Fay Hattında Yarım Kalan Hikâyeler 6 Şubat 2023 — Süleyman Yılmaz

Fay Hattında Yarım Kalan Hikâyeler 6 Şubat 2023
Süleyman YılmazNobel Akademik Yayıncılık
Fay Hattında Yarım Kalan Hikâyeler 6 Şubat 2023
Süleyman YılmazAteş sadece düştüğü yeri yakmıyordu Hepimiz 2023 yılı 6 Şubatının tarihi düşülen acı kaydında bunu gördük Tıpkı Antakyalı yazar John Malalas ın 29 Mayıs 526 yılında yaşanan acı deprem ve korkunç yangının tarihi vesikası gibi Derdimiz rakamların çılgınlığı ve bilimin kehaneti değildi Belki Akif in vurguladığı Geçmişten adam hisse kaparmış ne masal şey Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi gerçeğiydi İnsan nisyanla maluldür çıkarımıyla yeni acıların tekerrür etmemesi duygusal ve düşünsel ihmallere fırsat verilmemesiydi Unutmadık unutturmayacağız Unutursak kalbimiz kurusun sloganının kuru birsöylemde kalmamasıydı Biliyoruz ki Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı Yıkık enkaza dönmüş bedenlerde eski hikâyelerin özlemiyle yeni bir insan tipolojisi oluşacaktı Kadim bir sözümüz vardı Şerefü l mekân bi lmekîn yani bir mekânın şerefi orada oturandan gelirdi Bireylerin mekâna yönelik geliştirdiği yer kimliğini oluşturan inançları anlamları tutum ve davranışları vardı Mekânla bütünleşmiş bedenlerde gitmenin de kalmanın da zorlukları vardı İbn i Haldun un dillerde pelesenk olmuş sözü gibi Coğrafya kaderimiz miydi Tedbirsiz tevekkülü geleneksel bir anlayışa dönüştürmüş insanların teşkil ettiği coğrafyada belki de evet O hâlde 3 Nisan 2024 de Tayvan da aynı şiddette gerçekleşen depremde neden zayiat çok azdı Akletmez misiniz düşünmez misiniz ilahi uyarısının muhatabı insanımız bilimsel gerçekliğin sorgulayıcısı 5N1K kodlamasıyla deprem yıkımının ve sonrasında bıraktığı travmanın nedenlerini nasıllarını kimlerini sorgulamasın mı Birey devlet bürokrasi ve sivil toplum olarak deprem öncesinin alınması gereken tedbirlerini konuşmasın mı O gün hüzün gazap çaresizlik insan ruhunu derinden sarsan aciz bedenini çökerten güne ve düne dair ne varsa harman olmuştu Geriye kalanlar yıkık dökük bir coğrafya dinmeyen acılar ve yarım kalan hikâyelerdi Sonuç mekâna bağımlılık gerçeğinde yeni bir depremzede tipolojisi eskisi gibi olamama kaygısı ve dillerde dolaşan keşkeler

Nobel Akademik Yayıncılık
Ateş sadece düştüğü yeri yakmıyordu Hepimiz 2023 yılı 6 Şubatının tarihi düşülen acı kaydında bunu gördük Tıpkı Antakyalı yazar John Malalas ın 29 Mayıs 526 yılında yaşanan acı deprem ve korkunç yangının tarihi vesikası gibi Derdimiz rakamların çılgınlığı ve bilimin kehaneti değildi Belki Akif in vurguladığı Geçmişten adam hisse kaparmış ne masal şey Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi gerçeğiydi İnsan nisyanla maluldür çıkarımıyla yeni acıların tekerrür etmemesi duygusal ve düşünsel ihmallere fırsat verilmemesiydi Unutmadık unutturmayacağız Unutursak kalbimiz kurusun sloganının kuru birsöylemde kalmamasıydı Biliyoruz ki Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı Yıkık enkaza dönmüş bedenlerde eski hikâyelerin özlemiyle yeni bir insan tipolojisi oluşacaktı Kadim bir sözümüz vardı Şerefü l mekân bi lmekîn yani bir mekânın şerefi orada oturandan gelirdi Bireylerin mekâna yönelik geliştirdiği yer kimliğini oluşturan inançları anlamları tutum ve davranışları vardı Mekânla bütünleşmiş bedenlerde gitmenin de kalmanın da zorlukları vardı İbn i Haldun un dillerde pelesenk olmuş sözü gibi Coğrafya kaderimiz miydi Tedbirsiz tevekkülü geleneksel bir anlayışa dönüştürmüş insanların teşkil ettiği coğrafyada belki de evet O hâlde 3 Nisan 2024 de Tayvan da aynı şiddette gerçekleşen depremde neden zayiat çok azdı Akletmez misiniz düşünmez misiniz ilahi uyarısının muhatabı insanımız bilimsel gerçekliğin sorgulayıcısı 5N1K kodlamasıyla deprem yıkımının ve sonrasında bıraktığı travmanın nedenlerini nasıllarını kimlerini sorgulamasın mı Birey devlet bürokrasi ve sivil toplum olarak deprem öncesinin alınması gereken tedbirlerini konuşmasın mı O gün hüzün gazap çaresizlik insan ruhunu derinden sarsan aciz bedenini çökerten güne ve düne dair ne varsa harman olmuştu Geriye kalanlar yıkık dökük bir coğrafya dinmeyen acılar ve yarım kalan hikâyelerdi Sonuç mekâna bağımlılık gerçeğinde yeni bir depremzede tipolojisi eskisi gibi olamama kaygısı ve dillerde dolaşan keşkeler Tanıtım Bülteninden

