MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Fıkıh Ahlak İlişkisi — Osman Nuri Ünsal

Fıkıh Ahlak İlişkisi
368,06
AhlakAnasayfaİslam Hukuku

Fıkıh Ahlak İlişkisi

Osman Nuri Ünsal

Fecr Yayınları

2026-04-151. baskı448 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Teklif KitapEn ucuz

Fıkıh Ahlak İlişkisi

Osman Nuri Ünsal

Bu çalışma İslam hukuk geleneğinde tarihsel olarak sarsılmaz bir birlikteliğe sahip olan ancak modern dönemin disipliner ayrışma süreçlerinde birbirinden kopuk algılanmaya başlanan fıkıh ve ahlâk disiplinleri arasındaki ilişkiyi sistematik bir perspektifle ele almaktadır Temel amaç fıkhın dışsal davranışları düzenleyen normatif bir kurallar silsilesi olmadığını bunun yanında ahlâkî değerlerle örülü bütüncül ve gaye eksenli bir değerler sistemi olduğunu ortaya koymaktır Araştırma boyunca fıkhın klasik tanımında yer alan kişinin lehine ve aleyhine olanı bilmesi ilkesinin salt hukuki bir teknikten ziyade derin bir ahlâkî sorumluluğu tazammun ettiği vurgulanmıştır Adalet ihsan hüsün kubuh ve hudûdullah gibi temel kavramlar aracılığıyla bu iki disiplin arasındaki yapısal ve anlamsal süreklilik kuramsal düzeyde temellendirilmiştir Bu bağlamda ef âl i mükellefîn diyânîkazâî hüküm ayrımı makâsıdü ş şerîa ve sedd i zerîa gibi usûlî araçlar normun şekilci yorumu ile maksat eksenli yaklaşım arasındaki dengeyi kurmak üzere yeniden yorumlanmıştır Çalışmanın uygulama safhasında ibadetlerden borçlar hukukuna aile hukukundan ceza ve yargılama süreçlerine kadar geniş bir yelpazede ahlâkî ilkelerin fıkhî hükümlere ne derece nüfuz ettiği analiz edilmiştir Karşılıklı rıza zararı önleme ve takvaya uygunluk gibi ilkelerin fıkhın sosyal adaleti ve bireysel erdemi önceleyen karakterini nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmuştur Özellikle şer î hile tartışmaları ekseninde hukuki şekilciliğin ahlâkî özden kopmasının yarattığı yozlaşma eleştirilmiş lafzî meşruiyet ile sahici meşruluk arasındaki fark somut örneklerle irdelenmiştir Netice itibarıyla bu eser günümüzde hissedilen ahlâkî erozyonun temelinde fıkhın ruhundan ve ahlâkî derinliğinden uzaklaşılmasının yattığını savunmaktadır Kitap fıkhı bireyi kemale erdirmeyi hedefleyen ahlâk temelli bir sistem olarak yeniden konumlandırırken makâsıd eksenli bir fıkıh tasavvurunun çağdaş dünyada değer temelli bir hukuk bilinci inşa etmedeki hayati rolüne dikkat çekmektedir

