MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Filozofça Din Felsefesi — Mehmet Akkaya

Filozofça Din Felsefesi
187,60
Din FelsefesiGenelDüşünce

Filozofça Din Felsefesi

Mehmet Akkaya

Belge Yayınları

2018
İnce Kapak13,5 x 19,5
Kitap AmbarıEn ucuz

Filozofça Din Felsefesi

Mehmet Akkaya

Felsefecilerimizin dile ilgisi Batı filozoflarının dille ilgilerine paralellik gösterir Özellikle Macit Gökberk dili toplumsal ilişkiler bağlamında ele almayı denemiş olsa da gerçekte toplumsal ilişkilerden yeni kurulan Cumhuriyet Türkiyesi nin dile dair sorunlarını anlamıştır Bedia Akarsu ise yöntem olarak Batı filozoflarının dile uyguladıkları yöntemi anlamış ve konu olarak da Humboldt u seçmiştir Ö Naci Soykan kendine özgü terimlerle soruna yönelmiş bunu yaparken de Batılı filozoflarla polemikler yapmış ve sonuçta dile Batının baktığı yerden bakmayı tercih etmiştir Taylan Altuğ dil çalışmalarının çoğunu Batılı filozofları değerlendirerek ortaya koyarken Erkut Sezgin de bu geleneğe uyma gereği duymuştur Sezgin dili pratik ve her türlü eylem süreçleriyle ilişkiye sokması bakımından ilginç bir noktada dursa da tüm felsefecilerimizde olduğu gibi dili antropoloji sosyoloji ve psikoloji açısından ele almayı yeğlememiştir Aynı sorunu ikinci bölümde ele aldığımız Nermi Uygur için de söylemek olasıdır Sovyet dil felsefecileri Marksist bir dil felsefesi kurmak üzere kolları sıvadıklarında tarih 1920 1930 lu yılları gösteriyordu Bakhtin Jakopson Voloşinov Kitabın ilk bölümünün son üç yazısı sorunun Marksizmle bağlantısını kuran çalışmalara ayrıldı Hem karşılaştırma yapmak hem de dil konusuna daha fazla malzeme bırakmak için bu yönteme başvuruldu Analitik felsefenin ayrıştırma alışkanlığına karşı Marksizmin genel bir duruşu olduğu bilinir Gerçek olanla rasyonel olanın birbirinden ayrı düşünülmesi ve ele alınması diğerleri gibi M Cornforth un da kabul edeceği bir mantık değildir Gerek Cornforth gerek Stalin ve özellikle de Voloşinov dile diyalektik yöntemi uygulayarak soruna öznel bireyci ya da soyut nesnelci yöntemle bakan dil filozoflarından ayrılmaktadır Marksist perspektife göre analitik bakmak olguyu ya da cismi parçalamak ve bunun yalnızca bir parçasıyla ilgilenmek demektir üstelik onun diğer unsurlarla ilişkisini paranteze alarak Filozofça Dil Felsefesi bu parantezleri yeniden açıyor Tanıtım Bülteninden

