Felsefe Tarihi 2 Cilt — Georg Wilhelm Friedrich Hegel

Felsefe Tarihi 2 Cilt
Georg Wilhelm Friedrich HegelNota Bene Yayınları
Felsefe Tarihi 2 Cilt
Georg Wilhelm Friedrich HegelTarihte ve zamanda düşüncenin hareketinintürlülüğü çeşitliliğivefarklılığını ayrımları aracılığıyla koyutlayantasarımları tek birDüşünceninkendini dağıtan çoklaştıran ve sonra toplayıpbirleştiren hareketinin fenomenleri olarak görmek bu uzamsal ve zamansal hareketiDüşünceninkendini inşası olarak kavramak eklektik ve zamanda ardarda gelen ya da uzamda yan yana duran düşüncelerin bu ardardalığı ya da yanyanalığı kuran dinamik bir form aracılığıyla görünüşe geldiğini söylemek Felsefe Tarihinidüşüncenin duyusallıktan tikellikten öznellikten koparak kendiformunukazanmasının veKavramınınoluşmasının tarihi olarak yapılandırmak ve dehşetengiz genişlikteki bu projeyi Felsefe TarihiniFelsefenintarihihaline getirmeyi Tinin FenomenoljisiveMantık Bilimi nde geliştirdiği kılı kırk yaran metodolojisini arkasına alarak gerçekleştirmek Sanırım Hegel i Aristoteles i bile o zamana kadar anıldığı haliyle aşarak Filozofolarak ıralayan budur Birinci Cilt te Felsefe Tarihi vefelsefenin Kavramının nasıl örtüştüğünü anlattığı oldukça geniş bir metodolojik Giriş ten sonra Çin ve Hint Felsefesinin tarihsel motiflerine bakarak Thales ten Platon a kadar düşünceninbelirleniminisergiler İkinci Cilt ise Platon ve Aristoteles e geniş bir yer ayırarak başlar ve Stoacılardan Epikourosçulara ve Kuşkuculara doğru yol alarak Yeni Platoncularla sonlanır Düşüncetüm bu dolayımlarda Thales ten Anaxagoras a kadar Doğallıktan kopuşla beraber soyuttan kendini belirleyen düşünceye doğru yol alırken Sofistler Sokrates ve Sokratesçiler de öznellik ilkesinin oluşumunun belirli basamaklarını sergiler ve nihayet Platon ve Aristoteles teİdeanınbütünleşmesine doğru yükselendüşüncePlaton da sadecekendinde somutolsa da Aristoteles te ideal formunu bulmaya başlar ama dünyanın içeriği onun dışındadır Dogmatizmde dünyanın içeriği ile buluşan düşünce aynı kuvvette kuşkuculukta tüm bu içeriğin yadsınması ile karşılaşır Stoacılarda içsel bir talep in yeniden ama bu sefer daha yüksek bir momentte öznelliği sergilediği yerde Yeni Platoncular Hegel e göretinin doğasını tanımışlarve onu somut biçimdeBirolarak düşünmüşlerdir Düşüncenindışsallıkla da olsa kendi birliğine kavuştuğu bu momentten sonra kendi özgürlüğüne doğru yol aldığı yeni uğraklar Orta Çağ ve modern felsefe ile ortaya çıkacaktır ve onlar da artık Üçüncü Cild in konusudur Tanıtım Bülteninden

Nota Bene Yayınları
Tarihte ve zamanda düşüncenin hareketinin türlülüğü çeşitliliği ve farklılığını ayrımları aracılığıyla koyutlayan tasarımları tek bir Düşüncenin kendini dağıtan çoklaştıran ve sonra toplayıp birleştiren hareketinin fenomenleri olarak görmek bu uzamsal ve zamansal hareketi Düşüncenin kendini inşası olarak kavramak eklektik ve zamanda ardarda gelen ya da uzamda yan yana duran düşüncelerin bu ardardalığı ya da yanyanalığı kuran dinamik bir form aracılığıyla görünüşe geldiğini söylemek Felsefe Tarihini düşüncenin duyusallıktan tikellikten öznellikten koparak kendi formunu kazanmasının ve Kavramının oluşmasının tarihi olarak yapılandırmak ve dehşetengiz genişlikteki bu projeyi Felsefe Tarihini Felsefenin tarihi haline getirmeyi Tinin Fenomenoljisi ve Mantık Bilimi nde geliştirdiği kılı kırk yaran metodolojisini arkasına alarak gerçekleştirmek Sanırım Hegel i Aristoteles i bile o zamana kadar anıldığı haliyle aşarak Filozof olarak ıralayan budur Birinci Cilt te Felsefe Tarihi ve felsefenin Kavramının nasıl örtüştüğünü anlattığı oldukça geniş bir metodolojik Giriş ten sonra Çin ve Hint Felsefesinin tarihsel motiflerine bakarak Thales ten Platon a kadar Düşüncenin belirlenimini sergiler İkinci Cilt ise Platon ve Aristoteles e geniş bir yer ayırarak başlar ve Stoacılardan Epikourosçulara ve Kuşkuculara doğru yol alarak Yeni Platoncularla sonlanır Düşünce tüm bu dolayımlarda Thales ten Anaxagoras a kadar Doğallıktan kopuşla beraber soyuttan kendini belirleyen düşünceye doğru yol alırken Sofistler Sokrates ve Sokratesçiler de öznellik ilkesinin oluşumunun belirli basamaklarını sergiler ve nihayet Platon ve Aristoteles te İdeanın bütünleşmesine doğru yükselen düşünce Platon da sadece kendinde somut olsa da Aristoteles te ideal formunu bulmaya başlar ama dünyanın içeriği onun dışındadır Dogmatizmde dünyanın içeriği ile buluşan düşünce aynı kuvvette kuşkuculukta tüm bu içeriğin yadsınması ile karşılaşır Stoacılarda içsel bir talep in yeniden ama bu sefer daha yüksek bir momentte öznelliği sergilediği yerde Yeni Platoncular Hegel e göre tinin doğasını tanımışlar ve onu somut biçimde Bir olarak düşünmüşlerdir Düşüncenin dışsallıkla da olsa kendi birliğine kavuştuğu bu momentten sonra kendi özgürlüğüne doğru yol aldığı yeni uğraklar Orta Çağ ve modern felsefe ile ortaya çıkacaktır ve onlar da artık Üçüncü Cild in konusudur

