Felsefe Sahnesi — Michel Foucault

Felsefe Sahnesi
Michel FoucaultAyrıntı Yayınları
Felsefe Sahnesi
Michel FoucaultFelsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme al dığı yazılar ve yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil tüm Batı entelektüel dünyasının gündemine oturmuş ve özellikle incelemele rinde kullandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri üzerine hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarihle ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandan da tanımlamayı giderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gös teren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabi leceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yolla ilgili birtakım kalıplaşmış yorumları kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucault yu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucault nun özellikle yorumbilgisi çerçevesinde Nietzsche Freud ve Marx ı Jean Hyppolite üzerine yazar ken Kant ve Hegel i soybilimi tarif ederken Nietzsche yi Georges Canguilhem i ta nıtırken yine Nietzsche den Frankfurt Okulu na uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak dü şünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuze ü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklen medik noktalara götüren metinler Sayfa Sayısı 382 Dili Türkçe Yayınevi Ayrıntı Yayınları

Ayrıntı Yayınları
çev. Işık Ergüden
Felsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme aldığı yazılar ile yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil aynı zamanda Batı entelektüel dünyasının gündemine de tam anlamıyla oturmuş ve özellikle incelemelerinde kulandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri çerçevesinde hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarih ile ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandanda tanımlamayı iderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gösteren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabileceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yol ile ilgili birtakım kalıplaşmış yorumarı kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucault yu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucault nun özellikle yorumbilgisi çerçevesindeki Nietzsche Freud ve Marx ı Jean Hyppolite üzerine yazarken Kant ve Hegel i soybilimi tarif ederken Nietzsche yi Georges Canguilhem i tanıtırken yine Nietzsche den Frankfurt Okulu na uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak düşünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuze ü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem de dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklenmedik noktalara götüren metinler

Ayrıntı Yayınları
Felsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme aldığı yazılar ve yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil tüm Batı entelektüel dünyasının gündemine oturmuş ve özellikle incelemelerinde kullandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri üzerine hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarihle ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandan da tanımlamayı giderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gösteren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabileceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yolla ilgili birtakım kalıplaşmış yorumları kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucault yu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucault nun özellikle yorumbilgisi çerçevesinde Nietzsche Freud ve Marx ı Jean Hyppolite üzerine yazarken Kant ve Hegel i soybilimi tarif ederken Nietzsche yi Georges Canguilhem i tanıtırken yine Nietzsche den Frankfurt Okulu na uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak düşünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuze ü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklenmedik noktalara götüren metinler

Ayrıntı Yayınları
çev. Işık Ergüden
Felsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme aldığı yazılar ile yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil aynı zamanda Batı entelektüel dünyasının gündemine de tam anlamıyla oturmuş ve özellikle incelemelerinde kulandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri çerçevesinde hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarih ile ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandanda tanımlamayı iderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gösteren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabileceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yol ile ilgili birtakım kalıplaşmış yorumarı kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucault yu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucault nun özellikle yorumbilgisi çerçevesindeki Nietzsche Freud ve Marx ı Jean Hyppolite üzerine yazarken Kant ve Hegel i soybilimi tarif ederken Nietzsche yi Georges Canguilhem i tanıtırken yine Nietzsche den Frankfurt Okulu na uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak düşünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuze ü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem de dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklenmedik noktalara götüren metinler

AYRINTI YAYINLARI
Felsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme aldığı yazılar ve yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil tüm Batı entelektüel dünyasının gündemine oturmuş ve özellikle incelemelerinde kullandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri üzerine hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarihle ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandan da tanımlamayı giderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gösteren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabileceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yolla ilgili birtakım kalıplaşmış yorumları kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucault yu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucault nun özellikle yorumbilgisi çerçevesinde Nietzsche Freud ve Marx ı Jean Hyppolite üzerine yazarken Kant ve Hegel i soybilimi tarif ederken Nietzsche yi Georges Canguilhem i tanıtırken yine Nietzsche den Frankfurt Okulu na uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak düşünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuze ü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklenmedik noktalara götüren metinler Yayınevi AYRINTI YAYINLARI Yazar MICHEL FOUCAULT Baskı 3 Sayfa Sayısı 384 Yıl 2020

