Felek in Felsefesi — Ömer Faruk Erdoğan

Felek in Felsefesi
Ömer Faruk ErdoğanÇizgi Kitabevi
Felek in Felsefesi
Ömer Faruk ErdoğanFelekler ve bunların dairesel deviniminde yer bulan göksel varlıkların canlılığı idrak ve itaat özelliklerinden dolayı bir iradeye sahip olmaları gibi hususlar bugün için modern bilimde kabul edilebilir şeyler değildir Keldâniler Bâbilliler Sabiîler ve Antik Yunan dan bu yana kutsallığı kabul edilen gökseller genellikle Tanrı dan sonra ikinci öneme sahip varlıklar olarak kabul edilmişlerdir Geçmişte maddenin çekim kanununun bilinmediği ve bu sebeple feleklere canlılık irade ve devrî hareket özelliği verildiği gibi çeşitli iddialar olmasına rağmen hem bilimsel hem de düşünsel bilgi birikiminin mimarları filozofların kastını doğru anlamak gerekir Her şeyden önce bugün modern fiziğin bir taş olarak algıladığı gökteki varlıkları metafizik bağlamından kopararak maneviyatsız bir bilimin kütle yığınları olduğuna hükmetmek felsefenin peşinden koştuğu hakikati anlamada ortaya koyduğu emeğe haksızlık olacaktır Kindî nin dediği gibi bütün âlemi yaratan ve Hayy ismiyle varlığa tecelli eden Allah ın yarattığı birçok şeyi cansız hissiz ve bilinçsiz yaratması ne kadar doğru bir çıkarımdır Özellikle Fârâbî ve İbn Sînâ tarafından varlığın Allah tan taşmasında önemli bir konumda yer alan göksel varlıklar nefis ve maddeleriyle beraber meleklere benzetilmiş böylece hem metafizik bir temellendirmeye hem de din felsefe uzlaşısı ekseninde dinî bir delillendirmeye tabi tutulmuştur Bu konuda Gazzâlî nin eleştirilerine rağmen feleklere canlılık ve irade vermede kararlı olan filozoflar Aristo nun aksine bütün âlemi Allah ın varlığının canlı bir tecellisine dönüştürmüşlerdir

Çizgi Kitabevi Yayınları
Felekler ve bunların dairesel deviniminde yer bulan göksel varlıkların canlılığı idrak ve itaat özelliklerinden dolayı bir iradeye sahip olmaları gibi hususlar bugün için modern bilimde kabul edilebilir şeyler değildir Keldâniler Bâbilliler Sabiîler ve Antik Yunan dan bu yana kutsallığı kabul edilen gökseller genellikle Tanrı dan sonra ikinci öneme sahip varlıklar olarak kabul edilmişlerdir Geçmişte maddenin çekim kanununun bilinmediği ve bu sebeple feleklere canlılık irade ve devrî hareket özelliği verildiği gibi çeşitli iddialar olmasına rağmen hem bilimsel hem de düşünsel bilgi birikiminin mimarları filozofların kastını doğru anlamak gerekir Her şeyden önce bugün modern fiziğin bir taş olarak algıladığı gökteki varlıkları metafizik bağlamından kopararak maneviyatsız bir bilimin kütle yığınları olduğuna hükmetmek felsefenin peşinden koştuğu hakikati anlamada ortaya koyduğu emeğe haksızlık olacaktır Kindî nin dediği gibi bütün âlemi yaratan ve Hayy ismiyle varlığa tecelli eden Allah ın yarattığı birçok şeyi cansız hissiz ve bilinçsiz yaratması ne kadar doğru bir çıkarımdır Özellikle Fârâbî ve İbn Sînâ tarafından varlığın Allah tan taşmasında önemli bir konumda yer alan göksel varlıklar nefis ve maddeleriyle beraber meleklere benzetilmiş böylece hem metafizik bir temellendirmeye hem de din felsefe uzlaşısı ekseninde dinî bir delillendirmeye tabi tutulmuştur Bu konuda Gazzâlî nin eleştirilerine rağmen feleklere canlılık ve irade vermede kararlı olan filozoflar Aristo nun aksine bütün âlemi Allah ın varlığının canlı bir tecellisine dönüştürmüşlerdir

