MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Fiyat İstikrarı Para Politikası ve Türkiye de Enf — İlyas Şıklar

Fiyat İstikrarı Para Politikası ve Türkiye de Enf
200,00
Ekonomi

Fiyat İstikrarı Para Politikası ve Türkiye de Enf

İlyas Şıklar

Nisan Kitabevi Yayınları

167 sf.
16x24
Pelikan KitabeviEn ucuz

Fiyat İstikrarı Para Politikası ve Türkiye de Enf

İlyas Şıklar

Kitap Bilgisi Kitap Adı Fiyat İstikrarı Para Politikası ve Türkiye de Enflasyonun Yapısal Kaynakları Yazar İlyas Şıklar Açıklama Bir merkez bankasının para politikasını nasıl yürütmesi gerektiği tartışılırken para politikasının neyi başarıp neyi başaramayacağının ayırdında olmak doğru karar verebilmek açısından önemli noktalardan bir tanesidir Ekonomik faaliyetlerin kontrol edilebilmesi bağlamında nelerin merkez bankasının ulaşabilecekleri arasında yer aldığı konusunda net bir bilgi sahibi olmaksızın para politikası ile ilgili doğru tercihler yapabilmek mümkün değildir Merkez bankalarının neler yapabileceği ile ilgili bilimsel görüşler ve buna bağlı olarak para politikasının yürütülmesine ilişkin olarak yazılmış reçeteler zaman içerisinde değişime uğramıştır 1950 li ve 60 lı yıllarda para politikası Phillips eğrisi ile ifade edilen enflasyon oranı ve işsizlik oranı arasındaki ters yönlü ilişki çerçevesinde formüle edilmiştir A W Phillps tarafından ortaya atılan bu eğri iktisat teorisinde ve buna ilişkin literatürde yepyeni bir gelişmenin yolunu açmıştır İktisatçılar o dönemlerde enflasyonun yüksek veya düşük seviyede tutulması ile işsizliğin düşük veya yüksek düzeyde tutulabileceğine ilişkin teorik modeller geliştirmeye ve iktisat politikaları üretmeye başladılar Bu modellerde ve iktisat politikası önerilerinde fiyat istikrarı ile birlikte yaşanan işsizliğin çok yüksek olması durumunda merkez bankasının işsizlik oranını düşürmek için enflasyon yaratarak ekonomik faaliyetleri hızlandırabileceği düşünülmekteydi Ancak 1970 lerin başında enflasyon oranı ile işsizlik oranı arasındaki ters yönlü ilişkiye dair bilimsel destek ortadan kalktı Para teorisindeki gelişmeler ve ekonomilerde yaşanan parasal olguların daha net anlaşılması sonucunda iktisatçılar daha yüksek bir enflasyonun işsizlik oranını ancak geçici olarak düşürebileceğini ortaya koydular Uzunca bir süre sürdürülen genişlemeci bir para politikasının sonuçta işsizlik oranında bir düşüş olmaksızın daha yüksek bir enflasyon yaratabileceği literatürdeki çalışmalarda