Felsefeye Giriş — Takiyettin Mengüşoğlu

Felsefeye Giriş
Takiyettin MengüşoğluDoğu Batı Yayınları
Felsefeye Giriş
Takiyettin MengüşoğluFelsefeyi akademinin hayattan soyutlanmış kavramlarının insani pratikleri ve tecrübeleri tam olarak yansıtmayan sınırlı ve dar çerçevesine hapsetmek yerine hayatın tazeliğine ve canlılığına temas eden evrende bulunan her şeyi tam olarak kuşatan bir genişlikle ele almak gerekir Aksi halde küçük bir çevrenin anlaşılması ve paylaşılması son derece zor akademik ilgilerinin tutsağı olmuş bir düşünce evreni ortaya çıkar ki bu her türlü entelektüel etkileşimi ve aynı zamanda geniş kitlelerin bu yöndeki ilgilerini dışarıda bırakır Bunun bir sonucu olarak toplumsal ve bireyler arası çatışma ve gerilim yaratan genel bir basiretsizlik hali olarak karşımızda beliren mevcut durumda akıldan ve sağduyudan uzak hayatın ve insani dünyanın temel problemleri üzerinde asgari bir tartışma konuşma ve en önemlisi düşünme pratiği oluşturamamış bir topluluğun gürültücülüğü ve idare ediciliği daha iyi anlaşılır Sakin tutarlı ölçülü bir biçimde İyi Güzel Doğru hakkında yetkin ve upuygun sorular sormanın varolan her şey hakkında hayattan hiçbir zaman ayrı düşmeyen bir kavramsal zeminde yöntemsel ve sistematik düşünmenin örnekleri ise çok fazla değildir T Mengüşoğlu güncelliğini koruyan bu eseriyle özellikle Nietzsche ve Scheler i takip ederek bize hayatın hem pratik hem de teorik alanlarında yeni ufuklar açan doğru düşünmenin imkânlarıyla ilgili ipuçları veriyor ve felsefenin herkes için ulaşılabilir olduğunu gösteriyor İnce Kapak Sayfa Sayısı 380 Baskı Yılı 2014 e Kitap Sayfa Sayısı 293 Baskı Yılı 2013 Dili Türkçe Yayınevi Doğu Batı Yayınları

DOĞU BATI YAYINLARI
Felsefeyi akademinin hayattan soyutlanmış kavramlarının insani pratikleri ve tecrübeleri tam olarak yansıtmayan sınırlı ve dar çerçevesine hapsetmek yerine hayatın tazeliğine ve canlılığına temas eden evrende bulunan her şeyi tam olarak kuşatan bir genişlikle ele almak gerekir Aksi halde küçük bir çevrenin anlaşılması ve paylaşılması son derece zor akademik ilgilerinin tutsağı olmuş bir düşünce evreni ortaya çıkar ki bu her türlü entelektüel etkileşimi ve aynı zamanda geniş kitlelerin bu yöndeki ilgilerini dışarıda bırakır Bunun bir sonucu olarak toplumsal ve bireyler arası çatışma ve gerilim yaratan genel bir basiretsizlik hali olarak karşımızda beliren mevcut durumda akıldan ve sağduyudan uzak hayatın ve insani dünyanın temel problemleri üzerinde asgari bir tartışma konuşma ve en önemlisi düşünme pratiği oluşturamamış bir topluluğun gürültücülüğü ve idare ediciliği daha iyi anlaşılır Sakin tutarlı ölçülü bir biçimde İyi Güzel Doğru hakkında yetkin ve upuygun sorular sormanın varolan her şey hakkında hayattan hiçbir zaman ayrı düşmeyen bir kavramsal zeminde yöntemsel ve sistematik düşünmenin örnekleri ise çok fazla değildir T Mengüşoğlu güncelliğini koruyan bu eseriyle özellikle Nietzsche ve Scheler i takip ederek bize hayatın hem pratik hem de teorik alanlarında yeni ufuklar açan doğru düşünmenin imkânlarıyla ilgili ipuçları veriyor ve felsefenin herkes için ulaşılabilir olduğunu gösteriyor