Şehadet Kitap
431,25

Fecr Yayınları

2026448 sf.
Şehadet Kitap

Bu çalışma İslam hukuk geleneğinde tarihsel olarak sarsılmaz bir birlikteliğe sahip olan ancak modern dönemin disipliner ayrışma süreçlerinde birbirinden kopuk algılanmaya başlanan fıkıh ve ahlâk disiplinleri arasındaki ilişkiyi sistematik bir perspektifle ele almaktadır Temel amaç fıkhın dışsal davranışları düzenleyen normatif bir kurallar silsilesi olmadığını bunun yanında ahlâkî değerlerle örülü bütüncül ve gaye eksenli bir değerler sistemi olduğunu ortaya koymaktır Araştırma boyunca fıkhın klasik tanımında yer alan kişinin lehine ve aleyhine olanı bilmesi ilkesinin salt hukuki bir teknikten ziyade derin bir ahlâkî sorumluluğu tazammun ettiği vurgulanmıştır Adalet ihsan hüsün kubuh ve hudûdullah gibi temel kavramlar aracılığıyla bu iki disiplin arasındaki yapısal ve anlamsal süreklilik kuramsal düzeyde temellendirilmiştir Bu bağlamda ef âl i mükellefîn diyânîkazâî hüküm ayrımı makâsıdü ş şerîa ve sedd i zerîa gibi usûlî araçlar normun şekilci yorumu ile maksat eksenli yaklaşım arasındaki dengeyi kurmak üzere yeniden yorumlanmıştır Çalışmanın uygulama safhasında ibadetlerden borçlar hukukuna aile hukukundan ceza ve yargılama süreçlerine kadar geniş bir yelpazede ahlâkî ilkelerin fıkhî hükümlere ne derece nüfuz ettiği analiz edilmiştir Karşılıklı rıza zararı önleme ve takvaya uygunluk gibi ilkelerin fıkhın sosyal adaleti ve bireysel erdemi önceleyen karakterini nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmuştur Özellikle şer î hile tartışmaları ekseninde hukuki şekilciliğin ahlâkî özden kopmasının yarattığı yozlaşma eleştirilmiş lafzî meşruiyet ile sahici meşruluk arasındaki fark somut örneklerle irdelenmiştir Netice itibarıyla bu eser günümüzde hissedilen ahlâkî erozyonun temelinde fıkhın ruhundan ve ahlâkî derinliğinden uzaklaşılmasının yattığını savunmaktadır Kitap fıkhı bireyi kemale erdirmeyi hedefleyen ahlâk temelli bir sistem olarak yeniden konumlandırırken makâsıd eksenli bir fıkıh tasavvurunun çağdaş dünyada değer temelli bir hukuk bilinci inşa etmedeki hayati rolüne dikkat çekmektedir

Kitap Ambarı
460,00

Fecr Yayınları

2026448 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

Bu çalışma İslam hukuk geleneğinde tarihsel olarak sarsılmaz bir birlikteliğe sahip olan ancak modern dönemin disipliner ayrışma süreçlerinde birbirinden kopuk algılanmaya başlanan fıkıh ve ahlâk disiplinleri arasındaki ilişkiyi sistematik bir perspektifle ele almaktadır Temel amaç fıkhın dışsal davranışları düzenleyen normatif bir kurallar silsilesi olmadığını bunun yanında ahlâkî değerlerle örülü bütüncül ve gaye eksenli bir değerler sistemi olduğunu ortaya koymaktır Araştırma boyunca fıkhın klasik tanımında yer alan kişinin lehine ve aleyhine olanı bilmesi ilkesinin salt hukuki bir teknikten ziyade derin bir ahlâkî sorumluluğu tazammun ettiği vurgulanmıştır Adalet ihsan hüsün kubuh ve hudûdullah gibi temel kavramlar aracılığıyla bu iki disiplin arasındaki yapısal ve anlamsal süreklilik kuramsal düzeyde temellendirilmiştir Bu bağlamda ef âl i mükellefîn diyânîkazâî hüküm ayrımı makâsıdü ş şerîa ve sedd i zerîa gibi usûlî araçlar normun şekilci yorumu ile maksat eksenli yaklaşım arasındaki dengeyi kurmak üzere yeniden yorumlanmıştır Çalışmanın uygulama safhasında ibadetlerden borçlar hukukuna aile hukukundan ceza ve yargılama süreçlerine kadar geniş bir yelpazede ahlâkî ilkelerin fıkhî hükümlere ne derece nüfuz ettiği analiz edilmiştir Karşılıklı rıza zararı önleme ve takvaya uygunluk gibi ilkelerin fıkhın sosyal adaleti ve bireysel erdemi önceleyen karakterini nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmuştur Özellikle şer î hile tartışmaları ekseninde hukuki şekilciliğin ahlâkî özden kopmasının yarattığı yozlaşma eleştirilmiş lafzî meşruiyet ile sahici meşruluk arasındaki fark somut örneklerle irdelenmiştir Netice itibarıyla bu eser günümüzde hissedilen ahlâkî erozyonun temelinde fıkhın ruhundan ve ahlâkî derinliğinden uzaklaşılmasının yattığını savunmaktadır Kitap fıkhı bireyi kemale erdirmeyi hedefleyen ahlâk temelli bir sistem olarak yeniden konumlandırırken makâsıd eksenli bir fıkıh tasavvurunun çağdaş dünyada değer temelli bir hukuk bilinci inşa etmedeki hayati rolüne dikkat çekmektedir Tanıtım Bülteninden

