Ev İçi Demokrasi

Ev İçi Demokrasi
Tekin Yayınevi
Ev İçi Demokrasi
Türkiye Cumhuriyeti nin her bir yurttaşını kucaklayan bir sistemin inşası için çoğulcu ve katılımcı bir demokrasi istiyoruz Kişilerin değil tüm vatandaşların haklarını korumak ve her zaman her yerde adaleti tecelli ettirmek için hukukun üstünlüğünü yargı bağımsızlığını savunuyoruz Bu güzel ülke işinin ehli liyakat sahibi insanlarca yönetilmeyi hak ediyor Bu yüzden parlamenter sistemi güçler ayrılığını denetimi istiyoruz Demokrasinin özü tüm yurttaşların taleplerini dile getirmesinde ve bu taleplerde ortaklaşabilmesinde yatıyor Bu yüzden ifade özgürlüğünü ve basın özgürlüğünü savunuyoruz İçinde yaşadığımız erkek egemen sistemde kadınların karşı karşıya kaldığı şiddet ayrımcılık ve eşitsizliği bertaraf etmedikçe adaletten söz etmek mümkün değildir Bu yüzden toplumsal cinsiyet eşitliğini savunuyoruz Katılımcı demokrasi perspektifinin ancak derin ekonomik eşitsizliklerin giderilmesiyle mümkün olabileceğini biliyoruz Bu yüzden sosyal adalet istiyoruz Ve bunların gerçekleşmesi için Hak hukuk adalet diyoruz

Dorlion Yayınları
çev. Funda Şirinoğlu
İlk olarak 1931 de yayımlanan bu etkili çalışma Laski nin devlet teorisinin bazı yönlerini geliştiriyor bu fikirler demokrasi tanımı ve algısının nasıl değiştiğini anlatan ve çözüm önerisi sunan görüşleri zaman ve yüzyıl değişse de her dönemde geçerliliğini koruyor Dünyanın genel havası derin ve yaygın bir hayal kırıklığıdır Neslimiz değerler sistemini kaybetmiş gibi görünüyor Kesinliğin yerini alaycılık aldı umudun yerini umutsuzluk aldı Sanat edebiyat ve müzik akımları geçmişin büyük başarılarını yaratan geleneği inkâr ediyor gibi görünüyor ve ilhamlarını onun tüm anlamını reddeden biçimlerde arıyor Kapitalist bir demokraside yargının yeri oldukça karmaşıktır Hukukun geleneği tarafsızlık geleneğidir Hukuk görevlileri piyasanın çatışmalarının üzerinde uzak ve yolsuzluğa bulaşmamış bir şekilde dururlar Mahkemelerinde görünen kişilerin statüsüne bakılmaksızın hukukun görkemli formüllerini uygulamakla ilgilenirler En azından modern zamanlarda hukuk önünde eşitlik ideali bireycilik ve demokrasi üzerine kurulu bir toplumun klasik varsayımlarından biri olmuştur Hukuk kişilere saygı duymaz Hâkim anlamını kişisel arzuları doğrultusunda yorumlamaz Zengin ve fakir siyah ve beyaz ateist ve Hıristiyan eşit derecede korumasının kapsamına hak kazanırlar Ancak insanlar güvenliklerinin tehlikede olduğunu düşündüklerinde adaletin temel gerekliliklerini gerçekten önemsemezler Tutku mantığın önüne geçer ve uygarlığın tekniği kendini koruma içgüdüsünün gerektirdiği her şeyle değiştirilir

Ozan Yayıncılık
Türkiye de demokrasiyi sık sık kesintiye uğratmak müdahale etmek ve ortadan kaldırmak aslında bu coğrafyanın kötü bir alışkanlığıdır Osmanlı da askerî isyanlar ve darbeleri bazı tarihçiler Fatih Sultan Mehmed in ilk hükümdarlığına kadar götürerek 1446 daki Buçuktepe İsyanı ile başlatırlar Osmanlı da bu müdahaleci alışkanlık 1913 teki Bâbıâli baskınıyla sona erer 36 Osmanlı padişahından 12 sinin isyan ve darbeyle tahtından indirilmesi 182 sadrazamın 44 ünün infaz edilmesi göz önüne alındığında durumun vahameti çok daha iyi anlaşılacaktır Babıali Baskını ile sona eren gelenek Cumhuriyet in ilanıyla kesintiye uğrar ancak bu fazla uzun sürmez 27 Mayıs 1960 da siyasi iktidara karşı yeni dönemin ilk askeri darbesi gerçekleşir Talat Aydemir ve arkadaşlarının darbe girişimleri sonuç vermez ve Aydemir idam edilir ancak tam 11 yıl sonra 12 Mart 1971 de asker yeniden yönetime el koyar 12 Mart darbesinin sonuçlarının tartışıldığı toplumsal muhalefetin yükseldiği ve örgütlülüğün toplum katmanlarında yayıldığı bir dönemde ise 12 Eylül Darbesi gelir Önceki darbeyle arasındaki süre sadece 9 yıldır Kitap Türkiye nin bu hareketli dönemini kronolojik bir akışla okura sunuyor ve askeri darbelerin sadece toplum katmanlarındaki değil siyaset iş dünyası ve medyadaki yansımalarına da dikkat çekiyor