Doğu Batı Yayınları
Felsefeyi akademinin hayattan soyutlanmış kavramlarının insani pratikleri ve tecrübeleri tam olarak yansıtmayan sınırlı ve dar çerçevesine hapsetmek yerine hayatın tazeliğine ve canlılığına temas eden evrende bulunan her şeyi tam olarak kuşatan bir genişlikle ele almak gerekir Aksi halde küçük bir çevrenin anlaşılması ve paylaşılması son derece zor akademik ilgilerinin tutsağı olmuş bir düşünce evreni ortaya çıkar ki bu her türlü entelektüel etkileşimi ve aynı zamanda geniş kitlelerin bu yöndeki ilgilerini dışarıda bırakır Bunun bir sonucu olarak toplumsal ve bireyler arası çatışma ve gerilim yaratan genel bir basiretsizlik hali olarak karşımızda beliren mevcut durumda akıldan ve sağduyudan uzak hayatın ve insani dünyanın temel problemleri üzerinde asgari bir tartışma konuşma ve en önemlisi düşünme pratiği oluşturamamış bir topluluğun gürültücülüğü ve idare ediciliği daha iyi anlaşılır Sakin tutarlı ölçülü bir biçimde İyi Güzel Doğru hakkında yetkin ve upuygun sorular sormanın varolan her şey hakkında hayattan hiçbir zaman ayrı düşmeyen bir kavramsal zeminde yöntemsel ve sistematik düşünmenin örnekleri ise çok fazla değildir T Mengüşoğlu güncelliğini koruyan bu eseriyle özellikle Nietzsche ve Scheler i takip ederek bize hayatın hem pratik hem de teorik alanlarında yeni ufuklar açan doğru düşünmenin imkânlarıyla ilgili ipuçları veriyor ve felsefenin herkes için ulaşılabilir olduğunu gösteriyor

Doğu Batı Yayınları
Felsefeyi akademinin hayattan soyutlanmış kavramlarının insani pratikleri ve tecrübeleri tam olarak yansıtmayan sınırlı ve dar çerçevesine hapsetmek yerine hayatın tazeliğine ve canlılığına temas eden evrende bulunan her şeyi tam olarak kuşatan bir genişlikle ele almak gerekir Aksi halde küçük bir çevrenin anlaşılması ve paylaşılması son derece zor akademik ilgilerinin tutsağı olmuş bir düşünce evreni ortaya çıkar ki bu her türlü entelektüel etkileşimi ve aynı zamanda geniş kitlelerin bu yöndeki ilgilerini dışarıda bırakır Bunun bir sonucu olarak toplumsal ve bireyler arası çatışma ve gerilim yaratan genel bir basiretsizlik hali olarak karşımızda beliren mevcut durumda akıldan ve sağduyudan uzak hayatın ve insani dünyanın temel problemleri üzerinde asgari bir tartışma konuşma ve en önemlisi düşünme pratiği oluşturamamış bir topluluğun gürültücülüğü ve idare ediciliği daha iyi anlaşılır Sakin tutarlı ölçülü bir biçimde İyi Güzel Doğru hakkında yetkin ve upuygun sorular sormanın varolan her şey hakkında hayattan hiçbir zaman ayrı düşmeyen bir kavramsal zeminde yöntemsel ve sistematik düşünmenin örnekleri ise çok fazla değildir T Mengüşoğlu güncelliğini koruyan bu eseriyle özellikle Nietzsche ve Scheler i takip ederek bize hayatın hem pratik hem de teorik alanlarında yeni ufuklar açan doğru düşünmenin imkânlarıyla ilgili ipuçları veriyor ve felsefenin herkes için ulaşılabilir olduğunu gösteriyor