Çizgi Kitabevi Yayınları
Felekler ve bunların dairesel deviniminde yer bulan göksel varlıkların canlılığı idrak ve itaat özelliklerinden dolayı bir iradeye sahip olmaları gibi hususlar bugün için modern bilimde kabul edilebilir şeyler değildir Keldâniler Bâbilliler Sabiîler ve Antik Yunan dan bu yana kutsallığı kabul edilen gökseller genellikle Tanrı dan sonra ikinci öneme sahip varlıklar olarak kabul edilmişlerdir Geçmişte maddenin çekim kanununun bilinmediği ve bu sebeple feleklere canlılık irade ve devrî hareket özelliği verildiği gibi çeşitli iddialar olmasına rağmen hem bilimsel hem de düşünsel bilgi birikiminin mimarları filozofların kastını doğru anlamak gerekir Her şeyden önce bugün modern fiziğin bir taş olarak algıladığı gökteki varlıkları metafizik bağlamından kopararak maneviyatsız bir bilimin kütle yığınları olduğuna hükmetmek felsefenin peşinden koştuğu hakikati anlamada ortaya koyduğu emeğe haksızlık olacaktır Kindî nin dediği gibi bütün âlemi yaratan ve Hayy ismiyle varlığa tecelli eden Allah ın yarattığı birçok şeyi cansız hissiz ve bilinçsiz yaratması ne kadar doğru bir çıkarımdır Özellikle Fârâbî ve İbn Sînâ tarafından varlığın Allah tan taşmasında önemli bir konumda yer alan göksel varlıklar nefis ve maddeleriyle beraber meleklere benzetilmiş böylece hem metafizik bir temellendirmeye hem de din felsefe uzlaşısı ekseninde dinî bir delillendirmeye tabi tutulmuştur Bu konuda Gazzâlî nin eleştirilerine rağmen feleklere canlılık ve irade vermede kararlı olan filozoflar Aristo nun aksine bütün âlemi Allah ın varlığının canlı bir tecellisine dönüştürmüşlerdir

ÇİZGİ KİTABEVİ
Felekler ve bunların dairesel deviniminde yer bulan göksel varlıkların canlılığı idrak ve itaat özelliklerinden dolayı bir iradeye sahip olmaları gibi hususlar bugün için modern bilimde kabul edilebilir şeyler değildir Keldâniler Bâbilliler Sabiîler ve Antik Yunan dan bu yana kutsallığı kabul edilen gökseller genellikle Tanrı dan sonra ikinci öneme sahip varlıklar olarak kabul edilmişlerdir Geçmişte maddenin çekim kanununun bilinmediği ve bu sebeple feleklere canlılık irade ve devrî hareket özelliği verildiği gibi çeşitli iddialar olmasına rağmen hem bilimsel hem de düşünsel bilgi birikiminin mimarları filozofların kastını doğru anlamak gerekir Her şeyden önce bugün modern fiziğin bir taş olarak algıladığı gökteki varlıkları metafizik bağlamından kopararak maneviyatsız bir bilimin kütle yığınları olduğuna hükmetmek felsefenin peşinden koştuğu hakikati anlamada ortaya koyduğu emeğe haksızlık olacaktır Kindî nin dediği gibi bütün âlemi yaratan ve Hayy ismiyle varlığa tecelli eden Allah ın yarattığı birçok şeyi cansız hissiz ve bilinçsiz yaratması ne kadar doğru bir çıkarımdır Özellikle Fârâbî ve İbn Sînâ tarafından varlığın Allah tan taşmasında önemli bir konumda yer alan göksel varlıklar nefis ve maddeleriyle beraber meleklere benzetilmiş böylece hem metafizik bir temellendirmeye hem de din felsefe uzlaşısı ekseninde dinî bir delillendirmeye tabi tutulmuştur Bu konuda Gazzâlî nin eleştirilerine rağmen feleklere canlılık ve irade vermede kararlı olan filozoflar Aristo nun aksine bütün âlemi Allah ın varlığının canlı bir tecellisine dönüştürmüşlerdir

