Yara Beyaz Kurt
Zerrin YılmazGözkapaklarım ağırlaşmaya başlıyordu Ölümün geçici halini yaşamaya başlıyordum Gözlerimi yıldızlara kapatırken cırcır böceklerinin sesi daha net gelmeye başlıyordu Sırtımda nemli toprağı duyumsuyordum Kokusunu çekerken içime keşke öldükten sonra da tüm bu güzellikleri hissedebilsem diyordum Bu düşünceyle daha hoş gelmeye başladı bana her şey Ağaçların taze yapraklarının arasından hafifçe gezen rüzgârın belli belirsiz sesinin ve ardından tenime değen serin esintisinin huzuru yayılıyordu vücudumda Rüzgâr otların taze kokusunu yayarken gecenin sakinleştirici sesi tatlı bir uykuya davet ediyordu beni Görmeleri biraz zordu Herhangi bir iz bırakmamıştık Yine de belli olmuyordu Ayak sesleri yakınlaştıkça nefeslerimizi tuttuk adeta Sesleri bana hep metalik gelirdi Ölümün sesi de metalik mi diye düşünüyordum İnsan nasıl bu kadar ölümü çağrıştırabilirdi Ayak sesleri nasıl ölümü bu kadar yakınlaştırabilirdi Bu kadar birbirine yakın düşmüşken en ufak bir ses göz teması sigara kokusu bir gölge her şeyin sonunu getirebilirdi Araf ta olmak gibiydi O incecik çizgide kendimi her hissedişimde kanımın daha hızlı aktığını kalbimin daha şiddetli çarptığını soluğumun düzensizleştiğini fark ederdim O an önemsemez ama her şey normale döndüğünde korktuğumdan utanırdım Yine de kendime güvenir o ince çizgide dolaşmaktan vazgeçmezdim

Aram Yayınları
Göz kapaklarım ağırlaşmaya başlıyordu Ölümün geçici halini yaşamaya başlıyordum Gözlerimiyıldızlara kapatırken cırcır böceklerinin sesi daha net gelmeye başlıyordu Sırtımda nemlitoprağı duyumsuyordum Kokusunu çekerken içime keşke öldükten sonra da tüm bugüzellikleri hissedebilsem diyordum Bu düşünceyle daha hoş gelmeye başladı bana her şey Ağaçların taze yapraklarının arasından hafifçe gezen rüzgârın belli belirsiz sesinin ve ardındantenime değen serin esintisinin huzuru yayılıyordu vücudumda Rüzgâr otların taze kokusunuyayarken gecenin sakinleştirici sesi tatlı bir uykuya davet ediyordu beni Görmeleri biraz zordu Herhangi bir iz bırakmamıştık Yine de belli olmuyordu Ayak sesleriyakınlaştıkça nefeslerimizi tuttuk adeta Sesleri bana hep metalik gelirdi Ölümün sesi demetalik mi diye düşünüyordum İnsan nasıl bu kadar ölümü çağrıştırabilirdi Ayak sesleri nasılölümü bu kadar yakınlaştırabilirdi Bu kadar birbirine yakın düşmüşken en ufak bir ses gözteması sigara kokusu bir gölge her şeyin sonunu getirebilirdi Araf ta olmak gibiydi O incecikçizgide kendimi her hissedişimde kanımın daha hızlı aktığını kalbimin daha şiddetli çarptığını soluğumun düzensizleştiğini fark ederdim O an önemsemez ama her şey normaledöndüğünde korktuğumdan utanırdım Yine de kendime güvenir o ince çizgide dolaşmaktanvazgeçmezdim