Doğu-Batı
Felsefeyi akademinin hayattan soyutlanmış kavramlarının insani pratikleri ve tecrübeleri tam olarak yansıtmayan sınırlı ve dar çerçevesine hapsetmek yerine hayatın tazeliğine ve canlılığına temas eden evrende bulunan her şeyi tam olarak kuşatan bir genişlikle ele almak gerekir Aksi halde küçük bir çevrenin anlaşılması ve paylaşılması son derece zor akademik ilgilerinin tutsağı olmuş bir düşünce evreni ortaya çıkar ki bu her türlü entelektüel etkileşimi ve aynı zamanda geniş kitlelerin bu yöndeki ilgilerini dışarıda bırakır Bunun bir sonucu olarak toplumsal ve bireyler arası çatışma ve gerilim yaratan genel bir basiretsizlik hali olarak karşımızda beliren mevcut durumda akıldan ve sağduyudan uzak hayatın ve insani dünyanın temel problemleri üzerinde asgari bir tartışma konuşma ve en önemlisi düşünme pratiği oluşturamamış bir topluluğun gürültücülüğü ve idare ediciliği daha iyi anlaşılır Sakin tutarlı ölçülü bir biçimde İyi Güzel Doğru hakkında yetkin ve upuygun sorular sormanın varolan her şey hakkında hayattan hiçbir zaman ayrı düşmeyen bir kavramsal zeminde yöntemsel ve sistematik düşünmenin örnekleri ise çok fazla değildir T Mengüşoğlu güncelliğini koruyan bu eseriyle özellikle Nietzsche ve Scheler i takip ederek bize hayatın hem pratik hem de teorik alanlarında yeni ufuklar açan doğru düşünmenin imkânlarıyla ilgili ipuçları veriyor ve felsefenin herkes için ulaşılabilir olduğunu gösteriyor

Doğu Batı Yayınları
Felsefeyi akademinin hayattan soyutlanmış kavramlarının insani pratikleri ve tecrübeleri tam olarak yansıtmayan sınırlı ve dar çerçevesine hapsetmek yerine hayatın tazeliğine ve canlılığına temas eden evrende bulunan her şeyi tam olarak kuşatan bir genişlikle ele almak gerekir Aksi halde küçük bir çevrenin anlaşılması ve paylaşılması son derece zor akademik ilgilerinin tutsağı olmuş bir düşünce evreni ortaya çıkar ki bu her türlü entelektüel etkileşimi ve aynı zamanda geniş kitlelerin bu yöndeki ilgilerini dışarıda bırakır Bunun bir sonucu olarak toplumsal ve bireyler arası çatışma ve gerilim yaratan genel bir basiretsizlik hali olarak karşımızda beliren mevcut durumda akıldan ve sağduyudan uzak hayatın ve insani dünyanın temel problemleri üzerinde asgari bir tartışma konuşma ve en önemlisi düşünme pratiği oluşturamamış bir topluluğun gürültücülüğü ve idare ediciliği daha iyi anlaşılır Sakin tutarlı ölçülü bir biçimde İyi Güzel Doğru hakkında yetkin ve upuygun sorular sormanın varolan her şey hakkında hayattan hiçbir zaman ayrı düşmeyen bir kavramsal zeminde yöntemsel ve sistematik düşünmenin örnekleri ise çok fazla değildir T Mengüşoğlu güncelliğini koruyan bu eseriyle özellikle Nietzsche ve Scheler i takip ederek bize hayatın hem pratik hem de teorik alanlarında yeni ufuklar açan doğru düşünmenin imkânlarıyla ilgili ipuçları veriyor ve felsefenin herkes için ulaşılabilir olduğunu gösteriyor

Doğu Batı Yayınları - Felsefe Dizisi
Felsefeyi akademinin hayattan soyutlanmış kavramlarının insani pratikleri ve tecrübeleri tam olarak yansıtmayan sınırlı ve dar çerçevesine hapsetmek yerine hayatın tazeliğine ve canlılığına temas eden evrende bulunan her şeyi tam olarak kuşatan bir genişlikle ele almak gerekir Aksi halde küçük bir çevrenin anlaşılması ve paylaşılması son derece zor akademik ilgilerinin tutsağı olmuş bir düşünce evreni ortaya çıkar ki bu her türlü entelektüel etkileşimi ve aynı zamanda geniş kitlelerin bu yöndeki ilgilerini dışarıda bırakır Bunun bir sonucu olarak toplumsal ve bireyler arası çatışma ve gerilim yaratan genel bir basiretsizlik hali olarak karşımızda beliren mevcut durumda akıldan ve sağduyudan uzak hayatın ve insani dünyanın temel problemleri üzerinde asgari bir tartışma konuşma ve en önemlisi düşünme pratiği oluşturamamış bir topluluğun gürültücülüğü ve idare ediciliği daha iyi anlaşılır Sakin tutarlı ölçülü bir biçimde İyi Güzel Doğru hakkında yetkin ve upuygun sorular sormanın varolan her şey hakkında hayattan hiçbir zaman ayrı düşmeyen bir kavramsal zeminde yöntemsel ve sistematik düşünmenin örnekleri ise çok fazla değildir T Mengüşoğlu güncelliğini koruyan bu eseriyle özellikle Nietzsche ve Scheler i takip ederek bize hayatın hem pratik hem de teorik alanlarında yeni ufuklar açan doğru düşünmenin imkânlarıyla ilgili ipuçları veriyor ve felsefenin herkes için ulaşılabilir olduğunu gösteriyor İnce Kapak Sayfa Sayısı 380Baskı Yılı 2014e Kitap Sayfa Sayısı 293Baskı Yılı 2013Dili TürkçeYayınevi Doğu Batı Yayınları