Nota Bene Yayınları
Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır Tanıtım Bülteninden

Nota Bene Yayınları
Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım 1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı Hegel in differentia specificalarından biri tam da burada işte Felsefe Tarihi düşüncenin hiçlikten gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez Önemli olan hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir Düşüncenin filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır Felsefe bir Kavram olarak hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar onu kendine benzetir kendini onda kurar Hegel in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır Tanıtım Bülteninden Kapak Tasarımı Can Kaya

NotaBene Yayınları
çev. Doğan Barış Kılınç
Tarihte ve zamanda düşüncenin hareketinin türlülüğü çeşitliliği ve farklılığı nı ayrımları aracılığıyla koyutlayan tasarımlar ı tek bir Düşüncenin kendini dağıtan çoklaştıran ve sonra toplayıp bir leştiren hareketinin fenomenleri olarak görmek bu uzamsal ve zamansal hareketi Düşüncenin kendini inşası olarak kavramak eklektik ve zamanda ardarda gelen ya da uzamda yan yana duran düşüncelerin bu ardardalığı ya da yanyanalığı kuran dinamik bir form aracılığıyla görünüşe geldiğini söylemek Felsefe Tarihi ni düşünce nin duyusallıktan tikellikten öznellikten koparak kendi formunu kazanmasının ve Kavramının oluşmasının tarihi olarak yapılandırmak ve dehşetengiz genişlikteki bu projeyi Felsefe Tarihi ni Felsefenin tarihi haline getirmeyi Tinin Fenomenoljisi ve Mantık Bilimi nde geliştirdiği kılı kırk yaran metodolojisini arkasına alarak gerçekleştirmek Sanırım Hegel i Aristoteles i bile o zamana kadar anıldığı haliyle aşarak Filozof olarak ıralayan budur Birinci Cilt te Felsefe Tarihi ve felsefenin Kavramı nın nasıl örtüştüğünü anlattığı oldukça geniş bir metodolojik Giriş ten sonra Çin ve Hint Felsefesinin tarihsel motiflerine bakarak Thales ten Platon a kadar Düşünce nin belirlenimini sergiler İkinci Cilt ise Platon ve Aristoteles e geniş bir yer ayırarak başlar ve Stoacılardan Epikourosçulara ve Kuşkuculara doğru yol alarak Yeni Platoncularla sonlanır Düşünce tüm bu dolayımlarda Thales ten Anaxagoras a kadar Doğallıktan kopuşla beraber soyuttan kendini belirleyen düşünceye doğru yol alırken Sofistler Sokrates ve Sokratesçiler de öznellik ilkesinin oluşumunun belirli basamaklarını sergiler ve nihayet Platon ve Aristoteles te İdeanın bütünleşmesine doğru yükselen düşünce Platon da sadece kendinde somut olsa da Aristoteles te ideal formunu bulmaya başlar ama dünyanın içeriği onun dışındadır Dogmatizmde dünyanın içeriği ile buluşan düşünce aynı kuvvette kuşkuculukta tüm bu içeriğin yadsınması ile karşılaşır Stoacılarda içsel bir talep in yeniden ama bu sefer daha yüksek bir momentte öznelliği sergilediği yerde Yeni Platoncular Hegel e göre tinin doğasını tanımışlar ve onu somut biçimde Bir olarak düşünmüşlerdir Düşüncenin dışsallıkla da olsa kendi birliğine kavuştuğu bu momentten sonra kendi özgürlüğüne doğru yol aldığı yeni uğraklar Orta Çağ ve modern felsefe ile ortaya çıkacaktır ve onlar da artık Üçüncü Cilt in konusudur

