MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Firdevs Çiçekleri Rubai Şiirler — Eyyüp Yılmaz

Firdevs Çiçekleri Rubai Şiirler
87,75
ŞiirŞiir Yerli

Firdevs Çiçekleri Rubai Şiirler

Eyyüp Yılmaz

Akif Yayınları

2024216 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap AmbarıEn ucuz

Firdevs Çiçekleri Rubai Şiirler

Eyyüp Yılmaz

Yaşlı dünyamızda aşk tasavvuf ve felsefe gibi tanımı tam olarak yapılamayan yaşam düşün ilham ve yazım sanatlarından biri de şiirdir İnsanlık tarihi kadar eski olan bu edebiyat vadisinde dolaşan söz üstatlarının ardına düşerek ben de yıllar var ki bu kulvarda yol kat etmeye gayret gösterdim Bugüne kadar okuyarak yazarak edebiyatın çeşitli alanlarında ve özellikle şiirle iç içe yaşamaya çalıştım Şiir kelimelerin belli bir uyum içinde dizilerek insanı dış dünyadan aldığı bilgiler yardımıyla iç âleminde oluşan ilham ve duyguların da karışımıyla gökkuşağı renklerine büründürüp doruklara doğru yükselten bir melodik anlatımdır Şair ise dilini ve kalemini yüksek duyguların hizmetine sunan bir mavera öyküsünü kelimeleri nota kalıbına dökerek uyumlu bir şekilde aktaran dava adamıdır Bu uzun ve ince yolda bir şair olarak bana düşen kelimelerin büyüsünden anlamlı kuleler dikerek sözcüklere takla attırıp sonra onları mısralara döktürürken yegâne yaşam gayemin 0 nu terennüm etmek olduğunu daima aklımda tutmaktır Bu bakış açısıyla şiir olanca bilgi birikim ve heyecanını O na iman davasının emrine verenlerin anlatmak istediklerini en üst perdeden seslendirerek kendilerini mananın doruklarına tırmandırmak arzusu için kullandıkları bir yazım sanatıdır Gelinen bu ulvî noktada kelimeler hep O nu seslendirir O nu terennüm ederler Bazen öyle olur ki sözcükler sükût eder devreden çıkarlar İşte o anda olanca his dünyasıyla sessizce konuşan yürektir Zaman olur kalem yazar yazan devre dışı kalır Bunun adı ilhamdır Deyişlerin Abdullah Bin Revâha Hassan Bin Sabit Kâ b Bin Züheyr ve hatta Mevlâna Yunus Emre Süleyman Çelebi Fuzûlî Şeyh Galip Nâbî ve Necip Fazıl gibi şiir üstatlarının söyledikleriyle karışır Bütün bu söz halitasında terennüm edilen aşk kara sevdaya dönüşür Bir mü min duyarlılığı ile bize düşen her daim özümüzü besleyerek yüreğimize vitamin olacak ve mana dünyamızda devrim yaptıracak ölümsüz aşkı arayıp bulmalı ve O na olan sevdamızı haykırmalıyız Unutmamalıyız ki yaradılışımızın ana gayesi O na ulaşmaktır Bu nedenle çilenin mihenk taşında önce gerçeklik ayarını tespit için divane nefsimizi test sürüşüne sokmalı ve sonra onu velîleştirip sükûn denizine bırakmalıyız Bilmeliyiz ki orada olgunluğa ulaşamayan nefis yaban ufukların tutsağı olacağına göre böylesi bir iflâsla ha ölmüşüz ha yaşamışız pek fark etmez Hedefsiz insanlar genellikle masivadan beslenen varlıkların kurbanı olurlar Kutsala gitmeyen yolcular açmazın ökselerine gönüllü olarak tutuklanmışlardır Ama insan bir kere gözlerini mavera yönüne doğrulttuysa artık o tüm hücreleriyle kendini ulvî bir gayeye adamış olur Bunun adı fenafillahtır İç dünyası porsumuş safi kadavralardan böylesi bir sanata karşı ilgi beklemek beyhude bir uğraştır Şiiri yok sayan toplumlar kendi iç dinamiklerinin felç olmasına göz yuman manevî tıbbın bütün müdahalelerini göz ardı etmiş hâlâ yaşadıklarını zanneden eks haline dönüşmüş organizmalardır Yücelere tırmanabilmek böylesi toplumların alın yazılarına kapalıdır Gitmek istedikleri yolu tersine bir muhakeme ile geri vitesle aşmaya çalışan rota şaşkınları gibi mavera yurduna rüyalarında bile pranga vuran ve kendilerini bir hiç olmaya peşinen mahkûm eden bu gibi zavallılar için şairlerin söyleyecek sözleri yoktur Bu ulvî yolun Kıtmiri olmaya hevesli olan ben yalnız O na beslediğim kara sevdamı GEL DESİN ÖTELER GÜLŞENİNDE GEZERKEN ve SEVDAMI HAYKIRIYORUM adlı şiir kitaplarımla LEYLA NEREDE ve KÖRDÜĞÜM isimli romanlarımda ifade etmeye çalıştım Bu altıncı kitabım RUBAİYAT I EYYÜP diye de isimlendirilebilecek dörtlüklerden oluşan FİRDEVS ÇİÇEKLERİ adlı eserimle dilimin döndüğünce ilâhî aşkımı anlatmak için çaba gösterdim Şiirden anlayanlar rubailerimde on iki söylem tarzının kullanıldığını hemen fark edeceklerdir Bu çeşitlemeyle benzerlerinden ayrılmaktadır Şiirlerimi ana hatlarıyla üç bölüme ayırdım 1 İman 2 İbadet 3 Toplumsal yaşam ve ahlâk Gecemi gündüzüme katarak yaptığım bu çalışmalarımla değerlerini zaten öteden