DOĞU BATI YAYINLARI
Tüm insanlarda ortak olanı hiçbir zaman eksik olmayan fenomenleri insanın varlık koşullarından hareket ederek ortaya çıkarmak insan felsefesinin felsefi antropolojinin görevidir insan nedir temel sorusu etrafında insani hayatı oluş halinde biyopsişik bütün içinde ele alarak ve varlık dünyasının tüm katmanlarının insan denilen varlık alanında ta şındığını bilerek onu kendine özgü fenomenler teme linde araştırmak T Mengüşoğlu nun başlıca uğraşısı olmuştur Mengüşoğlu insanın varlık koşulları olarak belir lediği fenomenleri şu şekilde sıralar Bilen değerleri duyan tavır takınan önceden gören önceden belir leyen isteyen özgür tarihsel ideleştiren kendisini bir şeye veren çalışan eğiten ve eğitilen devlet ku ran inanan sanatın yaratıcısı konuşan biyopsişik bir varlık olarak insan Bu şekilde sadece insanın var lık alanlarından öğelerinden yola çıkan insan felsefe si onun kozmostaki yerini gene ona özgü fenomenler dâhilinde araştırır ki ontolojik temellere dayanan ant ropolojinin başlangıçları Kant a dek uzanır İnsan felsefesini sadece soyut bir bilgi teorisi için değil hayata yansıyan hayatla ilişiği olan gücü ve etkinliği artıran bir bilgi bir hayat aktivitesi olarak değerlendiren Mengüşoğlu için bu felsefe aynı za manda ontogenetiktir Yani dünyamız ve insan koz mik bir varlığın parçasıdır ve bu kozmik varlığın bü tününün etkilerinin dışında değildir O bu düşünce lerini ağırlıklı olarak Darwin Uexküll Gehlen Kant Nietzsche Dilthey Hartmann ve Scheler in görüşleri ve tartışmaları etrafında geliştirir

Doğu Batı Yayınları
Tüm insanlarda ortak olanı hiçbir zaman eksik olmayan fenomenleri insanın varlık koşullarından hareket ederek ortaya çıkarmak insan felsefesinin felsefi antropolojinin görevidir insan nedir temel sorusu etrafında insani hayatı oluş halinde biyopsişik bütün içinde ele alarak ve varlık dünyasının tüm katmanlarının insan denilen varlık alanında taşındığını bilerek onu kendine özgü fenomenler temelinde araştırmak T Mengüşoğlu nun başlıca uğraşısı olmuştur Mengüşoğlu insanın varlık koşulları olarak belirlediği fenomenleri şu şekilde sıralar Bilen değerleri duyan tavır takınan önceden gören önceden belirleyen isteyen özgür tarihsel ideleştiren kendisini bir şeye veren çalışan eğiten ve eğitilen devlet kuran inanan sanatın yaratıcısı konuşan biyopsişik bir varlık olarak insan Bu şekilde sadece insanın varlık alanlarından öğelerinden yola çıkan insan felsefesi onun kozmostaki yerini gene ona özgü fenomenler dâhilinde araştırır ki ontolojik temellere dayanan antropolojinin başlangıçları Kant a dek uzanır İnsan felsefesini sadece soyut bir bilgi teorisi için değil hayata yansıyan hayatla ilişiği olan gücü ve etkinliği artıran bir bilgi bir hayat aktivitesi olarak değerlendiren Mengüşoğlu için bu felsefe aynı za manda ontogenetiktir Yani dünyamız ve insan kozmik bir varlığın parçasıdır ve bu kozmik varlığın bütününün etkilerinin dışında değildir O bu düşüncelerini ağırlıklı olarak Darwin Uexküll Gehlen Kant Nietzsche Dilthey Hartmann ve Scheler in görüşleri ve tartışmaları etrafında geliştirir Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 536 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Doğu Batı Yayınları

