Geçmiş Zamanların Mekanların ve Hatırlamaların Rafında Kadıköy ün Kitabı — Tamer Kütükçü

Geçmiş Zamanların Mekanların ve Hatırlamaların Rafında Kadıköy ün Kitabı
Tamer KütükçüÖtüken Neşriyat
Geçmiş Zamanların Mekanların ve Hatırlamaların Rafında Kadıköy ün Kitabı
Tamer KütükçüKaybolan Selamiçeşme de unutulmaz simalar vardı ki bunlardan biri Şişman Yanko idi Asıl adı Yanko Ananyadis ti Tuhafiye işi ile uğraşırdı Her türlü yünlü peştamal Amerikan bezi ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir Rumların pek çoğu gibi bunları satmaz şarap yapardı 1930 da Yanko Yunanistan ın yolunu tuttu Köşkün yeni yaşamı Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu Ne var ki bu ailenin yaşantısı Yanko nunki kadar keyifle örülü olamadı Tevfik Bey in oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu Evin tüm neşesi sönüktü Hatta rivayet olunur ki bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve ah demişti kurbanda kavurmalar mis gibi kokar hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim Orhan aynı yıl köşkün bahçesine de bu dünyaya da veda edecekti Kızıltoprak a giderken Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesi nin bulunduğu yere yakın semtin bu cümbüşlü dünyevi havasıyla iç içe bir dergâh yer alırdı Mecidiye Dergâhı Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı Bahçede ulu ağaçlar olmayıp erik armut ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu 1925 te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhı nın son şeyhi Yusuf Fahri Baba 12 01 1891 12 12 1967 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve O da bizim gibi çöküyor derdi Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı

Ötüken Neşriyat
Kaybolan Selamiçeşme de unutulmaz simalar vardı ki bunlardan biri Şişman Yanko idi Asıl adı Yanko Ananyadis ti Tuhafiye işi ile uğraşırdı Her türlü yünlü peştamal Amerikan bezi ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir Rumların pek çoğu gibi bunları satmaz şarap yapardı 1930 da Yanko Yunanistan ın yolunu tuttu Köşkün yeni yaşamı Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu Ne var ki bu ailenin yaşantısı Yanko nunki kadar keyifle örülü olamadı Tevfik Bey in oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu Evin tüm neşesi sönüktü Hatta rivayet olunur ki bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve ah demişti kurbanda kavurmalar mis gibi kokar hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim Orhan aynı yıl köşkün bahçesine de bu dünyaya da veda edecekti Kızıltoprak a giderken Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesi nin bulunduğu yere yakın semtin bu cümbüşlü dünyevi havasıyla iç içe bir dergâh yer alırdı Mecidiye Dergâhı Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı Bahçede ulu ağaçlar olmayıp erik armut ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu 1925 te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhı nın son şeyhi Yusuf Fahri Baba 12 01 1891 12 12 1967 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve O da bizim gibi çöküyor derdi Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı

Ötüken Neşriyat
Kaybolan Selamiçeşmede unutulmaz simalar vardı ki bunlardan biri Şişman Yanko idi Asıl adı Yanko Ananyadisti Tuhafiye işi ile uğraşırdı Her türlü yünlü peştamal Amerikan bezi ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir Rumların pek çoğu gibi bunları satmaz şarap yapardı 1930da Yanko Yunanistanın yolunu tuttu Köşkün yeni yaşamı Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu Ne var ki bu ailenin yaşantısı Yankonunki kadar keyifle örülü olamadı Tevfik Beyin oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu Evin tüm neşesi sönüktü Hatta rivayet olunur ki bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve ah demişti kurbanda kavurmalar mis gibi kokar hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim Orhan aynı yıl köşkün bahçesine de bu dünyaya da veda edecekti Kızıltopraka giderken Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesinin bulunduğu yere yakın semtin bu cümbüşlü dünyevi havasıyla iç içe bir dergâh yer alırdı Mecidiye Dergâhı Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı Bahçede ulu ağaçlar olmayıp erik armut ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu 1925te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhının son şeyhi Yusuf Fahri Baba 12 01 1891 12 12 1967 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve O da bizim gibi çöküyor derdi Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı

Ötüken Neşriyat
Kaybolan Selamiçeşme de unutulmaz simalar vardı ki bunlardan biri Şişman Yanko idi Asıl adı Yanko Ananyadis ti Tuhafiye işi ile uğraşırdı Her türlü yünlü peştamal Amerikan bezi ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir Rumların pek çoğu gibi bunları satmaz şarap yapardı 1930 da Yanko Yunanistan ın yolunu tuttu Köşkün yeni yaşamı Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu Ne var ki bu ailenin yaşantısı Yanko nunki kadar keyifle örülü olamadı Tevfik Bey in oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu Evin tüm neşesi sönüktü Hatta rivayet olunur ki bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve ah demişti kurbanda kavurmalar mis gibi kokar hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim Orhan aynı yıl köşkün bahçesine de bu dünyaya da veda edecekti Kızıltoprak a giderken Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesi nin bulunduğu yere yakın semtin bu cümbüşlü dünyevi havasıyla iç içe bir dergâh yer alırdı Mecidiye Dergâhı Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı Bahçede ulu ağaçlar olmayıp erik armut ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu 1925 te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhı nın son şeyhi Yusuf Fahri Baba 12 01 1891 12 12 1967 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve O da bizim gibi çöküyor derdi Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı

