MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Felsefenin Arzusu Politika — Ersin Vedat Elgür

Felsefenin Arzusu Politika
448,90
DüşünceDiğerGenel Felsefe

Felsefenin Arzusu Politika

Ersin Vedat Elgür

Nota Bene Yayınları

2013
İnce Kapak
Kitap AmbarıEn ucuz

Felsefenin Arzusu Politika

Ersin Vedat Elgür

Dışlama amacıyla olsa bile felsefeyi muhatap aldığı an din nasıl ki kendini içeriden yıkacak turuva atı nı bünyesine katmışsa şimdi de felsefe yığın ı ve gündelik hayatı bir kere muhatap aldığında kendi gerçekleşmesinin ve dolayısıyla aşılmasının muhatabı olarak politikayı içeri almıştır Tarihin gerçek sorunlarını kavramsallaştırmak ve rasyonalize etmekle meşgul felsefe gerçekliği kendi düzeyine çekip politikleşirken politika da kendi nesnesini felsefeleştirmekte ve felsefenin doğal verilmişlik olarak kabul ettiği ön varsayımları gerçek nesnesiyle karşı karşıya getirmektedir Marx bu yönüyle felsefenin belirlenim kazanmasını sağlayan ve sınırlarını göstererek geçişi sağlayan düşünür olur Felsefe ve politika aralarındaki ilişkiyle ilgili olarak haklarında en çok kalem oynatılan iki disiplin Felsefenin Arzusu Politika bu ilişkinin ne liğine dair diyalektiğin tarihsel momentleri ni belirlemek suretiyle bir öneride bulunuyor Hem diyalektiğe dair Platon dan başlayıp Marx a kadar gelen bir felsefe tarihi sunuyor hem de felsefe tarihi içinde politikanın nasıl kavrandığına dair üç temel biçim belirliyor Bunu yaparken de ontolojiyi tekrardan felsefenin temel disiplini olarak öne çıkarıyor İddialı bir girişim ve oldukça iddialı sonuçlara sahip Çalışmada varolanları Varlık olarak örgütleyen epistemolojik ve ontolojik bir hareket olarak görülen diyalektik üç tarihsel moment üzerinden betimleniyor Bunlardan ilki Hegelci terminolojiya bağlı kalarak Diyalektiğin Soyut Belirlenimi olarak adlandırılıyor ve Platon dan başlayıp Aristoteles le dolayımlanarak Kant a kadar geliyor Bu dönemin temel özelliği salt düşünceye içkin bir akıl yürütme yöntemi olarak diyalektiği kullanması ve nesnesinde kendini sınamaktan sakınması Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimi olarak adlandırılan ikinci momenti ise ilk dönemin aksine nesnesiyle buluşmak konusunda oldukça cürretkar denemelerde bulunuyor ve Fichte Schelling Hegel ile karakterize oluyor Lakin nesnesinde kendini bulmak konsunda oldukça hevesli olan düşüncenin ideal formu bu dönemki denemelerde kendine çok daha yetkin bir biçim kazandırmış olsa da özdeşlik arzusuna ulaşamıyor Ne zaman ki Marx diğer varolanlar arasında bir varolanın metanın sıradan bir varoluş formundan çıkıp tüm diğer varolanlara kendi formunu veren bulaştıran hareketini ve onun merkezi birimini tespit ediyor üçüncü moment olan Diyalektiğin Olumlu Ussal Belirlenimi de o zaman niteliklerini kazanmaya ve kendi kavramını oluşturmaya başlıyor Bu son momentteki ussal ifadesinin tırnak içinde olmaklığına dikkat keza metanın hareketi rasyonel olmaktan çok zora dayalı bir gelişim seyri izlemektedir Kapitalizmin dünyayı bir dünya olarak örgütleyen küresel hareketinin dinamiklerini ve yeni emek denetim stratejilerinin gelişimini takip edebilme ve emek hareketinin gündemini belirleyebilmek bu nedenle diyalektik hareketin işleyiş formuna sahip olabilmeyi diyalektiği bir bilinçlilik biçimi olarak kavrayabilmeyi gerektiriyor Diyalektiğin bu üç momentine üç siyaset yapma tarzı karşılık geliyor Diyalektiğin Soyut Belirlenimine karşıt gelen politik form İdeal Politik olarak adlandırılıyor ve toplumsal yaşamı idea tanrı organik birlik ya da temellendirilebilir olmayan kimi ideal unsurlar aracılığıyla örgütleme arzusuna karşılık geliyor bu dönem diyalektiğin ilk momenti ile benzerlik içinde düşünsel tasarımların gerçekliğe tezahür edebilmesinin arzusu olarak vücut buluyor Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimine ise Reel Politik olarak adlandırılan bir siyaset yapma tarzı karşılık geliyor ve İdeal Politiğe nazaran gerçekliği örgütleyen ilkeyi nesnesinde arama maharetine sahip olsa da Varlığın izin verdiği ölçüde bu ilkenin kendisiyle karşılaşıyor ya da ilke olarak düşündüğünü gerçekliğe dayatıyor Nihayetinde değişim değerinin kullanım değerine üstün gelmesi ve neredeyse onu tüm alanlarda absorbe etmeye çalışan hareketi bu zamana kadar ilk defa bir varolanın diğer varolanlara bir özellik aracılığıyla bu kadar yoğun biçimde bulaşmasına ve onları kendi formunda örgütlemesine neden oluyor Ve dolayısıyla metanın örgütlemiş olduğunu dünyanına ekonomik formu varolanları Varlık olarak örgütleyen zeminin ontolojik yapısı Onto Politik olarak ifadelendirdiğimiz bir siyaset tarzını ortaya çıkarıyor Kitap boyunca Varlık ve