NOTABENE YAYINLARI
çev. Doğan Barış Kılınç
Tarihte ve zamanda düşüncenin hareketinin türlülüğü çeşitliliği ve farklılığını ayrımları aracılığıyla koyutlayan tasarımları tek bir Düşüncenin kendini dağıtan çoklaştıran ve sonra toplayıp birleştiren hareketinin fenomenleri olarak görmek bu uzamsal ve zamansal hareketi Düşüncenin kendini inşası olarak kavramak eklektik ve zamanda ardarda gelen ya da uzamda yan yana duran düşüncelerin bu ardardalığı ya da yanyanalığı kuran dinamik bir form aracılığıyla görünüşe geldiğini söylemek Felsefe Tarihini düşüncenin duyusallıktan tikellikten öznellikten koparak kendi formunu kazanmasının ve Kavramının oluşmasının tarihi olarak yapılandırmak ve dehşetengiz genişlikteki bu projeyi Felsefe Tarihini Felsefenin tarihi haline getirmeyi Tinin Fenomenoljisi ve Mantık Bilimi nde geliştirdiği kılı kırk yaran metodolojisini arkasına alarak gerçekleştirmek Sanırım Hegel i Aristoteles i bile o zamana kadar anıldığı haliyle aşarak Filozof olarak ıralayan budur Birinci Cilt te Felsefe Tarihi ve felsefenin Kavramının nasıl örtüştüğünü anlattığı oldukça geniş bir metodolojik Giriş ten sonra Çin ve Hint Felsefesinin tarihsel motiflerine bakarak Thales ten Platon a kadar Düşüncenin belirlenimini sergiler İkinci Cilt ise Platon ve Aristoteles e geniş bir yer ayırarak başlar ve Stoacılardan Epikourosçulara ve Kuşkuculara doğru yol alarak Yeni Platoncularla sonlanır Düşünce tüm bu dolayımlarda Thales ten Anaxagoras a kadar Doğallıktan kopuşla beraber soyuttan kendini belirleyen düşünceye doğru yol alırken Sofistler Sokrates ve Sokratesçiler de öznellik ilkesinin oluşumunun belirli basamaklarını sergiler ve nihayet Platon ve Aristoteles te İdeanın bütünleşmesine doğru yükselen düşünce Platon da sadece kendinde somut olsa da Aristoteles te ideal formunu bulmaya başlar ama dünyanın içeriği onun dışındadır Dogmatizmde dünyanın içeriği ile buluşan düşünce aynı kuvvette kuşkuculukta tüm bu içeriğin yadsınması ile karşılaşır Stoacılarda içsel bir talep in yeniden ama bu sefer daha yüksek bir momentte öznelliği sergilediği yerde Yeni Platoncular Hegel e göre tinin doğasını tanımışlar ve onu somut biçimde Bir olarak düşünmüşlerdir Düşüncenin dışsallıkla da olsa kendi birliğine kavuştuğu bu momentten sonra kendi özgürlüğüne doğru yol aldığı yeni uğraklar Orta Çağ ve modern felsefe ile ortaya çıkacaktır ve onlar da artık Üçüncü Cild in konusudur

Nota Bene Yayınları
Tarihte ve zamanda düşüncenin hareketinin türlülüğü çeşitliliği ve farklılığını ayrımları aracılığıyla koyutlayan tasarımları tek bir Düşüncenin kendini dağıtan çoklaştıran ve sonra toplayıp birleştiren hareketinin fenomenleri olarak görmek bu uzamsal ve zamansal hareketi Düşüncenin kendini inşası olarak kavramak eklektik ve zamanda ardarda gelen ya da uzamda yan yana duran düşüncelerin bu ardardalığı ya da yanyanalığı kuran dinamik bir form aracılığıyla görünüşe geldiğini söylemek Felsefe Tarihini düşüncenin duyusallıktan tikellikten öznellikten koparak kendi formunu kazanmasının ve Kavramının oluşmasının tarihi olarak yapılandırmak ve dehşetengiz genişlikteki bu projeyi Felsefe Tarihini Felsefenin tarihi haline getirmeyi Tinin Fenomenoljisi ve Mantık Bilimi nde geliştirdiği kılı kırk yaran metodolojisini arkasına alarak gerçekleştirmek Sanırım Hegel i Aristoteles i bile o zamana kadar anıldığı haliyle aşarak Filozof olarak ıralayan budur Birinci Cilt te Felsefe Tarihi ve felsefenin Kavramının nasıl örtüştüğünü anlattığı oldukça geniş bir metodolojik Giriş ten sonra Çin ve Hint Felsefesinin tarihsel motiflerine bakarak Thales ten Platon a kadar düşüncenin belirlenimini sergiler İkinci Cilt ise Platon ve Aristoteles e geniş bir yer ayırarak başlar ve Stoacılardan Epikourosçulara ve Kuşkuculara doğru yol alarak Yeni Platoncularla sonlanır Düşünce tüm bu dolayımlarda Thales ten Anaxagoras a kadar Doğallıktan kopuşla beraber soyuttan kendini belirleyen düşünceye doğru yol alırken Sofistler Sokrates ve Sokratesçiler de öznellik ilkesinin oluşumunun belirli basamaklarını sergiler ve nihayet Platon ve Aristoteles te İdeanın bütünleşmesine doğru yükselen düşünce Platon da sadece kendinde somut olsa da Aristoteles te ideal formunu bulmaya başlar ama dünyanın içeriği onun dışındadır Dogmatizmde dünyanın içeriği ile buluşan düşünce aynı kuvvette kuşkuculukta tüm bu içeriğin yadsınması ile karşılaşır Stoacılarda içsel bir talep in yeniden ama bu sefer daha yüksek bir momentte öznelliği sergilediği yerde Yeni Platoncular Hegel e göre tinin doğasını tanımışlar ve onu somut biçimde Bir olarak düşünmüşlerdir Düşüncenin dışsallıkla da olsa kendi birliğine kavuştuğu bu momentten sonra kendi özgürlüğüne doğru yol aldığı yeni uğraklar Orta Çağ ve modern felsefe ile ortaya çıkacaktır ve onlar da artık Üçüncü Cild in konusudur

