Feri Veda — Mehmet Ali Fırat

Feri Veda
Mehmet Ali FıratKarina Kitap
Feri Veda
Mehmet Ali FıratKareç Bingöl Dağları nın rüzgârıydı Rüzgârın topraktaki kar tozlarını süpürüp topladığı yerdi Kareç te gökyüzü el kadardı bir fersah kadar yakındı toprağa Orada ufka kapılmazdı gözler kapalı ve karanlık bir kuyunun dibine bakardı hep insanlar Yıldızlar gecelerde değil gündüzlerde parlardı Kareç te Eğri büğrü kurumuş üzüm salkımı gibi çorak yollar yolların içinden geçtiği derin uçurumlar uçurumların içinde kör ormanlar ormanların arasında vahşi hayvanlar ve vahşi hayvanların pençelerinde kurbanlıklar vardı hep Kareç te uzaklık yalnızlıktı kimsesizlikti Kareç in insanlarında uzaklık yalnızca mesafelerde haşin tabiatlarında ulaşılmaz coğrafyalarında değil yüreklerinde içini deşen yaralarında terk edilmişliklerinde vardı Burası böyle bir yerdi Benzemezdi başka yerlere Cenkler sözle başlardı burada Sözün altın olduğu bu diyarlarda söylenen her sözün ardında gizler vardı Her nağmeye yazılan söz söz değildi bu mahalde Hükmü veren yazılan değildi söylenendi Burada gizli söylenen her sözün bir sebebi vardı Bu güne kadar kayda girmeden gelmişti Başı belada olan söz ise belaya düşen asıl söylenendi Bundan dolayı kayalara oyulmuş harfleri ceylan derisine oyulmuş yazıları vardı da yoktu işte Bir tarihleri de vardı da yoktu işte Şimdi ise her birini gün yüzüne çıkarmanın zamanı geldiğine inanmışlardı ve söz ile başlamışlardı İsyan

Karina Yayınevi
Kareç Bingöl Dağları nın rüzgârıydı Rüzgârın topraktaki kar tozlarını süpürüp topladığı yerdi Kareç te gökyüzü el kadardı bir fersah kadar yakındı toprağa Orada ufka kapılmazdı gözler kapalı ve karanlık bir kuyunun dibine bakardı hep insanlar Yıldızlar gecelerde değil gündüzlerde parlardı Kareç te Eğri büğrü kurumuş üzüm salkımı gibi çorak yollar yolların içinden geçtiği derin uçurumlar uçurumların içinde kör ormanlar ormanların arasında vahşi hayvanlar ve vahşi hayvanların pençelerinde kurbanlıklar vardı hep Kareç te uzaklık yalnızlıktı kimsesizlikti Kareç in insanlarında uzaklık yalnızca mesafelerde haşin tabiatlarında ulaşılmaz coğrafyalarında değil yüreklerinde içini deşen yaralarında terk edilmişliklerinde vardı Burası böyle bir yerdi Benzemezdi başka yerlere Cenkler sözle başlardı burada Sözün altın olduğu bu diyarlarda söylenen her sözün ardında gizler vardı Her nağmeye yazılan söz söz değildi bu mahalde Hükmü veren yazılan değildi söylenendi Burada gizli söylenen her sözün bir sebebi vardı Bu güne kadar kayda girmeden gelmişti Başı belada olan söz ise belaya düşen asıl söylenendi Bundan dolayı kayalara oyulmuş harfleri ceylan derisine oyulmuş yazıları vardı da yoktu işte Bir tarihleri de vardı da yoktu işte Şimdi ise her birini gün yüzüne çıkarmanın zamanı geldiğine inanmışlardı ve söz ile başlamışlardı İsyan Tanıtım Bülteninden

Karina Yayınevi
Kareç Bingöl Dağları nın rüzgârıydı Rüzgârın topraktaki kar tozlarını süpürüp topladığı yerdi Kareç te gökyüzü el kadardı bir fersah kadar yakındı toprağa Orada ufka kapılmazdı gözler kapalı ve karanlık bir kuyunun dibine bakardı hep insanlar Yıldızlar gecelerde değil gündüzlerde parlardı Kareç te Eğri büğrü kurumuş üzüm salkımı gibi çorak yollar yolların içinden geçtiği derin uçurumlar uçurumların içinde kör ormanlar ormanların arasında vahşi hayvanlar ve vahşi hayvanların pençelerinde kurbanlıklar vardı hep Kareç te uzaklık yalnızlıktı kimsesizlikti Kareç in insanlarında uzaklık yalnızca mesafelerde haşin tabiatlarında ulaşılmaz coğrafyalarında değil yüreklerinde içini deşen yaralarında terk edilmişliklerinde vardı Burası böyle bir yerdi Benzemezdi başka yerlere Cenkler sözle başlardı burada Sözün altın olduğu bu diyarlarda söylenen her sözün ardında gizler vardı Her nağmeye yazılan söz söz değildi bu mahalde Hükmü veren yazılan değildi söylenendi Burada gizli söylenen her sözün bir sebebi vardı Bu güne kadar kayda girmeden gelmişti Başı belada olan söz ise belaya düşen asıl söylenendi Bundan dolayı kayalara oyulmuş harfleri ceylan derisine oyulmuş yazıları vardı da yoktu işte Bir tarihleri de vardı da yoktu işte Şimdi ise her birini gün yüzüne çıkarmanın zamanı geldiğine inanmışlardı ve söz ile başlamışlardı İsyan

