MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Faşist Roma Kemalist Tiran ve Kaybolmuş Makedonya — Falih Rıfkı Atay

Faşist Roma Kemalist Tiran ve Kaybolmuş Makedonya
95,20
Araştırma İncelemeYakın TarihTarih Araştırma ve İnceleme Kitapları

Faşist Roma Kemalist Tiran ve Kaybolmuş Makedonya

Falih Rıfkı Atay

Pozitif Yayıncılık

202664 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap AmbarıEn ucuz

Faşist Roma Kemalist Tiran ve Kaybolmuş Makedonya

Falih Rıfkı Atay

Falih Rıfkı Atay ın sürükleyici zengin muhtevalı zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır Prof Dr İlber ORTAYLI 1931 Mayıs ındayız Palatino dan Forum un eski taşlarına bakıyorum İki bin senelik kaldırım üstünden kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbe kalmıştır Sütun iki bin küsur senelik cübbenin altındaki delikanlı 1931 yaşındadır ve ölmüş düsturların cesedidir Yeni zamanın kalbi kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor Deniz ve iklimlere sığmayan imparatorluğun niçin battığını düşünmelisin Bu imparatorluktan kopan bütün Müslüman parçalarının istiklal bayrağı aynı sebeplerle düşebilir İmparatorluğu yiyen kurt genç ağaçların kökleri arasına saklanmıştır Şimdi bahar yağmuru ile yemyeşil serpilen yapraklar özsuyu eski zehirden temizlenmezse kolaylıkla sararıp dökülebilir İmparatorluk bir adım ötedeki Bulgaristan a bakarak çobanlarının nasıl efendi olduğunu sorar dururdu Az kaldı Bulgarlar efendilerinin çobanlığını göreceklerdi İstiklal bayrağı direk parçası üstünde değil yenileşmiş kafalar değişmiş ahlaklar yeni güneşlerin aydınlığını almış vicdanlar üstünde tutunabilir Bir Arnavut diyordu ki Bize eski zamandan bahsediyorsunuz Şimdi otomobile binsem on saat sonra huduttayım Kara listeler gümrük pasaport karşıma aşılmaz bir duvar çıkıyor İmparatorluk devrinde kollarımı sallaya sallaya Mekke ye Basra ya ve Erzurum a kadar giderdim Aşağıya bakıyorum Sırplar önünde geri gelen ordu o zaman bu yol olmadığı için işte bu dağların böğrüne saplanıp kalmıştı Bataklık ve çamur vardı Askerler at leşinden at leşine basarak yürümekteydiler Sabahleyin bütün Osmanlı ordusundan birlikte götürebilecek bir tek cebel topu kalmıştı Zabit koca Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu tek topuna hareket emri verdi Şimdi o toprakların üstünde bahar bir gül gibi bir karanfil gibi açıyor Eski Türk şarkılarının aksettiği ve çarıklarının çürüdüğü dağlar işte şu ufuk çizgisinin arkasında Manastır Eyüp kadar Türk olarak alıştığımız Manastır ötede Kosova Üsküp başımın içini Osmanlı hatırasının sert dalgaları karıştırıyor Bu hatıralar imparatorluk kartalının kopmuş kanat parçaları dökülmüş etleri yolunmuş derisi artık hayat verilmesi mümkün olmayan ceset parçalarıdır Tanıtım Bülteninden