Nota Bene Yayınları
Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır

Nota Bene Yayınları
Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım 1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı Hegel in differentia specificalarından biri tam da burada işte Felsefe Tarihi düşüncenin hiçlikten gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez Önemli olan hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir Düşüncenin filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır Felsefe bir Kavram olarak hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar onu kendine benzetir kendini onda kurar Hegel in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır Ersin Vedat Elgür

NOTABENE YAYINLARI
çev. Doğan Barış Kılınç
1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı Hegel in differentia specificalarından biri tam da burada işte Felsefe Tarihi düşüncenin hiçlikten gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez Önemli olan hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir Düşüncenin filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır Felsefe bir Kavram olarak hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar onu kendine benzetir kendini onda kurar Hegel in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır Ersin Vedat Elgür

Notabene Yayınları
çev. Doğan Barış Kılınç
Tarihte ve zamanda düşüncenin hareketinin türlülüğü çeşitliliği ve farklılığını ayrımları aracılığıyla koyutlayan tasarımları tek bir Düşüncenin kendini dağıtan çoklaştıran ve sonra toplayıp birleştiren hareketinin fenomenleri olarak görmek bu uzamsal ve zamansal hareketi Düşüncenin kendini inşası olarak kavramak eklektik ve zamanda ardarda gelen ya da uzamda yan yana duran düşüncelerin bu ardardalığı ya da yanyanalığı kuran dinamik bir form aracılığıyla görünüşe geldiğini söylemek Felsefe Tarihini düşüncenin duyusallıktan tikellikten öznellikten koparak kendi formunu kazanmasının ve Kavramının oluşmasının tarihi olarak yapılandırmak ve dehşetengiz genişlikteki bu projeyi Felsefe Tarihini Felsefenin tarihi haline getirmeyi Tinin Fenomenoljisi ve Mantık Bilimi nde geliştirdiği kılı kırk yaran metodolojisini arkasına alarak gerçekleştirmek Sanırım Hegel i Aristoteles i bile o zamana kadar anıldığı haliyle aşarak Filozof olarak ıralayan budur Birinci Cilt te Felsefe Tarihi ve felsefenin Kavramının nasıl örtüştüğünü anlattığı oldukça geniş bir metodolojik Giriş ten sonra Çin ve Hint Felsefesinin tarihsel motiflerine bakarak Thales ten Platon a kadar düşüncenin belirlenimini sergiler İkinci Cilt ise Platon ve Aristoteles e geniş bir yer ayırarak başlar ve Stoacılardan Epikourosçulara ve Kuşkuculara doğru yol alarak Yeni Platoncularla sonlanır Düşünce tüm bu dolayımlarda Thales ten Anaxagoras a kadar Doğallıktan kopuşla beraber soyuttan kendini belirleyen düşünceye doğru yol alırken Sofistler Sokrates ve Sokratesçiler de öznellik ilkesinin oluşumunun belirli basamaklarını sergiler ve nihayet Platon ve Aristoteles te İdeanın bütünleşmesine doğru yükselen düşünce Platon da sadece kendinde somut olsa da Aristoteles te ideal formunu bulmaya başlar ama dünyanın içeriği onun dışındadır Dogmatizmde dünyanın içeriği ile buluşan düşünce aynı kuvvette kuşkuculukta tüm bu içeriğin yadsınması ile karşılaşır Stoacılarda içsel bir talep in yeniden ama bu sefer daha yüksek bir momentte öznelliği sergilediği yerde Yeni Platoncular Hegel e göre tinin doğasını tanımışlar ve onu somut biçimde Bir olarak düşünmüşlerdir Düşüncenin dışsallıkla da olsa kendi birliğine kavuştuğu bu momentten sonra kendi özgürlüğüne doğru yol aldığı yeni uğraklar Orta Çağ ve modern felsefe ile ortaya çıkacaktır ve onlar da artık Üçüncü Cild in konusudur