Şehadet Kitap
89,10

Akif Yayınları

2024216 sf.
Şehadet Kitap

Yaşlı dünyamızda aşk tasavvuf ve felsefe gibi tanımı tam olarak yapılamayan yaşam düşün ilham ve yazım sanatlarından biri de şiirdir İnsanlık tarihi kadar eski olan bu edebiyat vadisinde dolaşan söz üstatlarının ardına düşerek ben de yıllar var ki bu kulvarda yol kat etmeye gayret gösterdim Bugüne kadar okuyarak yazarak edebiyatın çeşitli alanlarında ve özellikle şiirle iç içe yaşamaya çalıştım Şiir kelimelerin belli bir uyum içinde dizilerek insanı dış dünyadan aldığı bilgiler yardımıyla iç âleminde oluşan ilham ve duyguların da karışımıyla gökkuşağı renklerine büründürüp doruklara doğru yükselten bir melodik anlatımdır Şair ise dilini ve kalemini yüksek duyguların hizmetine sunan bir mavera öyküsünü kelimeleri nota kalıbına dökerek uyumlu bir şekilde aktaran dava adamıdır Bu uzun ve ince yolda bir şair olarak bana düşen kelimelerin büyüsünden anlamlı kuleler dikerek sözcüklere takla attırıp sonra onları mısralara döktürürken yegâne yaşam gayemin 0 nu terennüm etmek olduğunu daima aklımda tutmaktır Bu bakış açısıyla şiir olanca bilgi birikim ve heyecanını O na iman davasının emrine verenlerin anlatmak istediklerini en üst perdeden seslendirerek kendilerini mananın doruklarına tırmandırmak arzusu için kullandıkları bir yazım sanatıdır Gelinen bu ulvî noktada kelimeler hep O nu seslendirir O nu terennüm ederler Bazen öyle olur ki sözcükler sükût eder devreden çıkarlar İşte o anda olanca his dünyasıyla sessizce konuşan yürektir Zaman olur kalem yazar yazan devre dışı kalır Bunun adı ilhamdır Deyişlerin Abdullah Bin Revâha Hassan Bin Sabit Kâ b Bin Züheyr ve hatta Mevlâna Yunus Emre Süleyman Çelebi Fuzûlî Şeyh Galip Nâbî ve Necip Fazıl gibi şiir üstatlarının söyledikleriyle karışır Bütün bu söz halitasında terennüm edilen aşk kara sevdaya dönüşür Bir mü min duyarlılığı ile bize düşen her daim özümüzü besleyerek yüreğimize vitamin olacak ve mana dünyamızda devrim yaptıracak ölümsüz aşkı arayıp bulmalı ve O na olan sevdamızı haykırmalıyız Unutmamalıyız ki yaradılışımızın ana gayesi O na ulaşmaktır Bu nedenle çilenin mihenk taşında önce gerçeklik ayarını tespit için divane nefsimizi test sürüşüne sokmalı ve sonra onu velîleştirip sükûn denizine bırakmalıyız Bilmeliyiz ki orada olgunluğa ulaşamayan nefis yaban ufukların tutsağı olacağına göre böylesi bir iflâsla ha ölmüşüz ha yaşamışız pek fark etmez Hedefsiz insanlar genellikle masivadan beslenen varlıkların kurbanı olurlar Kutsala gitmeyen yolcular açmazın ökselerine gönüllü olarak tutuklanmışlardır Ama insan bir kere gözlerini mavera yönüne doğrulttuysa artık o tüm hücreleriyle kendini ulvî bir gayeye adamış olur Bunun adı fenafillahtır İç dünyası porsumuş safi kadavralardan böylesi bir sanata karşı ilgi beklemek beyhude bir uğraştır Şiiri yok sayan toplumlar kendi iç dinamiklerinin felç olmasına göz yuman manevî tıbbın bütün müdahalelerini göz ardı etmiş hâlâ yaşadıklarını zanneden eks haline dönüşmüş organizmalardır Yücelere tırmanabilmek böylesi toplumların alın yazılarına kapalıdır Gitmek istedikleri yolu tersine bir muhakeme ile geri vitesle aşmaya çalışan rota şaşkınları gibi mavera yurduna rüyalarında bile pranga vuran ve kendilerini bir hiç olmaya peşinen mahkûm eden bu gibi zavallılar için şairlerin söyleyecek sözleri yoktur Bu ulvî yolun Kıtmiri olmaya hevesli olan ben yalnız O na beslediğim kara sevdamı GEL DESİN ÖTELER GÜLŞENİNDE GEZERKEN ve SEVDAMI HAYKIRIYORUM adlı şiir kitaplarımla LEYLA NEREDE ve KÖRDÜĞÜM isimli romanlarımda ifade etmeye çalıştım Bu altıncı kitabım RUBAİYAT I EYYÜP diye de isimlendirilebilecek dörtlüklerden oluşan FİRDEVS ÇİÇEKLERİ adlı eserimle dilimin döndüğünce ilâhî aşkımı anlatmak için çaba gösterdim Şiirden anlayanlar rubailerimde on iki söylem tarzının kullanıldığını hemen fark edeceklerdir Bu çeşitlemeyle benzerlerinden ayrılmaktadır Şiirlerimi ana hatlarıyla üç bölüme ayırdım 1 İman 2 İbadet 3 Toplumsal yaşam ve ahlâk Gecemi gündüzüme katarak yaptığım bu çalışmalarımla değerlerini