Doğu Batı Yayınları
Tüm insanlarda ortak olanı hiçbir zaman eksik olmayan fenomenleri insanın varlık koşullarından hareket ederek ortaya çıkarmak insan felsefesinin felsefi antropolojinin görevidir insan nedir temel sorusu etrafında insani hayatı oluş halinde biyopsişik bütün içinde ele alarak ve varlık dünyasının tüm katmanlarının insan denilen varlık alanında taşındığını bilerek onu kendine özgü fenomenler teme linde araştırmak T Mengüşoğlu nun başlıca uğraşısı olmuştur Mengüşoğlu insanın varlık koşulları olarak belir lediği fenomenleri şu şekilde sıralar Bilen değerleri duyan tavır takınan önceden gören önceden belir leyen isteyen özgür tarihsel ideleştiren kendisini bir şeye veren çalışan eğiten ve eğitilen devlet ku ran inanan sanatın yaratıcısı konuşan biyopsişik bir varlık olarak insan Bu şekilde sadece insanın varlık alanlarından öğelerinden yola çıkan insan felsefe si onun kozmostaki yerini gene ona özgü fenomenler dahilinde araştırır ki ontolojik temellere dayanan ant ropolojinin başlangıçları Kant a dek uzanır İnsan felsefesini sadece soyut bir bilgi teorisi için değil hayata yansıyan hayatla ilişiği olan gücü ve etkinliği artıran bir bilgi bir hayat aktivitesi olarak değerlendiren Mengüşoğlu için bu felsefe aynı za manda ontogenetiktir Yani dünyamız ve insan koz mik bir varlığın parçasıdır ve bu kozmik varlığın bü tününün etkilerinin dışında değildir O bu düşünce lerini ağırlıklı olarak Darwin Uexküll Gehlen Kant Nietzsche Dilthey Hartmann ve Scheler in görüşleri ve tartışmaları etrafında geliştirir

Doğu Batı Yayınları
Felsefeyi akademinin hayattan soyutlanmış kavramlarının insani pratikleri ve tecrübeleri tam olarak yansıtmayan sınırlı ve dar çerçevesine hapsetmek yerine hayatın tazeliğine ve canlılığına temas eden evrende bulunan her şeyi tam olarak kuşatan bir genişlikle ele almak gerekir

Doğu Batı Yayınları
Tüm insanlarda ortak olanı hiçbir zaman eksik olmayan fenomenleri insanın varlık koşullarından hareket ederek ortaya çıkarmak insan felsefesinin felsefi antropolojinin görevidir insan nedir temel sorusu etrafında insani hayatı oluş halinde biyopsişik bütün içinde ele alarak ve varlık dünyasının tüm katmanlarının insan denilen varlık alanında ta şındığını bilerek onu kendine özgü fenomenler teme linde araştırmak T Mengüşoğlu nun başlıca uğraşısı olmuştur Mengüşoğlu insanın varlık koşulları olarak belir lediği fenomenleri şu şekilde sıralar Bilen değerleri duyan tavır takınan önceden gören önceden belir leyen isteyen özgür tarihsel ideleştiren kendisini bir şeye veren çalışan eğiten ve eğitilen devlet ku ran inanan sanatın yaratıcısı konuşan biyopsişik bir varlık olarak insan Bu şekilde sadece insanın var lık alanlarından öğelerinden yola çıkan insan felsefe si onun kozmostaki yerini gene ona özgü fenomenler dâhilinde araştırır ki ontolojik temellere dayanan ant ropolojinin başlangıçları Kant a dek uzanır İnsan felsefesini sadece soyut bir bilgi teorisi için değil hayata yansıyan hayatla ilişiği olan gücü ve etkinliği artıran bir bilgi bir hayat aktivitesi olarak değerlendiren Mengüşoğlu için bu felsefe aynı za manda ontogenetiktir Yani dünyamız ve insan koz mik bir varlığın parçasıdır ve bu kozmik varlığın bü tününün etkilerinin dışında değildir O bu düşünce lerini ağırlıklı olarak Darwin Uexküll Gehlen Kant Nietzsche Dilthey Hartmann ve Scheler in görüşleri ve tartışmaları etrafında geliştirir