Şehadet Kitap
475,70

Nota Bene Yayınları

2013456 sf.
Şehadet Kitap

Dışlama amacıyla olsa bile felsefeyi muhatap aldığı an din nasıl ki kendini içeriden yıkacak turuva atını bünyesine katmışsa şimdi de felsefe yığını ve gündelik hayatı bir kere muhatap aldığında kendi gerçekleşmesinin ve dolayısıyla aşılmasının muhatabı olarak politikayı içeri almıştır Tarihin gerçek sorunlarını kavramsallaştırmak ve rasyonalize etmekle meşgul felsefe gerçekliği kendi düzeyine çekip politikleşirken politika da kendi nesnesini felsefeleştirmekte ve felsefenin doğal verilmişlik olarak kabul ettiği ön varsayımları gerçek nesnesiyle karşı karşıya getirmektedir Marx bu yönüyle felsefenin belirlenim kazanmasını sağlayan ve sınırlarını göstererek geçişi sağlayan düşünür olur Felsefe ve politika aralarındaki ilişkiyle ilgili olarak haklarında en çok kalem oynatılan iki disiplin Felsefenin Arzusu Politika bu ilişkinin neliğine dair diyalektiğin tarihsel momentlerini belirlemek suretiyle bir öneride bulunuyor Hem diyalektiğe dair Platondan başlayıp Marxa kadar gelen bir felsefe tarihi sunuyor hem de felsefe tarihi içinde politikanın nasıl kavrandığına dair üç temel biçim belirliyor Bunu yaparken de ontolojiyi tekrardan felsefenin temel disiplini olarak öne çıkarıyor İddialı bir girişim ve oldukça iddialı sonuçlara sahip Çalışmada varolanları Varlık olarak örgütleyen epistemolojik ve ontolojik bir hareket olarak görülen diyalektik üç tarihsel moment üzerinden betimleniyor Bunlardan ilki Hegelci terminolojiya bağlı kalarak Diyalektiğin Soyut Belirlenimi olarak adlandırılıyor ve Platondan başlayıp Aristotelesle dolayımlanarak Kanta kadar geliyor Bu dönemin temel özelliği salt düşünceye içkin bir akıl yürütme yöntemi olarak diyalektiği kullanması ve nesnesinde kendini sınamaktan sakınması Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimi olarak adlandırılan ikinci momenti ise ilk dönemin aksine nesnesiyle buluşmak konusunda oldukça cürretkar denemelerde bulunuyor ve Fichte Schelling Hegel ile karakterize oluyor Lakin nesnesinde kendini bulmak konsunda oldukça hevesli olan düşüncenin ideal formu bu dönemki denemelerde kendine çok daha yetkin bir biçim kazandırmış olsa da özdeşlik arzusuna ulaşamıyor Ne zaman ki Marx diğer varolanlar arasında bir varolanın metanın sıradan bir varoluş formundan çıkıp tüm diğer varolanlara kendi formunu veren bulaştıran hareketini ve onun merkezi birimini tespit ediyor üçüncü moment olan Diyalektiğin Olumlu Ussal Belirlenimi de o zaman niteliklerini kazanmaya ve kendi kavramını oluşturmaya başlıyor Bu son momentteki ussal ifadesinin tırnak içinde olmaklığına dikkat keza metanın hareketi rasyonel olmaktan çok zora dayalı bir gelişim seyri izlemektedir Kapitalizmin dünyayı bir dünya olarak örgütleyen küresel hareketinin dinamiklerini ve yeni emek denetim stratejilerinin gelişimini takip edebilme ve emek hareketinin gündemini belirleyebilmek bu nedenle diyalektik hareketin işleyiş formuna sahip olabilmeyi diyalektiği bir bilinçlilik biçimi olarak kavrayabilmeyi gerektiriyor Diyalektiğin bu üç momentine üç siyaset yapma tarzı karşılık geliyor Diyalektiğin Soyut Belirlenimine karşıt gelen politik form İdeal Politik olarak adlandırılıyor ve toplumsal yaşamı idea tanrı organik birlik ya da temellendirilebilir olmayan kimi ideal unsurlar aracılığıyla örgütleme arzusuna karşılık geliyor bu dönem diyalektiğin ilk momenti ile benzerlik içinde düşünsel tasarımların gerçekliğe tezahür edebilmesinin arzusu olarak vücut buluyor Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimine ise Reel Politik olarak adlandırılan bir siyaset yapma tarzı karşılık geliyor ve İdeal Politiğe nazaran gerçekliği örgütleyen ilkeyi nesnesinde arama maharetine sahip olsa da Varlığın izin verdiği ölçüde bu ilkenin kendisiyle karşılaşıyor ya da ilke olarak düşündüğünü gerçekliğe dayatıyor Nihayetinde değişim değerinin kullanım değerine üstün gelmesi ve neredeyse onu tüm alanlarda absorbe etmeye çalışan hareketi bu zamana kadar ilk defa bir varolanın diğer varolanlara bir özellik aracılığıyla bu kadar yoğun biçimde bu