Kitap Sepeti
91,80

Akif Yayınları

2024216 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Yaşlı dünyamızda aşk tasavvuf ve felsefe gibi tanımı tam olarak yapılamayan yaşam düşün ilham ve yazım sanatlarından biri de şiirdir İnsanlık tarihi kadar eski olan bu edebiyat vadisinde dolaşan söz üstatlarının ardına düşerek ben de yıllar var ki bu kulvarda yol kat etmeye gayret gösterdim Bugüne kadar okuyarak yazarak edebiyatın çeşitli alanlarında ve özellikle şiirle iç içe yaşamaya çalıştım Şiir kelimelerin belli bir uyum içinde dizilerek insanı dış dünyadan aldığı bilgiler yardımıyla iç âleminde oluşan ilham ve duyguların da karışımıyla gökkuşağı renklerine büründürüp doruklara doğru yükselten bir melodik anlatımdır Şair ise dilini ve kalemini yüksek duyguların hizmetine sunan bir mavera öyküsünü kelimeleri nota kalıbına dökerek uyumlu bir şekilde aktaran dava adamıdır Bu uzun ve ince yolda bir şair olarak bana düşen kelimelerin büyüsünden anlamlı kuleler dikerek sözcüklere takla attırıp sonra onları mısralara döktürürken yegâne yaşam gayemin 0 nu terennüm etmek olduğunu daima aklımda tutmaktır Bu bakış açısıyla şiir olanca bilgi birikim ve heyecanını O na iman davasının emrine verenlerin anlatmak istediklerini en üst perdeden seslendirerek kendilerini mananın doruklarına tırmandırmak arzusu için kullandıkları bir yazım sanatıdır Gelinen bu ulvî noktada kelimelerhep O nu seslendirir O nu terennüm ederler Bazen öyle olur ki sözcükler sükût eder devreden çıkarlar İşte o anda olanca his dünyasıyla sessizce konuşan yürektir Zaman olur kalem yazar yazan devre dışı kalır Bunun adı ilhamdır Deyişlerin Abdullah Bin Revâha Hassan Bin Sabit Kâ b Bin Züheyr ve hatta Mevlâna Yunus Emre Süleyman Çelebi Fuzûlî Şeyh Galip Nâbî ve Necip Fazıl gibi şiir üstatlarının söyledikleriyle karışır Bütün bu söz halitasında terennüm edilen aşk kara sevdaya dönüşür Bir mü min duyarlılığı ile bize düşen her daim özümüzü besleyerek yüreğimize vitamin olacak ve mana dünyamızda devrim yaptıracak ölümsüz aşkı arayıp bulmalı ve O na olan sevdamızı haykırmalıyız Unutmamalıyız ki yaradılışımızın ana gayesi O na ulaşmaktır Bu nedenle çilenin mihenk taşında önce gerçeklik ayarını tespit için divane nefsimizi test sürüşüne sokmalı ve sonra onu velîleştirip sükûn denizine bırakmalıyız Bilmeliyiz ki orada olgunluğa ulaşamayan nefis yaban ufukların tutsağı olacağına göre böylesi bir iflâsla ha ölmüşüz ha yaşamışız pek fark