BKM Kitap
123,75

Pozitif Yayınları

64 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Falih Rıfkı Atay ın sürükleyici zengin muhtevalı zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır Prof Dr İlber ORTAYLI 1931 Mayıs ındayız Palatino dan Forum un eski taşlarına bakıyorum İki bin senelik kaldırım üstünden kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbe kalmıştır Sütun iki bin küsur senelik cübbenin altındaki delikanlı 1931 yaşındadır ve ölmüş düsturların cesedidir Yeni zamanın kalbi kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor Deniz ve iklimlere sığmayan imparatorluğun niçin battığını düşünmelisin Bu imparatorluktan kopan bütün Müslüman parçalarının istiklal bayrağı aynı sebeplerle düşebilir İmparatorluğu yiyen kurt genç ağaçların kökleri arasına saklanmıştır Şimdi bahar yağmuru ile yemyeşil serpilen yapraklar özsuyu eski zehirden temizlenmezse kolaylıkla sararıp dökülebilir İmparatorluk bir adım ötedeki Bulgaristan a bakarak çobanlarının nasıl efendi olduğunu sorar dururdu Az kaldı Bulgarlar efendilerinin çobanlığını göreceklerdi İstiklal bayrağı direk parçası üstünde değil yenileşmiş kafalar değişmiş ahlaklar yeni güneşlerin aydınlığını almış vicdanlar üstünde tutunabilir Bir Arnavut diyordu ki Bize eski zamandan bahsediyorsunuz Şimdi otomobile binsem on saat sonra huduttayım Kara listeler gümrük pasaport karşıma aşılmaz bir duvar çıkıyor İmparatorluk devrinde kollarımı sallaya sallaya Mekke ye Basra ya ve Erzurum a kadar giderdim Aşağıya bakıyorum Sırplar önünde geri gelen ordu o zaman bu yol olmadığı için işte bu dağların böğrüne saplanıp kalmıştı Bataklık ve çamur vardı Askerler at leşinden at leşine basarak yürümekteydiler Sabahleyin bütün Osmanlı ordusundan birlikte götürebilecek bir tek cebel topu kalmıştı Zabit koca Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu tek topuna hareket emri verdi Şimdi o toprakların üstünde bahar bir gül gibi bir karanfil gibi açıyor Eski Türk şarkılarının aksettiği ve çarıklarının çürüdüğü dağlar işte şu ufuk çizgisinin arkasında Manastır Eyüp kadar Türk olarak alıştığımız Manastır ötede Kosova Üsküp başımın içini Osmanlı hatırasının sert dalgaları karıştırıyor Bu hatıralar imparatorluk kartalının kopmuş kanat parçaları dökülmüş etleri yolunmuş derisi artık hayat verilmesi mümkün olmayan ceset parçalarıdır

Ekin Kitap
123,75

Pozitif Yayınları

Mart 202664 sf.
Ekin Kitap

Falih Rıfkı Atay ın sürükleyici zengin muhtevalı zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır Prof Dr İlber ORTAYLI 1931 Mayıs ındayız Palatino dan Forum un eski taşlarına bakıyorum İki bin senelik kaldırım üstünden kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbe kalmıştır Sütun iki bin küsur senelik cübbenin altındaki delikanlı 1931 yaşındadır ve ölmüş düsturların cesedidir Yeni zamanın kalbi kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor Deniz ve iklimlere sığmayan imparatorluğun niçin battığını düşünmelisin Bu imparatorluktan kopan bütün Müslüman parçalarının istiklal bayrağı aynı sebeplerle düşebilir İmparatorluğu yiyen kurt genç ağaçların kökleri arasına saklanmıştır Şimdi bahar yağmuru ile yemyeşil serpilen yapraklar özsuyu eski zehirden temizlenmezse kolaylıkla sararıp dökülebilir İmparatorluk bir adım ötedeki Bulgaristan a bakarak çobanlarının nasıl efendi olduğunu sorar dururdu Az kaldı Bulgarlar efendilerinin çobanlığını göreceklerdi İstiklal bayrağı direk parçası üstünde değil yenileşmiş kafalar değişmiş ahlaklar yeni güneşlerin aydınlığını almış vicdanlar üstünde tutunabilir Bir Arnavut diyordu ki Bize eski zamandan bahsediyorsunuz Şimdi otomobile binsem on saat sonra huduttayım Kara listeler gümrük pasaport karşıma aşılmaz bir duvar çıkıyor İmparatorluk devrinde kollarımı sallaya sallaya Mekke ye Basra ya ve Erzurum a kadar giderdim Aşağıya bakıyorum Sırplar önünde geri gelen ordu o zaman bu yol olmadığı için işte bu dağların böğrüne saplanıp kalmıştı Bataklık ve çamur vardı Askerler at leşinden at leşine basarak yürümekteydiler Sabahleyin bütün Osmanlı ordusundan birlikte götürebilecek bir tek cebel topu kalmıştı Zabit koca Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu tek topuna hareket emri verdi Şimdi o toprakların üstünde bahar bir gül gibi bir karanfil gibi açıyor Eski Türk şarkılarının aksettiği ve çarıklarının çürüdüğü dağlar işte şu ufuk çizgisinin arkasında Manastır Eyüp kadar Türk olarak alıştığımız Manastır ötede Kosova Üsküp başımın içini Osmanlı hatırasının sert dalgaları karıştırıyor Bu hatıralar imparatorluk kartalının kopmuş kanat parçaları dökülmüş etleri yolunmuş derisi artık hayat verilmesi mümkün olmayan ceset parçalarıdır