Çizgi Kitabevi Yayınları
Ömer Faruk Erdoğan tarafından kaleme alınan Felekin Felsefesi Çizgi Kitabevi Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Felekin Felsefesi Ömer Faruk Erdoğan Kitap Özeti Felekler ve bunların dairesel deviniminde yer bulan göksel varlıkların canlılığı idrak ve itaat özelliklerinden dolayı bir iradeye sahip olmaları gibi hususlar bugün için modern bilimde kabul edilebilir şeyler değildir Keldâniler Bâbilliler Sabiîler ve Antik Yunandan bu yana kutsallığı kabul edilen gökseller genellikle Tanrıdan sonra ikinci öneme sahip varlıklar olarak kabul edilmişlerdir Geçmişte maddenin çekim kanununun bilinmediği ve bu sebeple feleklere canlılık irade ve devrî hareket özelliği verildiği gibi çeşitli iddialar olmasına rağmen hem bilimsel hem de düşünsel bilgi birikiminin mimarları filozofların kastını doğru anlamak gerekir Her şeyden önce bugün modern fiziğin bir taş olarak algıladığı gökteki varlıkları metafizik bağlamından kopararak maneviyatsız bir bilimin kütle yığınları olduğuna hükmetmek felsefenin peşinden koştuğu hakikati anlamada ortaya koyduğu emeğe haksızlık olacaktır Kindînin dediği gibi bütün âlemi yaratan ve Hayy ismiyle varlığa tecelli eden Allahın yarattığı birçok şeyi cansız hissiz ve bilinçsiz yaratması ne kadar doğru bir çıkarımdır Özellikle Fârâbî ve İbn Sînâ tarafından varlığın Allahtan taşmasında önemli bir konumda yer alan göksel varlıklar nefis ve maddeleriyle beraber meleklere benzetilmiş böylece hem metafizik bir temellendirmeye hem de din felsefe uzlaşısı ekseninde dinî bir delillendirmeye tabi tutulmuştur Bu konuda Gazzâlînin eleştirilerine rağmen feleklere canlılık ve irade vermede kararlı olan filozoflar Aristonun aksine bütün âlemi Allahın varlığının canlı bir tecellisine dönüştürmüşlerdir Yayınevi Çizgi Kitabevi Yayınları Yazar Ömer Faruk Erdoğan Sayfa 392 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 50 cm Basım Yılı Ocak 2019 Barkod 9786051962511 Kategori Diğer Felsefe Kitapları

Çizgi Kitabevi Yayınları
Felekler ve bunların dairesel deviniminde yer bulan göksel varlıkların canlılığı idrak ve itaat özelliklerinden dolayı bir iradeye sahip olmaları gibi hususlar bugün için modern bilimde kabul edilebilir şeyler değildir Keldâniler Bâbilliler Sabiîler ve Antik Yunan dan bu yana kutsallığı kabul edilen gökseller genellikle Tanrı dan sonra ikinci öneme sahip varlıklar olarak kabul edilmişlerdir Geçmişte maddenin çekim kanununun bilinmediği ve bu sebeple feleklere canlılık irade ve devrî hareket özelliği verildiği gibi çeşitli iddialar olmasına rağmen hem bilimsel hem de düşünsel bilgi birikiminin mimarları filozofların kastını doğru anlamak gerekir Her şeyden önce bugün modern fiziğin bir taş olarak algıladığı gökteki varlıkları metafizik bağlamından kopararak maneviyatsız bir bilimin kütle yığınları olduğuna hükmetmek felsefenin peşinden koştuğu hakikati anlamada ortaya koyduğu emeğe haksızlık olacaktır Kindî nin dediği gibi bütün âlemi yaratan ve Hayy ismiyle varlığa tecelli eden Allah ın yarattığı birçok şeyi cansız hissiz ve bilinçsiz yaratması ne kadar doğru bir çıkarımdır Özellikle Fârâbî ve İbn Sînâ tarafından varlığın Allah tan taşmasında önemli bir konumda yer alan göksel varlıklar nefis ve maddeleriyle beraber meleklere benzetilmiş böylece hem metafizik bir temellendirmeye hem de din felsefe uzlaşısı ekseninde dinî bir delillendirmeye tabi tutulmuştur Bu konuda Gazzâlî nin eleştirilerine rağmen feleklere canlılık ve irade vermede kararlı olan filozoflar Aristo nun aksine bütün âlemi Allah ın varlığının canlı bir tecellisine dönüştürmüşlerdir

