Eylül Öyküleri — Demirtaş Ceyhun

Eylül Öyküleri
Demirtaş CeyhunSarmal Kitabevi
Eylül Öyküleri
Demirtaş CeyhunTıpkı uzun bir yolculuğa çıkacak yaşlılar gibi Sabah erkenden uyanmış Daha doğrusu sabaha dek uyumamış dönmüş durmuş yatağında Ortalık şöyle biraz ağarmağa yüz tutmuş tutmamışken daha alaca karanlıkta da fırlamış kalkmış Sanki bir takım gizemli çekmeceleri karıştırıyor Sanki ardından pasaklı denilmesin diye ortalığı derleyip toparlamaya çalışıyor Hazırlanıyor Büzülmüş Tortop olmuş Gerçekten öylesine yorgunum ki Artık yaşamak bile istemiyorum Ölüm Gel artık Özledim seni Niçin Öylesine anlamsız ki her şey Sanki bin bir direkli bir Bizans sarnıcının ürpertili karanlığına birden düşüvermiş Buz gibi sırılsıklam rutubetli boşlukta el yordamıyla bir şeyler arıyor Niçin Niçin Niçin İki yanından akıp gidiyor sanki sütun yansımaları çamurlu sularda Cadı çınıltıları Ya da kim bilir kaç kuşağın ıvır zıvır ile dolu bir çatı aralığının bir merdiven altı boşluğunun göz gözü zor görür loşluğunda bunalmış ilerlemeye çalışırken birden ayağına takılı veriyor nice anılardan birinin çocuk lazımlığı tangır tungur yuvarlanıyor bir köşeye doğru Örümcek ağlarının o ürpertici soğukluğu sanki yüzüne dolanan Niçin Niçin Niçin Bu ne çok anı Yarabbi Bu ne çok anı

Sarmal Kitabevi
Tıpkı uzun bir yolculuğa çıkacak yaşlılar gibi Sabah erkenden uyanmış Daha doğrusu sabaha dek uyumamış dönmüş durmuş yatağında Ortalık şöyle biraz ağarmağa yüz tutmuş tutmamışken daha alaca karanlıkta da fırlamış kalkmış Sanki bir takım gizemli çekmeceleri karıştırıyor Sanki ardından pasaklı denilmesin diye ortalığı derleyip toparlamaya çalışıyor Hazırlanıyor Büzülmüş Tortop olmuş Gerçekten öylesine yorgunum ki Artık yaşamak bile istemiyorum Ölüm Gel artık Özledim seni Niçin Öylesine anlamsız ki her şey Sanki bin bir direkli bir Bizans sarnıcının ürpertili karanlığına birden düşüvermiş Buz gibi sırılsıklam rutubetli boşlukta el yordamıyla bir şeyler arıyor Niçin Niçin Niçin İki yanından akıp gidiyor sanki sütun yansımaları çamurlu sularda Cadı çınıltıları Ya da kim bilir kaç kuşağın ıvır zıvır ile dolu bir çatı aralığının bir merdiven altı boşluğunun göz gözü zor görür loşluğunda bunalmış ilerlemeye çalışırken birden ayağına takılı veriyor nice anılardan birinin çocuk lazımlığı tangır tungur yuvarlanıyor bir köşeye doğru Örümcek ağlarının o ürpertici soğukluğu sanki yüzüne dolanan Niçin Niçin Niçin Bu ne çok anı Yarabbi Bu ne çok anı

Sarmal Yayınevi
Tıpkı uzun bir yolculuğa çıkacak yaşlılar gibi Sabah erkenden uyanmış Daha doğrusu sabaha dek uyumamış dönmüş durmuş yatağında Ortalık şöyle biraz ağarmağa yüz tutmuş tutmamışken daha alaca karanlıkta da fırlamış kalkmış Sanki bir takım gizemli çekmeceleri karıştırıyor Sanki ardından pasaklı denilmesin diye ortalığı derleyip toparlamaya çalışıyor Hazırlanıyor Büzülmüş Tortop olmuş Gerçekten öylesine yorgunum ki Artık yaşamak bile istemiyorum Ölüm Gel artık Özledim seni Niçin Öylesine anlamsız ki her şey Sanki bin bir direkli bir Bizans sarnıcının ürpertili karanlığına birden düşüvermiş Buz gibi sırılsıklam rutubetli boşlukta el yordamıyla bir şeyler arıyor Niçin Niçin Niçin İki yanından akıp gidiyor sanki sütun yansımaları çamurlu sularda Cadı çınıltıları Ya da kim bilir kaç kuşağın ıvır zıvır ile dolu bir çatı aralığının bir merdiven altı boşluğunun göz gözü zor görür loşluğunda bunalmış ilerlemeye çalışırken birden ayağına takılı veriyor nice anılardan birinin çocuk lazımlığı tangır tungur yuvarlanıyor bir köşeye doğru Örümcek ağlarının o ürpertici soğukluğu sanki yüzüne dolanan Niçin Niçin Niçin Bu ne çok anı Yarabbi Bu ne çok anı