etmez Hedefsiz insanlar genellikle masivadan beslenen varlıkların kurbanı olurlar Kutsala gitmeyen yolcular açmazın ökselerine gönüllü olarak tutuklanmışlardır Ama insan bir kere gözlerini mavera yönüne doğrulttuysa artık o tüm hücreleriyle kendini ulvî bir gayeye adamış olur Bunun adı fenafillahtır İç dünyası porsumuş safi kadavralardan böylesi bir sanata karşı ilgi beklemek beyhude bir uğraştır Şiiri yok sayan toplumlar kendi iç dinamiklerinin felç olmasına göz yuman manevî tıbbın bütün müdahalelerini göz ardı etmiş hâlâ yaşadıklarını zanneden eks haline dönüşmüş organizmalardır Yücelere tırmanabilmek böylesi toplumların alın yazılarına kapalıdır Gitmek istedikleri yolu tersine bir muhakeme ile geri vitesle aşmaya çalışan rota şaşkınları gibi mavera yurduna rüyalarında bile pranga vuran ve kendilerini bir hiç olmaya peşinen mahkûm eden bu gibi zavallılar için şairlerin söyleyecek sözleri yoktur Bu ulvî yolun Kıtmiri olmaya hevesli olan ben yalnız O na beslediğim kara sevdamı GEL DESİN ÖTELER GÜLŞENİNDE GEZERKEN ve SEVDAMI HAYKIRIYORUM adlı şiir kitaplarımla LEYLA NEREDE ve KÖRDÜĞÜM isimli romanlarımda ifade etmeye çalıştım Bu altıncı kitabım RUBAİYAT I EYYÜP diye de isimlendirilebilecek dörtlüklerden oluşan FİRDEVS ÇİÇEKLERİ adlı eserimle dilimin döndüğünce ilâhî aşkımı anlatmak için çaba gösterdim Şiirden anlayanlar rubailerimde on iki söylem tarzının kullanıldığını hemen fark edeceklerdir Bu çeşitlemeyle benzerlerinden ayrılmaktadır Şiirlerimi ana hatlarıyla üç bölüme ayırdım 1 İman2 İbadet3 Toplumsal yaşam ve ahlâk Gecemi gündüzüme katarak yaptığım bu çalışmalarımla değerlerini zaten öteden beriye sıfırlayarak hiçliğine gömdüğüm para makam ve şöhret putlarını boşadım Ve sadece Allah rızasını dilenmeyi umdum Kitabımı özenle ve beğenerek yazdım Yüreğinizdeki ilâhî aşkı depreştirebildiysem bana ne mutlu Saygılarımla Eyyüp YılmazEğitimci YazarBursa 08 Eylül 2017 17 Zilhicce 1438BENİM ŞARKIMSoylu şarkıların civanıyım benEzgim yankılanırTarihin kutlu nağmelerindenHavam başka güneşimYağmurum gökkuşağımCoğrafyamla vatanımBülbüllerim güle hasret öterlerYoldaşlarım kimlikliHer birisi onurlu ve bilinçliSenin ütopyan nedir bilememBenim künyemse belli ezeldenDinlersen eğerHaz alırsın bestelerimdenHal tavır eda güzelZekâ vicdan hep özelNefis prangasını kırdımÖzgürlükle ruh buldumBestelerim Uhud Bedir denYiğitlik destanım AlilerdenDemiştim ya sana gülümCanlar canıyımSoylu şarkıların civanıyım ben