Şehadet Kitap
198,80

Belge Yayınları

2011270 sf.
Şehadet Kitap

Felsefecilerimizin dile ilgisi Batı filozoflarının dille ilgilerine paralellik gösterir Özellikle Macit Gökberk dili toplumsal ilişkiler bağlamında ele almayı denemiş olsa da gerçekte toplumsal ilişkilerden yeni kurulan Cumhuriyet Türkiyesi nin dile dair sorunlarını anlamıştır Bedia Akarsu ise yöntem olarak Batı filozoflarının dile uyguladıkları yöntemi anlamış ve konu olarak da Humboldtu seçmiştir Ö Naci Soykan kendine özgü terimlerle soruna yönelmiş bunu yaparken de Batılı filozoflarla polemikler yapmış ve sonuçta dile Batının baktığı yerden bakmayı tercih etmiştir Taylan Altuğ dil çalışmalarının çoğunu Batılı filozofları değerlendirerek ortaya koyarken Erkut Sezgin de bu geleneğe uyma gereği duymuştur Sezgin dili pratik ve her türlü eylem süreçleriyle ilişkiye sokması bakımından ilginç bir noktada dursa da tüm felsefecilerimizde olduğu gibi dili antropoloji sosyoloji ve psikoloji açısından ele almayı yeğlememiştir Aynı sorunu ikinci bölümde ele aldığımız Nermi Uygur için de söylemek olasıdır Sovyet dil felsefecileri Marksist bir dil felsefesi kurmak üzere kolları sıvadıklarında tarih 1920 1930lu yılları gösteriyordu Bakhtin Jakopson Voloşinov Kitabın ilk bölümünün son üç yazısı sorunun Marksizmle bağlantısını kuran çalışmalara ayrıldı Hem karşılaştırma yapmak hem de dil konusuna daha fazla malzeme bırakmak için bu yönteme başvuruldu Analitik felsefenin ayrıştırma alışkanlığına karşı Marksizmin genel bir duruşu olduğu bilinir Gerçek olanla rasyonel olanın birbirinden ayrı düşünülmesi ve ele alınması diğerleri gibi M Cornforthun da kabul edeceği bir mantık değildir Gerek Cornforth gerek Stalin ve özellikle de Voloşinov dile diyalektik yöntemi uygulayarak soruna öznel bireyci ya da soyut nesnelci yöntemle bakan dil filozoflarından ayrılmaktadır Marksist perspektife göre analitik bakmak olguyu ya da cismi parçalamak ve bunun yalnızca bir parçasıyla ilgilenmek demektir üstelik onun diğer unsurlarla ilişkisini paranteze alarak Filozofça Dil Felsefesi bu parantezleri yeniden açıyor

Kitap Sepeti
204,40

Belge Yayınları

2018349 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Felsefecilerimizin dile ilgisi Batı filozoflarının dille ilgilerine paralellik gösterir Özellikle Macit Gökberk dili toplumsal ilişkiler bağlamında ele almayı denemiş olsa da gerçekte toplumsal ilişkilerden yeni kurulan Cumhuriyet Türkiyesi nin dile dair sorunlarını anlamıştır Bedia Akarsu ise yöntem olarak Batı filozoflarının dile uyguladıkları yöntemi anlamış ve konu olarak da Humboldt u seçmiştir Ö Naci Soykan kendine özgü terimlerle soruna yönelmiş bunu yaparken de Batılı filozoflarla polemikler yapmış ve sonuçta dile Batının baktığı yerden bakmayı tercih etmiştir Taylan Altuğ dil çalışmalarının çoğunu Batılı filozofları değerlendirerek ortaya koyarken Erkut Sezgin de bu geleneğe uyma gereği duymuştur Sezgin dili pratik ve her türlü eylem süreçleriyle ilişkiye sokması bakımından ilginç bir noktada dursa da tüm felsefecilerimizde olduğu gibi dili antropoloji sosyoloji ve psikoloji açısından ele almayı yeğlememiştir Aynı sorunu ikinci bölümde ele aldığımız Nermi Uygur için de söylemek olasıdır Sovyet dil felsefecileri Marksist bir dil felsefesi kurmak üzere kolları sıvadıklarında tarih 1920 1930 lu yılları gösteriyordu Bakhtin Jakopson Voloşinov Kitabın ilk bölümünün son üç yazısı sorunun Marksizmle bağlantısını kuran çalışmalara ayrıldı Hem karşılaştırma yapmak hem de dil konusuna daha fazla malzeme bırakmak için bu yönteme başvuruldu Analitik felsefenin ayrıştırma alışkanlığına karşı Marksizmin genel bir duruşu olduğu bilinir Gerçek olanla rasyonel olanın birbirinden ayrı düşünülmesi ve ele alınması diğerleri gibi M Cornforth un da kabul edeceği bir mantık değildir Gerek Cornforth gerek Stalin ve özellikle de Voloşinov dile diyalektik yöntemi uygulayarak soruna öznel bireyci ya da soyut nesnelci yöntemle bakan dil filozoflarından ayrılmaktadır Marksist perspektife göre analitik bakmak olguyu ya da cismi parçalamak ve bunun yalnızca bir parçasıyla ilgilenmek demektir üstelik onun diğer unsurlarla ilişkisini paranteze alarak Filozofça Dil Felsefesi bu parantezleri yeniden açıyor