Ayrıntı Yayınları
Felsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme aldığı yazılar ve yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil tüm Batı entelektüel dünyasının gündemine oturmuş ve özellikle incelemelerinde kullandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri üzerine hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarihle ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandan da tanımlamayı giderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gösteren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabileceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yolla ilgili birtakım kalıplaşmış yorumları kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucault yu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucault nun özellikle yorumbilgisi çerçevesinde Nietzsche Freud ve Marx ı Jean Hyppolite üzerine yazarken Kant ve Hegel i soybilimi tarif ederken Nietzsche yi Georges Canguilhem i tanıtırken yine Nietzsche den Frankfurt Okulu na uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak düşünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuze ü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklenmedik noktalara götüren metinler

Ayrıntı Yayınları
Felsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme aldığı yazılar ve yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil tüm Batı entelektüel dünyasının gündemine oturmuş ve özellikle incelemelerinde kullandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri üzerine hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarihle ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandan da tanımlamayı giderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gösteren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabileceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yolla ilgili birtakım kalıplaşmış yorumları kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsef

Ayrıntı Yayınları
Michel Foucault tarafından kaleme alınan Felsefe Sahnesi Ayrıntı Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Felsefe Sahnesi Michel Foucault Kitap Özeti Felsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme aldığı yazılar ve yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil tüm Batı entelektüel dünyasının gündemine oturmuş ve özellikle incelemelerinde kullandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri üzerine hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarihle ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandan da tanımlamayı giderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gösteren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabileceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yolla ilgili birtakım kalıplaşmış yorumları kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucault yu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucault nun özellikle yorumbilgisi çerçevesinde Nietzsche Freud ve Marx ı Jean Hyppolite üzerine yazarken Kant ve Hegel i soybilimi tarif ederken Nietzsche yi Georges Canguilhem i tanıtırken yine Nietzsche den Frankfurt Okulu na uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak düşünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuze ü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklenmedik noktalara götüren metinler Yayınevi Ayrıntı Yayınları Yazar Michel Foucault Sayfa 384 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Eylül 2020 Barkod 9789755395272 Kategori Diğer Felsefe Kitapları Diğer Genel Konular Söyleşi

Ayrıntı Yayınları
Felsefe Sahnesi daha çok Foucaultnun 1960lar ile 1970lerin başında kaleme al dığı yazılar ve yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransanın değil tüm Batı entelektüel dünyasının gündemine oturmuş ve özellikle incelemele rinde kullandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri üzerine hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucaultnun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesini oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarihle ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandan da tanımlamayı giderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gös teren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabi leceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesini önemli kılan nedenlerden biri de Foucaultnun düşünce çizgisinin izlediği yolla ilgili birtakım kalıplaşmış yorumları kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesinde yer alan ve Foucaultnun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucaultyu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucaultnun özellikle yorumbilgisi çerçevesinde Nietzsche Freud ve Marxı Jean Hyppolite üzerine yazar ken Kant ve Hegeli soybilimi tarif ederken Nietzscheyi Georges Canguilhemi ta nıtırken yine Nietzscheden Frankfurt Okuluna uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak dü şünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuzeü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklen medik noktalara götüren metinler

Ayrıntı
çev. Ergüden, Işık
Felsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme aldığı yazılar ile yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil aynı zamanda Batı entelektüel dünyasının gündemine de tam anlamıyla oturmuş ve özellikle incelemelerinde kulandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri çerçevesinde hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarih ile ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandanda tanımlamayı iderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gösteren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabileceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yol ile ilgili birtakım kalıplaşmış yorumarı kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucault yu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucault nun özellikle yorumbilgisi çerçevesindeki Nietzsche Freud ve Marx ı Jean Hyppolite üzerine yazarken Kant ve Hegel i soybilimi tarif ederken Nietzsche yi Georges Canguilhem i tanıtırken yine Nietzsche den Frankfurt Okulu na uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak düşünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuze ü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem de dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklenmedik noktalara götüren metinler

AYRINTI YAYINLARI
çev. Işık Ergüden
Felsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme aldığı yazılar ve yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil tüm Batı entelektüel dünyasının gündemine oturmuş ve özellikle incelemelerinde kullandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri üzerine hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarihle ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandan da tanımlamayı giderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gösteren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabileceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yolla ilgili birtakım kalıplaşmış yorumları kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucault yu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucault nun özellikle yorumbilgisi çerçevesinde Nietzsche Freud ve Marx ı Jean Hyppolite üzerine yazarken Kant ve Hegel i soybilimi tarif ederken Nietzsche yi Georges Canguilhem i tanıtırken yine Nietzsche den Frankfurt Okulu na uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak düşünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuze ü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklenmedik noktalara götüren metinler