ortaya kondu Para politikasının etkinliğinin sınırlı olduğu şeklindeki bu görüş günümüzde geniş ölçüde kabul görmektedir Politika kararlarını alanlar için sorun ekonomik birimler para politikası önlemlerinin işsizlik üzerinde geçici bir etkiye sahip olduğunu bildikleri zaman para politikasının nasıl yürütüleceğine karar verebilmek bir diğer deyişle optimal tercihi yapabilmektir Hazırladığımız çalışma yukarıda ifade edilen genel iktisat politikası yaklaşımından yola çıkarak para enflasyon ilişkisini incelemekte fiyat istikrarı hedefine dönük para politikasının yürütülmesinde dikkat edilmesi gereken hususları ortaya koymayı amaçlamaktadır 6 Bölüm olarak planlanan çalışmanın ilk 4 bölümü para enflasyon ilişkisinin teorik temellerini ortaya koyan ve fiyat istikrarına dönük para politikasının yürütülmesi süreçlerini inceleyen teorik altyapıyı ele alan bölümlerden oluşmaktadır Çalışmanın son 2 bölümü ise Türkiye de yaşanan enflasyonist sürecin yapısal nedenlerini incelemeyi ve düşük enflasyona geçişin yükleyeceği maliyetleri tahmin etmeyi hedeflemektedir Kimi zaman ölçümündeki belirsizliğe kimi zaman değişiminin altında yatan faktörlerin belirlenmesindeki güçlüğe bağlı olarak enflasyon olgusuna ilişkin ampirik çalışmalar para politikasını yürütenlerin ilgi odağıdır Aslında her iki neden de para politikasının daha iyi yürütülmesi ile yakından ilişkilidir Bir yandan enflasyon olgusunun iyi ölçülememesi durumunda enflasyonist baskı yaratan kalıcı faktörleri enflasyon oranında geçici dalgalanmalar yaratan faktörlerden ayırt edebilmek mümkün olmaz Öte yandan enflasyonist baskının kaynağı ayırt edilemezse yani arz yönlü faktörler mi veya talep yönlü faktörler mi para politikası için doğru yolu belirlemek oldukça zor olacaktır Her iki neden önemli olsa da bu çalışma ikinci neden üzerinde yoğunlaşmakta yani iç talepteki kaymalardan kaynaklanan enflasyonist baskılar ile arzdaki kaymalardan kaynaklananlar arasında ayırım yapmayı mümkün kılan bir yöntem kullanılmaktadır Öte yandan enflasyon yüksek düzeylere ulaştığında ekonomik büyüme üzerinde negatif etkisi söz konusu iken bu oranı kabul edilebilir düzeye çekmek amacıyla uygulanan para ve maliye politikalarının üretim kaybı cinsinden maliyet yaratması kaçınılmazdır Çalışmanın son bölümü dezenflasyonist sürecin üretim kaybı cinsinden maliyetini toplam arz eğrisinin eğimine bağlı olarak belirlenmeyi amaçlamaktadır Okuyucuya yararlı olması dileği ile

