Gavur Sami — Mustafa Kaplan

Gavur Sami
Mustafa KaplanGece Kitaplığı
Gavur Sami
Mustafa Kaplanİstanbul un kenar mahallelerinden birine çöken akşam sanki gökyüzüyle birlikte ağırlaşıyordu Beton binaların aralarına sıkışmış rüzgârın bile tereddüt ederek dolaştığı dar sokaklar şehirden çok başka bir zamana aitti Uzaktan gelen egzoz uğultuları burada yankısını kaybeder yerini yıllardır aynı taşların üzerinde sürünen yorgun bir sessizlik alırdı Bu mahallenin göbeğinde zamanın hafızasına gömülmüş bir mekân yükselirdi Karafaik in Kahvehanesi Dışarıdan bakıldığında çürümeye yüz tutmuş ahşap çerçeveler içeriden bakanlara ise hiç değişmeyen bir sıcaklık ve esrar dolu bir loşluk sunardı Sararmış gazete kupürleri yıllar önce çekilmiş siyah beyaz fotoğraflar ve duvarlardan sarkan paslı lambalar Hepsi bir hikâye anlatır ama hiçbiri gürültüye gelemezdi Kerem o akşam her zamanki gibi arkadaşlarıyla buluşmuştu Küçük masalarında ince belli bardaklar tıkırdıyor tavla pullarının takırtısı saate karışıyordu Fakat hava alışılmışın dışında bir gerginliğe bürünmüştü sanki görünmeyen bir el köşelerde birikmiş havayı sıkıştırıyor nefesleri daraltıyordu Kerem bunu hissettiği anda gözleri istemsizce kahvehanenin en karanlık noktasına kaydı Ve orada onu gördü

Gece Kitaplığı
İstanbul un kenar mahallelerinden birine çöken akşam sanki gökyüzüyle birlikte ağırlaşıyordu Beton binaların aralarına sıkışmış rüzgârın bile tereddüt ederek dolaştığı dar sokaklar şehirden çok başka bir zamana aitti Uzaktan gelen egzoz uğultuları burada yankısını kaybeder yerini yıllardır aynı taşların üzerinde sürünen yorgun bir sessizlik alırdı Bu mahallenin göbeğinde zamanın hafızasına gömülmüş bir mekân yükselirdi Karafaik in Kahvehanesi Dışarıdan bakıldığında çürümeye yüz tutmuş ahşap çerçeveler içeriden bakanlara ise hiç değişmeyen bir sıcaklık ve esrar dolu bir loşluk sunardı Sararmış gazete kupürleri yıllar önce çekilmiş siyah beyaz fotoğraflar ve duvarlardan sarkan paslı lambalar Hepsi bir hikâye anlatır ama hiçbiri gürültüye gelemezdi Kerem o akşam her zamanki gibi arkadaşlarıyla buluşmuştu Küçük masalarında ince belli bardaklar tıkırdıyor tavla pullarının takırtısı saate karışıyordu Fakat hava alışılmışın dışında bir gerginliğe bürünmüştü sanki görünmeyen bir el köşelerde birikmiş havayı sıkıştırıyor nefesleri daraltıyordu Kerem bunu hissettiği anda gözleri istemsizce kahvehanenin en karanlık noktasına kaydı Ve orada onu gördü Tanıtım Bülteninden

Gece Kitaplığı
İstanbul un kenar mahallelerinden birine çöken akşam sanki gökyüzüyle birlikte ağırlaşıyordu Beton binaların aralarına sıkışmış rüzgârın bile tereddüt ederek dolaştığı dar sokaklar şehirden çok başka bir zamana aitti Uzaktan gelen egzoz uğultuları burada yankısını kaybeder yerini yıllardır aynı taşların üzerinde sürünen yorgun bir sessizlik alırdı Bu mahallenin göbeğinde zamanın hafızasına gömülmüş bir mekân yükselirdi Karafaik in Kahvehanesi Dışarıdan bakıldığında çürümeye yüz tutmuş ahşap çerçeveler içeriden bakanlara ise hiç değişmeyen bir sıcaklık ve esrar dolu bir loşluk sunardı Sararmış gazete kupürleri yıllar önce çekilmiş siyah beyaz fotoğraflar ve duvarlardan sarkan paslı lambalar Hepsi bir hikâye anlatır ama hiçbiri gürültüye gelemezdi Kerem o akşam her zamanki gibi arkadaşlarıyla buluşmuştu Küçük masalarında ince belli bardaklar tıkırdıyor tavla pullarının takırtısı saate karışıyordu Fakat hava alışılmışın dışında bir gerginliğe bürünmüştü sanki görünmeyen bir el köşelerde birikmiş havayı sıkıştırıyor nefesleri daraltıyordu Kerem bunu hissettiği anda gözleri istemsizce kahvehanenin en karanlık noktasına kaydı Ve orada onu gördü