Pandora
207,20

Belge

2011270 sf.
Pandora

Felsefecilerimizin dile ilgisi Batı filozoflarının dille ilgilerine paralellik gösterir Özellikle Macit Gökberk dili toplumsal ilişkiler bağlamında ele almayı denemiş olsa da gerçekte toplumsal ilişkilerden yeni kurulan Cumhuriyet Türkiyesi nin dile dair sorunlarını anlamıştır Bedia Akarsu ise yöntem olarak Batı filozoflarının dile uyguladıkları yöntemi anlamış ve konu olarak da Humboldt u seçmiştir Ö Naci Soykan kendine özgü terimlerle soruna yönelmiş bunu yaparken de Batılı filozoflarla polemikler yapmış ve sonuçta dile Batının baktığı yerden bakmayı tercih etmiştir Taylan Altuğ dil çalışmalarının çoğunu Batılı filozofları değerlendirerek ortaya koyarken Erkut Sezgin de bu geleneğe uyma gereği duymuştur Sezgin dili pratik ve her türlü eylem süreçleriyle ilişkiye sokması bakımından ilginç bir noktada dursa da tüm felsefecilerimizde olduğu gibi dili antropoloji sosyoloji ve psikoloji açısından ele almayı yeğlememiştir Aynı sorunu ikinci bölümde ele aldığımız Nermi Uygur için de söylemek olasıdır Sovyet dil felsefecileri Marksist bir dil felsefesi kurmak üzere kolları sıvadıklarında tarih 1920 1930 lu yılları gösteriyordu Bakhtin Jakopson Voloşinov Kitabın ilk bölümünün son üç yazısı sorunun Marksizmle bağlantısını kuran çalışmalara ayrıldı Hem karşılaştırma yapmak hem de dil konusuna daha fazla malzeme bırakmak için bu yönteme başvuruldu Analitik felsefenin ayrıştırma alışkanlığına karşı Marksizmin genel bir duruşu olduğu bilinir Gerçek olanla rasyonel olanın birbirinden ayrı düşünülmesi ve ele alınması diğerleri gibi M Cornforth un da kabul edeceği bir mantık değildir Gerek Cornforth gerek Stalin ve özellikle de Voloşinov dile diyalektik yöntemi uygulayarak soruna öznel bireyci ya da soyut nesnelci yöntemle bakan dil filozoflarından ayrılmaktadır Marksist perspektife göre analitik bakmak olguyu ya da cismi parçalamak ve bunun yalnızca bir parçasıyla ilgilenmek demektir üstelik onun diğer unsurlarla ilişkisini paranteze alarak Filozofça Dil Felsefesi bu parantezleri yeniden açıyor