Ekin Kitap
205,00

Nisan Kitabevi

2023167 sf.
Ekin Kitap

Bir merkez bankasının para politikasını nasıl yürütmesi gerektiği tartışılırken para politikasının neyi başarıp neyi başaramayacağının ayırdında olmak doğru karar verebilmek açısından önemli noktalardan bir tanesidir Ekonomik faaliyetlerin kontrol edilebilmesi bağlamında nelerin merkez bankasının ulaşabilecekleri arasında yer aldığı konusunda net bir bilgi sahibi olmaksızın para politikası ile ilgili doğru tercihler yapabilmek mümkün değildir Merkez bankalarının neler yapabileceği ile ilgili bilimsel görüşler ve buna bağlı olarak para politikasının yürütülmesine ilişkin olarak yazılmış reçeteler zaman içerisinde değişime uğramıştır 1950 li ve 60 lı yıllarda para politikası Phillips eğrisi ile ifade edilen enflasyon oranı ve işsizlik oranı arasındaki ters yönlü ilişki çerçevesinde formüle edilmiştir A W Phillps tarafından ortaya atılan bu eğri iktisat teorisinde ve buna ilişkin literatürde yepyeni bir gelişmenin yolunu açmıştır İktisatçılar o dönemlerde enflasyonun yüksek veya düşük seviyede tutulması ile işsizliğin düşük veya yüksek düzeyde tutulabileceğine ilişkin teorik modeller geliştirmeye ve iktisat politikaları üretmeye başladılar Bu modellerde ve iktisat politikası önerilerinde fiyat istikrarı ile birlikte yaşanan işsizliğin çok yüksek olması durumunda merkez bankasının işsizlik oranını düşürmek için enflasyon yaratarak ekonomik faaliyetleri hızlandırabileceği düşünülmekteydi Ancak 1970 lerin başında enflasyon oranı ile işsizlik oranı arasındaki ters yönlü ilişkiye dair bilimsel destek ortadan kalktı Para teorisindeki gelişmeler ve ekonomilerde yaşanan parasal olguların daha net anlaşılması sonucunda iktisatçılar daha yüksek bir enflasyonun işsizlik oranını ancak geçici olarak düşürebileceğini ortaya koydular Uzunca bir süre sürdürülen genişlemeci bir para politikasının sonuçta işsizlik oranında bir düşüş olmaksızın daha yüksek bir enflasyon yaratabileceği literatürdeki çalışmalarda ortaya kondu Para politikasının etkinliğinin sınırlı olduğu şeklindeki bu görüş günümüzde geniş ölçüde kabul görmektedir Politika kararlarını alanlar için sorun ekonomik birimler para politikası önlemlerinin işsizlik üzerinde geçici bir etkiye sahip olduğunu bildikleri zaman para politikasının nasıl yürütüleceğine karar verebilmek bir diğer deyişle optimal tercihi yapabilmektir Hazırladığımız çalışma yukarıda ifade edilen genel iktisat politikası yaklaşımından yola çıkarak para enflasyon ilişkisini incelemekte fiyat istikrarı hedefine dönük para politikasının yürütülmesinde dikkat edilmesi gereken hususları ortaya koymayı amaçlamaktadır 6 Bölüm olarak planlanan çalışmanın ilk 4 bölümü para enflasyon ilişkisinin teorik temellerini ortaya koyan ve fiyat istikrarına dönük para politikasının yürütülmesi süreçlerini inceleyen teorik altyapıyı ele alan bölümlerden oluşmaktadır Çalışmanın son 2 bölümü ise Türkiye de yaşanan enflasyonist sürecin yapısal nedenlerini incelemeyi ve düşük enflasyona geçişin yükleyeceği maliyetleri tahmin etmeyi hedeflemektedir Kimi zaman ölçümündeki belirsizliğe kimi zaman değişiminin altında yatan faktörlerin belirlenmesindeki güçlüğe bağlı olarak enflasyon olgusuna ilişkin ampirik çalışmalar para politikasını yürütenlerin ilgi odağıdır Aslında her iki neden de para politikasının daha iyi yürütülmesi ile yakından ilişkilidir Bir yandan enflasyon olgusunun iyi ölçülememesi durumunda enflasyonist baskı yaratan kalıcı faktörleri enflasyon oranında geçici dalgalanmalar yaratan faktörlerden ayırt edebilmek mümkün olmaz Öte yandan enflasyonist baskının kaynağı ayırt edilemezse yani arz yönlü faktörler mi veya talep yönlü faktörler mi para politikası için doğru yolu belirlemek oldukça zor olacaktır Her iki neden önemli olsa da bu çalışma ikinci neden üzerinde yoğunlaşmakta yani iç talepteki kaymalardan kaynaklanan enflasyonist baskılar ile arzdaki kaymalardan kaynaklananlar arasında ayırım yapmayı mümkün kılan bir yöntem kullanılmaktadır Öte yandan enflasyon yüksek düzeylere ulaştığında ekonomik büyüme üzerinde negatif etkisi söz konusu iken bu oranı kabul edilebilir düzeye çekmek amacıyla uygulanan para ve maliye politikalarının üretim kaybı cinsinden maliyet yaratması kaçınılmazdır Çalışmanın son bölümü dezenflasyonist sürecin üretim kaybı cinsinden maliyetini toplam arz eğrisinin eğimine bağlı olarak belirlenmeyi amaçlamaktadır Okuyucuya yararlı olması dileği ile