Ayrıntı Yayınları
çev. Işık Ergüden
Felsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme aldığı yazılar ile yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil aynı zamanda Batı entelektüel dünyasının gündemine de tam anlamıyla oturmuş ve özellikle incelemelerinde kulandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri çerçevesinde hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarih ile ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandanda tanımlamayı iderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gösteren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabileceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yol ile ilgili birtakım kalıplaşmış yorumarı kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucault yu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucault nun özellikle yorumbilgisi çerçevesindeki Nietzsche Freud ve Marx ı Jean Hyppolite üzerine yazarken Kant ve Hegel i soybilimi tarif ederken Nietzsche yi Georges Canguilhem i tanıtırken yine Nietzsche den Frankfurt Okulu na uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak düşünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuze ü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem de dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklenmedik noktalara götüren metinler img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Ayrıntı Yayınları
Felsefe Sahnesi daha çok Foucault nun 1960 lar ile 1970 lerin başında kaleme al dığı yazılar ve yaptığı söyleşileri kapsıyor Bu dönemde Foucault sadece Fransa nın değil tüm Batı entelektüel dünyasının gündemine oturmuş ve özellikle incelemele rinde kullandığı araştırma ve kavramsallaştırma yöntemleri üzerine hararetli bir tartışma yaratmıştı Foucault nun arkeoloji adını verdiği çalışmalarının aslında bir tür yapısalcılık olduğunu ve tarih boyutunu dışarıda bıraktığını öne süren bir eleştiri çizgisi genel anlamda yapısalcılık eleştirileriyle bütünleşmişti Felsefe Sahnesi ni oluşturan metinlerin önemli bir kısmı bu tür eleştirilere kapsamlı bir cevap niteliği taşıyor Yapısalcılık kavramının içeriğini özellikle de tarihle ilişkisini ayrıntılı olarak tartışan Foucault bir yandan bu akımın başlangıçta sadece belli bir tür tarih anlayışını reddettiğini bir yandan da tanımlamayı giderek güç kılacak bir biçimde genişleyen ve çeşitlenen bir düşünme ve analiz biçimine dönüştüğünü tam da bu yüzden yapısalcı kavramı altında sınıflandırılan düşünürlerde pek az ortak yan bulunabileceğini vurguluyor Benzeri bir tepkiyi daha sonraki yıllarda kendi düşüncesinin postmodern ya da postyapısalcı olarak tanımlanmasına karşı da gös teren Foucault tıpkı yapısalcılık gibi bu kavramların da kesin olarak tanımlanabi leceğine inanmadığını dile getiriyor ve bu tür sınıflandırmaları reddediyor Felsefe Sahnesi ni önemli kılan nedenlerden biri de Foucault nun düşünce çizgisinin izlediği yolla ilgili birtakım kalıplaşmış yorumları kırabilecek ipuçları vermesi Bu çizgide önemli kırılmalar olduğu ve her biri yeni bir dönem başlatan söz konusu kırılmaların sadece düşünürün kullandığı yöntemde değil seçtiği araştırma alanları ile temel felsefi sorular karşısında benimsediği tutumda da belirginleştiği görüşü sıkça dile getirilir Oysa Felsefe Sahnesi nde yer alan ve Foucault nun düşüncesindeki derin bir sürekliliğe işaret eden bazı metinler bu görüşü kuşkuyla karşılamayı gerektiriyor Felsefe Sahnesi sadece Foucault yu değil Foucault üzerinde etkili olmuş entelektüel isim ve akımları tartışmak için de zengin bir birikim sunuyor Foucault nun özellikle yorumbilgisi çerçevesinde Nietzsche Freud ve Marx ı Jean Hyppolite üzerine yazar ken Kant ve Hegel i soybilimi tarif ederken Nietzsche yi Georges Canguilhem i ta nıtırken yine Nietzsche den Frankfurt Okulu na uzanan yoğun bir geleneği Cassirer üzerine yazısında yeni Kantçılığı ve nihayet yirminci yüzyıla damgasını vuracak dü şünür olarak gördüğü çağdaşı Deleuze ü tartıştığı yazıları felsefe pratiğine hem içeriden hem dışarıdan bakabilen ve eleştirel geleneği büyük bir ustalıkla beklen medik noktalara götüren metinler Sayfa Sayısı 382Dili TürkçeYayınevi Ayrıntı Yayınları