Yaykoop
502,50

NotaBene Yayınları

20183. baskı456 sf.
Karton Kapak13.50x19.50Kitap KağıdıTürkçe
Yaykoop

Dışlama amacıyla olsa bile felsefeyi muhatap aldığı an din nasıl ki kendini içeriden yıkacak turuva atı nı bünyesine katmışsa şimdi de felsefe yığın ı ve gündelik hayatı bir kere muhatap aldığında kendi gerçekleşmesinin ve dolayısıyla aşılmasının muhatabı olarak politikayı içeri almıştır Tarihin gerçek sorunlarını kavramsallaştırmak ve rasyonalize etmekle meşgul felsefe gerçekliği kendi düzeyine çekip politikleşirken politika da kendi nesnesini felsefeleştirmekte ve felsefenin doğal verilmişlik olarak kabul ettiği ön varsayımları gerçek nesnesiyle karşı karşıya getirmektedir Marx bu yönüyle felsefenin belirlenim kazanmasını sağlayan ve sınırlarını göstererek geçişi sağlayan düşünür olur Felsefe ve politika aralarındaki ilişkiyle ilgili olarak haklarında en çok kalem oynatılan iki disiplin Felsefenin Arzusu Politika bu ilişkinin ne liğine dair diyalektiğin tarihsel momentleri ni belirlemek suretiyle bir öneride bulunuyor Hem diyalektiğe dair Platon dan başlayıp Marx a kadar gelen bir felsefe tarihi sunuyor hem de felsefe tarihi içinde politikanın nasıl kavrandığına dair üç temel biçim belirliyor Bunu yaparken de ontolojiyi tekrardan felsefenin temel disiplini olarak öne çıkarıyor İddialı bir girişim ve oldukça iddialı sonuçlara sahip Çalışmada varolanları Varlık olarak örgütleyen epistemolojik ve ontolojik bir hareket olarak görülen diyalektik üç tarihsel moment üzerinden betimleniyor Bunlardan ilki Hegelci terminolojiya bağlı kalarak Diyalektiğin Soyut Belirlenimi olarak adlandırılıyor ve Platon dan başlayıp Aristoteles le dolayımlanarak Kant a kadar geliyor Bu dönemin temel özelliği salt düşünceye içkin bir akıl yürütme yöntemi olarak diyalektiği kullanması ve nesnesinde kendini sınamaktan sakınması Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimi olarak adlandırılan ikinci momenti ise ilk dönemin aksine nesnesiyle buluşmak konusunda oldukça cürretkar denemelerde bulunuyor ve Fichte Schelling Hegel ile karakterize oluyor Lakin nesnesinde kendini bulmak konsunda oldukça hevesli olan düşüncenin ideal formu bu dönemki denemelerde kendine çok daha yetkin bir biçim kazandırmış olsa da özdeşlik arzusuna ulaşamıyor Ne zaman ki Marx diğer varolanlar arasında bir varolanın metanın sıradan bir varoluş formundan çıkıp tüm diğer varolanlara kendi formunu veren bulaştıran hareketini ve onun merkezi birimini tespit ediyor üçüncü moment olan Diyalektiğin Olumlu Ussal Belirlenimi de o zaman niteliklerini kazanmaya ve kendi kavramını oluşturmaya başlıyor Bu son momentteki ussal ifadesinin tırnak içinde olmaklığına dikkat keza metanın hareketi rasyonel olmaktan çok zora dayalı bir gelişim seyri izlemektedir Kapitalizmin dünyayı bir dünya olarak örgütleyen küresel hareketinin dinamiklerini ve yeni emek denetim stratejilerinin gelişimini takip edebilme ve emek hareketinin gündemini belirleyebilmek bu nedenle diyalektik hareketin işleyiş formuna sahip olabilmeyi diyalektiği bir bilinçlilik biçimi olarak kavrayabilmeyi gerektiriyor