Kitap Sepeti
125,40

Pozitif Yayınları

202664 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Falih Rıfkı Atay ın sürükleyici zengin muhtevalı zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır Prof Dr İlber ORTAYLI 1931 Mayıs ındayız Palatino dan Forum un eski taşlarına bakıyorum İki bin senelik kaldırım üstünden kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbe kalmıştır Sütun iki bin küsur senelik cübbenin altındaki delikanlı 1931 yaşındadır ve ölmüş düsturların cesedidir Yeni zamanın kalbi kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor Deniz ve iklimlere sığmayan imparatorluğun niçin battığını düşünmelisin Bu imparatorluktan kopan bütün Müslüman parçalarının istiklal bayrağı aynı sebeplerle düşebilir İmparatorluğu yiyen kurt genç ağaçların kökleri arasına saklanmıştır Şimdi bahar yağmuru ile yemyeşil serpilen yapraklar özsuyu eski zehirden temizlenmezse kolaylıkla sararıp dökülebilir İmparatorluk bir adım ötedeki Bulgaristan a bakarak çobanlarının nasıl efendi olduğunu sorar dururdu Az kaldı Bulgarlar efendilerinin çobanlığını göreceklerdi İstiklal bayrağı direk parçası üstünde değil yenileşmiş kafalar değişmiş ahlaklar yeni güneşlerin aydınlığını almış vicdanlar üstünde tutunabilir Bir Arnavut diyordu ki Bize eski zamandan bahsediyorsunuz Şimdi otomobile binsem on saat sonra huduttayım Kara listeler gümrük pasaport karşıma aşılmaz bir duvar çıkıyor İmparatorluk devrinde kollarımı sallaya sallaya Mekke ye Basra ya ve Erzurum a kadar giderdim Aşağıya bakıyorum Sırplar önünde geri gelen ordu o zaman bu yol olmadığı için işte bu dağların böğrüne saplanıp kalmıştı Bataklık ve çamur vardı Askerler at leşinden at leşine basarak yürümekteydiler Sabahleyin bütün Osmanlı ordusundan birlikte götürebilecek bir tek cebel topu kalmıştı Zabit koca Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu tek topuna hareket emri verdi Şimdi o toprakların üstünde bahar bir gül gibi bir karanfil gibi açıyor Eski Türk şarkılarının aksettiği ve çarıklarının çürüdüğü dağlar işte şu ufuk çizgisinin arkasında Manastır Eyüp kadar Türk olarak alıştığımız Manastır ötede Kosova Üsküp başımın içini Osmanlı hatırasının sert dalgaları karıştırıyor Bu hatıralar imparatorluk kartalının kopmuş kanat parçaları dökülmüş etleri yolunmuş derisi artık hayat verilmesi mümkün olmayan ceset parçalarıdır

