Gece Yarısı — Mehmet Ünlü

Gece Yarısı
Mehmet ÜnlüKarahan Kitabevi
Gece Yarısı
Mehmet ÜnlüEylülün son günleri olmasına rağmen hava oldukça sıcaktı köyde Nereden geldiği bilinmeyen bir de toz vardı Böyle sıcaklarda terleyenlere yapışarak sıcağı daha da dayanılmaz hale getirirdi Bu haliyle köy bir çölün üzerine kurulmuş gibi gelirdi dışarıdan gelenlere Ama tüm bunlar sıradandı Mutfağına bir kavanoz reçel dökülmüş Deniz Hanım ter içinde uyanıp mutfağa gittiğinde çıplak ayağının tabanlarının yapış yapış olduğunu fark edene kadar Bu manzaraya ilk gözleriyle değil de ayaklarıyla şahit olması onun son derece uyku düşkünü olmasından ve yürürken gözlerini kapalı tutmasındandı Sağ ayağını kaldırdığında sünen akışkan reçeli gördüğünde terbiyesinin elverdiğince bir küfür etti önce Sonra sandalyeye oturarak eline aldığı peçeteyle söylene söylene ayağını temizlemeye başladı Ortalığa saçılmış cam kırıklarını büyük bir dikkatle kaldırıp çöp poşetine attı Reçelin üzerine konan sinekler bir daha uçamıyor kondukları yerde kalıyordu Üzerine toplanmaya başlamış karıncalar da eklenince iyice mide bulandırıcı bir manzaraya dönüşüyordu

KARAHAN KİTABEVİ
Eylülün son günleri olmasına rağmen hava oldukça sıcaktı köyde Nereden geldiği bilinmeyen bir de toz vardı Böyle sıcaklarda terleyenlere yapışarak sıcağı daha da dayanılmaz hale getirirdi Bu haliyle köy bir çölün üzerine kurulmuş gibi gelirdi dışarıdan gelenlere Ama tüm bunlar sıradandı Mutfağına bir kavanoz reçel dökülmüş Deniz Hanım ter içinde uyanıp mutfağa gittiğinde çıplak ayağının tabanlarının yapış yapış olduğunu fark edene kadar Bu manzaraya ilk gözleriyle değil de ayaklarıyla şahit olması onun son derece uyku düşkünü olmasından ve yürürken gözlerini kapalı tutmasındandı Sağ ayağını kaldırdığında sünen akışkan reçeli gördüğünde terbiyesinin elverdiğince bir küfür etti önce Sonra sandalyeye oturarak eline aldığı peçeteyle söylene söylene ayağını temizlemeye başladı Ortalığa saçılmış cam kırıklarını büyük bir dikkatle kaldırıp çöp poşetine attı Reçelin üzerine konan sinekler bir daha uçamıyor kondukları yerde kalıyordu Üzerine toplanmaya başlamış karıncalar da eklenince iyice mide bulandırıcı bir manzaraya dönüşüyordu

Karahan Kitabevi
Eylülün son günleri olmasına rağmen hava oldukça sıcaktı köyde Nereden geldiği bilinmeyen bir de toz vardı Böyle sıcaklarda terleyenlere yapışarak sıcağı daha da dayanılmaz hale getirirdi Bu haliyle köy bir çölün üzerine kurulmuş gibi gelirdi dışarıdan gelenlere Ama tüm bunlar sıradandı Mutfağına bir kavanoz reçel dökülmüş Deniz Hanım ter içinde uyanıp mutfağa gittiğinde çıplak ayağının tabanlarının yapış yapış olduğunu fark edene kadar Bu manzaraya ilk gözleriyle değil de ayaklarıyla şahit olması onun son derece uyku düşkünü olmasından ve yürürken gözlerini kapalı tutmasındandı Sağ ayağını kaldırdığında sünen akışkan reçeli gördüğünde terbiyesinin elverdiğince bir küfür etti önce Sonra sandalyeye oturarak eline aldığı peçeteyle söylene söylene ayağını temizlemeye başladı Ortalığa saçılmış cam kırıklarını büyük bir dikkatle kaldırıp çöp poşetine attı Reçelin üzerine konan sinekler bir daha uçamıyor kondukları yerde kalıyordu Üzerine toplanmaya başlamış karıncalar da eklenince iyice mide bulandırıcı bir manzaraya dönüşüyordu