Kitap Sepeti
522,60

Nota Bene Yayınları

2016451 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Dışlama amacıyla olsa bile felsefeyi muhatap aldığı an din nasıl ki kendini içeriden yıkacak turuva atı nı bünyesine katmışsa şimdi de felsefe yığın ı ve gündelik hayatı bir kere muhatap aldığında kendi gerçekleşmesinin ve dolayısıyla aşılmasının muhatabı olarak politikayı içeri almıştır Tarihin gerçek sorunlarını kavramsallaştırmak ve rasyonalize etmekle meşgul felsefe gerçekliği kendi düzeyine çekip politikleşirken politika da kendi nesnesini felsefeleştirmekte ve felsefenin doğal verilmişlik olarak kabul ettiği ön varsayımları gerçek nesnesiyle karşı karşıya getirmektedir Marx bu yönüyle felsefenin belirlenim kazanmasını sağlayan ve sınırlarını göstererek geçişi sağlayan düşünür olur Felsefe ve politika aralarındaki ilişkiyle ilgili olarak haklarında en çok kalem oynatılan iki disiplin Felsefenin Arzusu Politika bu ilişkinin ne liğine dair diyalektiğin tarihsel momentleri ni belirlemek suretiyle bir öneride bulunuyor Hem diyalektiğe dair Platon dan başlayıp Marx a kadar gelen bir felsefe tarihi sunuyor hem de felsefe tarihi içinde politikanın nasıl kavrandığına dair üç temel biçim belirliyor Bunu yaparken de ontolojiyi tekrardan felsefenin temel disiplini olarak öne çıkarıyor İddialı bir girişim ve oldukça iddialı sonuçlara sahip Çalışmada varolanları Varlık olarak örgütleyen epistemolojik ve ontolojik bir hareket olarak görülen diyalektik üç tarihsel moment üzerinden betimleniyor Bunlardan ilki Hegelci terminolojiya bağlı kalarak Diyalektiğin Soyut Belirlenimi olarak adlandırılıyor ve Platon dan başlayıp Aristoteles le dolayımlanarak Kant a kadar geliyor Bu dönemin temel özelliği salt düşünceye içkin bir akıl yürütme yöntemi olarak diyalektiği kullanması ve nesnesinde kendini sınamaktan sakınması Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimi olarak adlandırılan ikinci momenti ise ilk dönemin aksine nesnesiyle buluşmak konusunda oldukça cürretkar denemelerde bulunuyor ve Fichte Schelling Hegel ile karakterize oluyor Lakin nesnesinde kendini bulmak konsunda oldukça hevesli olan düşüncenin ideal formu bu dönemki denemelerde kendine çok daha yetkin bir biçim kazandırmış olsa da özdeşlik arzusuna ulaşamıyor Ne zaman ki Marx diğer varolanlar arasında bir varolanın metanın sıradan bir varoluş formundan çıkıp tüm diğer varolanlara kendi formunu veren bulaştıran hareketini ve onun merkezi birimini tespit ediyor üçüncü moment olan Diyalektiğin Olumlu Ussal Belirlenimi de o zaman niteliklerini kazanmaya ve kendi kavramını oluşturmaya başlıyor Bu son momentteki ussal ifadesinin tırnak içinde olmaklığına dikkat keza metanın hareketi rasyonel olmaktan çok zora dayalı bir gelişim seyri izlemektedir Kapitalizmin dünyayı bir dünya olarak örgütleyen küresel hareketinin dinamiklerini ve yeni emek denetim stratejilerinin gelişimini takip edebilme ve emek hareketinin gündemini belirleyebilmek bu nedenle diyalektik hareketin işleyiş formuna sahip olabilmeyi diyalektiği bir bilinçlilik biçimi olarak kavrayabilmeyi gerektiriyor