Benli Kitap
460,00

Fecr Yayınları

2026-04-151. baskı448 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Benli Kitap

Bu çalışma İslam hukuk geleneğinde tarihsel olarak sarsılmaz bir birlikteliğe sahip olan ancak modern dönemin disipliner ayrışma süreçlerinde birbirinden kopuk algılanmaya başlanan fıkıh ve ahlâk disiplinleri arasındaki ilişkiyi sistematik bir perspektifle ele almaktadır Temel amaç fıkhın dışsal davranışları düzenleyen normatif bir kurallar silsilesi olmadığını bunun yanında ahlâkî değerlerle örülü bütüncül ve gaye eksenli bir değerler sistemi olduğunu ortaya koymaktır Araştırma boyunca fıkhın klasik tanımında yer alan kişinin lehine ve aleyhine olanı bilmesi ilkesinin salt hukuki bir teknikten ziyade derin bir ahlâkî sorumluluğu tazammun ettiği vurgulanmıştır Adalet ihsan hüsün kubuh ve hudûdullah gibi temel kavramlar aracılığıyla bu iki disiplin arasındaki yapısal ve anlamsal süreklilik kuramsal düzeyde temellendirilmiştir Bu bağlamda ef âl i mükellefîn diyânîkazâî hüküm ayrımı makâsıdü ş şerîa ve sedd i zerîa gibi usûlî araçlar normun şekilci yorumu ile maksat eksenli yaklaşım arasındaki dengeyi kurmak üzere yeniden yorumlanmıştır Çalışmanın uygulama safhasında ibadetlerden borçlar hukukuna aile hukukundan ceza ve yargılama süreçlerine kadar geniş bir yelpazede ahlâkî ilkelerin fıkhî hükümlere ne derece nüfuz ettiği analiz edilmiştir Karşılıklı rıza zararı önleme ve takvaya uygunluk gibi ilkelerin fıkhın sosyal adaleti ve bireysel erdemi önceleyen karakterini nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmuştur Özellikle şer î hile tartışmaları ekseninde hukuki şekilciliğin ahlâkî özden kopmasının yarattığı yozlaşma eleştirilmiş lafzî meşruiyet ile sahici meşruluk arasındaki fark somut örneklerle irdelenmiştir Netice itibarıyla bu eser günümüzde hissedilen ahlâkî erozyonun temelinde fıkhın ruhundan ve ahlâkî derinliğinden uzaklaşılmasının yattığını savunmaktadır Kitap fıkhı bireyi kemale erdirmeyi hedefleyen ahlâk temelli bir sistem olarak yeniden konumlandırırken makâsıd eksenli bir fıkıh tasavvurunun çağdaş dünyada değer temelli bir hukuk bilinci inşa etmedeki hayati rolüne dikkat çekmektedir