Karina Yayınevi
Kareç Bingöl Dağları nın rüzgârıydı Rüzgârın topraktaki kar tozlarını süpürüp topladığı yerdi Kareç te gökyüzü el kadardı bir fersah kadar yakındı toprağa Orada ufka kapılmazdı gözler kapalı ve karanlık bir kuyunun dibine bakardı hep insanlar Yıldızlar gecelerde değil gündüzlerde parlardı Kareç te Eğri büğrü kurumuş üzüm salkımı gibi çorak yollar yolların içinden geçtiği derin uçurumlar uçurumların içinde kör ormanlar ormanların arasında vahşi hayvanlar ve vahşi hayvanların pençelerinde kurbanlıklar vardı hep Kareç te uzaklık yalnızlıktı kimsesizlikti Kareç in insanlarında uzaklık yalnızca mesafelerde haşin tabiatlarında ulaşılmaz coğrafyalarında değil yüreklerinde içini deşen yaralarında terk edilmişliklerinde vardı Burası böyle bir yerdi Benzemezdi başka yerlere Cenkler sözle başlardı burada Sözün altın olduğu bu diyarlarda söylenen her sözün ardında gizler vardı Her nağmeye yazılan söz söz değildi bu mahalde Hükmü veren yazılan değildi söylenendi Burada gizli söylenen her sözün bir sebebi vardı Bu güne kadar kayda girmeden gelmişti Başı belada olan söz ise belaya düşen asıl söylenendi Bundan dolayı kayalara oyulmuş harfleri ceylan derisine oyulmuş yazıları vardı da yoktu işte Bir tarihleri de vardı da yoktu işte Şimdi ise her birini gün yüzüne çıkarmanın zamanı geldiğine inanmışlardı ve söz ile başlamışlardı İsyan

Karina Yayınevi
Kareç Bingöl Dağları nın rüzgârıydı Rüzgârın topraktaki kar tozlarını süpürüp topladığı yerdi Kareç te gökyüzü el kadardı bir fersah kadar yakındı toprağa Orada ufka kapılmazdı gözler kapalı ve karanlık bir kuyunun dibine bakardı hep insanlar Yıldızlar gecelerde değil gündüzlerde parlardı Kareç te Eğri büğrü kurumuş üzüm salkımı gibi çorak yollar yolların içinden geçtiği derin uçurumlar uçurumların içinde kör ormanlar ormanların arasında vahşi hayvanlar ve vahşi hayvanların pençelerinde kurbanlıklar vardı hep Kareç te uzaklık yalnızlıktı kimsesizlikti Kareç in insanlarında uzaklık yalnızca mesafelerde haşin tabiatlarında ulaşılmaz coğrafyalarında değil yüreklerinde içini deşen yaralarında terk edilmişliklerinde vardı Burası böyle bir yerdi Benzemezdi başka yerlere Cenkler sözle başlardı burada Sözün altın olduğu bu diyarlarda söylenen her sözün ardında gizler vardı Her nağmeye yazılan söz söz değildi bu mahalde Hükmü veren yazılan değildi söylenendi Burada gizli söylenen her sözün bir sebebi vardı Bu güne kadar kayda girmeden gelmişti Başı belada olan söz ise belaya düşen asıl söylenendi Bundan dolayı kayalara oyulmuş harfleri ceylan derisine oyulmuş yazıları vardı da yoktu işte Bir tarihleri de vardı da yoktu işte Şimdi ise her birini gün yüzüne çıkarmanın zamanı geldiğine inanmışlardı ve söz ile başlamışlardı İsyan

Karina Kitap
Kareç Bingöl Dağları nın rüzgârıydı Rüzgârın topraktaki kar tozlarını süpürüp topladığı yerdi Kareç te gökyüzü el kadardı bir fersah kadar yakındı toprağa Orada ufka kapılmazdı gözler kapalı ve karanlık bir kuyunun dibine bakardı hep insanlar Yıldızlar gecelerde değil gündüzlerde parlardı Kareç te Eğri büğrü kurumuş üzüm salkımı gibi çorak yollar yolların içinden geçtiği derin uçurumlar uçurumların içinde kör ormanlar ormanların arasında vahşi hayvanlar ve vahşi hayvanların pençelerinde kurbanlıklar vardı hep Kareç te uzaklık yalnızlıktı kimsesizlikti Kareç in insanlarında uzaklık yalnızca mesafelerde haşin tabiatlarında ulaşılmaz coğrafyalarında değil yüreklerinde içini deşen yaralarında terk edilmişliklerinde vardı Burası böyle bir yerdi Benzemezdi başka yerlere Cenkler sözle başlardı burada Sözün altın olduğu bu diyarlarda söylenen her sözün ardında gizler vardı Her nağmeye yazılan söz söz değildi bu mahalde Hükmü veren yazılan değildi söylenendi Burada gizli söylenen her sözün bir sebebi vardı Bu güne kadar kayda girmeden gelmişti Başı belada olan söz ise belaya düşen asıl söylenendi Bundan dolayı kayalara oyulmuş harfleri ceylan derisine oyulmuş yazıları vardı da yoktu işte Bir tarihleri de vardı da yoktu işte Şimdi ise her birini gün yüzüne çıkarmanın zamanı geldiğine inanmışlardı ve söz ile başlamışlardı İsyan