Kitap Yurdu
207,90

BELGE YAYINLARI

02.08.2018352 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Felsefecilerimizin dile ilgisi Batı filozoflarının dille ilgilerine paralellik gösterir Özellikle Macit Gökberk dili toplumsal ilişkiler bağlamında ele almayı denemiş olsa da gerçekte toplumsal ilişkilerden yeni kurulan Cumhuriyet Türkiyesi nin dile dair sorunlarını anlamıştır Bedia Akarsu ise yöntem olarak Batı filozoflarının dile uyguladıkları yöntemi anlamış ve konu olarak da Humboldt u seçmiştir Ö Naci Soykan kendine özgü terimlerle soruna yönelmiş bunu yaparken de Batılı filozoflarla polemikler yapmış ve sonuçta dile Batının baktığı yerden bakmayı tercih etmiştir Taylan Altuğ dil çalışmalarının çoğunu Batılı filozofları değerlendirerek ortaya koyarken Erkut Sezgin de bu geleneğe uyma gereği duymuştur Sezgin dili pratik ve her türlü eylem süreçleriyle ilişkiye sokması bakımından ilginç bir noktada dursa da tüm felsefecilerimizde olduğu gibi dili antropoloji sosyoloji ve psikoloji açısından ele almayı yeğlememiştir Aynı sorunu ikinci bölümde ele aldığımız Nermi Uygur için de söylemek olasıdır Sovyet dil felsefecileri Marksist bir dil felsefesi kurmak üzere kolları sıvadıklarında tarih 1920 1930 lu yılları gösteriyordu Bakhtin Jakopson Voloşinov Kitabın ilk bölümünün son üç yazısı sorunun Marksizmle bağlantısını kuran çalışmalara ayrıldı Hem karşılaştırma yapmak hem de dil konusuna daha fazla malzeme bırakmak için bu yönteme başvuruldu Analitik felsefenin ayrıştırma alışkanlığına karşı Marksizmin genel bir duruşu olduğu bilinir Gerçek olanla rasyonel olanın birbirinden ayrı düşünülmesi ve ele alınması diğerleri gibi M Cornforth un da kabul edeceği bir mantık değildir Gerek Cornforth gerek Stalin ve özellikle de Voloşinov dile diyalektik yöntemi uygulayarak soruna öznel bireyci ya da soyut nesnelci yöntemle bakan dil filozoflarından ayrılmaktadır Marksist perspektife göre analitik bakmak olguyu ya da cismi parçalamak ve bunun yalnızca bir parçasıyla ilgilenmek demektir üstelik onun diğer unsurlarla ilişkisini paranteze alarak Filozofça Dil Felsefesi bu parantezleri yeniden açıyor

Ucuz Kitap Al
224,00

Belge Yayınları

Ağustos 2018349 sf.
13.50x19.50 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Felsefecilerimizin dile ilgisi Batı filozoflarının dille ilgilerine paralellik gösterir Özellikle Macit Gökberk dili toplumsal ilişkiler bağlamında ele almayı denemiş olsa da gerçekte toplumsal ilişkilerden yeni kurulan Cumhuriyet Türkiyesi nin dile dair sorunlarını anlamıştır Bedia Akarsu ise yöntem olarak Batı filozoflarının dile uyguladıkları yöntemi anlamış ve konu olarak da Humboldt u seçmiştir Ö Naci Soykan kendine özgü terimlerle soruna yönelmiş bunu yaparken de Batılı filozoflarla polemikler yapmış ve sonuçta dile Batının baktığı yerden bakmayı tercih etmiştir Taylan Altuğ dil çalışmalarının çoğunu Batılı filozofları değerlendirerek ortaya koyarken Erkut Sezgin de bu geleneğe uyma gereği duymuştur Sezgin dili pratik ve her türlü eylem süreçleriyle ilişkiye sokması bakımından ilginç bir noktada dursa da tüm felsefecilerimizde olduğu gibi dili antropoloji sosyoloji ve psikoloji açısından ele almayı yeğlememiştir Aynı sorunu ikinci bölümde ele aldığımız Nermi Uygur için de söylemek olasıdır Sovyet dil felsefecileri Marksist bir dil felsefesi kurmak üzere kolları sıvadıklarında tarih 1920 1930 lu yılları gösteriyordu Bakhtin Jakopson Voloşinov Kitabın ilk bölümünün son üç yazısı sorunun Marksizmle bağlantısını kuran çalışmalara ayrıldı Hem karşılaştırma yapmak hem de dil konusuna daha fazla malzeme bırakmak için bu yönteme başvuruldu Analitik felsefenin ayrıştırma alışkanlığına karşı Marksizmin genel bir duruşu olduğu bilinir Gerçek olanla rasyonel olanın birbirinden ayrı düşünülmesi ve ele alınması diğerleri gibi M Cornforth un da kabul edeceği bir mantık değildir Gerek Cornforth gerek Stalin ve özellikle de Voloşinov dile diyalektik yöntemi uygulayarak soruna öznel bireyci ya da soyut nesnelci yöntemle bakan dil filozoflarından ayrılmaktadır Marksist perspektife göre analitik bakmak olguyu ya da cismi parçalamak ve bunun yalnızca bir parçasıyla ilgilenmek demektir üstelik onun diğer unsurlarla ilişkisini paranteze alarak Filozofça Dil Felsefesi bu parantezleri yeniden açıyor Yayınevi Belge Yayınları Yazar Mehmet Akkaya Sayfa 349 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Ağustos 2018 Barkod 9789753440998 Kategori Araştıma İnceleme Referans Genel Felsefe