Pandora
536,00

Nota Bene

2018256 sf.
Pandora

Felsefe ve politika aralarındaki ilişkiyle ilgili olarak haklarında en çok kalem oynatılan iki disiplin Elinizdeki kitap bu ilişkinin ne liğine dair diyalektiğin tarihsel momentleri ni belirlemek suretiyle bir öneride bulunuyor Hem diyalektiğe dair Platon dan başlayıp Marx a kadar gelen bir felsefe tarihi sunuyor hem de felsefe tarihi içinde politikanin nasıl kavrandığına dair üç temel biçim belirliyor Bunu yaparken de ontolojiyi tekrardan felsefenin temel disiplini olarak öne çıkarıyor İddialı bir girişim ve oldukça iddialı sonuçlara sahip Dışlama amacıyla olsa bile felsefeyi muhatap aldığı an din nasıl ki kendini içeriden yıkacak turuva atı nı bünyesine katmışsa şimdi de felsefe yığın ı ve gündelik hayatı bir kere muhatap aldığında kendi gerçekleşmesinin ve dolayısıyla aşılmasının muhatabı olarak politikayı içeri almıştır Tarihin gerçek sorunlarını kavramsallaştırmak ve rasyonalize etmekle meşgul felsefe gerçekliği kendi düzeyine çekip politikleşirken politika da kendi nesnesini felsefeleştirmekte ve felsefenin doğal verilmişlik olarak kabul ettiği ön varsayımları gerçek nesnesiyle karşı karşıya getirmektedir Marx bu yönüyle felsefenin belirlenim kazanmasını sağlayan ve sınırlarını göstererek geçişi sağlayan düşünür olur Düşünmenin nesnesiyle formel uygunluğunun bilinci olarak Hegelci felsefe tasarımı Marx ta düşüncenin formuyla nesnesi arasındaki gerçek bir uygunluğa dönüşürken politika da felsefeden daha yüksek bir bilinçlilik formu olarak tarih sahnesindeki yerini alıyordu Fakat nasıl ki Varlığın hareketi diyalektiğin almış olduğu tarihsel momentleri salt bir araştırma yöntemi olmakla soyut ideal ideal olanın nesnesinde kendisini denemesi yönüyle olumsuz ussal reel ve nesnesinde kendisini upuygun bulmasıyla ilgisinde olumlu ussal Ontolojik olarak diyalektik bir formda belirliyorsa diyalektiğin diyalektik gelişiminin tarihsel olarak almış olduğu biçimler de ontoloji tarafından dolayımlanmak suretiyle politikaya üç tarihsel ve mantıksal moment üzerinden belirlenim kazandırır İdeal politik Reel politik ve Onto politik

Ucuz Kitap Al
536,00

Nota Bene Yayınları

2016451 sf.
14.00x20.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Ersin Vedat Elgür tarafından kaleme alınan Felsefenin Arzusu Politika Nota Bene Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Felsefenin Arzusu Politika Ersin Vedat Elgür Kitap Özeti Dışlama amacıyla olsa bile felsefeyi muhatap aldığı an din nasıl ki kendini içeriden yıkacak turuva atı nı bünyesine katmışsa şimdi de felsefe yığın ı ve gündelik hayatı bir kere muhatap aldığında kendi gerçekleşmesinin ve dolayısıyla aşılmasının muhatabı olarak politikayı içeri almıştır Tarihin gerçek sorunlarını kavramsallaştırmak ve rasyonalize etmekle meşgul felsefe gerçekliği kendi düzeyine çekip politikleşirken politika da kendi nesnesini felsefeleştirmekte ve felsefenin doğal verilmişlik olarak kabul ettiği ön varsayımları gerçek nesnesiyle karşı karşıya getirmektedir Marx bu yönüyle felsefenin belirlenim kazanmasını sağlayan ve sınırlarını göstererek geçişi sağlayan düşünür olur Felsefe ve politika aralarındaki ilişkiyle ilgili olarak haklarında en çok kalem oynatılan iki disiplin Felsefenin Arzusu Politika bu ilişkinin ne liğine dair diyalektiğin tarihsel momentleri ni belirlemek suretiyle bir öneride bulunuyor Hem diyalektiğe dair Platon dan başlayıp Marx a kadar gelen bir felsefe tarihi sunuyor hem de felsefe tarihi içinde politikanın nasıl kavrandığına dair üç temel biçim belirliyor Bunu yaparken de ontolojiyi tekrardan felsefenin temel disiplini olarak öne çıkarıyor İddialı bir girişim ve oldukça iddialı sonuçlara sahip Çalışmada varolanları Varlık olarak örgütleyen epistemolojik ve ontolojik bir hareket olarak görülen diyalektik üç tarihsel moment üzerinden betimleniyor Bunlardan ilki Hegelci terminolojiya bağlı kalarak Diyalektiğin Soyut Belirlenimi olarak adlandırılıyor ve Platon dan başlayıp Aristoteles le dolayımlanarak Kant a kadar geliyor Bu dönemin temel özelliği salt düşünceye içkin bir akıl yürütme yöntemi olarak diyalektiği kullanması ve nesnesinde kendini sınamaktan sakınması Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimi olarak adlandırılan ikinci momenti ise ilk dönemin aksine nesnesiyle buluşmak konusunda oldukça cürretkar denemelerde bulunuyor ve Fichte Schelling Hegel ile karakterize oluyor Lakin nesnesinde kendini bulmak konsunda oldukça hevesli olan düşüncenin ideal formu bu dönemki denemelerde kendine çok daha yetkin bir biçim kazandırmış olsa da özdeşlik arzusuna ulaşamıyor Ne zaman ki Marx diğer varolanlar arasında bir varolanın metanın sıradan bir varoluş formundan çıkıp tüm diğer varolanlara kendi formunu veren bulaştıran hareketini ve onun merkezi birimini tespit ediyor üçüncü moment olan Diyalektiğin Olumlu Ussal Belirlenimi de o zaman niteliklerini kazanmaya ve kendi kavramını oluşturmaya başlıyor Bu son momentteki ussal ifadesinin tırnak içinde olmaklığına dikkat keza metanın hareketi rasyonel olmaktan çok zora dayalı bir gelişim seyri izlemektedir Kapitalizmin dünyayı bir dünya olarak örgütleyen küresel hareketinin dinamiklerini ve yeni emek denetim stratejilerinin gelişimini takip edebilme ve emek hareketinin gündemini belirleyebilmek bu nedenle diyalektik hareketin işleyiş formuna sahip olabilmeyi diyalektiği bir bilinçlilik biçimi olarak kavrayabilmeyi gerektiriyor Yayınevi Nota Bene Yayınları Yazar Ersin Vedat Elgür Sayfa 451 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x20 00 cm Basım Yılı 2016 Barkod 9786055513610 Kategori Felsefe Kitapları Araştıma İnceleme Referans Diğer Felsefe Kitapları Düşünce Felsefi Akımlar Genel Felsefe Siyaset Felsefesi