Karahan Kitabevi
1956 da Elazığ Karakoçan ilçesi Özlüce köyünde doğdu İlkokulu aynı köyde okudu Karakoçan Ortaokulunu 1969 70 öğretim yılında bitirdikkten sonra sınavla Tunceli Erkek İlk öğretmen okuluna girdi Son sınıfı Gaziantep Erkek İlk öğretmen okulunda okudu 1973 74 te bu okuldan mezun olduktan sonra aynı yıl Erzurum Kazım Karabekir Eğt Enst Türkçe bölümüne girdi 1977 78 öğretim yılında öerğnimini tamamlayıp Karakoçan Lisesi türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğine atandı 12 Eylül darbesiyle 1981 de Adana ya tayin edildi 1981 85 yıllarında Adana Hadırlı Ortaokulu Türkçe öğretmeni ve okul müdürü olarak görev yaptı 1985 te Adana Borsa Lisesi T Dili ve Edebiyatı öğretmenliğine atandı 1990 91 öğretim yılıında Anadolu Üniversitesi lisans tamamlama programı bitirdi O güzelliği sevgiyi dünyayı iyiyi kötüyü yaşamayı onuru öğretti derslerinde 32 yıl boyunca Edebiyat ve kompozisyon derslerinin gereği olarak öğrencilerinin alabildiğince konuşmasını birbirleriyle uygar bir biçimde tartışmalarını sağladı Öğrencileri onun derslerinde kavga etmeden tartışmayı öğrendiler Okumayı araştırmayı seven bir öğretmendir Öğretmen lisesinde okurken şiir yazmaya başladı Şiirlerini öğrencileriyle paylaştı Şiirlerin çoğu Karakoçan İlçe Haber gazetesinde yayınlandı 2006 yılında emekliye ayrıldı Bir fabrikada Genel Müdür olarak 2 yıl çalıştıktan sonra bu görevden ayrılarak SHP de politikaya atıldı Sırasıyla İl Eğitim Sekreterliği ve İl Sekreterlği görevlerinde bulundu Evli 2 çocuk babasıdır

Karahan Kitabevi
Eylülün son günleri olmasına rağmen hava oldukça sıcaktı köyde Nereden geldiği bilinmeyen bir de toz vardı Böyle sıcaklarda terleyenlere yapışarak sıcağı daha da dayanılmaz hale getirirdi Bu haliyle köy bir çölün üzerine kurulmuş gibi gelirdi dışarıdan gelenlere Ama tüm bunlar sıradandı Mutfağına bir kavanoz reçel dökülmüş Deniz Hanım ter içinde uyanıp mutfağa gittiğinde çıplak ayağının tabanlarının yapış yapış olduğunu fark edene kadar Bu manzaraya ilk gözleriyle değil de ayaklarıyla şahit olması onun son derece uyku düşkünü olmasından ve yürürken gözlerini kapalı tutmasındandı Sağ ayağını kaldırdığında sünen akışkan reçeli gördüğünde terbiyesinin elverdiğince bir küfür etti önce Sonra sandalyeye oturarak eline aldığı peçeteyle söylene söylene ayağını temizlemeye başladı Ortalığa saçılmış cam kırıklarını büyük bir dikkatle kaldırıp çöp poşetine attı Reçelin üzerine konan sinekler bir daha uçamıyor kondukları yerde kalıyordu Üzerine toplanmaya başlamış karıncalar da eklenince iyice mide bulandırıcı bir manzaraya dönüşüyordu Tanıtım Bülteninden