Nobel Akademi
Ateş sadece düştüğü yeri yakmıyordu Hepimiz 2023 yılı 6 Şubatının tarihi düşülen acı kaydında bunu gördük Tıpkı Antakyalı yazar John Malalas ın 29 Mayıs 526 yılında yaşanan acı deprem ve korkunç yangının tarihi vesikası gibi Derdimiz rakamların çılgınlığı ve bilimin kehaneti değildi Belki Akif in vurguladığı Geçmişten adam hisse kaparmış ne masal şey Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi gerçeğiydi İnsan nisyanla maluldür çıkarımıyla yeni acıların tekerrür etmemesi duygusal ve düşünsel ihmallere fırsat verilmemesiydi Unutmadık unutturmayacağız Unutursak kalbimiz kurusun sloganının kuru birsöylemde kalmamasıydı Biliyoruz ki Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı Yıkık enkaza dönmüş bedenlerde eski hikâyelerin özlemiyle yeni bir insan tipolojisi oluşacaktı Kadim bir sözümüz vardı Şerefü l mekân bi lmekîn yani bir mekânın şerefi orada oturandan gelirdi Bireylerin mekâna yönelik geliştirdiği yer kimliğini oluşturan inançları anlamları tutum ve davranışları vardı Mekânla bütünleşmiş bedenlerde gitmenin de kalmanın da zorlukları vardı İbn i Haldun un dillerde pelesenk olmuş sözü gibi Coğrafya kaderimiz miydi Tedbirsiz tevekkülü geleneksel bir anlayışa dönüştürmüş insanların teşkil ettiği coğrafyada belki de evet O hâlde 3 Nisan 2024 de Tayvan da aynı şiddette gerçekleşen depremde neden zayiat çok azdı Akletmez misiniz düşünmez misiniz ilahi uyarısının muhatabı insanımız bilimsel gerçekliğin sorgulayıcısı 5N1K kodlamasıyla deprem yıkımının ve sonrasında bıraktığı travmanın nedenlerini nasıllarını kimlerini sorgulamasın mı Birey devlet bürokrasi ve sivil toplum olarak deprem öncesinin alınması gereken tedbirlerini konuşmasın mı O gün hüzün gazap çaresizlik insan ruhunu derinden sarsan aciz bedenini çökerten güne ve düne dair ne varsa harman olmuştu Geriye kalanlar yıkık dökük bir coğrafya dinmeyen acılar ve yarım kalan hikâyelerdi Sonuç mekâna bağımlılık gerçeğinde yeni bir depremzede tipolojisi eskisi gibi olamama kaygısı ve dillerde dolaşan keşkeler