Kitap Yurdu
544,38

NOTABENE YAYINLARI

16.10.2018456 sf.
Karton Kapak13.5 x 19.5 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Dışlama amacıyla olsa bile felsefeyi muhatap aldığı an din nasıl ki kendini içeriden yıkacak turuva atı nı bünyesine katmışsa şimdi de felsefe yığın ı ve gündelik hayatı bir kere muhatap aldığında kendi gerçekleşmesinin ve dolayısıyla aşılmasının muhatabı olarak politikayı içeri almıştır Tarihin gerçek sorunlarını kavramsallaştırmak ve rasyonalize etmekle meşgul felsefe gerçekliği kendi düzeyine çekip politikleşirken politika da kendi nesnesini felsefeleştirmekte ve felsefenin doğal verilmişlik olarak kabul ettiği ön varsayımları gerçek nesnesiyle karşı karşıya getirmektedir Marx bu yönüyle felsefenin belirlenim kazanmasını sağlayan ve sınırlarını göstererek geçişi sağlayan düşünür olur Felsefe ve politika aralarındaki ilişkiyle ilgili olarak haklarında en çok kalem oynatılan iki disiplin Felsefenin Arzusu Politika bu ilişkinin ne liğine dair diyalektiğin tarihsel momentleri ni belirlemek suretiyle bir öneride bulunuyor Hem diyalektiğe dair Platon dan başlayıp Marx a kadar gelen bir felsefe tarihi sunuyor hem de felsefe tarihi içinde politikanın nasıl kavrandığına dair üç temel biçim belirliyor Bunu yaparken de ontolojiyi tekrardan felsefenin temel disiplini olarak öne çıkarıyor İddialı bir girişim ve oldukça iddialı sonuçlara sahip Çalışmada varolanları Varlık olarak örgütleyen epistemolojik ve ontolojik bir hareket olarak görülen diyalektik üç tarihsel moment üzerinden betimleniyor Bunlardan ilki Hegelci terminolojiya bağlı kalarak Diyalektiğin Soyut Belirlenimi olarak adlandırılıyor ve Platon dan başlayıp Aristoteles le dolayımlanarak Kant a kadar geliyor Bu dönemin temel özelliği salt düşünceye içkin bir akıl yürütme yöntemi olarak diyalektiği kullanması ve nesnesinde kendini sınamaktan sakınması Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimi olarak adlandırılan ikinci momenti ise ilk dönemin aksine nesnesiyle buluşmak konusunda oldukça cürretkar denemelerde bulunuyor ve Fichte Schelling Hegel ile karakterize oluyor Lakin nesnesinde kendini bulmak konsunda oldukça hevesli olan düşüncenin ideal formu bu dönemki denemelerde kendine çok daha yetkin bir biçim kazandırmış olsa da özdeşlik arzusuna ulaşamıyor Ne zaman ki Marx diğer varolanlar arasında bir varolanın metanın sıradan bir varoluş formundan çıkıp tüm diğer varolanlara kendi formunu veren bulaştıran hareketini ve onun merkezi birimini tespit ediyor üçüncü moment olan Diyalektiğin Olumlu Ussal Belirlenimi de o zaman niteliklerini kazanmaya ve kendi kavramını oluşturmaya başlıyor Bu son momentteki ussal ifadesinin tırnak içinde olmaklığına dikkat keza metanın hareketi rasyonel olmaktan çok zora dayalı bir gelişim seyri izlemektedir Kapitalizmin dünyayı bir dünya olarak örgütleyen küresel hareketinin dinamiklerini ve yeni emek denetim stratejilerinin gelişimini takip edebilme ve emek hareketinin gündemini belirleyebilmek bu nedenle diyalektik hareketin işleyiş formuna sahip olabilmeyi diyalektiği bir bilinçlilik biçimi olarak kavrayabilmeyi gerektiriyor Diyalektiğin bu üç momentine üç siyaset yapma tarzı karşılık nazaran gerçekliği örgütleyen ilkeyi nesnesinde arama maharetine sahip olsa da Varlığın izin verdiği geliyor Diyalektiğin Soyut Belirlenimine karşıt gelen politik form İdeal Politik olarak adlandırılıyor ve toplumsal yaşamı idea tanrı organik birlik ya da temellendirilebilir olmayan kimi ideal unsurlar aracılığıyla örgütleme arzusuna karşılık geliyor bu dönem diyalektiğin ilk momenti ile benzerlik içinde düşünsel tasarımların gerçekliğe tezahür edebilmesinin arzusu olarak vücut buluyor Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimine ise Reel Politik olarak adlandırılan bir siyaset yapma tarzı karşılık geliyor ve İdeal Politiğe ölçüde bu ilkenin kendisiyle karşılaşıyor ya da ilke olarak düşündüğünü gerçekliğe dayatıyor