Çizgi Kitabevi
Felekler ve bunların dairesel deviniminde yer bulan göksel varlıkların canlılığı idrak ve itaat özelliklerinden dolayı bir iradeye sahip olmaları gibi hususlar bugün için modern bilimde kabul edilebilir şeyler değildir Keldâniler Bâbilliler Sabiîler ve Antik Yunan dan bu yana kutsallığı kabul edilen gökseller genellikle Tanrı dan sonra ikinci öneme sahip varlıklar olarak kabul edilmişlerdir Geçmişte maddenin çekim kanununun bilinmediği ve bu sebeple feleklere canlılık irade ve devrî hareket özelliği verildiği gibi çeşitli iddialar olmasına rağmen hem bilimsel hem de düşünsel bilgi birikiminin mimarları filozofların kastını doğru anlamak gerekir Her şeyden önce bugün modern fiziğin bir taş olarak algıladığı gökteki varlıkları metafizik bağlamından kopararak maneviyatsız bir bilimin kütle yığınları olduğuna hükmetmek felsefenin peşinden koştuğu hakikati anlamada ortaya koyduğu emeğe haksızlık olacaktır Kindî nin dediği gibi bütün âlemi yaratan ve Hayy ismiyle varlığa tecelli eden Allah ın yarattığı birçok şeyi cansız hissiz ve bilinçsiz yaratması ne kadar doğru bir çıkarımdır Özellikle Fârâbî ve İbn Sînâ tarafından varlığın Allah tan taşmasında önemli bir konumda yer alan göksel varlıklar nefis ve maddeleriyle beraber meleklere benzetilmiş böylece hem metafizik bir temellendirmeye hem de din felsefe uzlaşısı ekseninde dinî bir delillendirmeye tabi tutulmuştur Bu konuda Gazzâlî nin eleştirilerine rağmen feleklere canlılık ve irade vermede kararlı olan filozoflar Aristo nun aksine bütün âlemi Allah ın varlığının canlı bir tecellisine dönüştürmüşlerdir

Çizgi
Felekler ve bunların dairesel deviniminde yer bulan göksel varlıkların canlılığı idrak ve itaat özelliklerinden dolayı bir iradeye sahip olmaları gibi hususlar bugün için modern bilimde kabul edilebilir şeyler değildir Keldâniler Bâbilliler Sabiîler ve Antik Yunan dan bu yana kutsallığı kabul edilen gökseller genellikle Tanrı dan sonra ikinci öneme sahip varlıklar olarak kabul edilmişlerdir Geçmişte maddenin çekim kanununun bilinmediği ve bu sebeple feleklere canlılık irade ve devrî hareket özelliği verildiği gibi çeşitli iddialar olmasına rağmen hem bilimsel hem de düşünsel bilgi birikiminin mimarları filozofların kastını doğru anlamak gerekir Her şeyden önce bugün modern fiziğin bir taş olarak algıladığı gökteki varlıkları metafizik bağlamından kopararak maneviyatsız bir bilimin kütle yığınları olduğuna hükmetmek felsefenin peşinden koştuğu hakikati anlamada ortaya koyduğu emeğe haksızlık olacaktır Kindî nin dediği gibi bütün âlemi yaratan ve Hayy ismiyle varlığa tecelli eden Allah ın yarattığı birçok şeyi cansız hissiz ve bilinçsiz yaratması ne kadar doğru bir çıkarımdır Özellikle Fârâbî ve İbn Sînâ tarafından varlığın Allah tan taşmasında önemli bir konumda yer alan göksel varlıklar nefis ve maddeleriyle beraber meleklere benzetilmiş böylece hem metafizik bir temellendirmeye hem de din felsefe uzlaşısı ekseninde dinî bir delillendirmeye tabi tutulmuştur Bu konuda Gazzâlî nin eleştirilerine rağmen feleklere canlılık ve irade vermede kararlı olan filozoflar Aristo nun aksine bütün âlemi Allah ın varlığının canlı bir tecellisine dönüştürmüşlerdir