Ekin Kitap
93,15

Akif Yayınları

2024216 sf.
Ekin Kitap

Yaşlı dünyamızda aşk tasavvuf ve felsefe gibi tanımı tam olarak yapılamayan yaşam düşün ilham ve yazım sanatlarından biri de şiirdir İnsanlık tarihi kadar eski olan bu edebiyat vadisinde dolaşan söz üstatlarının ardına düşerek ben de yıllar var ki bu kulvarda yol kat etmeye gayret gösterdim Bugüne kadar okuyarak yazarak edebiyatın çeşitli alanlarında ve özellikle şiirle iç içe yaşamaya çalıştım Şiir kelimelerin belli bir uyum içinde dizilerek insanı dış dünyadan aldığı bilgiler yardımıyla iç âleminde oluşan ilham ve duyguların da karışımıyla gökkuşağı renklerine büründürüp doruklara doğru yükselten bir melodik anlatımdır Şair ise dilini ve kalemini yüksek duyguların hizmetine sunan bir mavera öyküsünü kelimeleri nota kalıbına dökerek uyumlu bir şekilde aktaran dava adamıdır Bu uzun ve ince yolda bir şair olarak bana düşen kelimelerin büyüsünden anlamlı kuleler dikerek sözcüklere takla attırıp sonra onları mısralara döktürürken yegâne yaşam gayemin 0 nu terennüm etmek olduğunu daima aklımda tutmaktır Bu bakış açısıyla şiir olanca bilgi birikim ve heyecanını O na iman davasının emrine verenlerin anlatmak istediklerini en üst perdeden seslendirerek kendilerini mananın doruklarına tırmandırmak arzusu için kullandıkları bir yazım sanatıdır Gelinen bu ulvî noktada kelimeler hep O nu seslendirir O nu terennüm ederler Bazen öyle olur ki sözcükler sükût eder devreden çıkarlar İşte o anda olanca his dünyasıyla sessizce konuşan yürektir Zaman olur kalem yazar yazan devre dışı kalır Bunun adı ilhamdır Deyişlerin Abdullah Bin Revâha Hassan Bin Sabit Kâ b Bin Züheyr ve hatta Mevlâna Yunus Emre Süleyman Çelebi Fuzûlî Şeyh Galip Nâbî ve Necip Fazıl gibi şiir üstatlarının söyledikleriyle karışır Bütün bu söz halitasında terennüm edilen aşk kara sevdaya dönüşür Bir mü min duyarlılığı ile bize düşen her daim özümüzü besleyerek yüreğimize vitamin olacak ve mana dünyamızda devrim yaptıracak ölümsüz aşkı arayıp bulmalı ve O na olan sevdamızı haykırmalıyız Unutmamalıyız ki yaradılışımızın ana gayesi O na ulaşmaktır Bu nedenle çilenin mihenk taşında önce gerçeklik ayarını tespit için divane nefsimizi test sürüşüne sokmalı ve sonra onu velîleştirip sükûn denizine bırakmalıyız Bilmeliyiz ki orada olgunluğa ulaşamayan nefis yaban ufukların tutsağı olacağına göre böylesi bir iflâsla ha ölmüşüz ha yaşamışız pek fark etmez Hedefsiz insanlar genellikle