Cumhuriyet Kitapları
Bu kitap çağımızın gerçeklerinin yanı sıra 200 yıla yaklaşan Aydınlanma hareketimizin verilerinden yola çıkarak bu sorulara eğiliyor Türkiye de demokrasinin yeniden kurulması kavgasında temel doğruların altını bir kez daha çizerken kendimize özgü sorunlarımızı da belirtiyor

Ayrıntı Yayınları
çev. Mehmet Beşikçi
Güçlü Demokrasi hem liberal tahayyülün ufkunun ne kadar dar olduğunu gözler önüne sermesi hem de alternatif bir doğrudan demokrasi tasarımı geliştirerek kamusallık yurttaşlık ve cemaat kavramları etrafında yeni tartışmalar açması bakımından Türkiye solunun gündemine önemli katkılarda bulunabilecek bir kitap Barber kitabın ilk bölümünde cılız demokrasi adını verdiği liberal demokrasi anlayışına felsefi ve siyasal açıdan çok sert eleştiriler yöneltiyor Liberalizmin çıkış noktası bireyin tanımlayıcı özerkliği mahremiyeti yalnızlığı ve mutlak haklarıdır Siyaset tasarımı birey haklar özgürlük ve adalet gibi içeriği siyasal pratikten önce normatif olarak belirlenmiş soyut kavramlarla oluşturulur Liberal siyasal pratiğe hakikatin mutlak kesinliğini kazandıracak temeller arar Bilgi anlayışı tekbencidir Dünya kimsenin başkaları için varolmadığı bir dünyadır Onun dünyasında kamusal hiçbir şey yoktur verimlilik ve yarar hesabı her şeyin önüne geçmiştir Kardeşlik duygusu genel irade bağış ilişkisi özel alanın dışında sevgi inanç ya da bağlılık yoktur Liberalizmin insanı saldırgan açgözlü hedonist ve yalnızdır ortaklaşmacılık dayanışma ve birlikte varoluş potansiyelinden yoksundur Barber ın bunun yerine önerdiği güçlü demokrasi tasarımında siyaset adalet ve özgürlük gibi kavramlara dayanmaz bunları mümkün kılan pratiktir İnsanlar belli soyut hakikatlere rıza gösterdikleri için yurttaş olmazlar yurttaş haline geldikleri için uygun pratik hakikatler yaratmaya muktedir kişiler olurlar Demokrasi bir araç değil bir amaç olduğu için siyaset de yolculuğun varmak kadar önemli ve yolcular arasındaki ilişkilerin varacaklarını sandıkları hedefler kadar yaşamsal olduğu bir yolculuktur Bu tasarım yurttaşların siyaset sürecine aktif katılımını gerektirdiği için temsili dışlar Güçlü demokratik cemaatte yurttaşlar birbirlerine kanla ya da sözleşmeyle değil ortak çatışmalara ortak çözümler aramaya yönelik ortak ilgileri ve ortak katılımlarıyla bağlanan komşulardır Demokrasinin görevi yurttaşların siyasal yargı gücünü besleyecek kurumlar ve işleyişler bulmaktır Barber son bölümde ise yurttaşlık tasarımının hayata geçirilmesinin önündeki engelleri inceleyip yurttaşlık eğitiminin önemini vurgular ve bir dizi somut uygulanabilir öneri getirir Semt birlikleri ve yurttaş iletişim kooperatifleri oluşturmak evrensel yurttaşlık hizmeti iş yeri demokrasisi yeni bir mimari ve kamusal alan inşa etmek vb İnsanı temel alan bir siyasetin imkânlarını düşünmeye çağıran bir kitap

İmge Kitabevi
çev. Meral Delikara Üst
Şiddet ve Demokrasi John Keane in şiddet i bir kez daha ve bu kez demokrasi bağlamında ele aldığı bir kitap Demokrasiyle en çok çelişen unsurlardan ve onun en ciddi sorunlarından biri olarak şiddet demokrasiye inanan herkesin bir insanlık görevi olarak karşı durması gereken bir şey Şiddet insan doğası nın mutlak bir parçası değildir bu kavram kendisine yüklenen çok çeşitli anlamlardan dolayı tek bir tanım kabul etmez bu nedenle de kafalar karışık diyor Keane Bu yüzdendir ki herkesi en başta da şiddete cevabı yine şiddette bulan biçare siyasetçileri şiddetin kaynağı sonuçları büründüğü kılıklar ve elbette çareleri üzerinde enine boyuna düşünmeye çağırıyor Yazar demokrasiden aldığı güçle şiddeti gerekçelendirme heveslisi çabalara veryansın ederken bir yandan da dünyanın şiddetin insafına bırakılmasına kesinlikle karşı çıkıyor Dünyamızı çepeçevre saran şiddet üçgeni nin çarkına ancak demokrasi ile çomak sokulabileceğine inanan Keane şiddeti demokratikleştirmek yani demokrasinin ellerinde açık açık hesabı verilebilir kılmak gerektiğini savunuyor Şiddetin yeryüzünden ancak bu şekilde silinebileceğine inanıyor