Gece Kitaplığı
İstanbul un kenar mahallelerinden birine çöken akşam sanki gökyüzüyle birlikte ağırlaşıyordu Beton binaların aralarına sıkışmış rüzgârın bile tereddüt ederek dolaştığı dar sokaklar şehirden çok başka bir zamana aitti Uzaktan gelen egzoz uğultuları burada yankısını kaybeder yerini yıllardır aynı taşların üzerinde sürünen yorgun bir sessizlik alırdı Bu mahallenin göbeğinde zamanın hafızasına gömülmüş bir mekân yükselirdi Karafaik in Kahvehanesi Dışarıdan bakıldığında çürümeye yüz tutmuş ahşap çerçeveler içeriden bakanlara ise hiç değişmeyen bir sıcaklık ve esrar dolu bir loşluk sunardı Sararmış gazete kupürleri yıllar önce çekilmiş siyah beyaz fotoğraflar ve duvarlardan sarkan paslı lambalar Hepsi bir hikâye anlatır ama hiçbiri gürültüye gelemezdi Kerem o akşam her zamanki gibi arkadaşlarıyla buluşmuştu Küçük masalarında ince belli bardaklar tıkırdıyor tavla pullarının takırtısı saate karışıyordu Fakat hava alışılmışın dışında bir gerginliğe bürünmüştü sanki görünmeyen bir el köşelerde birikmiş havayı sıkıştırıyor nefesleri daraltıyordu Kerem bunu hissettiği anda gözleri istemsizce kahvehanenin en karanlık noktasına kaydı Ve orada onu gördü

Gece Kitaplığı Yayınları
İstanbul un kenar mahallelerinden birine çöken akşam sanki gökyüzüyle birlikte ağırlaşıyordu Beton binaların aralarına sıkışmış rüzgârın bile tereddüt ederek dolaştığı dar sokaklar şehirden çok başka bir zamana aitti Uzaktan gelen egzoz uğultuları burada yankısını kaybeder yerini yıllardır aynı taşların üzerinde sürünen yorgun bir sessizlik alırdı Bu mahallenin göbeğinde zamanın hafızasına gömülmüş bir mekân yükselirdi Karafaik in Kahvehanesi Dışarıdan bakıldığında çürümeye yüz tutmuş ahşap çerçeveler içeriden bakanlara ise hiç değişmeyen bir sıcaklık ve esrar dolu bir loşluk sunardı Sararmış gazete kupürleri yıllar önce çekilmiş siyah beyaz fotoğraflar ve duvarlardan sarkan paslı lambalar Hepsi bir hikâye anlatır ama hiçbiri gürültüye gelemezdi Kerem o akşam her zamanki gibi arkadaşlarıyla buluşmuştu Küçük masalarında ince belli bardaklar tıkırdıyor tavla pullarının takırtısı saate karışıyordu Fakat hava alışılmışın dışında bir gerginliğe bürünmüştü sanki görünmeyen bir el köşelerde birikmiş havayı sıkıştırıyor nefesleri daraltıyordu Kerem bunu hissettiği anda gözleri istemsizce kahvehanenin en karanlık noktasına kaydı Ve orada onu gördü

Gece Kitaplığı
İstanbul un kenar mahallelerinden birine çöken akşam sanki gökyüzüyle birlikte ağırlaşıyordu Beton binaların aralarına sıkışmış rüzgârın bile tereddüt ederek dolaştığı dar sokaklar şehirden çok başka bir zamana aitti Uzaktan gelen egzoz uğultuları burada yankısını kaybeder yerini yıllardır aynı taşların üzerinde sürünen yorgun bir sessizlik alırdı Bu mahallenin göbeğinde zamanın hafızasına gömülmüş bir mekân yükselirdi Karafaik in Kahvehanesi Dışarıdan bakıldığında çürümeye yüz tutmuş ahşap çerçeveler içeriden bakanlara ise hiç değişmeyen bir sıcaklık ve esrar dolu bir loşluk sunardı Sararmış gazete kupürleri yıllar önce çekilmiş siyah beyaz fotoğraflar ve duvarlardan sarkan paslı lambalar Hepsi bir hikâye anlatır ama hiçbiri gürültüye gelemezdi Kerem o akşam her zamanki gibi arkadaşlarıyla buluşmuştu Küçük masalarında ince belli bardaklar tıkırdıyor tavla pullarının takırtısı saate karışıyordu Fakat hava alışılmışın dışında bir gerginliğe bürünmüştü sanki görünmeyen bir el köşelerde birikmiş havayı sıkıştırıyor nefesleri daraltıyordu Kerem bunu hissettiği anda gözleri istemsizce kahvehanenin en karanlık noktasına kaydı Ve orada onu gördü