Nota Bene
çev. Kılınç, Doğan Barış
Tarihte ve zamanda düşüncenin hareketinin türlülüğü çeşitliliği ve farklılığını ayrımları aracılığıyla koyutlayan tasarımları tek bir Düşüncenin kendini dağıtan çoklaştıran ve sonra toplayıp birleştiren hareketinin fenomenleri olarak görmek bu uzamsal ve zamansal hareketi Düşüncenin kendini inşası olarak kavramak eklektik ve zamanda ardarda gelen ya da uzamda yan yana duran düşüncelerin bu ardardalığı ya da yanyanalığı kuran dinamik bir form aracılığıyla görünüşe geldiğini söylemek Felsefe Tarihini düşüncenin duyusallıktan tikellikten öznellikten koparak kendi formunu kazanmasının ve Kavramının oluşmasının tarihi olarak yapılandırmak ve dehşetengiz genişlikteki bu projeyi Felsefe Tarihini Felsefenin tarihi haline getirmeyi Tinin Fenomenoljisi ve Mantık Bilimi nde geliştirdiği kılı kırk yaran metodolojisini arkasına alarak gerçekleştirmek Sanırım Hegel i Aristoteles i bile o zamana kadar anıldığı haliyle aşarak Filozof olarak ıralayan budur Birinci Cilt te Felsefe Tarihi ve felsefenin Kavramının nasıl örtüştüğünü anlattığı oldukça geniş bir metodolojik Giriş ten sonra Çin ve Hint Felsefesinin tarihsel motiflerine bakarak Thales ten Platon a kadar Düşüncenin belirlenimini sergiler İkinci Cilt ise Platon ve Aristoteles e geniş bir yer ayırarak başlar ve Stoacılardan Epikourosçulara ve Kuşkuculara doğru yol alarak Yeni Platoncularla sonlanır Düşünce tüm bu dolayımlarda Thales ten Anaxagoras a kadar Doğallıktan kopuşla beraber soyuttan kendini belirleyen düşünceye doğru yol alırken Sofistler Sokrates ve Sokratesçiler de öznellik ilkesinin oluşumunun belirli basamaklarını sergiler ve nihayet Platon ve Aristoteles te İdeanın bütünleşmesine doğru yükselen düşünce Platon da sadece kendinde somut olsa da Aristoteles te ideal formunu bulmaya başlar ama dünyanın içeriği onun dışındadır Dogmatizmde dünyanın içeriği ile buluşan düşünce aynı kuvvette kuşkuculukta tüm bu içeriğin yadsınması ile karşılaşır Stoacılarda içsel bir talep in yeniden ama bu sefer daha yüksek bir momentte öznelliği sergilediği yerde Yeni Platoncular Hegel e göre tinin doğasını tanımışlar ve onu somut biçimde Bir olarak düşünmüşlerdir Düşüncenin dışsallıkla da olsa kendi birliğine kavuştuğu bu momentten sonra kendi özgürlüğüne doğru yol aldığı yeni uğraklar Orta Çağ ve modern felsefe ile ortaya çıkacaktır ve onlar da artık Üçüncü Cild in konusudur

Nota Bene Yayınları
Georg Wilhelm Friedrich Hegel tarafından kaleme alınan Felsefe Tarihi 2 Cilt Nota Bene Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Felsefe Tarihi 2 Cilt Georg Wilhelm Friedrich Hegel Kitap Özeti Tarihte ve zamanda düşüncenin hareketinin türlülüğü çeşitliliği ve farklılığını ayrımları aracılığıyla koyutlayan tasarımları tek bir Düşüncenin kendini dağıtan çoklaştıran ve sonra toplayıp birleştiren hareketinin fenomenleri olarak görmek bu uzamsal ve zamansal hareketi Düşüncenin kendini inşası olarak kavramak eklektik ve zamanda ardarda gelen ya da uzamda yan yana duran düşüncelerin bu ardardalığı ya da yanyanalığı kuran dinamik bir form aracılığıyla görünüşe geldiğini söylemek Felsefe Tarihini düşüncenin duyusallıktan tikellikten öznellikten koparak kendi formunu kazanmasının ve Kavramının oluşmasının tarihi olarak yapılandırmak ve dehşetengiz genişlikteki bu projeyi Felsefe Tarihini Felsefenin tarihi haline getirmeyi Tinin Fenomenoljisi ve Mantık Bilimi nde geliştirdiği kılı kırk yaran metodolojisini arkasına alarak gerçekleştirmek Sanırım Hegel i Aristoteles i bile o zamana kadar anıldığı haliyle aşarak Filozof olarak ıralayan budur Birinci Cilt te Felsefe Tarihi ve felsefenin Kavramının nasıl örtüştüğünü anlattığı oldukça geniş bir metodolojik Giriş ten sonra Çin ve Hint Felsefesinin tarihsel motiflerine bakarak Thales ten Platon a kadar düşüncenin belirlenimini sergiler İkinci Cilt ise Platon ve Aristoteles e geniş bir yer ayırarak başlar ve Stoacılardan Epikourosçulara ve Kuşkuculara doğru yol alarak Yeni Platoncularla sonlanır Düşünce tüm bu dolayımlarda Thales ten Anaxagoras a kadar Doğallıktan kopuşla beraber soyuttan kendini belirleyen düşünceye doğru yol alırken Sofistler Sokrates ve Sokratesçiler de öznellik ilkesinin oluşumunun belirli basamaklarını sergiler ve nihayet Platon ve Aristoteles te İdeanın bütünleşmesine doğru yükselen düşünce Platon da sadece kendinde somut olsa da Aristoteles te ideal formunu bulmaya başlar ama dünyanın içeriği onun dışındadır Dogmatizmde dünyanın içeriği ile buluşan düşünce aynı kuvvette kuşkuculukta tüm bu içeriğin yadsınması ile karşılaşır Stoacılarda içsel bir talep in yeniden ama bu sefer daha yüksek bir momentte öznelliği sergilediği yerde Yeni Platoncular Hegel e göre tinin doğasını tanımışlar ve onu somut biçimde Bir olarak düşünmüşlerdir Düşüncenin dışsallıkla da olsa kendi birliğine kavuştuğu bu momentten sonra kendi özgürlüğüne doğru yol aldığı yeni uğraklar Orta Çağ ve modern felsefe ile ortaya çıkacaktır ve onlar da artık Üçüncü Cild in konusudur Yayınevi Nota Bene Yayınları Yazar Georg Wilhelm Friedrich Hegel Sayfa 408 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Ekim 2019 Barkod 9786052602041 Kategori Felsefe Tarihi
Felsefe Tarihi 2 Cilt
Georg Wilhelm Friedrich Hegel
Nota Bene Yayınları
Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır

Notabene Yayınları
çev. Doğan Barış Kılınç
Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır

NotaBene Yayınları
çev. Doğan Barış Kılınç
Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır

NotaBene Yayınları
çev. Doğan Barış Kılınç
Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım 1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı Hegel in differentia specificalarından biri tam da burada işte Felsefe Tarihi düşüncenin hiçlikten gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez Önemli olan hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir Düşüncenin filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır Felsefe bir Kavram olarak hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar onu kendine benzetir kendini onda kurar Hegel in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır Ersin Vedat Elgür

NOTABENE YAYINLARI
çev. Doğan Barış Kılınç
Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır

Nota Bene Yayınları
Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır

Nota Bene Yayınları
Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım 1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı Hegel in differentia specificalarından biri tam da burada işte Felsefe Tarihi düşüncenin hiçlikten gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez Önemli olan hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir Düşüncenin filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır Felsefe bir Kavram olarak hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar onu kendine benzetir kendini onda kurar Hegel in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır Ersin Vedat Elgür

Nota Bene Yayınları
Tarihte ve zamanda düşüncenin hareketinin türlülüğü çeşitliliği ve farklılığını ayrımları aracılığıyla koyutlayan tasarımları tek bir Düşüncenin kendini dağıtan çoklaştıran ve sonra toplayıp birleştiren hareketinin fenomenleri olarak görmek bu uzamsal ve zamansal hareketi Düşüncenin kendini inşası olarak kavramak eklektik ve zamanda ardarda gelen ya da uzamda yan yana duran düşüncelerin bu ardardalığı ya da yanyanalığı kuran dinamik bir form aracılığıyla görünüşe geldiğini söylemek Felsefe Tarihini düşüncenin duyusallıktan tikellikten öznellikten koparak kendi formunu kazanmasının ve Kavramının oluşmasının tarihi olarak yapılandırmak ve dehşetengiz genişlikteki bu projeyi Felsefe Tarihini Felsefenin tarihi haline getirmeyi Tinin Fenomenoljisi ve Mantık Bilimi nde geliştirdiği kılı kırk yaran metodolojisini arkasına alarak gerçekleştirmek Sanırım Hegel i Aristoteles i bile o zamana kadar anıldığı haliyle aşarak Filozof olarak ıralayan budur Birinci Cilt te Felsefe Tarihi ve felsefenin Kavramının nasıl örtüştüğünü anlattığı oldukça geniş bir metodolojik Giriş ten sonra Çin ve Hint Felsefesinin tarihsel motiflerine bakarak Thales ten Platon a kadar düşüncenin belirlenimini sergiler İkinci Cilt ise Platon ve Aristoteles e geniş bir yer ayırarak başlar ve Stoacılardan Epikourosçulara ve Kuşkuculara doğru yol alarak Yeni Platoncularla sonlanır Düşünce tüm bu dolayımlarda Thales ten Anaxagoras a kadar Doğallıktan kopuşla beraber soyuttan kendini belirleyen düşünceye doğru yol alırken Sofistler Sokrates ve Sokratesçiler de öznellik ilkesinin oluşumunun belirli basamaklarını sergiler ve nihayet Platon ve Aristoteles te İdeanın bütünleşmesine doğru yükselen düşünce Platon da sadece kendinde somut olsa da Aristoteles te ideal formunu bulmaya başlar ama dünyanın içeriği onun dışındadır Dogmatizmde dünyanın içeriği ile buluşan düşünce aynı kuvvette kuşkuculukta tüm bu içeriğin yadsınması ile karşılaşır Stoacılarda içsel bir talep in yeniden ama bu sefer

Notabene Yayınları
çev. Doğan Barış Kılınç
Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım 1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı Hegel in differentia specificalarından biri tam da burada işte Felsefe Tarihi düşüncenin hiçlikten gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez Önemli olan hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir Düşüncenin filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır Felsefe bir Kavram olarak hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar onu kendine benzetir kendini onda kurar Hegel in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır

Nota Bene Yayınları
Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım 1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı Hegel in differentia specificalarından biri tam da burada işte Felsefe Tarihi düşüncenin hiçlikten gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez Önemli olan hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir Düşüncenin filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır Felsefe bir Kavram olarak hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar onu kendine benzetir kendini onda kurar Hegel in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır Ersin Vedat Elgür Yayınevi Nota Bene Yayınları Yazar Georg Wilhelm Friedrich Hegel Sayfa 440 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Kasım 2022 Barkod 9786052036402 Kategori Araştıma İnceleme Referans Felsefe Tarihi

Nota Bene
çev. Kılınç, Doğan Barış
Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım 1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı Hegel in differentia specificalarından biri tam da burada işte Felsefe Tarihi düşüncenin hiçlikten gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez Önemli olan hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir Düşüncenin filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır Felsefe bir Kavram olarak hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar onu kendine benzetir kendini onda kurar Hegel in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır Ersin Vedat Elgür

Nota Bene
çev. Kılınç, Doğan Barış
Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır

Nota Bene Yayınları
Georg Wilhelm Friedrich Hegel tarafından kaleme alınan Felsefe Tarihi 3 Cilt Nota Bene Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Felsefe Tarihi 3 Cilt Georg Wilhelm Friedrich Hegel Kitap Özeti Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır Yayınevi Nota Bene Yayınları Yazar Georg Wilhelm Friedrich Hegel Sayfa 480 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Mart 2021 Barkod 9786052602928 Kategori Felsefe Tarihi