Tamadres
212,50

Nisan Kitabevi

Kasım 2023167 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Bir merkez bankasının para politikasını nasıl yürütmesi gerektiği tartışılırken para politikasının neyi başarıp neyi başaramayacağının ayırdında olmak doğru karar verebilmek açısından önemli noktalardan bir tanesidir Ekonomik faaliyetlerin kontrol edilebilmesi bağlamında nelerin merkez bankasının ulaşabilecekleri arasında yer aldığı konusunda net bir bilgi sahibi olmaksızın para politikası ile ilgili doğru tercihler yapabilmek mümkün değildir Merkez bankalarının neler yapabileceği ile ilgili bilimsel görüşler ve buna bağlı olarak para politikasının yürütülmesine ilişkin olarak yazılmış reçeteler zaman içerisinde değişime uğramıştır 1950 li ve 60 lı yıllarda para politikası Phillips eğrisi ile ifade edilen enflasyon oranı ve işsizlik oranı arasındaki ters yönlü ilişki çerçevesinde formüle edilmiştir A W Phillps tarafından ortaya atılan bu eğri iktisat teorisinde ve buna ilişkin literatürde yepyeni bir gelişmenin yolunu açmıştır İktisatçılar o dönemlerde enflasyonun yüksek veya düşük seviyede tutulması ile işsizliğin düşük veya yüksek düzeyde tutulabileceğine ilişkin teorik modeller geliştirmeye ve iktisat politikaları üretmeye başladılar Bu modellerde ve iktisat politikası önerilerinde fiyat istikrarı ile birlikte yaşanan işsizliğin çok yüksek olması durumunda merkez bankasının işsizlik oranını düşürmek için enflasyon yaratarak ekonomik faaliyetleri hızlandırabileceği düşünülmekteydi Ancak 1970 lerin başında enflasyon oranı ile işsizlik oranı arasındaki ters yönlü ilişkiye dair bilimsel destek ortadan kalktı Para teorisindeki gelişmeler ve ekonomilerde yaşanan parasal olguların daha net anlaşılması sonucunda iktisatçılar daha yüksek bir enflasyonun işsizlik oranını ancak geçici olarak düşürebileceğini ortaya koydular Uzunca bir süre sürdürülen genişlemeci bir para politikasının sonuçta işsizlik oranında bir düşüş olmaksızın daha yüksek bir enflasyon yaratabileceği literatürdeki çalışmalarda ortaya kondu Para politikasının etkinliğinin sınırlı olduğu şeklindeki bu görüş günümüzde geniş ölçüde kabul görmektedir Politika kararlarını alanlar için sorun ekonomik birimler para politikası önlemlerinin işsizlik üzerinde geçici bir etkiye sahip olduğunu bildikleri zaman para politikasının nasıl yürütüleceğine karar verebilmek bir diğer deyişle optimal tercihi yapabilmektir Hazırladığımız çalışma yukarıda ifade edilen genel iktisat politikası yaklaşımından yola çıkarak para enflasyon ilişkisini incelemekte fiyat istikrarı hedefine dönük para politikasının yürütülmesinde dikkat edilmesi gereken hususları ortaya koymayı amaçlamaktadır 6 Bölüm olarak planlanan çalışmanın ilk 4 bölümü para enflasyon ilişkisinin teorik temellerini ortaya koyan ve fiyat istikrarına dönük para politikasının yürütülmesi süreçlerini inceleyen teorik altyapıyı ele alan bölümlerden oluşmaktadır Çalışmanın son 2 bölümü ise Türkiye de yaşanan enflasyonist sürecin yapısal nedenlerini incelemeyi ve düşük enflasyona geçişin yükleyeceği maliyetleri tahmin etmeyi hedeflemektedir Kimi zaman ölçümündeki belirsizliğe kimi zaman değişiminin altında yatan faktörlerin belirlenmesindeki güçlüğe bağlı olarak enflasyon olgusuna ilişkin ampirik çalışmalar para politikasını yürütenlerin ilgi odağıdır Aslında her iki neden de para politikasının daha iyi yürütülmesi ile yakından ilişkilidir Bir yandan enflasyon olgusunun iyi ölçülememesi durumunda enflasyonist baskı yaratan kalıcı faktörleri enflasyon oranında geçici dalgalanmalar yaratan faktörlerden ayırt edebilmek mümkün olmaz Öte yandan enflasyonist baskının kaynağı ayırt edilemezse yani arz yönlü faktörler mi veya talep yönlü faktörler mi para politikası için doğru yolu belirlemek oldukça zor olacaktır Her iki neden önemli olsa da bu çalışma ikinci neden üzerinde yoğunlaşmakta yani iç talepteki kaymalardan kaynaklanan enflasyonist baskılar ile arzdaki kaymalardan kaynaklananlar arasında ayırım yapmayı mümkün kılan bir yöntem kullanılmaktadır Öte yandan enflasyon yüksek düzeylere ulaştığında ekonomik büyüme üzerinde negatif etkisi söz konusu iken bu oranı kabul edilebilir düzeye çekmek amacıyla uygulanan para ve maliye politikalarının üretim kaybı cinsinden maliyet yaratması kaçınılmazdır Çalışmanın son bölümü dezenflasyonist sürecin üretim kaybı cinsinden maliyetini toplam arz eğrisinin eğimine bağlı olarak belirlenmeyi amaçlamaktadır Okuyucuya yararlı olması dileği ile