Nobel Kitap
582,90

Nota Bene Yayınları

2016451 sf.
Ciltsiz14x20 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Dışlama amacıyla olsa bile felsefeyi muhatap aldığı an din nasıl ki kendini içeriden yıkacak turuva atı nı bünyesine katmışsa şimdi de felsefe yığın ı ve gündelik hayatı bir kere muhatap aldığında kendi gerçekleşmesinin ve dolayısıyla aşılmasının muhatabı olarak politikayı içeri almıştır Tarihin gerçek sorunlarını kavramsallaştırmak ve rasyonalize etmekle meşgul felsefe gerçekliği kendi düzeyine çekip politikleşirken politika da kendi nesnesini felsefeleştirmekte ve felsefenin doğal verilmişlik olarak kabul ettiği ön varsayımları gerçek nesnesiyle karşı karşıya getirmektedir Marx bu yönüyle felsefenin belirlenim kazanmasını sağlayan ve sınırlarını göstererek geçişi sağlayan düşünür olur Felsefe ve politika aralarındaki ilişkiyle ilgili olarak haklarında en çok kalem oynatılan iki disiplin Felsefenin Arzusu Politika bu ilişkinin ne liğine dair diyalektiğin tarihsel momentleri ni belirlemek suretiyle bir öneride bulunuyor Hem diyalektiğe dair Platon dan başlayıp Marx a kadar gelen bir felsefe tarihi sunuyor hem de felsefe tarihi içinde politikanın nasıl kavrandığına dair üç temel biçim belirliyor Bunu yaparken de ontolojiyi tekrardan felsefenin temel disiplini olarak öne çıkarıyor İddialı bir girişim ve oldukça iddialı sonuçlara sahip Çalışmada varolanları Varlık olarak örgütleyen epistemolojik ve ontolojik bir hareket olarak görülen diyalektik üç tarihsel moment üzerinden betimleniyor Bunlardan ilki Hegelci terminolojiya bağlı kalarak Diyalektiğin Soyut Belirlenimi olarak adlandırılıyor ve Platon dan başlayıp Aristoteles le dolayımlanarak Kant a kadar geliyor Bu dönemin temel özelliği salt düşünceye içkin bir akıl yürütme yöntemi olarak diyalektiği kullanması ve nesnesinde kendini sınamaktan sakınması Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimi olarak adlandırılan ikinci momenti ise ilk dönemin aksine nesnesiyle buluşmak konusunda oldukça cürretkar denemelerde bulunuyor ve Fichte Schelling Hegel ile karakterize oluyor Lakin nesnesinde kendini b