Nobel Kitap
229,60

Belge Yayınları

2018349 sf.
Nobel Kitap

Felsefecilerimizin dile ilgisi Batı filozoflarının dille ilgilerine paralellik gösterir Özellikle Macit Gökberk dili toplumsal ilişkiler bağlamında ele almayı denemiş olsa da gerçekte toplumsal ilişkilerden yeni kurulan Cumhuriyet Türkiyesi nin dile dair sorunlarını anlamıştır Bedia Akarsu ise yöntem olarak Batı filozoflarının dile uyguladıkları yöntemi anlamış ve konu olarak da Humboldt u seçmiştir Ö Naci Soykan kendine özgü terimlerle soruna yönelmiş bunu yaparken de Batılı filozoflarla polemikler yapmış ve sonuçta dile Batının baktığı yerden bakmayı tercih etmiştir Taylan Altuğ dil çalışmalarının çoğunu Batılı filozofları değerlendirerek ortaya koyarken Erkut Sezgin de bu geleneğe uyma gereği duymuştur Sezgin dili pratik ve her türlü eylem süreçleriyle ilişkiye sokması bakımından ilginç bir noktada dursa da tüm felsefecilerimizde olduğu gibi dili antropoloji sosyoloji ve psikoloji açısından ele almayı yeğlememiştir Aynı sorunu ikinci bölümde ele aldığımız Nermi Uygur için de söylemek olasıdır Sovyet dil felsefecileri Marksist bir dil felsefesi kurmak üzere kolları sıvadıklarında tarih 1920 1930 lu yılları gösteriyordu Bakhtin Jakopson Voloşinov Kitabın ilk bölümünün son üç yazısı sorunun Marksizmle bağlantısını kuran çalışmalara ayrıldı Hem karşılaştırma yapmak hem de dil konusuna daha fazla malzeme bırakmak için bu yönteme başvuruldu Analitik felsefenin ayrıştırma alışkanlığına karşı Marksizmin genel bir duruşu olduğu bilinir Gerçek olanla rasyonel olanın birbirinden ayrı düşünülmesi ve ele alınması diğerleri gibi M Cornforth un da kabul edeceği bir mantık değildir Gerek Cornforth gerek Stalin ve özellikle de Voloşinov dile diyalektik yöntemi uygulayarak soruna öznel bireyci ya da soyut nesnelci yöntemle bakan dil filozoflarından ayrılmaktadır Marksist perspektife göre analitik bakmak olguyu ya da cismi parçalamak ve bunun yalnızca bir parçasıyla ilgilenmek demektir üstelik onun diğer unsurlarla ilişkisini paranteze alarak