Ucuz Kitap Al
225,00

Nisan Kitabevi

Kasım 2023167 sf.
16.00x24.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

İlyas Şıklar tarafından kaleme alınan Fiyat İstikrarı Para Politikası ve Türkiye de Enflasyonun Yapısal Kaynakları Nisan Kitabevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Fiyat İstikrarı Para Politikası ve Türkiye de Enflasyonun Yapısal Kaynakları İlyas Şıklar Kitap Özeti Bir merkez bankasının para politikasını nasıl yürütmesi gerektiği tartışılırken para politikasının neyi başarıp neyi başaramayacağının ayırdında olmak doğru karar verebilmek açısından önemli noktalardan bir tanesidir Ekonomik faaliyetlerin kontrol edilebilmesi bağlamında nelerin merkez bankasının ulaşabilecekleri arasında yer aldığı konusunda net bir bilgi sahibi olmaksızın para politikası ile ilgili doğru tercihler yapabilmek mümkün değildir Merkez bankalarının neler yapabileceği ile ilgili bilimsel görüşler ve buna bağlı olarak para politikasının yürütülmesine ilişkin olarak yazılmış reçeteler zaman içerisinde değişime uğramıştır 1950 li ve 60 lı yıllarda para politikası Phillips eğrisi ile ifade edilen enflasyon oranı ve işsizlik oranı arasındaki ters yönlü ilişki çerçevesinde formüle edilmiştir A W Phillps tarafından ortaya atılan bu eğri iktisat teorisinde ve buna ilişkin literatürde yepyeni bir gelişmenin yolunu açmıştır İktisatçılar o dönemlerde enflasyonun yüksek veya düşük seviyede tutulması ile işsizliğin düşük veya yüksek düzeyde tutulabileceğine ilişkin teorik modeller geliştirmeye ve iktisat politikaları üretmeye başladılar Bu modellerde ve iktisat politikası önerilerinde fiyat istikrarı ile birlikte yaşanan işsizliğin çok yüksek olması durumunda merkez bankasının işsizlik oranını düşürmek için enflasyon yaratarak ekonomik faaliyetleri hızlandırabileceği düşünülmekteydi Ancak 1970 lerin başında enflasyon oranı ile işsizlik oranı arasındaki ters yönlü ilişkiye dair bilimsel destek ortadan kalktı Para teorisindeki gelişmeler ve ekonomilerde yaşanan parasal olguların daha net anlaşılması sonucunda iktisatçılar daha yüksek bir enflasyonun işsizlik oranını ancak geçici olarak düşürebileceğini ortaya koydular Uzunca bir süre sürdürülen genişlemeci bir para politikasının sonuçta işsizlik oranında bir düşüş olmaksızın daha yüksek bir enflasyon yaratabileceği literatürdeki çalışmalarda ortaya kondu Para politikasının etkinliğinin sınırlı olduğu şeklindeki bu görüş günümüzde geniş ölçüde kabul görmektedir Politika kararlarını alanlar için sorun ekonomik birimler para politikası önlemlerinin işsizlik üzerinde geçici bir etkiye sahip olduğunu bildikleri zaman para politikasının nasıl yürütüleceğine karar verebilmek bir diğer deyişle optimal tercihi yapabilmektir Hazırladığımız çalışma yukarıda ifade edilen genel iktisat politikası yaklaşımından yola çıkarak para enflasyon ilişkisini incelemekte fiyat istikrarı hedefine dönük para politikasının yürütülmesinde dikkat edilmesi gereken hususları ortaya koymayı amaçlamaktadır 6 Bölüm olarak planlanan çalışmanın ilk 4 bölümü para enflasyon ilişkisinin teorik temellerini ortaya koyan ve fiyat istikrarına dönük para politikasının yürütülmesi süreçlerini inceleyen teorik altyapıyı ele alan bölümlerden oluşmaktadır Çalışmanın son 2 bölümü ise Türkiye de yaşanan enflasyonist sürecin yapısal nedenlerini incelemeyi ve düşük enflasyona geçişin yükleyeceği maliyetleri tahmin etmeyi hedeflemektedir Kimi zaman ölçümündeki belirsizliğe kimi zaman değişiminin altında yatan faktörlerin belirlenmesindeki güçlüğe bağlı olarak enflasyon olgusuna ilişkin ampirik çalışmalar para politikasını yürütenlerin ilgi odağıdır Aslında her iki neden de para politikasının daha iyi yürütülmesi ile yakından ilişkilidir Bir yanda Yayınevi Nisan Kitabevi Yazar İlyas Şıklar Sayfa 167 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Kasım 2023 Barkod 9789758675937 Kategori Ekonomi