Doğu-Batı
Tüm insanlarda ortak olanı hiçbir zaman eksik olmayan fenomenleri insanın varlık koşullarından hareket ederek ortaya çıkarmak insan felsefesinin felsefi antropolojinin görevidir insan nedir temel sorusu etrafında insani hayatı oluş halinde biyopsişik bütün içinde ele alarak ve varlık dünyasının tüm katmanlarının insan denilen varlık alanında taşındığını bilerek onu kendine özgü fenomenler temelinde araştırmak T Mengüşoğlu nun başlıca uğraşısı olmuştur Mengüşoğlu insanın varlık koşulları olarak belirlediği fenomenleri şu şekilde sıralar Bilen değerleri duyan tavır takınan önceden gören önceden belirleyen isteyen özgür tarihsel ideleştiren kendisini bir şeye veren çalışan eğiten ve eğitilen devlet kuran inanan sanatın yaratıcısı konuşan biyopsişik bir varlık olarak insan Bu şekilde sadece insanın varlık alanlarından öğelerinden yola çıkan insan felsefesi onun kozmostaki yerini gene ona özgü fenomenler dâhilinde araştırır ki ontolojik temellere dayanan antropolojinin başlangıçları Kant a dek uzanır İnsan felsefesini sadece soyut bir bilgi teorisi için değil hayata yansıyan hayatla ilişiği olan gücü ve etkinliği artıran bir bilgi bir hayat aktivitesi olarak değerlendiren Mengüşoğlu için bu felsefe aynı za manda ontogenetiktir Yani dünyamız ve insan kozmik bir varlığın parçasıdır ve bu kozmik varlığın bütününün etkilerinin dışında değildir O bu düşüncelerini ağırlıklı olarak Darwin Uexküll Gehlen Kant Nietzsche Dilthey Hartmann ve Scheler in görüşleri ve tartışmaları etrafında geliştirir

Doğu Batı Yayınları
Tüm insanlarda ortak olanı hiçbir zaman eksik olmayan fenomenleri insanın varlık koşullarından hareket ederek ortaya çıkarmak insan felsefesinin felsefi antropolojinin görevidir insan nedir temel sorusu etrafında insani hayatı oluş halinde biyopsişik bütün içinde ele alarak ve varlık dünyasının tüm katmanlarının insan denilen varlık alanında taşındığını bilerek onu kendine özgü fenomenler teme linde araştırmak T Mengüşoğlu nun başlıca uğraşısı olmuştur Mengüşoğlu insanın varlık koşulları olarak belir lediği fenomenleri şu şekilde sıralar Bilen değerleri duyan tavır takınan önceden gören önceden belir leyen isteyen özgür tarihsel ideleştiren kendisini bir şeye veren çalışan eğiten ve eğitilen devlet ku ran inanan sanatın yaratıcısı konuşan biyopsişik bir varlık olarak insan Bu şekilde sadece insanın varlık alanlarından öğelerinden yola çıkan insan felsefe si onun kozmostaki yerini gene ona özgü fenomenler dahilinde araştırır ki ontolojik temellere dayanan ant ropolojinin başlangıçları Kant a dek uzanır İnsan felsefesini sadece soyut bir bilgi teorisi için değil hayata yansıyan hayatla ilişiği olan gücü ve etkinliği artıran bir bilgi bir hayat aktivitesi olarak değerlendiren Mengüşoğlu için bu felsefe aynı za manda ontogenetiktir Yani dünyamız ve insan koz mik bir varlığın parçasıdır ve bu kozmik varlığın bü tününün etkilerinin dışında değildir O bu düşünce lerini ağırlıklı olarak Darwin Uexküll Gehlen Kant Nietzsche Dilthey Hartmann ve Scheler in görüşleri ve tartışmaları etrafında geliştirir