Kitap Ambarı
234,50

Belge Yayınları

2021388 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

Din Felsefesi başlıklı bu kitapta dinselliğin bir coğrafyaya veya tarihin yalnızca bir kesitine özgü olmadığı evrensel bir ilke olarak insanlığın yaşamına paralel olarak kendini var ettiği gösterilmeye çalışılıyor Yine de başlangıçta din değil laiklik vardı anlayışının da altını çizmeyi ihmal etmiyor Çünkü yazara göre dünyevi olan din değil laik yaşamdır Adına laiklik denilmese de dünyevi yaşam en eski çağlardan beri dinsel yaşamı önceleyen bir olguydu Marxve Engels ısrarla dine değil dünyevi olana işaret etmişlerdir Zira Marx ve Engels için teoloji din Tanrı ve her türden metafizik fenomenler ve düşünceler bağımsız değillerdir Bunlar sosyal gerçekliğe üretim biçimlerine mülkiyet şekillerine bağlı olarak var olmaktadırlar Sosyal ve ekonomik süreçler değiştikçe bunlar da değişirler Dinin ekonomik ve tarihsel süreçlerle ilişkilendirilmesi konunun Batı ve Doğu din felsefelerine dek genişlemesini gerektirmiştir Bunun sonucu olarak da Alevi Kızılbaş tasavvufu ile derinleşen konu Spartaküs Babailer ve Münzer den geçerek Bedreddin Devrimi ne bağlanmaktadır Tanıtım Bülteninden

Şehadet Kitap
248,50

Belge Yayınları

2021388 sf.
Şehadet Kitap

Din Felsefesi başlıklı bu kitapta dinselliğin bir coğrafyaya veya tarihin yalnızca bir kesitine özgü olmadığı evrensel bir ilke olarak insanlığın yaşamına paralel olarak kendini var ettiği gösterilmeye çalışılıyor Yine de başlangıçta din değil laiklik vardı anlayışının da altını çizmeyi ihmal etmiyor Çünkü yazara göre dünyevi olan din değil laik yaşamdır Adına laiklik denilmese de dünyevi yaşam en eski çağlardan beri dinsel yaşamı önceleyen bir olguydu Marxve Engels ısrarla dine değil dünyevi olana işaret etmişlerdir Zira Marx ve Engels için teoloji din Tanrı ve her türden metafizik fenomenler ve düşünceler bağımsız değillerdir Bunlar sosyal gerçekliğe üretim biçimlerine mülkiyet şekillerine bağlı olarak var olmaktadırlar Sosyal ve ekonomik süreçler değiştikçe bunlar da değişirler Dinin ekonomik ve tarihsel süreçlerle ilişkilendirilmesi konunun Batı ve Doğu din felsefelerine dek genişlemesini gerektirmiştir Bunun sonucu olarak da Alevi Kızılbaş tasavvufu ile derinleşen konu Spartaküs Babailer ve Münzer den geçerek Bedreddin Devrimi ne bağlanmaktadır

Kitap Sepeti
255,50

Belge Yayınları

2021388 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Din Felsefesi başlıklı bu kitapta dinselliğin bir coğrafyaya veya tarihin yalnızca bir kesitine özgü olmadığı evrensel bir ilke olarak insanlığın yaşamına paralel olarak kendini var ettiği gösterilmeye çalışılıyor Yine de başlangıçta din değil laiklik vardı anlayışının da altını çizmeyi ihmal etmiyor Çünkü yazara göre dünyevi olan din değil laik yaşamdır Adına laiklik denilmese de dünyevi yaşam en eski çağlardan beri dinsel yaşamı önceleyen bir olguydu Marxve Engels ısrarla dine değil dünyevi olana işaret etmişlerdir Zira Marx ve Engels için teoloji din Tanrı ve her türden metafizik fenomenler ve düşünceler bağımsız değillerdir Bunlar sosyal gerçekliğe üretim biçimlerine mülkiyet şekillerine bağlı olarak var olmaktadırlar Sosyal ve ekonomik süreçler değiştikçe bunlar da değişirler Dinin ekonomik ve tarihsel süreçlerle ilişkilendirilmesi konunun Batı ve Doğu din felsefelerine dek genişlemesini gerektirmiştir Bunun sonucu olarak da Alevi Kızılbaş tasavvufu ile derinleşen konu Spartaküs Babailer ve Münzer den geçerek Bedreddin Devrimi ne bağlanmaktadır