Gözkapaklarım ağırlaşmaya başlıyordu Ölümün geçici halini yaşamaya başlıyordum Gözlerimi yıldızlara kapatırken cırcır böceklerinin sesi daha net gelmeye başlıyordu Sırtımda nemli toprağı duyumsuyordum Kokusunu çekerken içime keşke öldükten sonra da tüm bu güzellikleri hissedebilsem diyordum Bu düşünceyle daha hoş gelmeye başladı bana her şey Ağaçların taze yapraklarının arasından hafifçe gezen rüzgârın belli belirsiz sesinin ve ardından tenime değen serin esintisinin huzuru yayılıyordu vücudumda Rüzgâr otların taze kokusunu yayarken gecenin sakinleştirici sesi tatlı bir uykuya davet ediyordu beni Görmeleri biraz zordu Herhangi bir iz bırakmamıştık Yine de belli olmuyordu Ayak sesleri yakınlaştıkça nefeslerimizi tuttuk adeta Sesleri bana hep metalik gelirdi Ölümün sesi de metalik mi diye düşünüyordum İnsan nasıl bu kadar ölümü çağrıştırabilirdi Ayak sesleri nasıl ölümü bu kadar yakınlaştırabilirdi Bu kadar birbirine yakın düşmüşken en ufak bir ses göz teması sigara kokusu bir gölge her şeyin sonunu getirebilirdi Araf ta olmak gibiydi O incecik çizgide kendimi her hissedişimde kanımın daha hızlı aktığını kalbimin daha şiddetli çarptığını soluğumun düzensizleştiğini fark ederdim O an önemsemez ama her şey normale döndüğünde korktuğumdan utanırdım Yine de kendime güvenir o ince çizgide dolaşmaktan vazgeçmezdim Yazar Zerrin Yılmaz Sayfa Sayısı 250 Çeviri Ebat 13X20 Basım Dili Türkçe Basım Tarihi Ocak 2022 Kağıt Cinsi 2 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 260 00

Aram Yayınları
Gözkapaklarım ağırlaşmaya başlıyordu Ölümün geçici halini yaşamaya başlıyordum Gözlerimi yıldızlara kapatırken cırcır böceklerinin sesi daha net gelmeye başlıyordu Sırtımda nemli toprağı duyumsuyordum Kokusunu çekerken içime keşke öldükten sonra da tüm bu güzellikleri hissedebilsem diyordum Bu düşünceyle daha hoş gelmeye başladı bana her şey Ağaçların taze yapraklarının arasından hafifçe gezen rüzgârın belli belirsiz sesinin ve ardından tenime değen serin esintisinin huzuru yayılıyordu vücudumda Rüzgâr otların taze kokusunu yayarken gecenin sakinleştirici sesi tatlı bir uykuya davet ediyordu beni Görmeleri biraz zordu Herhangi bir iz bırakmamıştık Yine de belli olmuyordu Ayak sesleri yakınlaştıkça nefeslerimizi tuttuk adeta Sesleri bana hep metalik gelirdi Ölümün sesi de metalik mi diye düşünüyordum İnsan nasıl bu kadar ölümü çağrıştırabilirdi Ayak sesleri nasıl ölümü bu kadar yakınlaştırabilirdi Bu kadar birbirine yakın düşmüşken en ufak bir ses göz teması sigara kokusu bir gölge her şeyin sonunu getirebilirdi Araf ta olmak gibiydi O incecik çizgide kendimi her hissedişimde kanımın daha hızlı aktığını kalbimin daha şiddetli çarptığını soluğumun düzensizleştiğini fark ederdim O an önemsemez ama her şey normale döndüğünde korktuğumdan utanırdım Yine de kendime güvenir o ince çizgide dolaşmaktan vazgeçmezdim

Aram
Gözkapaklarım ağırlaşmaya başlıyordu Ölümün geçici halini yaşamaya başlıyordum Gözlerimi yıldızlara kapatırken cırcır böceklerinin sesi daha net gelmeye başlıyordu Sırtımda nemli toprağı duyumsuyordum Kokusunu çekerken içime keşke öldükten sonra da tüm bu güzellikleri hissedebilsem diyordum Bu düşünceyle daha hoş gelmeye başladı bana her şey Ağaçların taze yapraklarının arasından hafifçe gezen rüzgârın belli belirsiz sesinin ve ardından tenime değen serin esintisinin huzuru yayılıyordu vücudumda Rüzgâr otların taze kokusunu yayarken gecenin sakinleştirici sesi tatlı bir uykuya davet ediyordu beni Görmeleri biraz zordu Herhangi bir iz bırakmamıştık Yine de belli olmuyordu Ayak sesleri yakınlaştıkça nefeslerimizi tuttuk adeta Sesleri bana hep metalik gelirdi Ölümün sesi de metalik mi diye düşünüyordum İnsan nasıl bu kadar ölümü çağrıştırabilirdi Ayak sesleri nasıl ölümü bu kadar yakınlaştırabilirdi Bu kadar birbirine yakın düşmüşken en ufak bir ses göz teması sigara kokusu bir gölge her şeyin sonunu getirebilirdi Araf ta olmak gibiydi O incecik çizgide kendimi her hissedişimde kanımın daha hızlı aktığını kalbimin daha şiddetli çarptığını soluğumun düzensizleştiğini fark ederdim O an önemsemez ama her şey normale döndüğünde korktuğumdan utanırdım Yine de kendime güvenir o ince çizgide dolaşmaktan vazgeçmezdim