Ekin Kitap
471,50

Fecr Yayınları

Nisan 2026448 sf.
Ekin Kitap

Bu çalışma İslam hukuk geleneğinde tarihsel olarak sarsılmaz bir birlikteliğe sahip olan ancak modern dönemin disipliner ayrışma süreçlerinde birbirinden kopuk algılanmaya başlanan fıkıh ve ahlâk disiplinleri arasındaki ilişkiyi sistematik bir perspektifle ele almaktadır Temel amaç fıkhın dışsal davranışları düzenleyen normatif bir kurallar silsilesi olmadığını bunun yanında ahlâkî değerlerle örülü bütüncül ve gaye eksenli bir değerler sistemi olduğunu ortaya koymaktır Araştırma boyunca fıkhın klasik tanımında yer alan kişinin lehine ve aleyhine olanı bilmesi ilkesinin salt hukuki bir teknikten ziyade derin bir ahlâkî sorumluluğu tazammun ettiği vurgulanmıştır Adalet ihsan hüsün kubuh ve hudûdullah gibi temel kavramlar aracılığıyla bu iki disiplin arasındaki yapısal ve anlamsal süreklilik kuramsal düzeyde temellendirilmiştir Bu bağlamda ef âl i mükellefîn diyânîkazâî hüküm ayrımı makâsıdü ş şerîa ve sedd i zerîa gibi usûlî araçlar normun şekilci yorumu ile maksat eksenli yaklaşım arasındaki dengeyi kurmak üzere yeniden yorumlanmıştır Çalışmanın uygulama safhasında ibadetlerden borçlar hukukuna aile hukukundan ceza ve yargılama süreçlerine kadar geniş bir yelpazede ahlâkî ilkelerin fıkhî hükümlere ne derece nüfuz ettiği analiz edilmiştir Karşılıklı rıza zararı önleme ve takvaya uygunluk gibi ilkelerin fıkhın sosyal adaleti ve bireysel erdemi önceleyen karakterini nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmuştur Özellikle şer î hile tartışmaları ekseninde hukuki şekilciliğin ahlâkî özden kopmasının yarattığı yozlaşma eleştirilmiş lafzî meşruiyet ile sahici meşruluk arasındaki fark somut örneklerle irdelenmiştir Netice itibarıyla bu eser günümüzde hissedilen ahlâkî erozyonun temelinde fıkhın ruhundan ve ahlâkî derinliğinden uzaklaşılmasının yattığını savunmaktadır Kitap fıkhı bireyi kemale erdirmeyi hedefleyen ahlâk temelli bir sistem olarak yeniden konumlandırırken makâsıd eksenli bir fıkıh tasavvurunun çağdaş dünyada değer temelli bir hukuk bilinci inşa etmedeki hayati rolüne dikkat çekmektedir

Nobel Kitap
506,00

Fecr Yayınları

2026448 sf.
Ciltsiz13x21 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Bu çalışma İslam hukuk geleneğinde tarihsel olarak sarsılmaz bir birlikteliğe sahip olan ancak modern dönemin disipliner ayrışma süreçlerinde birbirinden kopuk algılanmaya başlanan fıkıh ve ahlâk disiplinleri arasındaki ilişkiyi sistematik bir perspektifle ele almaktadır Temel amaç fıkhın dışsal davranışları düzenleyen normatif bir kurallar silsilesi olmadığını bunun yanında ahlâkî değerlerle örülü bütüncül ve gaye eksenli bir değerler sistemi olduğunu ortaya koymaktır Araştırma boyunca fıkhın klasik tanımında yer alan kişinin lehine ve aleyhine olanı bilmesi ilkesinin salt hukuki bir teknikten ziyade derin bir ahlâkî sorumluluğu tazammun ettiği vurgulanmıştır Adalet ihsan hüsün kubuh ve hudûdullah gibi temel kavramlar aracılığıyla bu iki disiplin arasındaki yapısal ve anlamsal süreklilik kuramsal düzeyde temellendirilmiştir Bu bağlamda ef âl i mükellefîn diyânîkazâî hüküm ayrımı makâsıdü ş şerîa ve sedd i zerîa gibi usûlî araçlar normun şekilci yorumu ile maksat eksenli yaklaşım arasındaki dengeyi kurmak üzere yeniden yorumlanmıştır Çalışmanın uygulama safhasında ibadetlerden borçlar hukukuna aile hukukundan ceza ve yargılama süreçlerine kadar geniş bir yelpazede ahlâkî ilkelerin fıkhî hükümlere ne derece nüfuz ettiği analiz edilmiştir Karşılıklı rıza zararı önleme ve takvaya uygunluk gibi ilkelerin fıkhın sosyal adaleti ve bireysel erdemi önceleyen karakterini nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmuştur Özellikle şer î hile tartışmaları ekseninde hukuki şekilciliğin ahlâkî özden kopmasının yarattığı yozlaşma eleştirilmiş lafzî meşruiyet ile sahici meşruluk arasındaki fark somut örneklerle irdelenmiştir Netice itibarıyla bu eser günümüzde hissedilen ahlâkî erozyonun temelinde fıkhın ruhundan ve ahlâkî derinliğinden uzaklaşılmasının yattığını savunmaktadır Kitap fıkhı bireyi kemale erdirmeyi hedefleyen ahlâk temelli bir sistem olarak yeniden konumlandırırken makâsıd eksenli bir fıkıh tasavvurunun çağdaş dünyada değer temelli bir hukuk bilinci inşa etmedeki hayati rolüne dikkat çekmektedir

