MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Fincan Kırıldı — Miraj Öztürk

Fincan Kırıldı
248,40
RomanRoman GünümüzROMAN ÖYKÜ

Fincan Kırıldı

Miraj Öztürk

Gece Kitaplığı

2021501 sf.
Ciltsiz
Kitap SepetiEn ucuz

Fincan Kırıldı

Miraj Öztürk

Savaş dağları öfkelendirdi Dağlar ateş kusarken tüm halk korkudan tir tir titriyordu Zavallı kıta İnsanın ana vatanı bütün o mağrur şehirleri tapınakları sarayları harika sanatları ilimleri ve her çeşit ustalığı ile birlikte maziye karışmış ölümcül sular üzerini bir kefen gibi örtmüştü Azgın suların ortasındaki adalarda halktan geriye kalanlar birbirlerine sarılmış korkunç depremlerin dinmesini bekliyorlardı Muhteşem tapınakları güzelim evleri gemileri yolları gözlerinin önünde yok olup okyanusun dibini boylamıştı Neredeyse tüm nüfus bu kıyamette telef olmuştu Tüm insanlığın beşiği yeryüzünün tek hâkimiyken geriye kalan az kişi her şeylerini kaybettiklerini gördüler Hiçbir şeyleri yoktu ne giysi ne alet edevat ne yiyecek ve ne de barınak yalnızca bir parça toprak Kıta ateşten uçuruma doğru gömülürken açılan çukurları doldurarak ısınan sulardan dumanlar çıkıyor ve kızgın sesler geliyordu Tepelerine ise dost yüzlü güneşin önünü kesen ve karanlıkta neden olan yoğun bir duman ve kül tabakası çöreklenmişti Kulaklarında yerin dibine doğru gözden kaybolan vatandaşların ümitsiz çığlıkları çınlıyordu Bu yıkımdan sağ çıkan ancak açlık ve yokluk nedeniyle ölümü yine karşılarında bulan insanların oluşturduğu bir korku sahnesiydi Bu işkenceye dayanabilenlerin sayısı pek azdı çoğu ölüp gitti Bu cümleleri yalnızca işitmemiş zihnime gerilmiş bir sinema perdesinde de izlemiştim Ya bir sanrı görüyordum ya da füj durumuna geçmiştim Ne olduğunu bilmiyor ve çok korkuyordum Cümlesini bitirdiği anda zihnimdeki sinema perdesi karardı Sesler yok oldu Fakat ben dehşet içinde gördüğüm şeyleri ve dinlediğim hikâyeyi düşünüyordum Neydi bu Ben ne izlemiştim Dinlediğim hikâyedeki insanlar kimdi Nasıl bu kadar dehşet verici şekilde yok olmuşlardı Sorularımın cevaplarını bulacaktım Fakat bu bana pahalıya patlayacaktı Ben yalnızca sevdiği kadının geri dönmesini isteyen bir çocuktum Fakat yaşadıklarım bir çocuğun kaldırabileceği şeyler değildi Yaşadıklarım bana delirdiğimi bile düşündürecekti Fakat ben delirmemiştim Yoksa Yoksa ben gerçekten de delirmiş miydim

Kitap Ambarı
273,24

Gece Kitaplığı

2021501 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

Savaş dağları öfkelendirdi Dağlar ateş kusarken tüm halk korkudan tir tir titriyordu Zavallı kıta İnsanın ana vatanı bütün o mağrur şehirleri tapınakları sarayları harika sanatları ilimleri ve her çeşit ustalığı ile birlikte maziye karışmış ölümcül sular üzerini bir kefen gibi örtmüştü Azgın suların ortasındaki adalarda halktan geriye kalanlar birbirlerine sarılmış korkunç depremlerin dinmesini bekliyorlardı Muhteşem tapınakları güzelim evleri gemileri yolları gözlerinin önünde yok olup okyanusun dibini boylamıştı Neredeyse tüm nüfus bu kıyamette telef olmuştu Tüm insanlığın beşiği yeryüzünün tek hâkimiyken geriye kalan az kişi her şeylerini kaybettiklerini gördüler Hiçbir şeyleri yoktu ne giysi ne alet edevat ne yiyecek ve ne de barınak yalnızca bir parça toprak Kıta ateşten uçuruma doğru gömülürken açılan çukurları doldurarak ısınan sulardan dumanlar çıkıyor ve kızgın sesler geliyordu Tepelerine ise dost yüzlü güneşin önünü kesen ve karanlıkta neden olan yoğun bir duman ve kül tabakası çöreklenmişti Kulaklarında yerin dibine doğru gözden kaybolan vatandaşların ümitsiz çığlıkları çınlıyordu Bu yıkımdan sağ çıkan ancak açlık ve yokluk nedeniyle ölümü yine karşılarında bulan insanların oluşturduğu bir korku sahnesiydi Bu işkenceye dayanabilenlerin sayısı pek azdı çoğu ölüp gitti Bu cümleleri yalnızca işitmemiş zihnime gerilmiş bir sinema perdesinde de izlemiştim Ya bir sanrı görüyordum ya da füj durumuna geçmiştim Ne olduğunu bilmiyor ve çok korkuyordum Cümlesini bitirdiği anda zihnimdeki sinema perdesi karardı Sesler yok oldu Fakat ben dehşet içinde gördüğüm şeyleri ve dinlediğim hikâyeyi düşünüyordum Neydi bu Ben ne izlemiştim Dinlediğim hikâyedeki insanlar kimdi Nasıl bu kadar dehşet verici şekilde yok olmuşlardı Sorularımın cevaplarını bulacaktım Fakat bu bana pahalıya patlayacaktı Ben yalnızca sevdiği kadının geri dönmesini isteyen bir çocuktum Fakat yaşadıklarım bir çocuğun kaldırabileceği şeyler değildi Yaşadıklarım bana delirdiğimi bile düşündürecekti Fakat ben delirmemiştim Yoksa Yoksa ben gerçekten de delirmiş miydim Tanıtım Bülteninden