D&R
126,00

Pozitif Yayıncılık

20261. baskı64 sf.
13,5 x 212. HamurTürkçe
D&R

Falih Rıfkı Atay ın sürükleyici zengin muhtevalı zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır Prof Dr İlber ORTAYLI 1931 Mayıs ındayız Palatino dan Forum un eski taşlarına bakıyorum İki bin senelik kaldırım üstünden kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbe kalmıştır Sütun iki bin küsur senelik cübbenin altındaki delikanlı 1931 yaşındadır ve ölmüş düsturların cesedidir Yeni zamanın kalbi kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor Deniz ve iklimlere sığmayan imparatorluğun niçin battığını düşünmelisin Bu imparatorluktan kopan bütün Müslüman parçalarının istiklal bayrağı aynı sebeplerle düşebilir İmparatorluğu yiyen kurt genç ağaçların kökleri arasına saklanmıştır Şimdi bahar yağmuru ile yemyeşil serpilen yapraklar özsuyu eski zehirden temizlenmezse kolaylıkla sararıp dökülebilir İmparatorluk bir adım ötedeki Bulgaristan a bakarak çobanlarının nasıl efendi olduğunu sorar dururdu Az kaldı Bulgarlar efendilerinin çobanlığını göreceklerdi İstiklal bayrağı direk parçası üstünde değil yenileşmiş kafalar değişmiş ahlaklar yeni güneşlerin aydınlığını almış vicdanlar üstünde tutunabilir Bir Arnavut diyordu ki Bize eski zamandan bahsediyorsunuz Şimdi otomobile binsem on saat sonra huduttayım Kara listeler gümrük pasaport karşıma aşılmaz bir duvar çıkıyor İmparatorluk devrinde kollarımı sallaya sallaya Mekke ye Basra ya ve Erzurum a kadar giderdim Aşağıya bakıyorum Sırplar önünde geri gelen ordu o zaman bu yol olmadığı için işte bu dağların böğrüne saplanıp kalmıştı Bataklık ve çamur vardı Askerler at leşinden at leşine basarak yürümekteydiler Sabahleyin bütün Osmanlı ordusundan birlikte götürebilecek bir tek cebel topu kalmıştı Zabit koca Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu tek topuna hareket emri verdi Şimdi o toprakların üstünde bahar bir gül gibi bir karanfil gibi açıyor Eski Türk şarkılarının aksettiği ve çarıklarının çürüdüğü dağlar işte şu ufuk çizgisinin arkasında Manastır Eyüp kadar Türk olarak alıştığımız Manastır ötede Kosova Üsküp başımın içini Osmanlı hatırasının sert dalgaları karıştırıyor Bu hatıralar imparatorluk kartalının kopmuş kanat parçaları dökülmüş etleri yolunmuş derisi artık hayat verilmesi mümkün olmayan ceset parçalarıdır Tanıtım Bülteninden

Şehadet Kitap
132,00

Pozitif Yayınları

202664 sf.
Şehadet Kitap

Falih Rıfkı Atay ın sürükleyici zengin muhtevalı zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır Prof Dr İlber ORTAYLI 1931 Mayıs ındayız Palatino dan Forum un eski taşlarına bakıyorum İki bin senelik kaldırım üstünden kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbe kalmıştır Sütun iki bin küsur senelik cübbenin altındaki delikanlı 1931 yaşındadır ve ölmüş düsturların cesedidir Yeni zamanın kalbi kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor Deniz ve iklimlere sığmayan imparatorluğun niçin battığını düşünmelisin Bu imparatorluktan kopan bütün Müslüman parçalarının istiklal bayrağı aynı sebeplerle düşebilir İmparatorluğu yiyen kurt genç ağaçların kökleri arasına saklanmıştır Şimdi bahar yağmuru ile yemyeşil serpilen yapraklar özsuyu eski zehirden temizlenmezse kolaylıkla sararıp dökülebilir İmparatorluk bir adım ötedeki Bulgaristan a bakarak çobanlarının nasıl efendi olduğunu sorar dururdu Az kaldı Bulgarlar efendilerinin çobanlığını göreceklerdi İstiklal bayrağı direk parçası üstünde değil yenileşmiş kafalar değişmiş ahlaklar yeni güneşlerin aydınlığını almış vicdanlar üstünde tutunabilir Bir Arnavut diyordu ki Bize eski zamandan bahsediyorsunuz Şimdi otomobile binsem on saat sonra huduttayım Kara listeler gümrük pasaport karşıma aşılmaz bir duvar çıkıyor İmparatorluk devrinde kollarımı sallaya sallaya Mekke ye Basra ya ve Erzurum a kadar giderdim Aşağıya bakıyorum Sırplar önünde geri gelen ordu o zaman bu yol olmadığı için işte bu dağların böğrüne saplanıp kalmıştı Bataklık ve çamur vardı Askerler at leşinden at leşine basarak yürümekteydiler Sabahleyin bütün Osmanlı ordusundan birlikte götürebilecek bir tek cebel topu kalmıştı Zabit koca Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu tek topuna hareket emri verdi Şimdi o toprakların üstünde bahar bir gül gibi bir karanfil gibi açıyor Eski Türk şarkılarının aksettiği ve çarıklarının çürüdüğü dağlar işte şu ufuk çizgisinin arkasında Manastır Eyüp kadar Türk olarak alıştığımız Manastır ötede Kosova Üsküp başımın içini Osmanlı hatırasının sert dalgaları karıştırıyor Bu hatıralar imparatorluk kartalının kopmuş kanat parçaları dökülmüş etleri yolunmuş derisi artık hayat verilmesi mümkün olmayan ceset parçalarıdır