Pandora
575,00

Fecr

2026448 sf.
Pandora

Bu çalışma İslam hukuk geleneğinde tarihsel olarak sarsılmaz bir birlikteliğe sahip olan ancak modern dönemin disipliner ayrışma süreçlerinde birbirinden kopuk algılanmaya başlanan fıkıh ve ahlâk disiplinleri arasındaki ilişkiyi sistematik bir perspektifle ele almaktadır Temel amaç fıkhın dışsal davranışları düzenleyen normatif bir kurallar silsilesi olmadığını bunun yanında ahlâkî değerlerle örülü bütüncül ve gaye eksenli bir değerler sistemi olduğunu ortaya koymaktır Araştırma boyunca fıkhın klasik tanımında yer alan kişinin lehine ve aleyhine olanı bilmesi ilkesinin salt hukuki bir teknikten ziyade derin bir ahlâkî sorumluluğu tazammun ettiği vurgulanmıştır Adalet ihsan hüsün kubuh ve hudûdullah gibi temel kavramlar aracılığıyla bu iki disiplin arasındaki yapısal ve anlamsal süreklilik kuramsal düzeyde temellendirilmiştir Bu bağlamda ef âl i mükellefîn diyânîkazâî hüküm ayrımı makâsıdü ş şerîa ve sedd i zerîa gibi usûlî araçlar normun şekilci yorumu ile maksat eksenli yaklaşım arasındaki dengeyi kurmak üzere yeniden yorumlanmıştır Çalışmanın uygulama safhasında ibadetlerden borçlar hukukuna aile hukukundan ceza ve yargılama süreçlerine kadar geniş bir yelpazede ahlâkî ilkelerin fıkhî hükümlere ne derece nüfuz ettiği analiz edilmiştir Karşılıklı rıza zararı önleme ve takvaya uygunluk gibi ilkelerin fıkhın sosyal adaleti ve bireysel erdemi önceleyen karakterini nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmuştur Özellikle şer î hile tartışmaları ekseninde hukuki şekilciliğin ahlâkî özden kopmasının yarattığı yozlaşma eleştirilmiş lafzî meşruiyet ile sahici meşruluk arasındaki fark somut örneklerle irdelenmiştir Netice itibarıyla bu eser günümüzde hissedilen ahlâkî erozyonun temelinde fıkhın ruhundan ve ahlâkî derinliğinden uzaklaşılmasının yattığını savunmaktadır Kitap fıkhı bireyi kemale erdirmeyi hedefleyen ahlâk temelli bir sistem olarak yeniden konumlandırırken makâsıd eksenli bir fıkıh tasavvurunun çağdaş dünyada değer temelli bir hukuk bilinci inşa etmedeki hayati rolüne dikkat çekmektedir