Nobel Akademik Yayıncılık
Ateş sadece düştüğü yeri yakmıyordu Hepimiz 2023 yılı 6 Şubatının tarihi düşülen acı kaydında bunu gördük Tıpkı Antakyalı yazar John Malalas ın 29 Mayıs 526 yılında yaşanan acı deprem ve korkunç yangının tarihi vesikası gibi Derdimiz rakamların çılgınlığı ve bilimin kehaneti değildi Belki Akif in vurguladığı Geçmişten adam hisse kaparmış ne masal şey Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi gerçeğiydi İnsan nisyanla maluldür çıkarımıyla yeni acıların tekerrür etmemesi duygusal ve düşünsel ihmallere fırsat verilmemesiydi Unutmadık unutturmayacağız Unutursak kalbimiz kurusun sloganının kuru birsöylemde kalmamasıydı Biliyoruz ki Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı Yıkık enkaza dönmüş bedenlerde eski hikâyelerin özlemiyle yeni bir insan tipolojisi oluşacaktı Kadim bir sözümüz vardı Şerefü l mekân bi lmekîn yani bir mekânın şerefi orada oturandan gelirdi Bireylerin mekâna yönelik geliştirdiği yer kimliğini oluşturan inançları anlamları tutum ve davranışları vardı Mekânla bütünleşmiş bedenlerde gitmenin de kalmanın da zorlukları vardı İbn i Haldun un dillerde pelesenk olmuş sözü gibi Coğrafya kaderimiz miydi Tedbirsiz tevekkülü geleneksel bir anlayışa dönüştürmüş insanların teşkil ettiği coğrafyada belki de evet O hâlde 3 Nisan 2024 de Tayvan da aynı şiddette gerçekleşen depremde neden zayiat çok azdı Akletmez misiniz düşünmez misiniz ilahi uyarısının muhatabı insanımız bilimsel gerçekliğin sorgulayıcısı 5N1K kodlamasıyla deprem yıkımının ve sonrasında bıraktığı travmanın nedenlerini nasıllarını kimlerini sorgulamasın mı Birey devlet bürokrasi ve sivil toplum olarak deprem öncesinin alınması gereken tedbirlerini konuşmasın mı O gün hüzün gazap çaresizlik insan ruhunu derinden sarsan aciz bedenini çökerten güne ve düne dair ne varsa harman olmuştu Geriye kalanlar yıkık dökük bir coğrafya dinmeyen acılar ve yarım kalan hikâyelerdi Sonuç mekâna bağımlılık gerçeğinde yeni bir depremzede tipolojisi eskisi gibi olamama kaygısı ve dillerde dolaşan keşkeler

Nobel Akademik Yayıncılık
Ateş sadece düştüğü yeri yakmıyordu Hepimiz 2023 yılı 6 Şubatının tarihi düşülen acı kaydında bunu gördük Tıpkı Antakyalı yazar John Malalasın 29 Mayıs 526 yılında yaşanan acı deprem ve korkunç yangının tarihi vesikası gibi Derdimiz rakamların çılgınlığı ve bilimin kehaneti değildi Belki Akifin vurguladığı Geçmişten adam hisse kaparmış ne masal şey Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi gerçeğiydi İnsan nisyanla maluldür çıkarımıyla yeni acıların tekerrür etmemesi duygusal ve düşünsel ihmallere fırsat verilmemesiydi Unutmadık unutturmayacağız Unutursak kalbimiz kurusun sloganının kuru birsöylemde kalmamasıydı Biliyoruz ki Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı Yıkık enkaza dönmüş bedenlerde eski hikâyelerin özlemiyle yeni bir insan tipolojisi oluşacaktı Kadim bir sözümüz vardı Şerefül mekân bilmekînyani bir mekânın şerefi orada oturandan gelirdi Bireylerin mekâna yönelik geliştirdiği yer kimliğini oluşturan inançları anlamları tutum ve davranışları vardı Mekânla bütünleşmiş bedenlerde gitmenin de kalmanın da zorlukları vardı İbn i Haldunun dillerde pelesenk olmuş sözü gibi Coğrafya kaderimiz miydi Tedbirsiz tevekkülü geleneksel bir anlayışa dönüştürmüş insanların teşkil ettiği coğrafyada belki de evet O hâlde 3 Nisan 2024de Tayvanda aynı şiddette gerçekleşen depremde neden zayiat çok azdı Akletmez misiniz düşünmez misiniz ilahi uyarısının muhatabı insanımız bilimsel gerçekliğin sorgulayıcısı 5N1K kodlamasıyla deprem yıkımının ve sonrasında bıraktığı travmanın nedenlerini nasıllarını kimlerini sorgulamasın mı Birey devlet bürokrasi ve sivil toplum olarak deprem öncesinin alınması gereken tedbirlerini konuşmasın mı O gün hüzün gazap çaresizlik insan ruhunu derinden sarsan aciz bedenini çökerten güne ve düne dair ne varsa harman olmuştu Geriye kalanlar yıkık dökük bir coğrafya dinmeyen acılar ve yarım kalan hikâyelerdi Sonuç mekâna bağımlılık gerçeğinde yeni bir depremzede tipolojisi eskisi gibi olamama kaygısı ve dillerde dolaşan keşkeler