NOTA BENE
Tarihte ve zamanda düşüncenin hareketinin türlülüğü çeşitliliği ve farklılığını ayrımları aracılığıyla koyutlayan tasarımları tek bir Düşüncenin kendini dağıtan çoklaştıran ve sonra toplayıp birleştiren hareketinin fenomenleri olarak görmek bu uzamsal ve zamansal hareketi Düşüncenin kendini inşası olarak kavramak eklektik ve zamanda ardarda gelen ya da uzamda yan yana duran düşüncelerin bu ardardalığı ya da yanyanalığı kuran dinamik bir form aracılığıyla görünüşe geldiğini söylemek Felsefe Tarihini düşüncenin duyusallıktan tikellikten öznellikten koparak kendi formunu kazanmasının ve Kavramının oluşmasının tarihi olarak yapılandırmak ve dehşetengiz genişlikteki bu projeyi Felsefe Tarihini Felsefenin tarihi haline getirmeyi Tinin Fenomenoljisi ve Mantık Bilimi nde geliştirdiği kılı kırk yaran metodolojisini arkasına alarak gerçekleştirmek Sanırım Hegel i Aristoteles i bile o zamana kadar anıldığı haliyle aşarak Filozof olarak ıralayan budur Birinci Cilt te Felsefe Tarihi ve felsefenin Kavramının nasıl örtüştüğünü anlattığı oldukça geniş bir metodolojik Giriş ten sonra Çin ve Hint Felsefesinin tarihsel motiflerine bakarak Thales ten Platon a kadar düşüncenin belirlenimini sergiler İkinci Cilt ise Platon ve Aristoteles e geniş bir yer ayırarak başlar ve Stoacılardan Epikourosçulara ve Kuşkuculara doğru yol alarak Yeni Platoncularla sonlanır Düşünce tüm bu dolayımlarda Thales ten Anaxagoras a kadar Doğallıktan kopuşla beraber soyuttan kendini belirleyen düşünceye doğru yol alırken Sofistler Sokrates ve Sokratesçiler de öznellik ilkesinin oluşumunun belirli basamaklarını sergiler ve nihayet Platon ve Aristoteles te İdeanın bütünleşmesine doğru yükselen düşünce Platon da sadece kendinde somut olsa da Aristoteles te ideal formunu bulmaya başlar ama dünyanın içeriği onun dışındadır Dogmatizmde dünyanın içeriği ile buluşan düşünce aynı kuvvette kuşkuculukta tüm bu içeriğin yadsınması ile karşılaşır Stoacılarda içsel bir talep in yeniden ama bu sefer daha yüksek bir momentte öznelliği sergilediği yerde Yeni Platoncular Hegel e göre tinin doğasını tanımışlar ve onu somut biçimde Bir olarak düşünmüşlerdir Düşüncenin dışsallıkla da olsa kendi birliğine kavuştuğu bu momentten sonra kendi özgürlüğüne doğru yol aldığı yeni uğraklar Orta Çağ ve modern felsefe ile ortaya çıkacaktır ve onlar da artık Üçüncü Cild in konusudur Yayınevi NOTA BENE Yazar G W F HEGEL Sayfa Sayısı 408 SAYFA Yıl 2019

Nota Bene Yayınları
Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır

Nota Bene Yayınları
Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım 1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza

NOTA BENE
Tweet Felsefe Tarihi 3 Cilt Kitap Açıklaması Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır Yayınevi NOTA BENE Yazar G W F HEGEL Sayfa Sayısı 475 SAYFA Yıl 2021

Nota Bene Yayınları
çev. Doğan Barış Kılınç
Hegel in Felsefe Tarihi nin ilk iki cildinde Çin ve Hint coğrafyasından başlayan düşüncenin hareketini Yeni Platoncular a kadar takip etmiştik Üçüncü Cilt ise Hıristiyanlık ilkesinden başlayarak bizi Hegel in kendine kadar sürüklüyor Açınımı içindeki felsefeye ait 2500 yıllık bu tinsel formlar dizgesi Tinlerin bu uzun korteji aslında tinlerin asla çokluk olmayan tek krallığının spekülatif bir tarihidir Sonlu Özbilincin kendini Sonsuzda sınamasının giderek dışsallaştırdığı bu sonsuzu yine kendine mal etmesinin sayısız denemesinden oluşur ve giderek içkinleşen Sonsuz sadece özbilincin bilgilenme sürecini değil aynı zamanda mutlakın kendisinden yoksun olduğu realiteye kavuşmasını da imler Bu yanıyla sonlu özbilincin dışarı yönlü her hareketi bir o kadar da içeri çekilmedir ki sonsuzu büyütme sonlunun ilişkisel bütünlüğünde derinleşme ve genişlemedir O halde düşüncenin tarihinde formda her yetkinleşme ve eksiksizleşme öyle ki kendinde şeyin bir yitimi ve maddenin formla ilişkisinin giderek düşünceye açık hale gelmesi nihayetinde özdeşlikleridir Hegel in hemen sonrasında materyalizm ve idealizmin klasik karşıtlıklarına pirim vermeyen ve önüne tarihsel ekini almak zorunda kalan her politikleşmiş kuram bu mirasın ardılı Düşüncenin arzusunun yeni bir bilinçlilik formudur keza kuram alanında politikanın sahnesi mistikleştirilmiş ve gizemlileştirilmiş şeyler arasındaki ilişkileri tarihsel bir başat uğrağın gölgesinde erişilebilirliğe açık kılmakla kurulur Belki de denebilir ki politika estetik inanma ve felsefenin ardından özbilincin ilerleyen açınımının eksik halkasıdır Tanıtım Bülteninden