Nobel Kitap
322,92

Gece Kitaplığı

2021501 sf.
14x21 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Savaş dağları öfkelendirdi Dağlar ateş kusarken tüm halk korkudan tir tir titriyordu Zavallı kıta İnsanın ana vatanı bütün o mağrur şehirleri tapınakları sarayları harika sanatları ilimleri ve her çeşit ustalığı ile birlikte maziye karışmış ölümcül sular üzerini bir kefen gibi örtmüştü Azgın suların ortasındaki adalarda halktan geriye kalanlar birbirlerine sarılmış korkunç depremlerin dinmesini bekliyorlardı Muhteşem tapınakları güzelim evleri gemileri yolları gözlerinin önünde yok olup okyanusun dibini boylamıştı Neredeyse tüm nüfus bu kıyamette telef olmuştu Tüm insanlığın beşiği yeryüzünün tek hâkimiyken geriye kalan az kişi her şeylerini kaybettiklerini gördüler Hiçbir şeyleri yoktu ne giysi ne alet edevat ne yiyecek ve ne de barınak yalnızca bir parça toprak Kıta ateşten uçuruma doğru gömülürken açılan çukurları doldurarak ısınan sulardan dumanlar çıkıyor ve kızgın sesler geliyordu Tepelerine ise dost yüzlü güneşin önünü kesen ve karanlıkta neden olan yoğun bir duman ve kül tabakası çöreklenmişti Kulaklarında yerin dibine doğru gözden kaybolan vatandaşların ümitsiz çığlıkları çınlıyordu Bu yıkımdan sağ çıkan ancak açlık ve yokluk nedeniyle ölümü yine karşılarında bulan insanların oluşturduğu bir korku sahnesiydi Bu işkenceye dayanabilenlerin sayısı pek azdı çoğu ölüp gitti Bu cümleleri yalnızca işitmemiş zihnime gerilmiş bir sinema perdesinde de izlemiştim Ya bir sanrı görüyordum ya da füj durumuna geçmiştim Ne olduğunu bilmiyor ve çok korkuyordum Cümlesini bitirdiği anda zihnimdeki sinema perdesi karardı Sesler yok oldu Fakat ben dehşet içinde gördüğüm şeyleri ve dinlediğim hikâyeyi düşünüyordum Neydi bu Ben ne izlemiştim Dinlediğim hikâyedeki insanlar kimdi Nasıl bu kadar dehşet verici şekilde yok olmuşlardı Sorularımın cevaplarını bulacaktım Fakat bu bana pahalıya patlayacaktı Ben yalnızca sevdiği kadının geri dönmesini isteyen bir çocuktum Fakat yaşadıklarım bir çocuğun kaldırabileceği şeyler değildi Yaşadıklarım bana delirdiğimi bile düşündürecekti Fakat ben delirmemiştim Yoksa Yoksa ben gerçekten de delirmiş miydim