Nobel Akademik Yayıncılık
Ateş sadece düştüğü yeri yakmıyordu Hepimiz 2023 yılı 6 Şubatının tarihi düşülen acı kaydında bunu gördük Tıpkı Antakyalı yazar John Malalas ın 29 Mayıs 526 yılında yaşanan acı deprem ve korkunç yangının tarihi vesikası gibi Derdimiz rakamların çılgınlığı ve bilimin kehaneti değildi Belki Akif in vurguladığı Geçmişten adam hisse kaparmış ne masal şey Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi gerçeğiydi İnsan nisyanla maluldür çıkarımıyla yeni acıların tekerrür etmemesi duygusal ve düşünsel ihmallere fırsat verilmemesiydi Unutmadık unutturmayacağız Unutursak kalbimiz kurusun sloganının kuru birsöylemde kalmamasıydı Biliyoruz ki Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı Yıkık enkaza dönmüş bedenlerde eski hikâyelerin özlemiyle yeni bir insan tipolojisi oluşacaktı Kadim bir sözümüz vardı Şerefü l mekân bi lmekîn yani bir mekânın şerefi orada oturandan gelirdi Bireylerin mekâna yönelik geliştirdiği yer kimliğini oluşturan inançları anlamları tutum ve davranışları vardı Mekânla bütünleşmiş bedenlerde gitmenin de kalmanın da zorlukları vardı İbn i Haldun un dillerde pelesenk olmuş sözü gibi Coğrafya kaderimiz miydi Tedbirsiz tevekkülü geleneksel bir anlayışa dönüştürmüş insanların teşkil ettiği coğrafyada belki de evet O hâlde 3 Nisan 2024 de Tayvan da aynı şiddette gerçekleşen depremde neden zayiat çok azdı Akletmez misiniz düşünmez misiniz ilahi uyarısının muhatabı insanımız bilimsel gerçekliğin sorgulayıcısı 5N1K kodlamasıyla deprem yıkımının ve sonrasında bıraktığı travmanın nedenlerini nasıllarını kimlerini sorgulamasın mı Birey devlet bürokrasi ve sivil toplum olarak deprem öncesinin alınması gereken tedbirlerini konuşmasın mı O gün hüzün gazap çaresizlik insan ruhunu derinden sarsan aciz bedenini çökerten güne ve düne dair ne varsa harman olmuştu Geriye kalanlar yıkık dökük bir coğrafya dinmeyen acılar ve yarım kalan hikâyelerdi Sonuç mekâna bağımlılık gerçeğinde yeni bir depremzede tipolojisi eskisi gibi olamama kaygısı ve dillerde dolaşan keşkeler

Nobel
Ateş sadece düştüğü yeri yakmıyordu Hepimiz 2023 yılı 6 Şubatının tarihi düşülen acı kaydında bunu gördük Tıpkı Antakyalı yazar John Malalas ın 29 Mayıs 526 yılında yaşanan acı deprem ve korkunç yangının tarihi vesikası gibi Derdimiz rakamların çılgınlığı ve bilimin kehaneti değildi Belki Akif in vurguladığı Geçmişten adam hisse kaparmış ne masal şey Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi gerçeğiydi İnsan nisyanla maluldür çıkarımıyla yeni acıların tekerrür etmemesi duygusal ve düşünsel ihmallere fırsat verilmemesiydi Unutmadık unutturmayacağız Unutursak kalbimiz kurusun sloganının kuru birsöylemde kalmamasıydı Biliyoruz ki Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı Yıkık enkaza dönmüş bedenlerde eski hikâyelerin özlemiyle yeni bir insan tipolojisi oluşacaktı Kadim bir sözümüz vardı Şerefü l mekân bi lmekîn yani bir mekânın şerefi orada oturandan gelirdi Bireylerin mekâna yönelik geliştirdiği yer kimliğini oluşturan inançları anlamları tutum ve davranışları vardı Mekânla bütünleşmiş bedenlerde gitmenin de kalmanın da zorlukları vardı İbn i Haldun un dillerde pelesenk olmuş sözü gibi Coğrafya kaderimiz miydi Tedbirsiz tevekkülü geleneksel bir anlayışa dönüştürmüş insanların teşkil ettiği coğrafyada belki de evet O hâlde 3 Nisan 2024 de Tayvan da aynı şiddette gerçekleşen depremde neden zayiat çok azdı Akletmez misiniz düşünmez misiniz ilahi uyarısının muhatabı insanımız bilimsel gerçekliğin sorgulayıcısı 5N1K kodlamasıyla deprem yıkımının ve sonrasında bıraktığı travmanın nedenlerini nasıllarını kimlerini sorgulamasın mı Birey devlet bürokrasi ve sivil toplum olarak deprem öncesinin alınması gereken tedbirlerini konuşmasın mı O gün hüzün gazap çaresizlik insan ruhunu derinden sarsan aciz bedenini çökerten güne ve düne dair ne varsa harman olmuştu Geriye kalanlar yıkık dökük bir coğrafya dinmeyen acılar ve yarım kalan hikâyelerdi Sonuç mekâna bağımlılık gerçeğinde yeni bir depremzede tipolojisi eskisi gibi olamama kaygısı ve dillerde dolaşan keşkeler