Nobel Kitap
140,25

Pozitif Yayınları

202664 sf.
Ciltsiz13.5x21 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Falih Rıfkı Atay ın sürükleyici zengin muhtevalı zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır Prof Dr İlber ORTAYLI 1931 Mayıs ındayız Palatino dan Forum un eski taşlarına bakıyorum İki bin senelik kaldırım üstünden kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbe kalmıştır Sütun iki bin küsur senelik cübbenin altındaki delikanlı 1931 yaşındadır ve ölmüş düsturların cesedidir Yeni zamanın kalbi kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor Deniz ve iklimlere sığmayan imparatorluğun niçin battığını düşünmelisin Bu imparatorluktan kopan bütün Müslüman parçalarının istiklal bayrağı aynı sebeplerle düşebilir İmparatorluğu yiyen kurt genç ağaçların kökleri arasına saklanmıştır Şimdi bahar yağmuru ile yemyeşil serpilen yapraklar özsuyu eski zehirden temizlenmezse kolaylıkla sararıp dökülebilir İmparatorluk bir adım ötedeki Bulgaristan a bakarak çobanlarının nasıl efendi olduğunu sorar dururdu Az kaldı Bulgarlar efendilerinin çobanlığını göreceklerdi İstiklal bayrağı direk parçası üstünde değil yenileşmiş kafalar değişmiş ahlaklar yeni güneşlerin aydınlığını almış vicdanlar üstünde tutunabilir Bir Arnavut diyordu ki Bize eski zamandan bahsediyorsunuz Şimdi otomobile binsem on saat sonra huduttayım Kara listeler gümrük pasaport karşıma aşılmaz bir duvar çıkıyor İmparatorluk devrinde kollarımı sallaya sallaya Mekke ye Basra ya ve Erzurum a kadar giderdim Aşağıya bakıyorum Sırplar önünde geri gelen ordu o zaman bu yol olmadığı için işte bu dağların böğrüne saplanıp kalmıştı Bataklık ve çamur vardı Askerler at leşinden at leşine basarak yürümekteydiler Sabahleyin bütün Osmanlı ordusundan birlikte götürebilecek bir tek cebel topu kalmıştı Zabit koca Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu tek topuna hareket emri verdi Şimdi o toprakların üstünde bahar bir gül gibi bir karanfil gibi açıyor Eski Türk şarkılarının aksettiği ve çarıklarının çürüdüğü dağlar işte şu ufuk çizgisinin arkasında Manastır Eyüp kadar Türk olarak alıştığımız Manastır ötede Kosova Üsküp başımın içini Osmanlı hatırasının sert dalgaları karıştırıyor Bu hatıralar imparatorluk kartalının kopmuş kanat parçaları dökülmüş etleri yolunmuş derisi artık hayat verilmesi mümkün olmayan ceset parçalarıdır