Şehadet Kitap
414,00

Gece Kitaplığı Yayınları

2021501 sf.
Şehadet Kitap

Savaş dağları öfkelendirdi Dağlar ateş kusarken tüm halk korkudan tir tir titriyordu Zavallı kıta İnsanın ana vatanı bütün o mağrur şehirleri tapınakları sarayları harika sanatları ilimleri ve her çeşit ustalığı ile birlikte maziye karışmış ölümcül sular üzerini bir kefen gibi örtmüştü Azgın suların ortasındaki adalarda halktan geriye kalanlar birbirlerine sarılmış korkunç depremlerin dinmesini bekliyorlardı Muhteşem tapınakları güzelim evleri gemileri yolları gözlerinin önünde yok olup okyanusun dibini boylamıştı Neredeyse tüm nüfus bu kıyamette telef olmuştu Tüm insanlığın beşiği yeryüzünün tek hâkimiyken geriye kalan az kişi her şeylerini kaybettiklerini gördüler Hiçbir şeyleri yoktu ne giysi ne alet edevat ne yiyecek ve ne de barınak yalnızca bir parça toprak Kıta ateşten uçuruma doğru gömülürken açılan çukurları doldurarak ısınan sulardan dumanlar çıkıyor ve kızgın sesler geliyordu Tepelerine ise dost yüzlü güneşin önünü kesen ve karanlıkta neden olan yoğun bir duman ve kül tabakası çöreklenmişti Kulaklarında yerin dibine doğru gözden kaybolan vatandaşların ümitsiz çığlıkları çınlıyordu Bu yıkımdan sağ çıkan ancak açlık ve yokluk nedeniyle ölümü yine karşılarında bulan insanların oluşturduğu bir korku sahnesiydi Bu işkenceye dayanabilenlerin sayısı pek azdı çoğu ölüp gitti Bu cümleleri yalnızca işitmemiş zihnime gerilmiş bir sinema perdesinde de izlemiştim Ya bir sanrı görüyordum ya da füj durumuna geçmiştim Ne olduğunu bilmiyor ve çok korkuyordum Cümlesini bitirdiği anda zihnimdeki sinema perdesi karardı Sesler yok oldu Fakat ben dehşet içinde gördüğüm şeyleri ve dinlediğim hikâyeyi düşünüyordum Neydi bu Ben ne izlemiştim Dinlediğim hikâyedeki insanlar kimdi Nasıl bu kadar dehşet verici şekilde yok olmuşlardı Sorularımın cevaplarını bulacaktım Fakat bu bana pahalıya patlayacaktı Ben yalnızca sevdiği kadının geri dönmesini isteyen bir çocuktum Fakat yaşadıklarım bir çocuğun kaldırabileceği şeyler değildi Yaşadıklarım bana delirdiğimi bile düşündürecekti Fakat ben delirmemiştim Yoksa Yoksa ben gerçekten de delirmiş miydim

Pandora

Gece Kitaplığı

2021501 sf.
Pandora

Savaş dağları öfkelendirdi Dağlar ateş kusarken tüm halk korkudan tir tir titriyordu Zavallı kıta İnsanın ana vatanı bütün o mağrur şehirleri tapınakları sarayları harika sanatları ilimleri ve her çeşit ustalığı ile birlikte maziye karışmış ölümcül sular üzerini bir kefen gibi örtmüştü Azgın suların ortasındaki adalarda halktan geriye kalanlar birbirlerine sarılmış korkunç depremlerin dinmesini bekliyorlardı Muhteşem tapınakları güzelim evleri gemileri yolları gözlerinin önünde yok olup okyanusun dibini boylamıştı Neredeyse tüm nüfus bu kıyamette telef olmuştu Tüm insanlığın beşiği yeryüzünün tek hâkimiyken geriye kalan az kişi her şeylerini kaybettiklerini gördüler Hiçbir şeyleri yoktu ne giysi ne alet edevat ne yiyecek ve ne de barınak yalnızca bir parça toprak Kıta ateşten uçuruma doğru gömülürken açılan çukurları doldurarak ısınan sulardan dumanlar çıkıyor ve kızgın sesler geliyordu Tepelerine ise dost yüzlü güneşin önünü kesen ve karanlıkta neden olan yoğun bir duman ve kül tabakası çöreklenmişti Kulaklarında yerin dibine doğru gözden kaybolan vatandaşların ümitsiz çığlıkları çınlıyordu Bu yıkımdan sağ çıkan ancak açlık ve yokluk nedeniyle ölümü yine karşılarında bulan insanların oluşturduğu bir korku sahnesiydi Bu işkenceye dayanabilenlerin sayısı pek azdı çoğu ölüp gitti Bu cümleleri yalnızca işitmemiş zihnime gerilmiş bir sinema perdesinde de izlemiştim Ya bir sanrı görüyordum ya da füj durumuna geçmiştim Ne olduğunu bilmiyor ve çok korkuyordum Cümlesini bitirdiği anda zihnimdeki sinema perdesi karardı Sesler yok oldu Fakat ben dehşet içinde gördüğüm şeyleri ve dinlediğim hikâyeyi düşünüyordum Neydi bu Ben ne izlemiştim Dinlediğim hikâyedeki insanlar kimdi Nasıl bu kadar dehşet verici şekilde yok olmuşlardı Sorularımın cevaplarını bulacaktım Fakat bu bana pahalıya patlayacaktı Ben yalnızca sevdiği kadının geri dönmesini isteyen bir çocuktum Fakat yaşadıklarım bir çocuğun kaldırabileceği şeyler değildi Yaşadıklarım bana delirdiğimi bile düşündürecekti Fakat ben delirmemiştim Yoksa Yoksa ben gerçekten de delirmiş miydim