SARMAL KİTABEVİ
Tıpkı uzun bir yolculuğa çıkacak yaşlılar gibi Sabah erkenden uyanmış Daha doğrusu sabaha dek uyumamış dönmüş durmuş yatağında Ortalık şöyle biraz ağarmağa yüz tutmuş tutmamışken daha alaca karanlıkta da fırlamış kalkmış Sanki bir takım gizemli çekmeceleri karıştırıyor Sanki ardından pasaklı denilmesin diye ortalığı derleyip toparlamaya çalışıyor Hazırlanıyor Büzülmüş Tortop olmuş Gerçekten öylesine yorgunum ki Artık yaşamak bile istemiyorum Ölüm Gel artık Özledim seni Niçin Öylesine anlamsız ki her şey Sanki bin bir direkli bir Bizans sarnıcının ürpertili karanlığına birden düşüvermiş Buz gibi sırılsıklam rutubetli boşlukta el yordamıyla bir şeyler arıyor Niçin Niçin Niçin İki yanından akıp gidiyor sanki sütun yansımaları çamurlu sularda Cadı çınıltıları Ya da kim bilir kaç kuşağın ıvır zıvır ile dolu bir çatı aralığının bir merdiven altı boşluğunun göz gözü zor görür loşluğunda bunalmış ilerlemeye çalışırken birden ayağına takılı veriyor nice anılardan birinin çocuk lazımlığı tangır tungur yuvarlanıyor bir köşeye doğru Örümcek ağlarının o ürpertici soğukluğu sanki yüzüne dolanan Niçin Niçin Niçin Bu ne çok anı Yarabbi Bu ne çok anı

Sarmal Kitabevi
Tıpkı uzun bir yolculuğa çıkacak yaşlılar gibi Sabah erkenden uyanmış Daha doğrusu sabaha dek uyumamış dönmüş durmuş yatağında Ortalık şöyle biraz ağarmağa yüz tutmuş tutmamışken daha alaca karanlıkta da fırlamış kalkmış Sanki bir takım gizemli çekmeceleri karıştırıyor Sanki ardından pasaklı denilmesin diye ortalığı derleyip toparlamaya çalışıyor Hazırlanıyor Büzülmüş Tortop olmuş Gerçekten öylesine yorgunum ki Artık yaşamak bile istemiyorum Ölüm Gel artık Özledim seni Niçin Öylesine anlamsız ki her şey Sanki bin bir direkli bir Bizans sarnıcının ürpertili karanlığına birden düşüvermiş Buz gibi sırılsıklam rutubetli boşlukta el yordamıyla bir şeyler arıyor Niçin Niçin Niçin İki yanından akıp gidiyor sanki sütun yansımaları çamurlu sularda Cadı çınıltıları Ya da kim bilir kaç kuşağın ıvır zıvır ile dolu bir çatı aralığının bir merdiven altı boşluğunun göz gözü zor görür loşluğunda bunalmış ilerlemeye çalışırken birden ayağına takılı veriyor nice anılardan birinin çocuk lazımlığı tangır tungur yuvarlanıyor bir köşeye doğru Örümcek ağlarının o ürpertici soğukluğu sanki yüzüne dolanan Niçin Niçin Niçin Bu ne çok anı Yarabbi Bu ne çok anı

Sarmal Kitabevi
Tıpkı uzun bir yolculuğa çıkacak yaşlılar gibi Sabah erkenden uyanmış Daha doğrusu sabaha dek uyumamış dönmüş durmuş yatağında Ortalık şöyle biraz ağarmağa yüz tutmuş tutmamışken daha alaca karanlıkta da fırlamış kalkmış Sanki bir takım gizemli çekmeceleri karıştırıyor Sanki ardından pasaklı denilmesin diye ortalığı derleyip toparlamaya çalışıyor Hazırlanıyor Büzülmüş Tortop olmuş Gerçekten öylesine yorgunum ki Artık yaşamak bile istemiyorum Ölüm Gel artık Özledim seni Niçin Öylesine anlamsız ki her şey Sanki bin bir direkli bir Bizans sarnıcının ürpertili karanlığına birden düşüvermiş Buz gibi sırılsıklam rutubetli boşlukta el yordamıyla bir şeyler arıyor Niçin Niçin Niçin İki yanından akıp gidiyor sanki sütun yansımaları çamurlu sularda Cadı çınıltıları Ya da kim bilir kaç kuşağın ıvır zıvır ile dolu bir çatı aralığının bir merdiven altı boşluğunun göz gözü zor görür loşluğunda bunalmış ilerlemeye çalışırken birden ayağına takılı veriyor nice anılardan birinin çocuk lazımlığı tangır tungur yuvarlanıyor bir köşeye doğru Örümcek ağlarının o ürpertici soğukluğu sanki yüzüne dolanan Niçin Niçin Niçin Bu ne çok anı Yarabbi Bu ne çok anı