masivadan beslenen varlıkların kurbanı olurlar Kutsala gitmeyen yolcular açmazın ökselerine gönüllü olarak tutuklanmışlardır Ama insan bir kere gözlerini mavera yönüne doğrulttuysa artık o tüm hücreleriyle kendini ulvî bir gayeye adamış olur Bunun adı fenafillahtır İç dünyası porsumuş safi kadavralardan böylesi bir sanata karşı ilgi beklemek beyhude bir uğraştır Şiiri yok sayan toplumlar kendi iç dinamiklerinin felç olmasına göz yuman manevî tıbbın bütün müdahalelerini göz ardı etmiş hâlâ yaşadıklarını zanneden eks haline dönüşmüş organizmalardır Yücelere tırmanabilmek böylesi toplumların alın yazılarına kapalıdır Gitmek istedikleri yolu tersine bir muhakeme ile geri vitesle aşmaya çalışan rota şaşkınları gibi mavera yurduna rüyalarında bile pranga vuran ve kendilerini bir hiç olmaya peşinen mahkûm eden bu gibi zavallılar için şairlerin söyleyecek sözleri yoktur Bu ulvî yolun Kıtmiri olmaya hevesli olan ben yalnız O na beslediğim kara sevdamı GEL DESİN ÖTELER GÜLŞENİNDE GEZERKEN ve SEVDAMI HAYKIRIYORUM adlı şiir kitaplarımla LEYLA NEREDE ve KÖRDÜĞÜM isimli romanlarımda ifade etmeye çalıştım Bu altıncı kitabım RUBAİYAT I EYYÜP diye de isimlendirilebilecek dörtlüklerden oluşan FİRDEVS ÇİÇEKLERİ adlı eserimle dilimin döndüğünce ilâhî aşkımı anlatmak için çaba gösterdim Şiirden anlayanlar rubailerimde on iki söylem tarzının kullanıldığını hemen fark edeceklerdir Bu çeşitlemeyle benzerlerinden ayrılmaktadır Şiirlerimi ana hatlarıyla üç bölüme ayırdım 1 İman 2 İbadet 3 Toplumsal yaşam ve ahlâk Gecemi gündüzüme katarak yaptığım bu çalışmalarımla değerlerini zaten öteden beriye sıfırlayarak hiçliğine gömdüğüm para makam ve şöhret putlarını boşadım Ve sadece Allah rızasını dilenmeyi umdum Kitabımı özenle ve beğenerek yazdım Yüreğinizdeki ilâhî aşkı depreştirebildiysem bana ne mutlu Saygılarımla Eyyüp Yılmaz Eğitimci Yazar Bursa 08 Eylül 2017 17 Zilhicce 1438 BENİM ŞARKIM Soylu şarkıların civanıyım ben Ezgim yankılanır Tarihin kutlu nağmelerinden Havam başka güneşim Yağmurum gökkuşağım Coğrafyamla vatanım Bülbüllerim güle hasret öterler Yoldaşlarım kimlikli Her birisi onurlu ve bilinçli Senin ütopyan nedir bilemem Benim künyemse belli ezelden Dinlersen eğer Haz alırsın bestelerimden Hal tavır eda güzel Zekâ vicdan hep özel Nefis prangasını kırdım Özgürlükle ruh buldum Bestelerim Uhud Bedir den Yiğitlik destanım Alilerden Demiştim ya sana gülüm Canlar canıyım Soylu şarkıların civanıyım ben