Pandora
259,00

Belge

2021388 sf.
Pandora

Din Felsefesi başlıklı bu kitapta dinselliğin bir coğrafyaya veya tarihin yalnızca bir kesitine özgü olmadığı evrensel bir ilke olarak insanlığın yaşamına paralel olarak kendini var ettiği gösterilmeye çalışılıyor Yine de başlangıçta din değil laiklik vardı anlayışının da altını çizmeyi ihmal etmiyor Çünkü yazara göre dünyevi olan din değil laik yaşamdır Adına laiklik denilmese de dünyevi yaşam en eski çağlardan beri dinsel yaşamı önceleyen bir olguydu Marx ve Engels ısrarla dine değil dünyevi olana işaret etmişlerdir Zira Marx ve Engels için teoloji din Tanrı ve her türden metafizik fenomenler ve düşünceler bağımsız değillerdir Bunlar sosyal gerçekliğe üretim biçimlerine mülkiyet şekillerine bağlı olarak var olmaktadırlar Sosyal ve ekonomik süreçler değiştikçe bunlar da değişirler Dinin ekonomik ve tarihsel süreçlerle ilişkilendirilmesi konunun Batı ve Doğu din felsefelerine dek genişlemesini gerektirmiştir Bunun sonucu olarak da Alevi Kızılbaş tasavvufu ile derinleşen konu Spartaküs Babailer ve Münzer den geçerek Bedreddin Devrimi ne bağlanmaktadır

Kitap Yurdu
259,88

BELGE YAYINLARI

11.05.2021388 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Din Felsefesi başlıklı bu kitapta dinselliğin bir coğrafyaya veya tarihin yalnızca bir kesitine özgü olmadığı evrensel bir ilke olarak insanlığın yaşamına paralel olarak kendini var ettiği gösterilmeye çalışılıyor Yine de başlangıçta din değil laiklik vardı anlayışının da altını çizmeyi ihmal etmiyor Çünkü yazara göre dünyevi olan din değil laik yaşamdır Adına laiklik denilmese de dünyevi yaşam en eski çağlardan beri dinsel yaşamı önceleyen bir olguydu Marxve Engels ısrarla dine değil dünyevi olana işaret etmişlerdir Zira Marx ve Engels için teoloji din Tanrı ve her türden metafizik fenomenler ve düşünceler bağımsız değillerdir Bunlar sosyal gerçekliğe üretim biçimlerine mülkiyet şekillerine bağlı olarak var olmaktadırlar Sosyal ve ekonomik süreçler değiştikçe bunlar da değişirler Dinin ekonomik ve tarihsel süreçlerle ilişkilendirilmesi konunun Batı ve Doğu din felsefelerine dek genişlemesini gerektirmiştir Bunun sonucu olarak da Alevi Kızılbaş tasavvufu ile derinleşen konu Spartaküs Babailer ve Münzer den geçerek Bedreddin Devrimi ne bağlanmaktadır