Doğu Batı Yayınları - Felsefe Dizisi
Tüm insanlarda ortak olanı hiçbir zaman eksik olmayan fenomenleri insanın varlık koşullarından hareket ederek ortaya çıkarmak insan felsefesinin felsefi antropolojinin görevidir insan nedir temel sorusu etrafında insani hayatı oluş halinde biyopsişik bütün içinde ele alarak ve varlık dünyasının tüm katmanlarının insan denilen varlık alanında taşındığını bilerek onu kendine özgü fenomenler temelinde araştırmak T Mengüşoğlu nun başlıca uğraşısı olmuştur Mengüşoğlu insanın varlık koşulları olarak belirlediği fenomenleri şu şekilde sıralar Bilen değerleri duyan tavır takınan önceden gören önceden belirleyen isteyen özgür tarihsel ideleştiren kendisini bir şeye veren çalışan eğiten ve eğitilen devlet kuran inanan sanatın yaratıcısı konuşan biyopsişik bir varlık olarak insan Bu şekilde sadece insanın varlık alanlarından öğelerinden yola çıkan insan felsefesi onun kozmostaki yerini gene ona özgü fenomenler dâhilinde araştırır ki ontolojik temellere dayanan antropolojinin başlangıçları Kant a dek uzanır İnsan felsefesini sadece soyut bir bilgi teorisi için değil hayata yansıyan hayatla ilişiği olan gücü ve etkinliği artıran bir bilgi bir hayat aktivitesi olarak değerlendiren Mengüşoğlu için bu felsefe aynı za manda ontogenetiktir Yani dünyamız ve insan kozmik bir varlığın parçasıdır ve bu kozmik varlığın bütününün etkilerinin dışında değildir O bu düşüncelerini ağırlıklı olarak Darwin Uexküll Gehlen Kant Nietzsche Dilthey Hartmann ve Scheler in görüşleri ve tartışmaları etrafında geliştirir Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 536Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi Doğu Batı Yayınları

Doğu Batı Yayınları
Tüm insanlarda ortak olanı hiçbir zaman eksik olmayan fenomenleri insanın varlık koşullarından hareket ederek ortaya çıkarmak insan felsefesinin felsefi antropolojinin görevidir insan nedir temel sorusu etrafında insani hayatı oluş halinde biyopsişik bütün içinde ele alarak ve varlık dünyasının tüm katmanlarının insan denilen varlık alanında taşındığını bilerek onu kendine özgü fenomenler temelinde araştırmak T Mengüşoğlu nun başlıca uğraşısı olmuştur Mengüşoğlu insanın varlık koşulları olarak belirlediği fenomenleri şu şekilde sıralar Bilen değerleri duyan tavır takınan önceden gören önceden belirleyen isteyen öz gür tarihsel ideleştiren kendisini bir şeye veren çalışan eğiten ve eğitilen devlet kuran inanan sanatın yaratıcısı konuşan biyopsişik bir varlık olarak insan Bu şe kilde sadece insanın varlık alanlarından öğelerinden yola çıkan insan felsefesi onun kozmostaki yerini gene ona özgü fenomenler dâhilinde araştırır ki ontolojik temellere dayanan antropolojinin başlangıçları Kant a dek uzanır İnsan felsefesini sadece soyut bir bilgi teorisi için değil hayata yansıyan hayatla ili şiği olan gücü ve etkinliği artıran bir bilgi bir hayat aktivitesi olarak değerlendiren Mengüşoğlu için bu felsefe aynı zamanda ontogenetiktir Yani dünyamız ve insan kozmik bir varlığın parçasıdır ve bu kozmik varlığın bütününün etkilerinin dışında değildir O bu düşüncelerini ağırlıklı olarak Darwin Uexküll Gehlen Kant Nietzsche Dilthey Hartmann ve Scheler in görüşleri ve tartışmaları etrafında geliştirir img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

REMZİ KİTABEVİ
Felsefeye Giriş te felsefenin problemleri ontolojik bir görüş ve fenomenolojik bir yöntemle ele alınmıştır Felsefeyi on dört problem grubuna disipline ayıran kitap okuyucuya felsefe hakkında dıştan soyut değil içten somut bir görüş sağlar Bu kitapta okuyucu felsefenin problemlerini felsefeyi başka bilimlerden ayıran soru soruş tarzını çeşitli felsefi görüşlerin bu sorulara verdikleri çeşitli yanıtları izm leri ve bu çeşitliliğin kaynaklandığı temeli bulacaktır