Nobel Kitap
103,95

Akif Yayınları

2024216 sf.
Nobel Kitap

Yaşlı dünyamızda aşk tasavvuf ve felsefe gibi tanımı tam olarak yapılamayan yaşam düşün ilham ve yazım sanatlarından biri de şiirdir İnsanlık tarihi kadar eski olan bu edebiyat vadisinde dolaşan söz üstatlarının ardına düşerek ben de yıllar var ki bu kulvarda yol kat etmeye gayret gösterdim Bugüne kadar okuyarak yazarak edebiyatın çeşitli alanlarında ve özellikle şiirle iç içe yaşamaya çalıştım Şiir kelimelerin belli bir uyum içinde dizilerek insanı dış dünyadan aldığı bilgiler yardımıyla iç âleminde oluşan ilham ve duyguların da karışımıyla gökkuşağı renklerine büründürüp doruklara doğru yükselten bir melodik anlatımdır Şair ise dilini ve kalemini yüksek duyguların hizmetine sunan bir mavera öyküsünü kelimeleri nota kalıbına dökerek uyumlu bir şekilde aktaran dava adamıdır Bu uzun ve ince yolda bir şair olarak bana düşen kelimelerin büyüsünden anlamlı kuleler dikerek sözcüklere takla attırıp sonra onları mısralara döktürürken yegâne yaşam gayemin 0 nu terennüm etmek olduğunu daima aklımda tutmaktır Bu bakış açısıyla şiir olanca bilgi birikim ve heyecanını O na iman davasının emrine verenlerin anlatmak istediklerini en üst perdeden seslendirerek kendilerini mananın doruklarına tırmandırmak arzusu için kullandıkları bir yazım sanatıdır Gelinen bu ulvî noktada kelimelerhep O nu seslendirir O nu terennüm ederler Bazen öyle olur ki sözcükler sükût eder devreden çıkarlar İşte o anda olanca his dünyasıyla sessizce konuşan yürektir Zaman olur kalem yazar yazan devre dışı kalır Bunun adı ilhamdır Deyişlerin Abdullah Bin Revâha Hassan Bin Sabit Kâ b Bin Züheyr ve hatta Mevlâna Yunus Emre Süleyman Çelebi Fuzûlî Şeyh Galip Nâbî ve Necip Fazıl gibi şiir üstatlarının söyledikleriyle karışır Bütün bu söz halitasında terennüm edilen aşk kara sevdaya dönüşür Bir mü min duyarlılığı ile bize düşen her daim özümüzü besleyerek yüreğimize vitamin olacak ve mana dünyamızda devrim yaptıracak ölümsüz aşkı arayıp bulmalı ve O na olan sevdamızı haykırmalıyız Unutmamalıyız ki y