Ucuz Kitap Al
280,00

Belge Yayınları

Nisan 2021388 sf.
13.50x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Mehmet Akkaya tarafından kaleme alınan Filozofça Din Felsefesi Belge Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Filozofça Din Felsefesi Mehmet Akkaya Kitap Özeti Din Felsefesi başlıklı bu kitapta dinselliğin bir coğrafyaya veya tarihin yalnızca bir kesitine özgü olmadığı evrensel bir ilke olarak insanlığın yaşamına paralel olarak kendini var ettiği gösterilmeye çalışılıyor Yine de başlangıçta din değil laiklik vardı anlayışının da altını çizmeyi ihmal etmiyor Çünkü yazara göre dünyevi olan din değil laik yaşamdır Adına laiklik denilmese de dünyevi yaşam en eski çağlardan beri dinsel yaşamı önceleyen bir olguydu Marxve Engels ısrarla dine değil dünyevi olana işaret etmişlerdir Zira Marx ve Engels için teoloji din Tanrı ve her türden metafizik fenomenler ve düşünceler bağımsız değillerdir Bunlar sosyal gerçekliğe üretim biçimlerine mülkiyet şekillerine bağlı olarak var olmaktadırlar Sosyal ve ekonomik süreçler değiştikçe bunlar da değişirler Dinin ekonomik ve tarihsel süreçlerle ilişkilendirilmesi konunun Batı ve Doğu din felsefelerine dek genişlemesini gerektirmiştir Bunun sonucu olarak da Alevi Kızılbaş tasavvufu ile derinleşen konu Spartaküs Babailer ve Münzerden geçerek Bedreddin Devrimine bağlanmaktadır Yayınevi Belge Yayınları Yazar Mehmet Akkaya Sayfa 388 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Nisan 2021 Barkod 9789753447928 Kategori Din Felsefesi Düşünce

Nobel Kitap
287,00

Belge Yayınları

2021388 sf.
Nobel Kitap

Din Felsefesi başlıklı bu kitapta dinselliğin bir coğrafyaya veya tarihin yalnızca bir kesitine özgü olmadığı evrensel bir ilke olarak insanlığın yaşamına paralel olarak kendini var ettiği gösterilmeye çalışılıyor Yine de başlangıçta din değil laiklik vardı anlayışının da altını çizmeyi ihmal etmiyor Çünkü yazara göre dünyevi olan din değil laik yaşamdır Adına laiklik denilmese de dünyevi yaşam en eski çağlardan beri dinsel yaşamı önceleyen bir olguydu Marxve Engels ısrarla dine değil dünyevi olana işaret etmişlerdir Zira Marx ve Engels için teoloji din Tanrı ve her türden metafizik fenomenler ve düşünceler bağımsız değillerdir Bunlar sosyal gerçekliğe üretim biçimlerine mülkiyet şekillerine bağlı olarak var olmaktadırlar Sosyal ve ekonomik süreçler değiştikçe bunlar da değişirler Dinin ekonomik ve tarihsel süreçlerle ilişkilendirilmesi konunun Batı ve Doğu din felsefelerine dek genişlemesini gerektirmiştir Bunun sonucu olarak da Alevi Kızılbaş tasavvufu ile derinleşen konu Spartaküs Babailer ve Münzer den geçerek Bedreddin Devrimi ne bağlanmaktadır

D&R
315,00

Belge Yayınları

20211. baskı388 sf.
13,5 x 212. HamurTürkçe
D&R

Din Felsefesi başlıklı bu kitapta dinselliğin bir coğrafyaya veya tarihin yalnızca bir kesitine özgü olmadığı evrensel bir ilke olarak insanlığın yaşamına paralel olarak kendini var ettiği gösterilmeye çalışılıyor Yine de başlangıçta din değil laiklik vardı anlayışının da altını çizmeyi ihmal etmiyor Çünkü yazara göre dünyevi olan din değil laik yaşamdır Adına laiklik denilmese de dünyevi yaşam en eski çağlardan beri dinsel yaşamı önceleyen bir olguydu Marxve Engels ısrarla dine değil dünyevi olana işaret etmişlerdir Zira Marx ve Engels için teoloji din Tanrı ve her türden metafizik fenomenler ve düşünceler bağımsız değillerdir Bunlar sosyal gerçekliğe üretim biçimlerine mülkiyet şekillerine bağlı olarak var olmaktadırlar Sosyal ve ekonomik süreçler değiştikçe bunlar da değişirler Dinin ekonomik ve tarihsel süreçlerle ilişkilendirilmesi konunun Batı ve Doğu din felsefelerine dek genişlemesini gerektirmiştir Bunun sonucu olarak da Alevi Kızılbaş tasavvufu ile derinleşen konu Spartaküs Babailer ve Münzer den geçerek Bedreddin Devrimi ne bağlanmaktadır Tanıtım Bülteninden