NOTA BENE
Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım 1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı Hegel in differentia specificalarından biri tam da burada işte Felsefe Tarihi düşüncenin hiçlikten gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez Önemli olan hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir Düşüncenin filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır Felsefe bir Kavram olarak hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar onu kendine benzetir kendini onda kurar Hegel in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır Ersin Vedat Elgür Yayınevi NOTA BENE Yazar GEORG WILHELM FRIEDRICH HEGEL Baskı 1 BASKI Çevirmen DOĞAN BARIŞ KILINÇ Dil TÜRKÇE Sayfa Sayısı 440 SAYFA Yıl 2018

Nota Bene Yayınları
çev. Doğan Barış Kılınç
Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım 1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı Hegel in differentia specificalarından biri tam da burada işte Felsefe Tarihi düşüncenin hiçlikten gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez Önemli olan hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir Düşüncenin filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır Felsefe bir Kavram olarak hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar onu kendine benzetir kendini onda kurar Hegel in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır Tanıtım Bülteninden Kapak Tasarımı Can Kaya

Nota Bene Yayınları
çev. Doğan Barış Kılınç
Tarihte ve zamanda düşüncenin hareketinin türlülüğü çeşitliliği ve farklılığını ayrımları aracılığıyla koyutlayan tasarımları tek bir Düşüncenin kendini dağıtan çoklaştıran ve sonra toplayıp birleştiren hareketinin fenomenleri olarak görmek bu uzamsal ve zamansal hareketi Düşüncenin kendini inşası olarak kavramak eklektik ve zamanda ardarda gelen ya da uzamda yan yana duran düşüncelerin bu ardardalığı ya da yanyanalığı kuran dinamik bir form aracılığıyla görünüşe geldiğini söylemek Felsefe Tarihini düşüncenin duyusallıktan tikellikten öznellikten koparak kendi formunu kazanmasının ve Kavramının oluşmasının tarihi olarak yapılandırmak ve dehşetengiz genişlikteki bu projeyi Felsefe Tarihini Felsefenin tarihi haline getirmeyi Tinin Fenomenoljisi ve Mantık Bilimi nde geliştirdiği kılı kırk yaran metodolojisini arkasına alarak gerçekleştirmek Sanırım Hegel i Aristoteles i bile o zamana kadar anıldığı haliyle aşarak Filozof olarak ıralayan budur Birinci Cilt te Felsefe Tarihi ve felsefenin Kavramının nasıl örtüştüğünü anlattığı oldukça geniş bir metodolojik Giriş ten sonra Çin ve Hint Felsefesinin tarihsel motiflerine bakarak Thales ten Platon a kadar düşüncenin belirlenimini sergiler İkinci Cilt ise Platon ve Aristoteles e geniş bir yer ayırarak başlar ve Stoacılardan Epikourosçulara ve Kuşkuculara doğru yol alarak Yeni Platoncularla sonlanır Düşünce tüm bu dolayımlarda Thales ten Anaxagoras a kadar Doğallıktan kopuşla beraber soyuttan kendini belirleyen düşünceye doğru yol alırken Sofistler Sokrates ve Sokratesçiler de öznellik ilkesinin oluşumunun belirli basamaklarını sergiler ve nihayet Platon ve Aristoteles te İdeanın bütünleşmesine doğru yükselen düşünce Platon da sadece kendinde somut olsa da Aristoteles te ideal formunu bulmaya başlar ama dünyanın içeriği onun dışındadır Dogmatizmde dünyanın içeriği ile buluşan düşünce aynı kuvvette kuşkuculukta tüm bu içeriğin yadsınması ile karşılaşır Stoacılarda içsel bir talep in yeniden ama bu sefer daha yüksek bir momentte öznelliği sergilediği yerde Yeni Platoncular Hegel e göre tinin doğasını tanımışlar ve onu somut biçimde Bir olarak düşünmüşlerdir Düşüncenin dışsallıkla da olsa kendi birliğine kavuştuğu bu momentten sonra kendi özgürlüğüne doğru yol aldığı yeni uğraklar Orta Çağ ve modern felsefe ile ortaya çıkacaktır ve onlar da artık Üçüncü Cild in konusudur img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Nota Bene Yayınları
çev. Doğan Barış Kılınç
Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım 1816 Ekim inde Heidelberg de dersin açılış konuşması Hegel in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti Varlığın bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar hangi gerçek düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip bükülmeye ve horlanmaya alışmış onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek neden Hegel in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim düşman ına Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ ın tanrısını sonsuz evren çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori de külleri havaya savrulan Giordano Bruno peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes Spinoza Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı Hegel in differentia specificalarından biri tam da burada işte Felsefe Tarihi düşüncenin hiçlikten gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez Önemli olan hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir Düşüncenin filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır Felsefe bir Kavram olarak hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar onu kendine benzetir kendini onda kurar Hegel in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır Ersin Vedat Elgür img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img