D&R
603,00

Nota Bene Yayınları

2013
Türkçe
D&R

Dışlama amacıyla olsa bile felsefeyi muhatap aldığı an din nasıl ki kendini içeriden yıkacak turuva atı nı bünyesine katmışsa şimdi de felsefe yığın ı ve gündelik hayatı bir kere muhatap aldığında kendi gerçekleşmesinin ve dolayısıyla aşılmasının muhatabı olarak politikayı içeri almıştır Tarihin gerçek sorunlarını kavramsallaştırmak ve rasyonalize etmekle meşgul felsefe gerçekliği kendi düzeyine çekip politikleşirken politika da kendi nesnesini felsefeleştirmekte ve felsefenin doğal verilmişlik olarak kabul ettiği ön varsayımları gerçek nesnesiyle karşı karşıya getirmektedir Marx bu yönüyle felsefenin belirlenim kazanmasını sağlayan ve sınırlarını göstererek geçişi sağlayan düşünür olur Felsefe ve politika aralarındaki ilişkiyle ilgili olarak haklarında en çok kalem oynatılan iki disiplin Felsefenin Arzusu Politika bu ilişkinin ne liğine dair diyalektiğin tarihsel momentleri ni belirlemek suretiyle bir öneride bulunuyor Hem diyalektiğe dair Platon dan başlayıp Marx a kadar gelen bir felsefe tarihi sunuyor hem de felsefe tarihi içinde politikanın nasıl kavrandığına dair üç temel biçim belirliyor Bunu yaparken de ontolojiyi tekrardan felsefenin temel disiplini olarak öne çıkarıyor İddialı bir girişim ve oldukça iddialı sonuçlara sahip Çalışmada varolanları Varlık olarak örgütleyen epistemolojik ve ontolojik bir hareket olarak görülen diyalektik üç tarihsel moment üzerinden betimleniyor Bunlardan ilki Hegelci terminolojiya bağlı kalarak Diyalektiğin Soyut Belirlenimi olarak adlandırılıyor ve Platon dan başlayıp Aristoteles le dolayımlanarak Kant a kadar geliyor Bu dönemin temel özelliği salt düşünceye içkin bir akıl yürütme yöntemi olarak diyalektiği kullanması ve nesnesinde kendini sınamaktan sakınması Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimi olarak adlandırılan ikinci momenti ise ilk dönemin aksine nesnesiyle buluşmak konusunda oldukça cürretkar denemelerde bulunuyor ve Fichte Schelling Hegel ile karakterize oluyor Lakin nesnesinde kendini bulmak konsunda oldukça hevesli olan düşüncenin ideal formu bu dönemki denemelerde kendine çok daha yetkin bir biçim kazandırmış olsa da özdeşlik arzusuna ulaşamıyor Ne zaman ki Marx diğer varolanlar arasında bir varolanın metanın sıradan bir varoluş formundan çıkıp tüm diğer varolanlara kendi formunu veren bulaştıran hareketini ve onun merkezi birimini tespit ediyor üçüncü moment olan Diyalektiğin Olumlu Ussal Belirlenimi de o zaman niteliklerini kazanmaya ve kendi kavramını oluşturmaya başlıyor Bu son momentteki ussal ifadesinin tırnak içinde olmaklığına dikkat keza metanın hareketi rasyonel olmaktan çok zora dayalı bir gelişim seyri izlemektedir Kapitalizmin dünyayı bir dünya olarak örgütleyen küresel hareketinin dinamiklerini ve yeni emek denetim stratejilerinin gelişimini takip edebilme ve emek hareketinin gündemini belirleyebilmek bu nedenle diyalektik hareketin işleyiş formuna sahip olabilmeyi diyalektiği bir bilinçlilik biçimi olarak kavrayabilmeyi gerektiriyor Diyalektiğin bu üç momentine üç siyaset yapma tarzı karşılık geliyor Diyalektiğin Soyut Belirlenimine karşıt gelen politik form İdeal Politik olarak adlandırılıyor ve toplumsal yaşamı idea tanrı organik birlik ya da temellendirilebilir olmayan kimi ideal unsurlar aracılığıyla örgütleme arzusuna karşılık geliyor bu dönem diyalektiğin ilk momenti ile benzerlik içinde düşünsel tasarımların gerçekliğe tezahür edebilmesinin arzusu olarak vücut buluyor Diyalektiğin Olumsuz Ussal Belirlenimine ise Reel Politik olarak adlandırılan bir siyaset yapma tarzı karşılık geliyor ve İdeal Politiğe nazaran gerçekliği örgütleyen ilkeyi nesnesinde arama maharetine sahip olsa da Varlığın izin verdiği ölçüde bu ilkenin kendisiyle karşılaşıyor ya da ilke olarak düşündüğünü gerçekliğe dayatıyor Nihayetinde değişim değerinin kullanım değerine üstün gelmesi ve neredeyse onu tüm alanlarda absorbe etmeye çalışan hareketi bu zamana kadar ilk defa bir varolanın diğer varolanlara bir özellik aracılığıyla bu kadar yoğun biçimde bulaşmasına ve onları kendi formunda örgütlemesine neden oluyor Ve dolayısıyla metanın örgütlemiş olduğunu dünyanına ekonomik formu varolanları Varlık olarak örgütleyen zeminin ontolojik yapısı Onto Politik olarak ifadelendirdiğimiz bir siyaset tarzını ortaya çıkarıyor Kitap boyunca Varlık ve Bilgi ile siyaset ve felsefe arasındaki ilişkinin diyalektik ile nasıl dolayımlandığının hikayesi felsefe tarihinin içinde bir yolculukla anlatılıyor Felsefenin Arzusu Politika hem felsefe içinde bir konum tutma ve Kampfplatza katılma çabası olarak okunabiliyor diğer taraftan da Platon dan Marx a hiç bir içsel ilişkiyi atlamayan bir felsefe tarihi işlevi görüyor Sayfa Sayısı 456Baskı Yılı 2013Dili TürkçeYayınevi Nota Bene Yayınları