Pandora
140,25

Pozitif

202664 sf.
Pandora

Falih Rıfkı Atay ın sürükleyici zengin muhtevalı zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır Prof Dr İlber ORTAYLI 1931 Mayıs ındayız Palatino dan Forum un eski taşlarına bakıyorum İki bin senelik kaldırım üstünden kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbe kalmıştır Sütun iki bin küsur senelik cübbenin altındaki delikanlı 1931 yaşındadır ve ölmüş düsturların cesedidir Yeni zamanın kalbi kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor Deniz ve iklimlere sığmayan imparatorluğun niçin battığını düşünmelisin Bu imparatorluktan kopan bütün Müslüman parçalarının istiklal bayrağı aynı sebeplerle düşebilir İmparatorluğu yiyen kurt genç ağaçların kökleri arasına saklanmıştır Şimdi bahar yağmuru ile yemyeşil serpilen yapraklar özsuyu eski zehirden temizlenmezse kolaylıkla sararıp dökülebilir İmparatorluk bir adım ötedeki Bulgaristan a bakarak çobanlarının nasıl efendi olduğunu sorar dururdu Az kaldı Bulgarlar efendilerinin çobanlığını göreceklerdi İstiklal bayrağı direk parçası üstünde değil yenileşmiş kafalar değişmiş ahlaklar yeni güneşlerin aydınlığını almış vicdanlar üstünde tutunabilir Bir Arnavut diyordu ki Bize eski zamandan bahsediyorsunuz Şimdi otomobile binsem on saat sonra huduttayım Kara listeler gümrük pasaport karşıma aşılmaz bir duvar çıkıyor İmparatorluk devrinde kollarımı sallaya sallaya Mekke ye Basra ya ve Erzurum a kadar giderdim Aşağıya bakıyorum Sırplar önünde geri gelen ordu o zaman bu yol olmadığı için işte bu dağların böğrüne saplanıp kalmıştı Bataklık ve çamur vardı Askerler at leşinden at leşine basarak yürümekteydiler Sabahleyin bütün Osmanlı ordusundan birlikte götürebilecek bir tek cebel topu kalmıştı Zabit koca Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu tek topuna hareket emri verdi Şimdi o toprakların üstünde bahar bir gül gibi bir karanfil gibi açıyor Eski Türk şarkılarının aksettiği ve çarıklarının çürüdüğü dağlar işte şu ufuk çizgisinin arkasında Manastır Eyüp kadar Türk olarak alıştığımız Manastır ötede Kosova Üsküp başımın içini Osmanlı hatırasının sert dalgaları karıştırıyor Bu hatıralar imparatorluk kartalının kopmuş kanat parçaları dökülmüş etleri yolunmuş derisi artık hayat verilmesi mümkün olmayan ceset parçalarıdır

Kita Kitap
165,00

Pozitif Yayınları

Mart 20261. baskı64 sf.
Ciltsiz13,50 x 21,00 cm2.HamurTürkçe
Kita Kitap

Falih Rıfkı Atay ın sürükleyici zengin muhtevalı zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır Prof Dr İlber ORTAYLI 1931 Mayıs ındayız Palatino dan Forum un eski taşlarına bakıyorum İki bin senelik kaldırım üstünden kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbe kalmıştır Sütun iki bin küsur senelik cübbenin altındaki delikanlı 1931 yaşındadır ve ölmüş düsturların cesedidir Yeni zamanın kalbi kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor Deniz ve iklimlere sığmayan imparatorluğun niçin battığını düşünmelisin Bu imparatorluktan kopan bütün Müslüman parçalarının istiklal bayrağı aynı sebeplerle düşebilir İmparatorluğu yiyen kurt genç ağaçların kökleri arasına saklanmıştır Şimdi bahar yağmuru ile yemyeşil serpilen yapraklar özsuyu eski zehirden temizlenmezse kolaylıkla sararıp dökülebilir İmparatorluk bir adım ötedeki Bulgaristan a bakarak çobanlarının nasıl efendi olduğunu sorar dururdu Az kaldı Bulgarlar efendilerinin çobanlığını göreceklerdi İstiklal bayrağı direk parçası üstünde değil yenileşmiş kafalar değişmiş ahlaklar yeni güneşlerin aydınlığını almış vicdanlar üstünde tutunabilir Bir Arnavut diyordu ki Bize eski zamandan bahsediyorsunuz Şimdi otomobile binsem on saat sonra huduttayım Kara listeler gümrük pasaport karşıma aşılmaz bir duvar çıkıyor İmparatorluk devrinde kollarımı sallaya sallaya Mekke ye Basra ya ve Erzurum a kadar giderdim Aşağıya bakıyorum Sırplar önünde geri gelen ordu o zaman bu yol olmadığı için işte bu dağların böğrüne saplanıp kalmıştı Bataklık ve çamur vardı Askerler at leşinden at leşine basarak yürümekteydiler Sabahleyin bütün Osmanlı ordusundan birlikte götürebilecek bir tek cebel topu kalmıştı Zabit koca Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu tek topuna hareket emri verdi Şimdi o toprakların üstünde bahar bir gül gibi bir karanfil gibi açıyor Eski Türk şarkılarının aksettiği ve çarıklarının çürüdüğü dağlar işte şu ufuk çizgisinin arkasında Manastır Eyüp kadar Türk olarak alıştığımız Manastır ötede Kosova Üsküp başımın içini Osmanlı hatırasının sert dalgaları karıştırıyor Bu hatıralar imparatorluk kartalının kopmuş kanat parçaları dökülmüş etleri yolunmuş derisi artık hayat verilmesi mümkün olmayan ceset parçalarıdır