Ötüken Neşriyat
Kaybolan Selamiçeşme de unutulmaz simalar vardı ki bunlardan biri Şişman Yanko idi Asıl adı Yanko Ananyadis ti Tuhafiye işi ile uğraşırdı Her türlü yünlü peştamal Amerikan bezi ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir Rumların pek çoğu gibi bunları satmaz şarap yapardı 1930 da Yanko Yunanistan ın yolunu tuttu Köşkün yeni yaşamı Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu Ne var ki bu ailenin yaşantısı Yanko nunki kadar keyifle örülü olamadı Tevfik Bey in oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu Evin tüm neşesi sönüktü Hatta rivayet olunur ki bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve ah demişti kurbanda kavurmalar mis gibi kokar hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim Orhan aynı yıl köşkün bahçesine de bu dünyaya da veda edecekti Kızıltoprak a giderken Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesi nin bulunduğu yere yakın semtin bu cümbüşlü dünyevi havasıyla iç içe bir dergâh yer alırdı Mecidiye Dergâhı Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı Bahçede ulu ağaçlar olmayıp erik armut ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu 1925 te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhı nın son şeyhi Yusuf Fahri Baba 12 01 1891 12 12 1967 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve O da bizim gibi çöküyor derdi Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı

Ötüken Neşriyat
Kaybolan Selamiçeşme de unutulmaz simalar vardı ki bunlardan biri Şişman Yanko idi Asıl adı Yanko Ananyadis ti Tuhafiye işi ile uğraşırdı Her türlü yünlü peştamal Amerikan bezi ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir Rumların pek çoğu gibi bunları satmaz şarap yapardı 1930 da Yanko Yunanistan ın yolunu tuttu Köşkün yeni yaşamı Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu Ne var ki bu ailenin yaşantısı Yanko nunki kadar keyifle örülü olamadı Tevfik Bey in oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu Evin tüm neşesi sönüktü Hatta rivayet olunur ki bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve ah demişti kurbanda kavurmalar mis gibi kokar hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim Orhan aynı yıl köşkün bahçesine de bu dünyaya da veda edecekti Kızıltoprak a giderken Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesi nin bulunduğu yere yakın semtin bu cümbüşlü dünyevi havasıyla iç içe bir dergâh yer alırdı Mecidiye Dergâhı Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı Bahçede ulu ağaçlar olmayıp erik armut ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu 1925 te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhı nın son şeyhi Yusuf Fahri Baba 12 01 1891 12 12 1967 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve O da bizim gibi çöküyor derdi Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı

Ötüken Neşriyat
Kaybolan Selamiçeşme de unutulmaz simalar vardı ki bunlardan biri Şişman Yanko idi Asıl adı Yanko Ananyadis ti Tuhafiye işi ile uğraşırdı Her türlü yünlü peştamal Amerikan bezi ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir Rumların pek çoğu gibi bunları satmaz şarap yapardı 1930 da Yanko Yunanistan ın yolunu tuttu Köşkün yeni yaşamı Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu Ne var ki bu ailenin yaşantısı Yanko nunki kadar keyifle örülü olamadı Tevfik Bey in oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu Evin tüm neşesi sönüktü Hatta rivayet olunur ki bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve ah demişti kurbanda kavurmalar mis gibi kokar hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim Orhan aynı yıl köşkün bahçesine de bu dünyaya da veda edecekti Kızıltoprak a giderken Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesi nin bulunduğu yere yakın semtin bu cümbüşlü dünyevi havasıyla iç içe bir dergâh yer alırdı Mecidiye Dergâhı Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı Bahçede ulu ağaçlar olmayıp erik armut ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu 1925 te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhı nın son şeyhi Yusuf Fahri Baba 12 01 1891 12 12 1967 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve O da bizim gibi çöküyor derdi Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı

Ötüken Neşriyat
Tamer Kütükçü tarafından kaleme alınan Geçmiş Zamanların Mekanların ve Hatırlamaların Rafında Kadıköyün Kitabı Ötüken Neşriyat eseri olarak okurlarla buluşuyor Geçmiş Zamanların Mekanların ve Hatırlamaların Rafında Kadıköyün Kitabı Tamer Kütükçü Kitap Özeti Kaybolan Selamiçeşme de unutulmaz simalar vardı ki bunlardan biri Şişman Yanko idi Asıl adı Yanko Ananyadis ti Tuhafiye işi ile uğraşırdı Her türlü yünlü peştamal Amerikan bezi ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir Rumların pek çoğu gibi bunları satmaz şarap yapardı 1930 da Yanko Yunanistan ın yolunu tuttu Köşkün yeni yaşamı Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu Ne var ki bu ailenin yaşantısı Yanko nunki kadar keyifle örülü olamadı Tevfik Bey in oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu Evin tüm neşesi sönüktü Hatta rivayet olunur ki bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve ah demişti kurbanda kavurmalar mis gibi kokar hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim Orhan aynı yıl köşkün bahçesine de bu dünyaya da veda edecekti Kızıltoprak a giderken Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesi nin bulunduğu yere yakın semtin bu cümbüşlü dünyevi havasıyla iç içe bir dergâh yer alırdı Mecidiye Dergâhı Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı Bahçede ulu ağaçlar olmayıp erik armut ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu 1925 te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhı nın son şeyhi Yusuf Fahri Baba 12 01 1891 12 12 1967 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve O da bizim gibi çöküyor derdi Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı Yayınevi Ötüken Neşriyat Yazar Tamer Kütükçü Sayfa 316 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 50x23 50 cm Basım Yılı Mayıs 2018 Barkod 9786051551159 Kategori Anlatı İstanbul Rehberi Türk Edebiyatı

Ötüken
Kaybolan Selamiçeşme de unutulmaz simalar vardı ki bunlardan biri Şişman Yanko idi Asıl adı Yanko Ananyadis ti Tuhafiye işi ile uğraşırdı Her türlü yünlü peştamal Amerikan bezi ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir Rumların pek çoğu gibi bunları satmaz şarap yapardı 1930 da Yanko Yunanistan ın yolunu tuttu Köşkün yeni yaşamı Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu Ne var ki bu ailenin yaşantısı Yanko nunki kadar keyifle örülü olamadı Tevfik Bey in oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu Evin tüm neşesi sönüktü Hatta rivayet olunur ki bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve ah demişti kurbanda kavurmalar mis gibi kokar hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim Orhan aynı yıl köşkün bahçesine de bu dünyaya da veda edecekti Kızıltoprak a giderken Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesi nin bulunduğu yere yakın semtin bu cümbüşlü dünyevi havasıyla iç içe bir dergâh yer alırdı Mecidiye Dergâhı Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı Bahçede ulu ağaçlar olmayıp erik armut ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu 1925 te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhı nın son şeyhi Yusuf Fahri Baba 12 01 1891 12 12 1967 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve O da bizim gibi çöküyor derdi Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı

Ötüken Neşriyat
Kaybolan Selamiçeşme de unutulmaz simalar vardı ki bunlardan biri Şişman Yanko idi Asıl adı Yanko Ananyadis ti Tuhafiye işi ile uğraşırdı Her türlü yünlü peştamal Amerikan bezi ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir Rumların pek çoğu gibi bunları satmaz şarap yapardı 1930 da Yanko Yunanistan ın yolunu tuttu Köşkün yeni yaşamı Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu Ne var ki bu ailenin yaşantısı Yanko nunki kadar keyifle örülü olamadı Tevfik Bey in oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu Evin tüm neşesi sönüktü Hatta rivayet olunur ki bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve ah demişti kurbanda kavurmalar mis gibi kokar hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim Orhan aynı yıl köşkün bahçesine de bu dünyaya da veda edecekti Kızıltoprak a giderken Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesi nin bulunduğu yere yakın semtin bu cümbüşlü dünyevi havasıyla iç içe bir dergâh yer alırdı Mecidiye Dergâhı Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı Bahçede ulu ağaçlar olmayıp erik armut ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu 1925 te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhı nın son şeyhi Yusuf Fahri Baba 12 01 1891 12 12 1967 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve O da bizim gibi çöküyor derdi Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı

Ötüken Neşriyat - Şehir Kitapları Dizisi
Kaybolan Selamiçeşme de unutulmaz simalar vardı ki bunlardan biri Şişman Yanko idi Asıl adı Yanko Ananyadis ti Tuhafiye işi ile uğraşırdı Her türlü yünlü peştamal Amerikan bezi ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir Rumların pek çoğu gibi bunları satmaz şarap yapardı 1930 da Yanko Yunanistan ın yolunu tuttu Köşkün yeni yaşamı Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu Ne var ki bu ailenin yaşantısı Yanko nunki kadar keyifle örülü olamadı Tevfik Bey in oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu Evin tüm neşesi sönüktü Hatta rivayet olunur ki bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve ah demişti kurbanda kavurmalar mis gibi kokar hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim Orhan aynı yıl köşkün bahçesine de bu dünyaya da veda edecekti Kızıltoprak a giderken Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesi nin bulunduğu yere yakın semtin bu cümbüşlü dünyevi havasıyla iç içe bir dergâh yer alırdı Mecidiye Dergâhı Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı Bahçede ulu ağaçlar olmayıp erik armut ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu 1925 te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhı nın son şeyhi Yusuf Fahri Baba 12 01 1891 12 12 1967 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve O da bizim gibi çöküyor derdi Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı Tanıtım Bülteninden İnce Kapak Sayfa Sayısı 316Baskı Yılı 2014e Kitap Sayfa Sayısı 253Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi Ötüken Neşriyat